ABD'NİN BATI ASYA'DAN ÇEKİLME İKİLEMİ: KALMAK ZOR GİTMEK KOLAY DEĞİL
Mehmet Mamaş, ABD'nin Batı Asya ve Avrupa'dan çekilme tartışmasını iki stratejik senaryo ve üç soru üzerinden değerlendiriyor.
ABD'nin kurumsal aklı tarafından tartışılmakta olduğu ve defaten Başkan Trump tarafından nobran bir şekilde dile getirilerek aşikâre edilen Batı Asya ve Avrupa'dan çekilme fikri bölge denkleminde büyük karışıklıkların yaşanmasına neden oldu. Bu nobran çıkışları bazıları ABD'nin şantajcılığına, kimisi güvenilmez müttefikliğine ve bazıları da İran dolayımında Çin-Rusya eksenine yenilmekte olduğu değerlendirmesine dayandırmaktadırlar.
İnsanların üzüm salkımları gibi kargo uçaklarının tekerleklerine asıldığı Afganistan'daki çekilme sahneleri, Rojava ve Irak'tan çekilmesi ve Yemen'de Husilere karşı Suudi Arabistan'ı yalnız bırakması gerçeği karşısında bölgedeki bütün aktörler kendi pozisyonlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor.
Bugüne kadar ABD'nin tarihinde ve siyasi kültüründe müttefiklerine ihanet etmek ve onları düşmanlarının insafına bırakmak gibi bir davranışı yoktu. ABD ile müttefik olanlar bunun önsel güveniyle hareket ederlerdi. Ancak Trump yönetimi artık bunun mümkün olduğunu kanıtladığı için hem küresel alanda hem de bölgesel bağlamda ittifakların doğası ciddi manada sorgulanır duruma geldi. Her ne kadar; "yaşadığım sürece ABD'nin müttefiklerine ihanet etmesine izin vermeyeceğim" diyerek ABD'nin tarihsel onurunu koruyacağını haykırmış olan mütevefa senatör Landsey Graham'ın ömrü vefa etmediyse de, bu ilkenin ihlal edilmiş olmasının cezasını hem ABD hem de müttefikleri çekeceklerdir. Batı Asya'daki her eylemde bunun etkisi yakından hissedilmektedir.
11 Eylül saldırıları sonrası bizzat Başkan Bush'un "bizim için bundan böyle kalıcı ittifaklar yoktur" şiarıyla tezatlık içinde ilan ettiği; "her ulus, her bölge, şimdi karar verme zamanıdır, ya bizimlesiniz ya da teröristlerin yanındasınız" konseptini anımsayınca açıkçası bu konuda Başkan Trump'ın nereye ve ne kadar suçlanabileceği konusunda insan ister istemez muallakta kalıyor ama yine de bu anımsatmayla düşünülsün isterim.
Yine de bugün kafası alabildiğine karışık, tezatlık içinde davranan, stratejik yönelim ve hedefleri konusunda sendeleyen ve oradan-buradan çekilme tehditleri savuran ve sonra tekrar başa dönen ABD'nin, 11 Eylül sonrası içine girdiği yeni Dünya gerçekliği Başkan Trump dönemiyle beraber daha güçlü bir türbülansa kapılmış gibi görünüyor. Bu türbülans dönemine kuşatıcı bir dünya görüşü, kapsayıcı bir teorik birikim ve dünyayı kucaklayabilecek değerler sistemine sahip olmayan bir liderlikle girdiği için, bu perspektif körleşmesinin ABD'ye mi yoksa müttefiklerine mi daha çok zarar verdiği konusunda emin olmak yine kolay değil. ABD bu geçiş çağında zorlu bir sınav ve yol ayrımıyla yüzyüzedir.
Bu yol ayrımındaki sendelemenin ve sapmaların en önemli nedeninin ["Hegel'in Merceğinden AB ve Çin'e Bakmak" başlıklı çalışmamızda ifade ettiğimiz üzere], yükselen Çin karşısında Avrupa'yı yanına alamayan ABD'nin geçirdiği tarvma şokları olduğu söylenebilir. Bu travmanın şoklarıyla ABD siyasal aklının yaşadığı tutulum tüm dünya siyasetini sarsıyor adeta. Çin'i durdurmayı ve geriletmeyi başaramazsa küresel kapitalizmin liderliğini kaybetme riskiyle yüzleşmek durumunda kalacaktır. Avrupa'nın dahli olmaksızın bu hesaplaşmayı lehte sonuca vardırması sanıldığı gibi kolay değildir. Batı ittifakı bu nedenle çatırdıyor. Bu nedenle ABD Avrupalı müttefiklerini nankörlükle ve ihanetle suçlamaktadır.
ABD stratejik aklının düşündüğü iki güçlü senaryodan biri bu yazı çalışmamızın da konusunu teşkil eden Avrupa ve Batı Asya'dan ABD'nin çekilerek Atlantik ötesine geçmesi, Amerikan kıtasını tekrar Monroe Doktrini'nin güncellenmesi temelinde nüfuz alanı ilan etmesi [Kanada ve Görnland'ı istemesinin gerekçesi] ve gümrük duvarlarını yükselterek kendini ticari güvenceye almak suretiyle kıta Amerikasını kendi muhafazası için doğal bir kaleye dönüştürmek. Midye gibi kapanarak kendini besleyip onarmak, kabuğunu sertleştirmek ve küresel hasardan en az etkilenecek şekilde konumlandırmak istiyor. İkinci senaryo; dış pazara endeksli ve yine tamamen dış kaynaklara bağımlı olan Çin'e [Petrol konusunda Çin %85-90 oranında dışarıya bağımlıdır] %30 dünya piyasalarının altından bir fiyatla petrol veren Venezüella ve İran gibi devletleri safdışı etmek ve Panama kanalı, Süveyş kanalı ve Görnland üzerinden muhtemel bir Arktik ticaret güzerhahını denetim altına alarak bu kuşatmayı Çin karasına doğru daraltmaktır.
Bu her iki senaryo da yabana atılacak senaryolar değildir. ABD'nin geldiği yol ayrımını tarif etmesi açısından öğreticidir ve ikisi de ABD merkezli dünya hegemonyasının teminat altına alınması mücadelesinin doğrultusunu göstermesi yönünden dikkate değerdir.
Bu doğrultudan Orta Doğu'ya dönecek olursak soru şudur: ABD çekilecek olsa ve düşündüğü şekilde izolasyona gitse liderliğini koruyabilmesinin güvencesi var mıdır? Aynı şekilde sözkonusu çekilme durumunda Batı Asya'da yaşanması muhtemel katastrofik çöküş sonrası ve bunun tüm Avrupa'yı da içine alması halinde ortaya çıkabilecek enkazı kaldırmaya ABD'nin kudreti yetecek midir? Yetmeyecekse dünya güç dengesi nereye gidecektir gibi sorular ABD aklını tartıştırmaktadır. Ve bu aklın içinde elbette İsrail ve Avrupalılar da var. Gayet iyi bilindiği gibi bütün savaşlarda saltık bir irade yoktur, kimse salt başına kendi iradesinin efendisi değildir.
Konunun bu soruşturmasıyla çalışmamızın başlarında kamu nazarına taşıdımız şu üç faktörü buraya aşağıya çağırıp yanıtlamak istersek;
1. ABD şantaj mı yapıyor? Hayır şantaj yapmıyor. Benimle hareket etmezsen sen de batarsın diyor.
2. ABD güvenilmez bir müttefik mi? Sovyetler Birliği yıkılmadan önce ABD müttefikliği "mezara kadardı" yıkıldıktan sonra ise 'gittiği yere kadardır.' Hasım seçiminde veya küresel projeksiyonda odaklaşma sağlanamadığı için ittifaklar araçsallaşmaktadır. Bu da herkesin 'kasko' güvencesini sorgulamasına gerekçe olmaktadır.
3. ABD Çin-Rusya eksenine yenilmekte midir? İran dolayımıyla böyle bir yargıya varmak gerçekçi değildir. İran hurdahaş duruma sokulmuştur ve çok daha yoğun bir müdahale İran kapısında bekliyor. Ama Ukrayna'da pata durumdadır. Mesela Afganistan'da ABD yenilmiştir, ancak bu bir cephedeki yenilgi sayılır. Önemlidir ama tayin edici değildir. Geçmişte muazzam kayıplarla Vietnam'da yenildiği halde ABD günümüzde halen süper güçtür ve öyle vedalaşmadan yarın öbür gün tarih sahnesinden yıkılıp gidecekmiş gibi entelektüel soruşturmaya konu edilecek kadar basitlestirilemez. ABD gibi, Roma gibi büyük güçler bir anda çökmezler. Muazzam düzeyde karmaşık süreçler ve tarihsel gelişim yasaları gözönüne alınmadan yapılan afakî değerlendirmeler bizi doğru sonuca götürmez.
ABD Batı Asya ve Avrupa'dan çekilirse bu iki bölgede katastrofik bir çöküşün yaşanması elbette güçlü bir olasılıktır ve bu güçlü olasılık küresel ABD liderliğinin de sonunu başlatabilecek dinamikleri harekete geçirecektir. Çünkü ABD Avrupa olmaksızın, Avrupa Batı Asya olmaksızın Batı üstünlüğü ayakta kalamaz. Batı Roma yıkıldıktan sonra neler olduğuna bakıp hatırlayalım birlikte; birkaç yüzyıl sonra Batı Asyalı güçler 800 yıl Avrupa'yı işgal ettiler [Endülüs] ve tıpkı bugün onların kendilerine yaptığı gibi mahvına yol açtılar; Akdeniz bir Arap gölü oldu. Sevgili hocam derste; "Avrupa dediğimiz yer en nihayetinde Asya'nın ucunda küçücük bir kara parçasıdır" derken bizlere aslında bu tarihsel ve felsefî hakikatı anlatmak istemişti. Bu tarihsel bilincin sonundaki hakikati ABD bilmiyor mu!? Elbette biliyor. Batı Asya Dünyanın orta yeridir. Küresel liderlik iddiası olan hiçbir güç burada egemen olmadan ayakta kalamaz. Bu yüzden kalmak zor, gitmek kolay değil dedik.
3 Ekim 2026
DILEMA AMERİKAYÊ YA VEKİŞÎNA JI ROJAVA YÊ ASYAYÊ: MAN BIZAHMET E, ÇÛN O ZEHMET E
Mehmet Mamaş nîqaşa vekişîna Amerîkayê ji Rojava yê Asyayê û Ewropayê li ser du senaryoyên stratejîk û sê pirsan dinirxîne.
Ramanê vekişîna ji Rojava yê Asyayê û Ewropayê ku ji aliyê hişê saziyên Amerîkayê ve tê nîqaşkirin û gelek caran ji aliyê Serok Trump ve bi rengekî hişk hat ziman û eşkere bû, bû sedema alozîyên mezin di hevkêşeya herêmê de. Hinek van daxuyaniyên hişk dispêrin şantajkarîya Amerîkayê, hinek dispêrin hevbendîya wê ya ne ewle, û hinek jî dispêrin wê nirxandinê ku di navbera Îranê de li ber amberî Çîn û Rûsyayê têk diçe.
Li hember dîmenên vekişîna ji Efxanistanê ku mirovan mîna guliyên tirîyan xwe bi tekerên firokeyên bargiriyê ve daliqandibûn, û rastiya vekişîna ji Rojava û Iraqê û tenê hiştina Erebistana Siûdî li Yemenê li hember Hûsiyan, hemû aktorên herêmê neçar dimînin ku rewşa xwe ji nû ve binirxînin.
Heta niha di dîrok û çanda siyasî ya DYA’yê de, xiyanetkirina li hevalbendan û hiştina wan di bin rehma dijminên wan de, tiştekî wisa nebûye. Kesên ku bi DYA’yê re hevalbend bûn, bi vê baweriyê tevdigeriyan. Lê belê, ji ber ku rêveberiya Trump êdî îspat kir ku ev yek mimkun e, hem li qada cîhanî hem jî di çarçoveya herêmî de, xwezaya hevalbendiyan ketiye ber pirsiyarên cidî. Her çend temenê senatorê rehmetî Lindsey Graham têrê nekir ku bibîne, yê ku bi gotina "heta ez sax bim, ez ê nehêlim DYA xiyanetê li hevalbendên xwe bike" qêriyabû û xwestibû rûmeta dîrokî ya DYA’yê biparêze jî, hem DYA û hem jî hevalbendên wê wê berdêla binpêkirina vê prensîbê bidin. Di her çalakiyekê de li Rojhilata Navîn, bandora vê yekê ji nêz ve tê hîskirin.
Piştî êrîşên 11ê Îlonê, dema mirov bîr tîne ku Serok Bush bi xwe bi dirûşma "ji bo me êdî tifaqên mayînde nînin" û bi têgeha "her netewe, her herêm, niha dema biryardanê ye, hûn an bi me re ne an jî bi alîgirên terorîstan re ne" ya ku bi vê dirûşmê re nakok bû, daxuyaniyek da; mirov di mijara ku Serok Trump heta çi astê û çawa tê sûcdarkirin de dikeve nav gumanan, lê dîsa jî dixwazim ev mijar bi bîranîna van bûyeran were nirxandin.
Dîsa jî îro DYA ya ku serê wê gelekî tevlîhev e, bi nakokî tevdigere, di derbarê araste û armancên xwe yên stratejîk de diheje, gefên vekişînê ji vê derê û wê derê dixwe û paşê vedigere serê xwe, piştî 11ê Îlonê ketiye nav rastiyeke nû ya cîhanê û bi dema Serok Trump re dixuye ku ketiye nav tûrbûlanseke bihêztir. Ji ber ku bi serokatiyeke ku xwedî cîhanbîniyeke berfireh, zanîna teorîk a giştgir û sîstemeke nirxan a ku dikare cîhanê hembêz bike nîne ketiye vê serdema tûrbûlansê, ne hêsan e ku mirov piştrast be ka ev korbûna perspektîfê zirarê bêtir dide DYA'yê yan jî hevalbendên wê. DYA di vê serdema veguhertinê de rûbirûyê îmtîhaneke dijwar û rêyeke du-yan e.
Dikare bê gotin ku sedema herî girîng a vê şaşwazî û xwarbûna li vê rêyê, ew şokên trawmayê ne ku DYA di hemberî Çîna bilind dibe de dijî, ji ber ku nikare Ewropayê bixe aliyê xwe [wekî me di xebata xwe ya bi navê "Li AB û Çînê bi Çavê Hegel Binerin" de anîbû ziman]. Ew girtina ku hişmendiya siyasî ya DYA'yê bi şokên vê trawmayê dijî, hema bêje hemû siyaseta cîhanê dihejîne. Heke nikaribe Çînê rawestîne û paşve bixe, wê neçar bimîne ku bi rîska windakirina serkêşiya kapîtalîzma gerdûnî re rû bi rû bimîne. Bêyî tevlêbûna Ewropayê, encamdana vê hesabpirsînê bi awayekî erênî, ne ewqas hêsan e ku tê fikirîn. Ji ber vê yekê tifaqên Rojava diqelişin. Ji ber vê yekê DYA hevalbendên xwe yên Ewropî bi nankorî û xiyanetê tawanbar dike.
Yek ji wan du senaryoyên bihêz ên ku hişê stratejîk ê DYA’yê li ser difikire û mijara vê nivîsa me ye, ev e: DYA ji Ewropa û Rojhilata Asyayê vekişe û derbasî aliyê din ê Atlantîkê bibe. Li ser bingeha nûkirina Doktrîna Monroe, parzemîna Amerîkayê careke din wekî qada bandora xwe îlan bike [sedema daxwaza wan a ji bo Kanada û Gronlandê ev e] û bi bilindkirina dîwarên gumrikê xwe di warê bazirganî de misoger bike. Bi vî awayî dixwaze parzemîna Amerîkayê ji bo parastina xwe veguherîne keleheke xwezayî. Dixwaze mîna mîdye xwe bigire, xwe xwedî bike û tamîr bike, qalikê xwe hişk bike û xwe bi awayekî bi cih bike ku ji zirarên gerdûnî herî kêm bandor bibe.
Senaryoya duyemîn ev e; dewletên wekî Venezuela û Îranê yên ku bi bihayekî ji sedî 30 binê bazarên cîhanê petrolê didin Çînê, ji holê rake. Çîn di warê petrolê de bi rêjeya ji sedî 85-90 ve girêdayî derve ye û bi temamî bi çavkaniyên derve ve girêdayî ye. DYA dixwaze bi kontrolkirina kanala Panama, kanala Suweyşê û rêyeke bazirganiyê ya muhtemel a Arktîkê ya bi rêya Gronlandê, vê dorpêçê li ser axa Çînê tengtir bike.
Her du senaryo jî ne tiştên ku mirov wan paşguh bike ne. Ji bo danasîna wê rêya ku DYA gihîştiyê, ev senaryo hînker in û ji bo nîşandana arasteya têkoşîna parastina hegemonyaya cîhanî ya bi serkêşiya DYA’yê, her du jî hêjayî giringiyê ne.
Ger em ji vê arasteyê vegerin ser Rojhilata Navîn, pirsa sereke ev e: Eger DYA vekişe û wekî ku difikire ber bi îzolasyonê ve biçe, gelo garantiyek heye ku ew karibe serkêşiya xwe biparêze? Her wiha, di rewşeke wiha ya vekişînê de, piştî hilweşîneke karesatbar a ku dibe li Rojavayê Asyayê çêbibe û tevahiya Ewropayê jî bixe nava xwe, gelo hêza DYA’yê dê têra rakirina vê kavilê bike? Pirsgirêkên wekî "eger têra neke, hevsengiya hêza cîhanê dê ber bi ku ve biçe", hişê DYA’yê mijûl dikin. Bêguman di nava vî hişî de Îsraîl û Ewropî jî hene. Wekî ku baş tê zanîn, di hemû şeran de îradeyeke mutleq nîne, kes bi serê xwe ne efendiyê îradeya xwe ye.
Bi vê lêpirsîna mijarê re, eger em bixwazin wan sê faktorên ku me di destpêka xebata xwe de anîbûn ber çavê raya giştî, li vir bang bikin û bersiv bidin;
1. Gelo DYA şantajê dike? Na, şantajê nake. Dibêje eger tu bi min re tevnegerî, tu yê jî têk biçî.
2. Gelo DYA hevalbendekî bêbawer e? Beriya hilweşîna Yekîtiya Sovyetê, hevalbendiya DYA "heta gorê" bû, piştî hilweşînê bû "heta ku diçe". Ji ber ku di hilbijartina dijminan de an jî di projeksiyonên cîhanî de baldarî nayê kirin, hevalbendî tên amûrkirin. Ev yek jî dibe sedem ku her kes "sîgorteya" xwe ya ewlehiyê bipirse.
3. Gelo DYA li hemberî eksena Çîn-Rûsyayê têk diçe? Bi rêya Îranê gihîştina encameke wiha ne rast e. Îran hatiye rewşeke gelek xerab û destwerdaneke pir mezintir li ber deriyê Îranê ye. Lê li Ukraynayê rewş wekhev e. Bo nimûne, DYA li Efxanistanê têk çû, lê ev tenê wekî têkçûneke li eniyekê tê dîtin. Ev girîng e lê ne biryarder e. DYA tevî ku di paşerojê de li Vîetnamê bi ziyanên mezin têk çû jî, îro hêj hêzeke mezin e û nayê wê wateyê ku wê bi hêsanî û bêyî xatirxwestinê ji rûpelên dîrokê winda bibe; ev mijar nikare bi qasî ku di lêkolînên rewşenbîrî de tê hêsankirin, be. Hêzên mezin ên wekî DYA û Romayê bi carekê ve hilnaweşin. Nirxandinên dûrî rastiyê yên ku pêvajoyên aloz û qanûnên pêşketina dîrokî li ber çavan nagirin, me nagihînin encameke rast.
Heke DYA ji Rojhilata Navîn û Ewropayê vekişe, di van her du herêman de rûdana hilweşîneke mezin ihtimaleke xurt e û ev ihtimal wê wan dînamîkan bide destpêkirin ku dawiya serokatiya cîhanî ya DYA’yê bîne. Çimkî bêyî Ewropayê DYA, û bêyî Rojhilata Navîn jî Ewropa, serdestiya Rojava nikare li ser piyan bimîne. Werin em li tiştên piştî hilweşîna Romaya Rojava qewimîn binêrin û bînin bîra xwe; çend sedsal şûnde hêzên Rojhilata Navîn 800 salan Ewropa dagir kirin [Endulus] û tam wekî ku îro ew li wan dikin, bûn sedema wêrankirina wan; Deryaya Spî bû goleke ereban. Mamosteyê min ê hêja di dersê de dema digot; "Ewropa ya ku em jê re dibêjin ewropa, di dawiyê de li serê Asyayê perçeyekî biçûk ê axê ye", di rastiyê de dixwest vê rastiya dîrokî û felsefî ji me re bibêje. Gelo DYA vê rastiya di dawiya vê hişmendiya dîrokî de nizane!? Bêguman dizane. Rojhilata Navîn navenda cîhanê ye. Ti hêzeke ku îdiaya wê ya serokatiya cîhanî hebe, bêyî ku li vir serdest be nikare li ser piyan bimîne. Lewma me got mayîn zehmet e, çûyîn ne hesan e.
3’ê Cotmeha 2026’an
دیلەمای کشانەوەی ئەمریکا لە ڕۆژئاوای ئاسیا: مانەوە زەحمەتە و ڕۆیشتنیش ئاسان نییە
مەحمەد ماماش، پرسی کشانەوەی ئەمریکا لە ڕۆژئاوای ئاسیا و ئەوروپا لە ڕێگەی دوو سیناریۆی ستراتیژی و سێ پرسیارەوە هەڵدەسەنگێنێت.
ئەو بیرۆکەیەی کە لەلایەن عەقڵی دامەزراوەیی ئەمریکاوە تاوتوێ دەکرێت و چەند جارێکیش لەلایەن سەرۆک ترەمپەوە بە شێوازێکی زبر و ئاشکرا باس کراوە، سەبارەت بە کشانەوە لە ڕۆژئاوای ئاسیا و ئەوروپا، بووەتە هۆی دروستبوونی ئاڵۆزییەکی زۆر لە هاوکێشەی ناوچەکەدا. هەندێک کەس ئەم لێدوانە زبرانە بۆ سیاسەتی هەڕەشەکردنی ئەمریکا، هەندێکی دیکە بۆ هاوپەیمانییە متمانەپێنەکراوەکەی و هەندێکیش بۆ ئەو هەڵسەنگاندنە دەگەڕێننەوە کە گوایە ئەمریکا لە بەرامبەر تەوەرەی چین-ڕووسیا و لە ڕێگەی ئێرانەوە تووشی شکست بووە.
لە بەرامبەر ئەو ڕاستییەی کە لە ئەفغانستان بینیمان، کاتێک خەڵک وەک هێشووی ترێ خۆیان بە تایەی فڕۆکە بارهەڵگرەکانەوە هەڵدەواسی، هەروەها کشانەوە لە ڕۆژئاوا و عێراق و بەتەنیا هێشتنەوەی سعودیە لە بەرامبەر حوسییەکان لە یەمەن، هەموو ئەکتەرەکانی ناوچەکە ناچارن پێداچوونەوە بە هەڵوێستەکانی خۆیاندا بکەن.
تا ئێستا لە مێژوو و کولتووری سیاسیی ئەمریکادا، خیانەتکردن لە هاوپەیمانان و بەجێهێشتنیان بە دەستی دوژمنەکانیان بوونی نەبووە. ئەوانەی هاوپەیمانی ئەمریکا بوون، بە متمانەیەکی پێشوەختەوە هەڵسوکەوتیان دەکرد. بەڵام لەبەر ئەوەی ئیدارەی ترەمپ سەلماندی کە ئیتر ئەمە مومکینە، سروشتی هاوپەیمانییەکان هەم لە ئاستی جیهانی و هەم لە چوارچێوەی ناوچەییشدا کەوتووەتە ژێر پرسیارێکی جدییەوە. هەرچەندە تەمەنی سیناتۆری کۆچکردوو لیندزی گراهام بەوە وەفا نەکرد کە بە هاوارکردنەوە وتبووی "تا لە ژیاندا بم ڕێگە نادەم ئەمریکا خیانەت لە هاوپەیمانەکانی بکات" و دەیویست شەرەفی مێژوویی ئەمریکا بپارێزێت، بەڵام هەم ئەمریکا و هەم هاوپەیمانەکانی باجی پێشێلکردنی ئەم بنەمایە دەدەن. لە هەموو جوڵەیەک لە ڕۆژئاوای ئاسیا، کاریگەریی ئەمە بە ڕوونی هەست پێ دەکرێت.
کاتێک بیر لەو چەمکە دەکەینەوە کە دوای هێرشەکانی ١١ی سێپتەمبەر، خودی سەرۆک بوش بە دروشمی "لە ئێستاوە بۆ ئێمە هاوپەیمانی هەمیشەیی بوونی نییە" بە پێچەوانەی ئەو قسەیەی ڕایگەیاند: "هەموو نەتەوەیەک و هەموو ناوچەیەک، ئێستا کاتی بڕیاردانە، یان لەگەڵ ئێمەن یان لەگەڵ تیرۆریستانن"، بە ڕاشکاوی مرۆڤ لەوەدا دوودڵ دەبێت کە سەرۆک ترەمپ تا چەند و بۆ کوێ دەبێت تاوانبار بکرێت، بەڵام هەرچۆنێک بێت دەمەوێت ئەم بیرهێنانەوەیە لەبەرچاو بگیرێت.
سەرەڕای ئەوەش، ئەمڕۆ ئەمریکا کە مێشکی بە تەواوی تێکچووە، بە دژبەیەکیدا هەڵسوکەوت دەکات، لە ئاراستە و ئامانجە ستراتیژییەکانی خۆیدا پێڵ دەکات، هەڕەشەی کشانەوە لەملا و لەولا دەکات و پاشان دەگەڕێتەوە سەر خاڵی سفر، وادەردەکەوێت ئەو واقیعە نوێیەی جیهان کە دوای ١١ی سێپتەمبەر تێیکەوتووە، لەگەڵ سەردەمی سەرۆک ترەمپدا تووشی شەپۆلێکی بەهێزتر بووبێت. لەبەر ئەوەی ئەم قۆناغە پڕ لە شەپۆلە بە سەرکردایەتییەک دەستی پێکردووە کە خاوەنی دیدگایەکی گشتگیری جیهانی، کۆکراوەیەکی تیۆریی فراوان و سیستەمێکی بەهای مرۆیی نییە کە بتوانێت جیهان لە باوەش بگرێت، بۆیە ئاسان نییە بزانین ئەم کوێربوونی دیدگایە زیاتر زیان بە ئەمریکا دەگەیەنێت یان بە هاوپەیمانەکانی. ئەمریکا لەم سەردەمی گۆڕانکارییەدا ڕووبەڕووی تاقیکردنەوەیەکی سەخت و دووڕیانێکی چارەنووسساز بووەتەوە.
دەکرێت بوترێت گرنگترین هۆکاری ئەم دڵەڕاوکێ و لادانانە لەم وێستگەی بڕیاردانەدا، ئەو شۆک و تراومایانەیە کە ئەمریکا بەهۆی نەتوانینی ڕاکێشانی ئەوروپا بۆ بەرەی خۆی لە بەرامبەر چیندا تووشی بووە [وەک لە توێژینەوەکەمان بە ناونیشانی "سەیرکردنی یەکێتی ئەوروپا و چین لە ڕوانگەی هیگڵ" ئاماژەمان پێداوە]. ئەو گیروگرفتەی ئەقڵی سیاسی ئەمریکا بەهۆی ئەم شۆکانەوە تووشی بووە، بە جۆرێک هەموو سیاسەتی جیهان دەهەژێنێت. ئەگەر ئەمریکا نەتوانێت چین ڕابگرێت و پاشەکشەی پێ بکات، ئەوا ڕووبەڕووی مەترسی لەدەستدانی سەرکردایەتی سەرمایەداری جیهانی دەبێتەوە. بەبێ بەشداری ئەوروپا، یەکلاییکردنەوەی ئەم ململانێیە بە قازانجی ئەمریکا بەو ئاسانییە نییە کە بیر لێ دەکرێتەوە. هەر بۆیە هاوپەیمانی ڕۆژئاوا لە لێکترازاندایە. هەر لەبەر ئەم هۆکارەشە ئەمریکا هاوپەیمانە ئەوروپییەکانی بە بێوەفایی و خیانەت تۆمەتبار دەکات.
یەکێک لەو دوو سیناریۆ بەهێزەی کە عەقڵی ستراتیژیی ئەمریکا بیری لێ دەکاتەوە و بووەتە بابەتی ئەم نووسینەی ئێمە، بریتییە لە کشانەوەی ئەمریکا لە ئەورووپا و ڕۆژئاوای ئاسیا و گەڕانەوەی بۆ ئەوبەری ئەتڵەسی. هەروەها ڕاگەیاندنی کیشوەری ئەمریکا وەک ناوچەی کاریگەریی خۆی لەسەر بنەمای نوێکردنەوەی دۆکترینەی مۆنرۆ [هۆکاری داواکردنی کەنەدا و گرینلەند] و بەرزکردنەوەی باجە گومرگییەکان بۆ دڵنیابوون لە بازرگانی، تاوەکو کیشوەری ئەمریکا بکاتە قەڵایەکی سروشتی بۆ پاراستنی خۆی. ئەمریکا دەیەوێت وەک ماسییەکەی ناو توێکڵ، خۆی دابخات و خۆی بژیێنێت و چاک بکاتەوە، توێکڵەکەی ڕەق بکات و بە جۆرێک خۆی جێگیر بکات کە کەمترین زیانی لە زیانە جیهانییەکان بەر بکەوێت.
سیناریۆی دووەم؛ لەناوبردنی ئەو دەوڵەتانەیە کە نەوت بە نرخێکی ٣٠٪ کەمتر لە بازاڕەکانی جیهان بە چین دەفرۆشن، وەک ڤێنزوێلا و ئێران، چونکە چین بۆ بازاڕی دەرەکی و سەرچاوەکانی دەرەوە [چین لە ڕووی نەوتەوە ٨٥ بۆ ٩٠٪ پشت بە دەرەوە دەبەستێت] تەواو وابەستەیە. هەروەها کۆنترۆڵکردنی کەناڵی پەنەما، کەناڵی سوێس و ڕێڕەوی بازرگانیی ئەگەری لە ئارکتیک لە ڕێگەی گرینلەندەوە، بۆ ئەوەی ئەم گەمارۆیە بەرەو خاکی چین تەسک بکاتەوە.
هەردوو ئەم سیناریۆیە شایەنی ئەوە نین پشتگوێ بخرێن. ئەمە بۆ وەسفکردنی ئەو دووڕیانەی ئەمریکا پێیدا تێپەڕ دەبێت وانەیەکی گرنگە و هەردووکیان لە ڕووی نیشاندانی ئاراستەی خەبات بۆ پاراستنی هەژموونی جیهانیی ئەمریکاوە جێگەی سەرنجن.
ئەگەر لەم ئاراستەیەوە بگەڕێینەوە سەر ڕۆژهەڵاتی ناوەڕاست، پرسیارەکە ئەوەیە: ئەگەر ئەمریکا بکشێتەوە و بەو شێوەیەی بیری لێ دەکاتەوە بەرەو گۆشەگیری بڕوات، ئایا گەرەنتییەک هەیە بتوانێت پێشەنگێتییەکەی بپارێزێت؟ بە هەمان شێوە، لە ئەگەری کشانەوەدا و دوای ئەو داڕمانە کارەساتبارەی کە پێشبینی دەکرێت لە ڕۆژئاوای ئاسیا ڕوو بدات و ئەگەر تەواوی ئەوروپاش بگرێتەوە، ئایا ئەمریکا توانای ئەوەی دەبێت ئەو وێرانکارییە پاک بکاتەوە؟ ئەگەر توانای نەبێت، هاوسەنگی هێز لە جیهاندا بەرەو کوێ دەچێت؟ ئەم پرسیارانە مێشکی ئەمریکا سەرقاڵ کردووە. بێگومان ئیسرائیل و ئەوروپییەکانیش لەم مێشکەدا هەن. وەک زۆر باش دەزانرێت، لە هەموو جەنگەکاندا ئیرادەیەکی ڕەها بوونی نییە و هیچ کەسێک بە تەنیا خاوەنی ئیرادەی خۆی نییە.
بە لێکۆڵینەوە لەم بابەتە، ئەگەر بمانەوێت ئەو سێ فاکتەرەی لە سەرەتای کارەکەماندا خستمانە بەردەم ڕای گشتی، لێرەدا بانگهێشتیان بکەین و وەڵامیان بدەینەوە؛
1. ئایا ئەمریکا هەڕەشە دەکات؟ نەخێر، هەڕەشە ناکات. دەڵێت ئەگەر لەگەڵ من نەجوڵێیتەوە، ئەوا تۆش لەناو دەچیت.
2. ئایا ئەمریکا هاوپەیمانێکی بێ متمانەیە؟ پێش ڕووخانی یەکێتی سۆڤیەت، هاوپەیمانی لەگەڵ ئەمریکا "تا سەر گۆڕ" بوو، بەڵام دوای ڕووخانی، بوو بە "تا ئەو جێگەیەی دەڕوات". لەبەر ئەوەی لە هەڵبژاردنی دوژمن یان لە دیدگای جیهانیدا یەکڕیزی نییە، هاوپەیمانییەکان وەک ئامراز بەکاردەهێنرێن. ئەمەش وادەکات هەموو کەسێک گومانی لە "بیمە" و دڵنیاییەکەی هەبێت.
٣. ئایا ئەمریکا بەرامبەر بە تەوەرەی چین-ڕووسیا تووشی شکست بووە؟ گەیشتن بەم جۆرە دەرەنجامە لە ڕێگەی ئێرانەوە واقیعی نییە. ئێران تووشی دۆخێکی وێرانکار بووە و دەستێوەردانێکی زۆر چڕتر لە دەرگای ئێراندا چاوەڕێی دەکات. بەڵام لە ئۆکرانیا دۆخەکە یەکسانە. بۆ نموونە ئەمریکا لە ئەفغانستان شکستی هێناوە، بەڵام ئەمە تەنیا وەک شکستێک لە بەرەیەکدا هەژمار دەکرێت. گرنگە بەڵام یەکلاکەرەوە نییە. ئەمریکا لە ڕابردوودا سەرەڕای زیانە زۆرەکان لە ڤێتنام شکستی هێنا، بەڵام ئەمڕۆ هێشتا زلهێزە و ناکرێت بەو شێوەیە سادە بکرێتەوە کە گوایە بێ ماڵئاوایی و لە ڕۆژانی داهاتوودا لە گۆڕەپانی مێژوو دەسڕێتەوە و وەک بابەتێکی لێکۆڵینەوەی ڕۆشنبیری سەیر بکرێت. زلهێزەکانی وەک ئەمریکا و ڕۆم، بە یەکجار ناڕووخێن. هەڵسەنگاندنە ڕووکەشییەکان بەبێ لەبەرچاوگرتنی پرۆسە ئاڵۆزەکان و یاساکانی گەشەسەندنی مێژوویی، ئێمە بەرەو دەرەنجامی دروست نابەن.
ئەگەر ئەمریکا لە ڕۆژئاوای ئاسیا و ئەوروپا بکشێتەوە، ئەوا ئەگەری زۆرە کە داڕمانێکی کارەساتبار لەم دوو ناوچەیە ڕووبدات و ئەم ئەگەرە بەهێزە ئەو دینامیکانە دەخاتە گەڕ کە دەکرێت کۆتایی بە سەرکردایەتیی جیهانیی ئەمریکا بهێنێت. چونکە ئەمریکا بەبێ ئەوروپا، و ئەوروپاش بەبێ ڕۆژئاوای ئاسیا، ناتوانن باڵادەستیی ڕۆژئاوا بپارێزن. با پێکەوە سەیری ئەوە بکەین و بیرمان بێتەوە کە دوای ڕووخانی ڕۆمای ڕۆژئاوا چی ڕوویدا؛ چەند سەدەیەک دواتر هێزەکانی ڕۆژئاوای ئاسیا ٨٠٠ ساڵ ئەوروپایان داگیر کرد [ئەندەلوس] و هەروەک چۆن ئەمڕۆ ئەوان بە خۆیانی دەکەن، بوونە هۆی وێرانبوونیان؛ دەریای ناوەڕاست بوو بە دەریاچەیەکی عەرەبی. مامۆستای خۆشەویستم لە وانەکەدا کاتێک دەیوت: "ئەو شوێنەی پێی دەڵێین ئەوروپا، لە کۆتاییدا تەنها پارچە زەوییەکی بچووکە لە کۆتایی ئاسیادا"، لە ڕاستیدا دەیویست ئەم ڕاستییە مێژوویی و فەلسەفییەمان بۆ ڕوون بکاتەوە. ئایا ئەمریکا ئەو ڕاستییەی کۆتایی ئەم هۆشیارییە مێژووییە نازانێت؟! بێگومان دەیزانێت. ڕۆژئاوای ئاسیا ناوەڕاستی جیهانە. هیچ هێزێک کە بانگەشەی سەرکردایەتیی جیهانی دەکات، ناتوانێت بەبێ زاڵبوون بەسەر ئەم ناوچەیەدا بە پێوە بمێنێتەوە. هەر بۆیە وتمان مانەوە قورسە و ڕۆیشتنیش ئاسان نییە.
٣ی تشرینی یەکەمی ٢٠٢٦
THE US'S DUAL RETREAT FROM WEST ASIA: STAYING IS HARD, LEAVING IS NOT EASY
Mehmet Mamaş evaluates the US debate over withdrawing from West Asia and Europe through two strategic scenarios and three questions.
The idea of withdrawing from West Asia and Europe, which is being debated by the United States' institutional mind and repeatedly voiced bluntly by former President Trump, has caused major confusion in the regional equation. These blunt statements are interpreted by some as evidence of US blackmail, by others as an unreliable alliance, and by some as a concession to the China‑Russia axis via Iran.
The withdrawal scenes in Afghanistan, where people cling to cargo‑plane wheels like grape clusters, the pull‑out from Rojava and Iraq, and the abandonment of Saudi Arabia against the Houthis in Yemen force all actors in the region to reassess their positions.
Until today, there was no precedent in U.S. history or political culture for betraying its allies and leaving them at the mercy of their enemies. Those allied with the United States acted with the confidence that such a betrayal would not occur. However, because the Trump administration has now shown that it is possible, the very nature of alliances is being seriously questioned both globally and regionally. Even though the late Senator Lindsey Graham, who declared, “As long as I live, I will not allow the United States to betray its allies,” and vowed to protect the historical honor of the United States, did not see his life end, the penalty for violating this principle will be borne by both the United States and its allies. The impact of this can be felt in every action across West Asia.
After the September 11 attacks, President Bush himself announced, in stark contrast to his slogan “there will be no permanent alliances for us from now on,” the concept that “every nation, every region, now is the time to decide: either you are with us or you are with the terrorists.” Remembering this, one inevitably wonders where and how much President Trump can be held responsible for this issue, but I would still like it to be considered with that reminder.
Nevertheless, the United States—today bewildered, acting inconsistently, wavering on its strategic direction and objectives, issuing threats of pull‑backs here and there, only to return to the starting point—appears to have been engulfed in an even stronger turbulence since the new world reality that emerged after September 11, a turbulence that intensified during the Trump administration. Because this turbulent period was entered with leadership lacking a comprehensive worldview, an inclusive theoretical foundation, and a value system capable of embracing the world, it is not easy to determine whether this myopic perspective has harmed the United States more than its allies. The United States now faces a difficult test and a crossroads in this transitional era.
The most important cause of the wavering and deviations at this crossroads can be said to be, as we expressed in our study titled “Looking at the EU and China Through Hegel’s Lens,” the traumatic shocks experienced by the United States, which, faced with a rising China, has been unable to bring Europe into its camp.
These traumatic shocks are gripping the political mind of the United States and are shaking world politics as a whole.
If it fails to stop and set back China, the United States will have to face the risk of losing its leadership of global capitalism.
Achieving a favorable outcome in this reckoning without Europe’s involvement is not as easy as it might seem.
For this reason, the Western alliance is cracking.
Consequently, the United States accuses its European allies of ingratitude and betrayal.
One of the two powerful scenarios envisioned by US strategic thinking, which also forms the subject of this article, is the United States withdrawing from Europe and West Asia, moving beyond the Atlantic, and reasserting the American continent as a sphere of influence based on an updated Monroe Doctrine (the rationale for wanting Canada and Greenland). By raising customs walls and securing trade, it aims to turn the American continent into a natural fortress for its own defense—closing like a mussel to feed and repair itself, hardening its shell, and positioning itself to be least affected by global damage.
The second scenario is to isolate China, which is indexed to external markets and again wholly dependent on external resources [China depends on imports for 85‑90 % of its oil], by sidelining oil‑producing states such as Venezuela and Iran that sell oil at prices 30 % below world market levels, and by bringing the Panama Canal, the Suez Canal, and a possible Arctic trade route via Greenland under control, thereby tightening this encirclement toward the Chinese mainland.
Both of these scenarios are not merely foreign projections. They are instructive in describing the crossroads at which the United States finds itself, and each is noteworthy for illustrating the direction of the United States‑centered struggle to secure global hegemony.
From that perspective, turning to the Middle East, the question is: if the United States were to withdraw and pursue the isolation it envisions, does it have any guarantee of maintaining its leadership? Likewise, in the event of such a pull‑out, would American power be sufficient to clear the wreckage that could follow a likely catastrophic collapse in West Asia and spread to encompass all of Europe? If not, where will the global balance of power shift? These questions occupy American strategists, and of course Israel and European states are part of that calculus. As is well known, no war is driven by a single will; no one is the sole master of his own intent.
If we were to bring forward and address the three factors we highlighted at the outset of our study for public consideration, they would be as follows:
1. Is the US blackmailing? No, it is not blackmail. It says, “If you don’t move with me, you will drown too.”
2. Is the US an unreliable ally? Before the Soviet Union collapsed, the US alliance was “only up to the grave”; after the collapse, it is “only as far as it goes.” Because focus cannot be achieved in the Hasım election or in global projection, alliances become instrumentalized. This gives everyone a reason to question the “insurance” guarantee.
3. Is the US being defeated by the China‑Russia axis? It is unrealistic to reach such a judgment through the Iran angle. Iran has been reduced to a scrap heap and a much more intense intervention is waiting at Iran’s doorstep. But the situation in Ukraine is stagnant. For example, the US was defeated in Afghanistan, but that counts as a battlefield defeat. It is important but not decisive. In the past, the US was beaten in Vietnam with massive losses, yet today it remains a superpower and cannot be reduced to a simplistic intellectual question as if it would collapse from the historical stage tomorrow. Like the US, great powers such as Rome do not collapse instantly. Short‑term assessments made without taking into account the enormously complex processes and the laws of historical development will not lead us to the correct conclusion.
If the United States withdraws from both Western Asia and Europe, a catastrophic collapse in these two regions is, of course, a strong possibility, and that possibility could set in motion dynamics that might also mark the end of global US leadership. This is because, without Europe, the United States cannot sustain Western dominance, and without Western Asia, Europe cannot either. Let us recall what happened after the fall of the Western Roman Empire: a few centuries later, Western Asian powers occupied Europe for eight hundred years [Al‑Andalus] and, just as they have done today, led it to ruin; the Mediterranean became an Arab lake. In class, my dear professor said, “What we call Europe is ultimately just a tiny piece of land at the edge of Asia,” trying to convey this historical and philosophical truth to us. Does the United States not know the truth that lies at the end of this historical consciousness? Of course it does. Western Asia is the centre of the world. No power that aspires to global leadership can survive without dominance there. That is why staying is hard, leaving is not easy, we said.
3 Oct 2026
دوبلنقش خروج ایالات متحده از غرب آسیا: ماندن سخت است، رفتن آسان نیست
محمد ماماش، بحث خروج ایالات متحده از غرب آسیا و اروپا را بر پایه دو سناریوی استراتژیک و سه سؤال ارزیابی میکند.
ایده خروج ایالات متحده از غرب آسیا و اروپا که توسط نخبگان مؤسسهای این کشور مورد بحث قرار میگیرد و بارها توسط رئیسجمهور ترامپ بهصورت سرسختانه بیان شده است، باعث بهوجود آمدن آشفتگیهای فراوانی در معادله منطقهای شد. این اظهارات سرسختانه برخی را به این نتیجه میرساند که ایالات متحده در حال اعمال فشار و شانتاج است، برخی دیگر آن را بهعنوان یک متحد ناپایدار میدانند و برخی نیز بر این باورند که در پی تضعیف محور چین‑روسیه بهویژه در زمینه ایران عمل میکند.
صحنههای خروج از افغانستان که همچون خوشههای انگور به چرخهای هواپیماهای باربری آویزان شدهاند، خروج از روجآوا و عراق، و تنها گذاشتن عربستان سعودی در برابر حوثیها در یمن، همه اینها باعث شدهاند تا تمام بازیگران منطقهای مجبور به بازنگری موقعیتهای خود شوند.
تا به امروز در تاریخ و فرهنگ سیاسی ایالات متحده رفتارهایی مانند خیانت به متحدان و واگذار کردن آنها به رحمت دشمنانشان وجود نداشت. کشورهای همپیمان با آمریکا بر پایهٔ اعتماد پیشین عمل میکردند. اما دولت ترامپ اکنون ثابت کرده است که این امکان وجود دارد و به همین دلیل، هم در سطح جهانی و هم در بستر منطقهای، ماهیت ائتلافها بهطور جدی زیر سؤال رفته است.
اگرچه سناتور مرحوم لندسی گراهام که با فریاد «تا زمانی که زندهام، اجازه نخواهم داد آمریکا به متحدان خود خیانت کند» به حفظ شرف تاریخی آمریکا میبالید، هنوز زنده نیست، اما نقض این اصل هزینهای خواهد داشت که هم آمریکا و هم متحدانش متحمل خواهند شد. اثر این موضوع در هر اقدام در آسیای غربی بهوضوح حس میشود.
پس از حملات ۱۱ سپتامبر، رئیسجمهور بوش بهصورت مستقیم با شعار «از این پس برای ما ائتلافهای دائمی وجود ندارد» در تضاد اعلام کرد؛ «هر ملت، هر منطقه، اکنون زمان تصمیمگیری است؛ یا با ما هستید یا در کنار تروریستها». وقتی این مفهوم را به یاد میآورید، صادقانه باید بگویم که در مورد این موضوع، تا چه حد و به چه میزان میتوان رئیسجمهور ترامپ را متهم کرد، مردم بهطور ناخودآگاه در حالت تعلیق میمانند، اما با این یادآوری میخواهم که این موضوع مورد بررسی قرار گیرد.
با این حال، امروز ایالات متحده که سرش کاملاً درهم است، در تضاد رفتار میکند، در مورد جهتگیریهای استراتژیک و اهدافش تردید دارد و تهدیدهای خروج از اینجا و آنجا را مطرح میکند و سپس دوباره به نقطهٔ آغاز باز میگردد، بهنظر میرسد واقعیت جدید جهانی که پس از ۱۱ سپتامبر وارد آن شده بود، در دوران ریاستجمهوری ترامپ بهگونهای تندتر به یک تلاطم شدید تبدیل شده است. چون این دورهٔ تلاطم با یک دیدگاه جهانی فراگیر، یک انباشت نظری جامع و سیستمی از ارزشها که بتواند جهان را در بر بگیرد، همراه نیست و رهبری فاقد این ویژگیها است، تعیین اینکه این کوری دیدگاهی به ایالات متحده یا متحدانش بیشتر آسیب میرساند، هنوز آسان نیست. ایالات متحده در این دوران گذار با آزمونی دشوار و نقطهٔ عطفی مواجه است.
میتوان گفت مهمترین دلیل این تزلزل و انحرافات در این تقاطع راه، همان شوکهای تراوماست که ایالات متحده در مواجهه با چین در حال رشد، بهدلیل عدم توانایی در بههم پیوستن اروپا، تجربه کرده است؛ همانطور که در مطالعهٔ «نگاهی از منظر هگل به اتحادیه اروپا و چین» بیان کردیم. این شوکهای تراوما باعث میشود که عقل سیاسی ایالات متحده بهگونهای درگیر شود که تمام سیاست جهانی را بهلرزاند. اگر نتواند چین را متوقف یا عقبنشینی کند، با خطر از دست دادن رهبری سرمایهداری جهانی مواجه خواهد شد. بدون حضور قوی اروپا، دستیابی به نتیجهای مطلوب در این محاسبهگری بهسادگی امکانپذیر نیست. به همین دلیل ائتلاف غربی در حال تزلزل است. از این رو ایالات متحده متحدان اروپایی خود را بهخلافکاری و خیانت متهم میکند.
یکی از دو سناریوی قدرتمندی که استراتژیستهای آمریکا در نظر دارند – که موضوع این مقاله نیز به آن میپردازد – خروج ایالات متحده از اروپا و آسیای غربی و عبور به سوی اقیانوس اطلس است. این کشور قصد دارد قاره آمریکا را بر پایه بهروزرسانی دکترین مونرو به عنوان حوزه نفوذ خود اعلام کند (دلیل خواستار شدن کانادا و گرینلند)، و با برپایی دیوارهای گمرکی، خود را در زمینه تجارت تضمین کند و قاره آمریکا را به قلعهای طبیعی برای دفاع خود تبدیل نماید. همانند صدفی که میبندد، میخواهد خود را تغذیه و تعمیر کند، پوستهاش را سخت کند و به گونهای موقعیت یابد که کمترین آسیب را از خسارات جهانی ببرد.
سناریوی دوم؛ چین که به بازارهای خارجی وابسته و بهطور کامل به منابع بیرونی متکی است (چین در زمینه نفت ۸۵ تا ۹۰ درصد به واردات وابسته است) را هدف قرار میدهد. هدف این است که کشورهایی مانند ونزوئلا و ایران که نفت را با قیمتی زیر ۳۰ درصد از قیمتهای جهانی میفروشند، حذف کند و با کنترل کانال پاناما، کانال سوئز و مسیر احتمالی تجاری قطبی از طریق گرینلند، این محاصره را به سمت سرزمین چین محدود سازد.
هر دو این سناریوها سناریوهای قابلپیشنهاد برای دیگران نیستند. توصیف نقطه عطفی که ایالات متحده به آن رسیده، آموزنده است و هر دو از نظر نشان دادن جهتگیری مبارزه برای تضمین هژمونی جهانی متمرکز بر آمریکا، شایستگی توجه دارند.
از این منظر، اگر به خاورمیانه بازگردیم، سؤال این است: آیا در صورت خروج آمریکا و رفتن به انزوا به شیوهای که میخواهد، تضمینی برای حفظ رهبریاش وجود دارد؟ به همان ترتیب، در صورت خروج مذکور، آیا توانایی ایالات متحده برای رفع خرابیهای احتمالی پس از فروپاشی فاجعهبار در آسیای غربی و گسترش آن به تمام اروپا کافی خواهد بود؟ اگر کافی نباشد، تعادل قدرت جهانی به کجا خواهد رفت؟ این پرسشها ذهن آمریکا را مشغول کردهاند. و در این ذهن، البته اسرائیل و اروپاییها نیز حضور دارند. همانطور که به خوبی معلوم است، در هیچ جنگی ارادهٔ مطلق وجود ندارد؛ هیچکس به تنهایی صاحب ارادهٔ خود نیست.
اگر بخواهیم در ادامهٔ این بررسی، سه عاملی که در آغاز کار به چشم عمومی رسانده بودیم را بازخوانی کنیم و به آنها پاسخ دهیم؛
1. آیا آمریکا باج میگیرد؟ نه، باج نمیگیرد. میگوید اگر با او حرکت نکنی، تو هم میغرقی.
2. آیا آمریکا یک متحد قابل اعتماد نیست؟ پیش از فروپاشی اتحاد جماهیر شوروی، اتحاد با آمریکا «تا گور» بود؛ پس از فروپاشی، «تا جایی که میرود» است. به دلیل عدم توانایی در تمرکز بر انتخابات حامی یا پیشبینیهای جهانی، ائتلافها به ابزارگرایی میگرند. این امر دلیلی برای بازنگری در تضمین «کاسکو» برای همه میشود.
3. آیا ایالات متحده در برابر محور چین‑روسیه شکست میخورد؟ قضاوت به این شکل از طریق ایران واقعگرایانه نیست. ایران به وضعیتی ویرانگر کشانده شده و مداخلهای بسیار شدیدتر در آستانهٔ ایران در انتظار است. اما اوکراین در وضعیت ثابت است. برای مثال در افغانستان ایالات متحده شکست خورده است، اما این یک شکست میدانی محسوب میشود. مهم است اما تعیینکننده نیست. اگرچه در گذشته با تلفات عظیم در ویتنام شکست خورد، ایالات متحده امروز همچنان یک ابرقدرت است و نمیتوان آن را بهسادگی بهعنوان موضوعی برای پرسشهای انتزاعی که گویی فردا یا پسفردا از صحنه تاریخ ناپدید میشود، سادهسازی کرد. همانند ایالات متحده، امپراتوری روم نیز بهسرعت سقوط نمیکند. ارزیابیهای سطحی که بدون در نظر گرفتن فرآیندهای پیچیده و قوانین توسعه تاریخی در مقیاس وسیع انجام میشود، ما را به نتیجهٔ درست نمیرساند.
اگر ایالات متحده از غرب آسیا و اروپا خارج شود، وقوع یک فروپاشی فاجعهبار در این دو منطقه بهطور قطع یک احتمال قوی است و این احتمال قوی میتواند دینامیکهایی را به حرکت درآورد که پایان رهبری جهانی ایالات متحده را بههم بزند. زیرا بدون اروپا، ایالات متحده نمیتواند برتری غرب را حفظ کند؛ و بدون غرب آسیا، اروپا نیز نمیتواند برتری غرب را حفظ کند. بیایید به آنچه پس از سقوط روم غربی رخ داد نگاه کنیم و به یاد آوریم؛ چند قرن پس از آن، قدرتهای غرب آسیا به مدت ۸۰۰ سال اروپا را تحت اشغال [اندلس] قرار دادند و همانطور که امروز برای خودشان انجام دادند، به ویرانی منجر شدند؛ مدیترانه به یک دریاچه عربی تبدیل شد. استاد عزیزم در کلاس میگفت: «جایی که ما اروپا مینامیم در نهایت یک تکه کوچک زمین در انتهای آسیا است» و در واقع میخواست این حقیقت تاریخی و فلسفی را به ما بیان کند. آیا ایالات متحده این حقیقت در پایان آگاهی تاریخی را نمیداند؟ البته میداند. غرب آسیا مرکز جهان است. هیچ قدرتی که ادعای رهبری جهانی داشته باشد، بدون تسلط بر اینجا نمیتواند ایستادگی کند. به همین دلیل ماندن سخت است، رفتن آسان نیست.
3 اکتبر 2026
ثنائية انسحاب الولايات المتحدة من غرب آسيا: البقاء صعب والرحيل سهل
يقيّم محمد ماماش نقاش انسحاب الولايات المتحدة من غرب آسيا وأوروبا من خلال سيناريوهين استراتيجيين وثلاثة أسئلة.
فكرة الانسحاب من غرب آسيا وأوروبا، التي يناقشها العقل المؤسسي للولايات المتحدة وقد صرح بها الرئيس ترامب بشكل صريح ومتكرر، أدت إلى حدوث ارتباك كبير في معادلة المنطقة. ويعزو البعض هذه التصريحات الصريحة إلى ممارسة الولايات المتحدة للابتزاز، بينما يرى آخرون أنها تعكس تحالفًا غير موثوق به، وبعضهم يعتقد أن الولايات المتحدة تتراجع أمام محور الصين‑روسيا المتعلق بإيران.
مشاهد الانسحاب في أفغانستان، حيث تُعلق طائرات الشحن كأنها عناقيد عنب على عجلاتها، إلى جانب الانسحاب من روجافا والعراق وترك السعودية وحيدةً في مواجهة الحوثيين في اليمن، تدفع جميع الفاعلين في المنطقة إلى إعادة تقييم مواقفهم.
حتى الآن، لم يكن هناك في تاريخ الولايات المتحدة وثقافتها السياسية سلوك يتمثل في خيانة حلفائها وتركهم تحت رحمة أعدائهم. كان الحلفاء يتصرفون بثقة مسبقة في الولايات المتحدة. لكن إدارة ترامب أثبتت الآن أن ذلك ممكن، مما جعل طبيعة التحالفات تُطرح سؤالاً جاداً على الصعيدين العالمي والإقليمي. رغم أن السناتور الراحل لانس غراهام كان قد هتف بحماسة أنه «لن يسمح بخيانة الولايات المتحدة لحلفائها ما دام على قيد الحياة»، إلا أن حياته لم تدم طويلاً، وستتحمل الولايات المتحدة وحلفاؤها عواقب انتهاك هذا المبدأ. يُشعر بأثر ذلك في كل إجراء يُتخذ في غرب آسيا.
بعد هجمات 11 سبتمبر، أعلن الرئيس بوش شخصيًا، بخلاف الشعار "ليس هناك تحالفات دائمة لنا بعد الآن"، مفهومًا متناقضًا: "كل أمة، كل إقليم، الآن وقت اتخاذ القرار، إما أن تكونوا معنا أو على جانب الإرهابيين". عندما نتذكر هذا، من الواضح أن الناس يتساءلون تلقائيًا إلى أي مدى وإلى أي حد يمكن أن يُلام الرئيس ترامب في هذا الشأن، لكنني أود أن يُؤخذ هذا التذكير في الاعتبار.
ومع ذلك، يبدو أن الولايات المتحدة اليوم في حالة ارتباك شديد، تتصرف بتناقض، وتظهر تذبذبًا في توجيهها الاستراتيجي وأهدافها، وتُصدر تهديدات بالانسحاب من هنا وهناك، ثم تعود إلى نقطة الانطلاق مرة أخرى. الواقع العالمي الجديد الذي دخلته بعد 11 سبتمبر، مع فترة رئاسة ترامب، يبدو أنه غمرها اضطراب أقوى. ولأن هذه الفترة من الاضطراب دخلتها قيادة تفتقر إلى رؤية شاملة للعالم، وإلى رصيد نظري متكامل، وإلى نظام قيم قادر على احتضان العالم، فإن تحديد ما إذا كان هذا العمى المنظوري يضر الولايات المتحدة أكثر أم حلفائها ليس بالأمر السهل. الولايات المتحدة تواجه الآن اختبارًا صعبًا وفاصلًا حاسمًا في مرحلة انتقالية.
يمكن القول إن أهم سبب للارتباك والانحرافات في هذا التقاطع، كما عبّرنا عنه في دراستنا بعنوان «النظر إلى الاتحاد الأوروبي والصين من خلال عدسة هيجل»، هو الصدمات التي يتعرض لها الولايات المتحدة نتيجة عدم قدرتها على جذب أوروبا إلى جانبها أمام صعود الصين. إن الصدمات الناجمة عن هذه الصدمة تُقيد العقل السياسي للولايات المتحدة، وتؤثر بشكل هائل على ساحة السياسة العالمية بأكملها. إذا فشلت الولايات المتحدة في إيقاف الصين وإعاقتها، ستواجه خطر فقدان ريادة الرأسمالية العالمية. ليس من السهل، كما يُعتقد، أن تتمكن أوروبا من تحقيق نتيجة مواتية في هذا الصراع دون مشاركة. لذلك، يتحطم التحالف الغربي. وبالتالي، تتهم الولايات المتحدة حلفاءها الأوروبيين بالخيانة والأنانيت.
إحدى السيناريوهات القوية التي تفكر فيها الاستراتيجية الأمريكية، والتي تشكل موضوع هذا البحث، هي انسحاب الولايات المتحدة من أوروبا وغرب آسيا والانتقال إلى ما وراء الأطلسي، وإعلان القارة الأمريكية مرة أخرى كمنطقة نفوذ بناءً على تحديث مبدأ مونرو [سبب رغبتها في كندا وغرينلاند]، ورفع الجدران الجمركية لتأمين نفسها تجارياً، مما يحول القارة الأمريكية إلى حصن طبيعي لحمايتها. تريد أن تغلق نفسها مثل الصدفة لتغذّي نفسها وتُصلّحها، وتُقوّس قشرتها وتضع نفسها في موقع يقلل من تأثير الأضرار العالمية. السيناريو الثاني؛ عزل دول مثل فنزويلا وإيران التي تبيع النفط بسعر أقل من 30 ٪ من أسعار السوق العالمية عن الصين التي تعتمد بالكامل على المصادر الخارجية وتُعتمد بنسبة 85‑90 ٪ على الواردات النفطية، والضغط على الصين عبر السيطرة على قناة بنما وقناة السويس وربما ممر تجاري قطبي عبر غرينلاند، لتقليص هذا الحصار نحو البر الصيني.
ليس أي من هذين السيناريوهين سيناريوهات يمكن إلقاؤها على الأجانب. إن وصف الولايات المتحدة لتقاطع الطريق الذي وصلت إليه يُعَدّ تعليميًا، وكلاهما يُعَدّ ذا أهمية لأنه يُظهر اتجاه صراع ضمان الهيمنة العالمية التي تُركز على الولايات المتحدة.
وبهذا الاتجاه، إذا عدنا إلى الشرق الأوسط، فإن السؤال هو: هل ستحقق الولايات المتحدة، إذا سحبت قواتها وتجهت نحو العزلة كما تفكر، ضمانًا لاستمرار قيادتها؟ وبالمثل، في حالة الانسحاب المذكور، هل ستكفي قوة الولايات المتحدة لإزالة الأنقاض التي قد تنجم عن الانهيار الكارثي المحتمل في غرب آسيا، خاصة إذا شمل ذلك جميع أوروبا؟ إذا لم تكن القوة كافية، إلى أين سيتجه توازن القوى العالمي؟ هذه الأسئلة تُثير حيرة الولايات المتحدة. وبالطبع، يشارك في هذا التفكير كل من إسرائيل والأوروبيين. كما هو معروف جيدًا، لا توجد إرادة مطلقة في جميع الحروب؛ فلا أحد هو سيد إرادته بالكامل.
إذا رغبنا في استدعاء الثلاثة عوامل التي طرحناها في بداية دراستنا إلى النقاش العام والإجابة عليها؛
1. هل تمارس الولايات المتحدة الابتزاز؟ لا، لا تمارس الابتزاز. تقول: إذا لم تتحرك معي، ستغرق أنت أيضًا.
2. هل الولايات المتحدة حليف غير موثوق؟ قبل انهيار الاتحاد السوفيتي، كان التحالف مع الولايات المتحدة "حتى القبر"؛ وبعد الانهيار أصبح "حتى ما وصل إليه". بسبب عدم القدرة على التركيز في الانتخابات الحاسمة أو في الإسقاط العالمي، تتحول التحالفات إلى أدوات. وهذا يبرر تساؤل الجميع حول ضمان "الكاسكو".
٣. هل تتراجع الولايات المتحدة أمام محور الصين-روسيا؟ ليس من الواقعي الوصول إلى هذا الحكم عبر إيران. فقد أُدخلت إيران في حالة خراب، وتنتظرها تدخل أكثر كثافة على عتبة بابها. لكن الوضع في أوكرانيا متعثر. على سبيل المثال، هُزمت الولايات المتحدة في أفغانستان، إلا أن ذلك يُعد هزيمة ميدانية. هو أمر مهم لكنه ليس حاسمًا. رغم الخسائر الهائلة التي تكبدتها في فيتنام، لا تزال الولايات المتحدة اليوم قوة عظمى، ولا يمكن تبسيطها إلى سؤال فكري بسيط كأنها ستختفي من الساحة التاريخية غدًا أو بعد غد دون وداع. مثلها مثل روما، لا تنهار القوى الكبرى فجأة. لا تقودنا التقييمات السطحية التي تُجرى دون مراعاة العمليات المعقدة على مستوى هائل والقوانين التاريخية للتطور إلى النتيجة الصحيحة.
إذا انسحب الولايات المتحدة من غرب آسيا وأوروبا، فإن حدوث انهيار كارثي في هاتين المنطقتين يُعد احتمالًا قويًا، وهذا الاحتمال القوي سيُفعّل الديناميكيات التي قد تُنهي القيادة الأمريكية العالمية. فبدون أوروبا، ولا بدون غرب آسيا، لا يمكن للهيمنة الغربية أن تستمر. لنتذكر ما حدث بعد سقوط روما الغربية؛ بعد بضعة قرون، احتلت قوى من غرب آسيا أوروبا لمدة ثمانمائة عام [الأندلس]، ومثلما فعلوا بأوروبا اليوم، أدت إلى دمارها؛ فأصبح البحر الأبيض المتوسط بحيرة عربية. قال أستاذي في الدرس: «المكان الذي نسميه أوروبا هو في النهاية قطعة أرض صغيرة على طرف آسيا»، وكان يقصد بذلك إظهار الحقيقة التاريخية والفلسفية. أليس الولايات المتحدة تدرك هذه الحقيقة التاريخية؟ بالطبع تدركها. غرب آسيا هي مركز العالم. لا يمكن لأي قوة تدّعي القيادة العالمية أن تبقى صامدة دون سيطرة هنا. لذلك، البقاء صعب، والرحيل ليس سهلاً.
3 أكتوبر 2026