PEZKUWICHAINDIJITAL KURDISTAN NEWS 15 HEZÎRAN 2026 · DUŞEM
Gündem Görüş
Görüş

Amerika Kürdleri Satar mı? Hami ile Kurum Arasında Kürd Siyaseti
ABD'nin 2026'da Suriye'den ve Hewlêr'den çekilmesi "Amerika Kürdleri yine sattı" cümlesini yeniden gündeme taşıdı; oysa asıl soru, Kürdleri bırakmanın Washington'a neden bu kadar ucuza mal olduğudur.

Amerika Kürdleri Satar mı? Hami ile Kurum Arasında Kürd Siyaseti

ABD'nin 2026'da Suriye'den ve Hewlêr'den çekilmesi "Amerika Kürdleri yine sattı" cümlesini yeniden gündeme taşıdı; oysa asıl soru, Kürdleri bırakmanın Washington'a neden bu kadar ucuza mal olduğudur.

Son ABD askerinin 30 Eylül 2026'da Hewlêr Hava Üssü'nden ayrılması, Kürd kamuoyunda uzun süredir dile getirilen bir cümleyi yeniden gündemin merkezine taşımıştır: "Amerika Kürdleri yine sattı." Aynı yılın Nisan ayında Suriye'den tamamen çekilen, Ağustos ayında ortağı olduğu SDG'nin dağılarak Şam'ın ordusuna katılmasını izleyen ve İran'a karşı yürüttüğü savaşın ortasında Kurdistan Bölgesi'ni bin aşkın İHA ve füze saldırısına karşı hava savunmasından yoksun bırakan bir gücün bu cümleyle anılması şaşırtıcı değildir. Bununla birlikte ihanet söylemi, yaşananların duygusal karşılığını ifade etmekte ne kadar isabetliyse, bu tekrarların nedenini açıklamakta o ölçüde yetersiz kalmaktadır. Bu bakımdan asıl incelenmesi gereken mesele, Kürdlerin büyük güçlerle kurduğu ilişkilerin neden her defasında aynı sonuca vardığıdır.

Bu tekrarın tarihsel izi yarım asrı aşan bir süreye yayılmaktadır. 1970'lerin başında ABD, İran Şahı ile birlikte Mele Mistefa Barzanî önderliğindeki hareketi Bağdat'a karşı gizlice desteklemiş, ancak Mart 1975'te İran ile Irak arasında imzalanan Cezayir Anlaşması'yla bu destek bir gecede kesilmiş ve hareket kısa sürede çökmüştür. Olayı soruşturan Kongre komisyonunun raporunda, Washington'ın Kürdlerin kazanmasını hiçbir zaman amaçlamadığı, desteğin yalnızca Irak'ı yıpratacak düzeyde tutulduğu tespit edilmiş; Kissinger'e atfedilen "gizli operasyon misyonerlik faaliyetiyle karıştırılmamalıdır" sözü de bu raporla kayıtlara geçmiştir. Bu söz, sonraki on yılların ilişkisini özetleyen bir formül niteliğindedir.

Bu formül sonraki kırılmalarda da kendini tekrar etmiştir. Şubat 1991'de ABD Başkanı Bush'un Iraklıları rejime karşı harekete geçmeye çağırmasının ardından Başûr'da başlayan Raperîn, Saddam'ın karşı saldırısı karşısında yalnız bırakılmış ve yüz binlerce insanın dağlara sığınmasıyla sonuçlanmıştır. Burada tablonun bütününü görmek de gerekir; zira aynı felaketin uluslararası kamuoyunda yarattığı baskı, uçuşa yasak bölgenin ilanına ve Kurdistan Bölgesi'nin bugünkü özerk yapısının temellerinin atılmasına yol açmıştır. 25 Eylül 2017'deki bağımsızlık referandumunun ardından Irak güçlerinin ve Haşdi Şabi'nin 16 Ekim'de Kerkûk'e girmesi karşısında Washington'ın taraf tutmayı reddetmesi, Ekim 2019'da Türkiye'nin harekâtı öncesinde ABD askerlerinin Rojava'nın sınır hattından çekilmesi ve nihayet 2026'daki çekilmeler, aynı örüntünün farklı coğrafyalardaki görünümleri olarak değerlendirilebilir.

Bu örüntüyü anlamak için "satmak" fiilinin kendisini sorgulamak gerekmektedir. Satmak, karşı tarafın elinde bir hak, bir sözleşme ya da en azından bağlayıcı bir taahhüt bulunduğunu varsayar. Oysa ABD, yarım asırlık bu ilişki boyunca hiçbir Kürd yapısına devlet, kalıcı statü ya da güvenlik garantisi vermemiştir. Kurulan ortaklıkların her biri belirli bir görevle sınırlı olmuştur: 1970'lerde Bağdat'ı yıpratmak, 1991'de Saddam'ı zayıflatmak, 2014'ten sonra IŞİD'i yenmek. Görev sona erdiğinde ortaklığın gerekçesi de ortadan kalkmış, Washington kendi çıkar hesabına geri dönmüştür. Dolayısıyla yaşananları bir ihanet olarak değil, devletlerin olağan davranışı olarak okumak, daha soğukkanlı ama daha verimli bir değerlendirme imkânı sunmaktadır.

Bu soğukkanlı okumanın en açık örneği, ABD'nin Suriye temsilcisi Tom Barrack'ın Ocak 2026'da yaptığı açıklamadır. Şam güçlerinin Halep'ten Fırat'ın doğusuna uzanan ilerleyişi sürerken Barrack, SDG'nin sahadaki başlıca IŞİD karşıtı güç olarak taşıdığı asıl amacın "büyük ölçüde sona erdiğini", zira Şam'ın artık güvenlik sorumluluğunu üstlenmeye hem istekli hem de hazır olduğunu açıklamıştır. Bu cümle, bir ortaklığın hangi ölçütle başladığını ve hangi ölçütle bittiğini hiçbir diplomatik örtüye gerek duymadan ortaya koymaktadır. Bu nedenle Rojava'da yaşananlar, bir sözün çiğnenmesinden çok, hiçbir zaman verilmemiş bir sözün yokluğunun açığa çıkması olarak görülebilir.

Burada kaçınılmaz olarak şu soru ortaya çıkmaktadır: ABD aynı soğukkanlılıkla Almanya'yı neden bırakmamaktadır? Bu sorunun cevabı, Kürd siyasetinin yarım asırlık tecrübesinin özünü oluşturmaktadır. Almanya ile ABD arasındaki bağ, iki ülkenin parlamentolarınca onaylanmış ve birine yapılan saldırıyı hepsine yapılmış sayan NATO antlaşmasının 5. maddesine dayanmaktadır. Ramstein Üssü, ABD'nin Avrupa, Afrika ve Orta Doğu'daki operasyonlarının lojistik merkezi; Almanya ise Amerikan sermayesi için dev bir pazar ve Avrupa Birliği'nin omurgasıdır. Washington'da büyükelçiliği, düşünce kuruluşları, iş dünyası bağlantıları ve onlarca yıllık kurumsal ilişkileri bulunan bir devleti terk etmenin bedeli, Kongre'den piyasalara kadar her düzeyde ödenir. Buna karşılık bir Kürd yapısıyla kurulan ortaklığı sona erdirmek hiçbir antlaşmayı ihlal etmemekte, Washington'a neredeyse hiçbir maliyet yüklememektedir.

ABD'nin Almanya'yı bırakmaması ahlaki bir tercihin değil, Almanya'yı bırakmanın Washington'a çok pahalıya mal olacağı gerçeğinin sonucudur; Kürdlerin tecrübesindeki asıl mesele de bırakılmanın neden bu kadar ucuz olduğudur.

Bu karşılaştırmanın bir başka yönü de dikkat çekicidir. Almanya da tam bir güvence içinde değildir. Temmuz 2020'de Almanya'dan on iki bin civarında Amerikan askerinin çekileceği açıklanmış, karar ancak bir sonraki yönetim tarafından dondurulmuştur. Savunma harcamaları ve ticaret üzerindeki baskılar da Berlin'i 2025'te anayasal borç frenini savunma harcamaları için gevşetmeye ve hızlı bir silahlanma sürecine yöneltmiştir. Bu bakımdan dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri bile güvenliğini tek bir hamiye bırakmamanın gereğini kavramışken, Kürd siyasetinin aynı dersi hâlâ tam olarak içselleştirememiş olması üzerinde durulması gereken bir meseledir.

Bu dersin önemi, 2026 yılının Kurdistan'ın üç parçasında birbirinden farklı sonuçlar doğurmasıyla daha da belirginleşmektedir. Rojava'da ABD'nin Nisan 2026'da Hesekê'deki son üssü de boşaltmasıyla on yıllık askeri varlık sona ermiş, SDG 25 Ağustos 2026'da resmen dağılarak birlikleri Suriye ordusu bünyesine katılmıştır. Rakka ve Deir ez-Zor gibi Arap nüfusun ağırlıkta olduğu alanların Şam'a devredilmesi, IŞİD'e karşı yürütülen savaşın en ağır bedelini ödeyen bir siyasi yapının, kendi kurumsal ve hukuki dayanağını oluşturamadığı ölçüde masada güçsüz kaldığını göstermiştir. Burada belirleyici olan, bu yapının uluslararası meşruiyetini Kürd milletinin siyasal iradesine değil, bir ideolojik projeye ve bir askeri göreve dayandırmış olmasıdır. Askeri görev sona erdiğinde geriye uluslararası sistem tarafından tanınan bir siyasal statü kalmamıştır.

Bu tablo Başûr açısından daha karmaşık bir görünüm arz etmektedir. ABD'nin 30 Eylül 2026'da Hewlêr'den ayrılması, Kurdistan Bölgesi'nin anayasal statüsüne, parlamentosuna ve uluslararası ilişkilerine rağmen gerçekleşmiştir. Bu durum ilk bakışta kurumsallaşmanın da koruma sağlamadığı izlenimini doğurabilir. Ancak çekilme takviminin 2024'te Washington ile Bağdat arasında belirlendiği ve Hewlêr'in bu anlaşmanın tarafı olmadığı dikkate alındığında, tablonun bir başka anlamı ortaya çıkmaktadır: Kurdistan Bölgesi, Rojava'dan farklı olarak tanınmış bir hukuki statüye sahip olmakla birlikte, uluslararası sistemde hâlâ Irak devletinin bir parçası olarak muamele görmektedir. Washington'ın Kurdistan'la ilişkisi bu nedenle Bağdat üzerinden kurulmakta ve Bağdat'la varılan uzlaşı Hewlêr'in güvenlik ihtiyacının önüne geçebilmektedir. 2017'de Kerkûk'te görülen tutum, bu yapısal sınırın ilk açık işaretiydi; 2026'daki çekilme ise aynı sınırın ikinci ve daha ağır sonucudur.

Bununla birlikte Başûr'un Rojava'dan ayrışan yönü de göz ardı edilmemelidir. Kurdistan Bölgesi, askeri ortağının ayrılmasından sonra da ayakta kalabilecek bir hükümete, bütçeye, diplomatik temsilciliklere ve Eylül 2026'da tam birleşmesi ilan edilen kurumsal bir Pêşmerge yapısına sahiptir. Pêşmerge'nin parti denetiminden çıkarılarak tek bir bakanlık çatısı altında toplanması, bu süreçte atılmış en anlamlı adımlardan biri olarak değerlendirilebilir. Bu bakımdan Başûr'un 2026'da yaşadığı, bir yapının çöküşü değil, kurumsal bir yapının en zor sınavlarından biridir. Bu sınavın sonucunu belirleyecek olan da Washington'ın tercihleri değil, Hewlêr ile Silêmanî arasındaki uzlaşının ne ölçüde kalıcılaşacağıdır.

Rojhelat ise bu örüntünün en çıplak biçimde gözlemlenebildiği alan olmuştur. Şubat 2026'nın sonunda ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş öncesinde ve sırasında, PDKİ, Komala ve PAK'ın da yer aldığı İranlı Kürd partileri bir koalisyon çatısı altında bir araya gelmiş, Washington'da bu partilerin silahlandırılması seçeneği açıkça tartışılmıştır. Ne var ki ABD Başkanı Trump, Kürdlerin olası bir harekâtını önce memnuniyetle karşıladığını söylemiş, yalnızca iki gün sonra ise Kürdlerin İran'a girmesini istemediğini açıklamıştır. Nisan ayında Kürdler aracılığıyla İranlı muhaliflere silah gönderildiğini ileri süren açıklaması da ilgili partilerce kesin bir dille reddedilmiştir. Bu çelişkili tutum, Rojhelat'ın Washington açısından bir siyasal ortak değil, savaşın seyrine göre masaya konulup kaldırılabilecek bir kart olarak görüldüğünü göstermektedir. Dolayısıyla İranlı Kürd partilerinin bu dönemde bağımsız bir harekâta sürüklenmemiş olması, olası bir terk edilmenin bedelini önceden hesaba katan bir siyasi olgunluğun işareti olarak da okunabilir.

Üç parçadaki bu farklı sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, Kürd siyasetinin önündeki meselenin ABD'nin güvenilir olup olmadığı sorusundan ibaret olmadığı açıkça görülmektedir. Bu soru, cevabı yarım asırdır bilinen bir sorudur. Asıl soru başka bir yerde durmaktadır:

Kürd siyaseti, kendi güvenliğini her defasında bir başkasının stratejik hesabına bağlamaktan vazgeçerek, terk edilmesi pahalıya mal olacak bir ortak hâline gelebilecek midir?

Bu sorunun cevabı, birbirini tamamlayan birkaç unsurda aranmalıdır. Bunların ilki kurumsallaşmadır: Başûr ile Rojava arasındaki fark, kendi kurumlarına dayanan bir yapının ortağı çekildiğinde de varlığını sürdürebildiğini, bir göreve dayanan yapının ise görev bittiğinde dağıldığını göstermektedir. İkincisi milli birliktir: Kurdistan'ın dört parçasındaki siyasi aktörler birbirleriyle rekabet hâlinde kaldıkça, her büyük güç bir parçayı ötekine karşı kullanma imkânını elinde tutacaktır. Üçüncüsü siyasal meşruiyetin kaynağıdır: kendisini Kürd milletinin siyasal iradesiyle değil ideolojik bir projeyle tanımlayan yapılar, uluslararası sistemde savaşçı olarak takdir görse de siyasal ortak olarak kabul görmekte zorlanmaktadır. Dördüncüsü ise ilişkilerin çeşitlendirilmesidir: Washington'ın yanı sıra Avrupa başkentleri, Körfez ülkeleri ve bölge devletleriyle kurulacak çok yönlü ve kurumsal ilişkiler, tek bir hamiye bağımlılığın yarattığı kırılganlığı azaltabilir. Bu son alanda diasporaya özel bir görev düşmektedir; zira Kürdlerin yaşadığı ülkelerin parlamentolarında, medyasında ve kamuoyunda kalıcı bir siyasal varlık oluşturmak, terk edilmenin maliyetini yükseltecek en somut araçlardan biridir.

ABD'nin 2026'da Suriye'den ve Irak'tan çekilmesi, Kürd siyasetinin büyük güçlerle ilişkisinde bir dönemin kapandığını göstermektedir. Bu kapanışı yalnızca bir ihanet hikâyesi olarak okumak, öfkeyi haklı kılsa da dersi örtecektir. İhanet söylemi, tarihsel tecrübe, kurumsallaşma, milli birlik ve uluslararası meşruiyet birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sonuç, Kürdlerin geleceğinin bir başka başkentin vicdanına değil, kendi kurumlarının dayanıklılığına bağlı olduğudur.

Amerika Kürdleri satmadı; kendini korumayı başkasına emanet eden her siyasal yapıya ne yaptıysa Kürdlere de onu yaptı. Bundan sonraki asıl soru Washington'ın ne yapacağı değil, Kürdlerin kendi güçlerini nasıl kuracağıdır.

Kaynakça

  • ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Seçilmiş Komitesi. (1976). Pike Raporu.
  • Al Jazeera. (2026, 20 Ocak). ABD Temsilcisi: SDG'nin Suriye'deki Rolü IŞİD Sonrasında "Büyük Ölçüde Sona Erdi".
  • Al Jazeera. (2026, 6 Nisan). Trump ABD'nin Kürdler Aracılığıyla İranlı Muhaliflere Silah Gönderdiğini Söyledi, Kürd Grupları İddiayı Reddetti.
  • Asia Times. (2026, 1 Ekim). Irak'tan Ayrılırken İran'ı Bombalamak.
  • Chatham House. (2026, Mart). İran'daki Kürd Grupları, Belirsiz ABD Hedefleri Karşısında Riskli Bir İkilemle Karşı Karşıya.
  • France 24. (2026, 20 Ocak). Suriye ile Kürd Liderliğindeki SDG Ateşkes Konusunda Anlaştı, ABD IŞİD'e Karşı Savaşın Büyük Ölçüde Bittiğini Söyledi.
  • McDowall, D. (2004). Kürdlerin Modern Tarihi.
  • Middle East Eye. (2026, 16 Nisan). ABD Ordusu On Yılın Ardından Suriye'den Tamamen Çekildi.
  • The National. (2026, 10 Ağustos). ABD Askerleri 30 Eylül'e Kadar Irak Kurdistanı'ndan Ayrılmaya Hazırlanıyor.

Gelo Amerîka Kurdan difiroşe? Di navbera parêzvan û sazîyê de sîyaseta Kurd

Vegera Amerîkayê ya ji Sûriyê û Hewlêrê di sala 2026an de, hevoka "Amerîkayê dîsa Kurd firotin" careke din anî rojevê; lê pirsa rastîn ev e ku çima terikandina Kurdan ji bo Washingtonê ewqas erzan tê.

Derketina leşkerê dawî yê Amerîkayê ji Balafirgeha Hewlêrê di 30ê Îlona 2026an de, hevokek ku demek dirêj e di raya giştî ya Kurd de tê gotin, careke din anî navenda rojevê: "Amerîkayê dîsa Kurd firotin." Ne ecêb e ku hêzeke ku di Nîsana heman salê de bi temamî ji Sûriyê vekişiyaye, di Tebaxê de temaşeyî belavbûna HSDê ya ku hevkarê wê bû û tevlîbûna wê ya artêşa Şamê kiriye, û di nava şerê li dijî Îranê de Herêma Kurdistanê li hemberî zêdetirî hezar êrîşên firokeyên bêmirov û mûşekan bê parastina hewayî hiştiye, bi vê hevokê tê bibîranîn. Digel vê yekê, gotara xiyanetê, çiqasî ji bo îfadekirina berteka hestyarî ya bûyeran rast be, di şîrovekirina sedemên van dubarebûnan de ewqasî kêm dimîne. Di vê çarçoveyê de, mijara ku divê bi rastî were lêkolînkirin ev e ku çima têkiliyên Kurdan ên bi hêzên mezin re her carê digihîjin heman encamê.

Şopa dîrokî ya vê dubarebûnê zêdetirî nîv sedsalê ye. Di destpêka salên 1970yî de, Amerîkayê bi hevkariya Şahê Îranê ve bi dizî piştgiriya tevgera bi pêşengiya Mele Mistefa Barzanî ya li dijî Bexdayê dikir, lê bi Peymana Cezayîrê ya ku di Adara 1975an de di navbera Îran û Iraqê de hat îmzekirin, ev piştgirî di şevekê de hat birîn û tevger di demek kurt de hilweşiya. Di rapora komîsyona Kongreyê ya ku lêkolîn li ser bûyerê kir de hat tespîtkirin ku Washingtonê tu carî armanc nekiriye ku Kurd bi ser bikevin, piştgirî tenê di asta lawazkirina Iraqê de hatiye hiştin; gotina ku tê gotin aîdî Kissinger e ya "operasyona veşartî divê bi çalakiyên mîsyoneriyê re neyê tevlîhevkirin" jî bi vê raporê kete qeydan. Ev gotin, wekî formulêk e ku têkiliyên dehsalên paşîn kurt dike.

Ev formula han di şikestinên paşê de jî xwe dubare kiriye. Piştî ku di sibata 1991ê de Serokê Amerîkayê Bush bang li Iraqiyan kir ku li dijî rejîmê rabin, Raperîna ku li Başûr dest pê kir, li hemberî êrîşa berevajî ya Seddam bi tenê hat hiştin û bû sedem ku bi sed hezaran kes xwe bavêjin çiyayan. Li vir divê mirov li tevahiya tabloya han binêre; çimkî zexta ku heman karesatê li ser raya giştî ya navneteweyî çêkir, bû sedema ragihandina herêma qedexekirî ya firînê û danîna bingehên avahiya xweser a îro ya Herêma Kurdistanê. Piştî referanduma serxwebûnê ya 25ê îlona 2017an, li hemberî ketina hêzên Iraqê û Heşdî Şebî ya bo Kerkûkê di 16ê cotmehê de, redkirina Washingtonê ya ji bo alîgirtinê, beriya operasyona Tirkiyeyê ya di cotmeha 2019an de vekişîna leşkerên Amerîkayê ji xeta sînorê Rojavayê û di dawiyê de vekişînên sala 2026an, dikarin wekî xuyabûnên heman şêwazê li erdnîgariyên cuda bên nirxandin.

Ji bo têgihiştina vê rewşê, pêwîst e mirov li ser wateya peyva "firotinê" bisekine. Firotin, tê wê wateyê ku aliyê din xwedî mafek, peymanek an jî bi kêmanî sozên girêdayî hene. Lê belê, di vê têkiliya nîv sedsalî de, Amerîkayê tu carî ji bo tu saziyeke Kurdî sozê dewletbûnê, statuyeke mayînde an jî garantiyeke ewlehiyê nedaye. Her hevkariyeke ku hatiye avakirin, bi erka wê demê re sînordar bûye: Di salên 1970’an de lawazkirina Bexdayê, di 1991’ê de lawazkirina Seddam, piştî 2014’an jî têkbirina DAIŞ’ê. Dema erk bi dawî bûye, sedema hevkariyê jî ji holê rabûye û Washingtonê vegeriyaye ser hesabên xwe yên berjewendiyê. Lewma, divê bûyeran ne wekî xiyanetê, lê wekî reftara asayî ya dewletan bixwînin; ev nêrîn derfetê dide ku mirov bi awayekî sarbîn û rasttir rewşê binirxîne.

Mînaka herî zelal a vê xwendina sar, daxuyaniya nûnerê DYA’yê yê Sûriyeyê Tom Barrack a di Çileya 2026’an de ye. Di demekê de ku pêşveçûna hêzên Şamê ya ji Helebê ber bi rojhilatê Firatê ve berdewam dikir, Barrack daxuyand ku armanca sereke ya HSD’ê wekî hêza bingehîn a li dijî DAIŞ’ê ya li qadê "bi piranî bi dawî bûye", ji ber ku Şam êdî hem amade ye û hem jî dixwaze berpirsyariya ewlehiyê bigire ser xwe. Ev hevok, bêyî ku pêdivî bi ti perdeyeke dîplomatîk hebe, eşkere dike ku hevkariyek bi kîjan pîvanan dest pê dike û bi kîjan pîvanan bi dawî dibe. Ji ber vê yekê, tiştên li Rojavayê diqewimin, ne wekî şikandina sozê, belkî wekî eşkerekirina nebûna sozê ya ku qet nehatibû dayîn, dikare bê dîtin.

Li vir bi awayekî neçar ev pirs derdikeve holê: Çima DYA bi heman sarbûnê dest ji Almanya bernade? Bersiva vê pirsê, naveroka tecrubeya nîv sedsalî ya siyaseta Kurd pêk tîne. Têkiliya di navbera Almanya û DYA de, dispêre xala 5emîn a peymana NATOyê ku ji aliyê parlamentoyên her du welatan ve hatiye erêkirin û êrîşa li ser yekî, wekî êrîşa li ser hemûyan dihesibîne. Baregeha Ramsteinê, navenda lojîstîk a operasyonên DYA yên li Ewropa, Afrîka û Rojhilata Navîn e; Almanya jî ji bo sermayeya Amerîkî bazarek mezin û stûna Yekîtiya Ewropayê ye. Bihayê terikandina dewletekê ku li Washingtonê balyozxane, saziyên ramanê, têkiliyên cîhana karsaziyê û têkiliyên sazîbûyî yên bi dehan salan hene, li her astê ji Kongreyê bigire heta piyaseyan tê dayîn. Berevajî vê, bidawîkirina hevkariyeke ku bi avahiyeke Kurdî re hatiye sazkirin, tu peymanê binpê nake û ji bo Washingtonê hema bêje tu mesrefan dernaxe.

Ew yek ku Amerîka Almanya bernade, ne ji ber tercîheke exlaqî ye, belkî encama wê rastiyê ye ku berdana Almanya dê ji bo Washingtonê pir biha be; meseleya sereke di tecrubeya Kurdan de jî ew e ku çima firotina wan ewqas erzan e.

Aliyekî din ê vê berawirdkirinê jî balkêş e. Almanya jî di nav ewlehiyeke tam de nîne. Di tîrmeha 2020an de hatibû ragihandin ku nêzîkî 12 hezar leşkerên Amerîkî dê ji Almanya bên vekişandin, biryar tenê ji aliyê rêveberiya paşê ve hat cemidandin. Zextên li ser lêçûnên berevaniyê û bazirganiyê jî Berlin neçar kir ku di sala 2025an de ji bo lêçûnên berevaniyê destûrê bide zêdekirina deynan û berê xwe bide pêvajoyeke çekdarkirinê ya bilez. Di vî warî de, dema ku yek ji aboriyên herî bihêz ên cîhanê jî fêm kiriye ku divê ewlehiya xwe tenê bi yek parêzvanî ve girê nede, ew yek ku siyaseta Kurdî hîn jî heman dersê bi temamî fêm nekiriye, mijarek e ku divê li ser bê sekinîn.

Girîngiya vê dersê, bi encamên cuda yên sala 2026an ên li sê parçeyên Kurdistanê, hîn zêdetir diyar dibe. Li Rojava, bi valakirina dawîn baregeha DYA’yê ya li Hesekê di Nîsana 2026an de, hebûna leşkerî ya deh salan bi dawî bû; HSD di 25ê Tebaxa 2026an de bi fermî belav bû û hêzên xwe tevlî artêşa Sûriyeyê kirin. Radestkirina deverên wekî Reqa û Dêrazorê ku nifûsa ereb lê zêde ye ji Şamê re, nîşan da ku avahiyeke siyasî ya ku berdêla herî giran a şerê li dijî DAIŞê daye, heta ku nekare bingeha xwe ya sazûmanî û hiqûqî ava bike, li ser maseyê bêhêz dimîne. Ya ku li vir biryarder e, ew e ku vê avahiyê rewayiya xwe ya navneteweyî ne dispêre îradeya siyasî ya miletê Kurd, belkî dispêre projeyeke îdeolojîk û erka leşkerî. Dema erka leşkerî bi dawî bû, ti statuyeke siyasî ya ku ji aliyê sîstema navneteweyî ve were naskirin, nemaye.

Ev tablo ji bo Başûr rewşeke aloztir nîşan dide. Derketina DYA’yê ya ji Hewlêrê di 30’ê Îlona 2026’an de, tevî statuya destûrî, parlamentoya Herêma Kurdistanê û têkiliyên wê yên navneteweyî pêk hatiye. Ev rewş di nihêrîna ewil de dibe ku wisa bide xuyakirin ku sazîbûn jî parastinê peyda nake. Lê belê dema tê dîtin ku salnameya vekişînê di sala 2024’an de di navbera Washington û Bexdayê de hatiye diyarkirin û Hewlêr ne aliyekî vê peymanê bûye, wateyeke din a tabloyê derdikeve holê: Herêma Kurdistanê, berevajî Rojava, xwedî statuyeke hiqûqî ya naskirî be jî, di sîstema navneteweyî de hîn jî wekî beşek ji dewleta Iraqê tê dîtin. Ji ber vê yekê têkiliya Washingtonê ya bi Kurdistanê re bi rêya Bexdayê tê danîn û lihevkirina bi Bexdayê re dikare pêşî li hewcedariya ewlehiyê ya Hewlêrê bigire. Helwesta ku di sala 2017’an de li Kerkûkê hat dîtin, nîşaneya ewil a vê sînorê avahîsazî bû; vekişîna sala 2026’an jî encama duyemîn û girantir a heman sînorî ye.

Ligel vê yekê, divê ew aliyê Başûr ku ji Rojavayê cuda dibe jî neyê paşguhkirin. Herêma Kurdistanê, piştî vekişîna hevkarê xwe yê leşkerî jî xwedî hikûmet, budce, nûneratiyên dîplomatîk û avahiyeke Pêşmerge ya sazîbûyî ye ku di Îlona 2026an de yekbûna wê ya tam hatiye ragihandin. Derxistina Pêşmerge ji bin kontrola partiyan û komkirina wan di bin banê wezaretê de, dikare wekî yek ji gavên herî watedar ên vê pêvajoyê bê nirxandin. Di vê çarçoveyê de, tiştê ku Başûr di sala 2026an de dijî, ne hilweşîna avahiyekê, belkî yek ji azmûnên herî dijwar ên avahiyeke sazîbûyî ye. Tiştê ku dê encama vê azmûnê diyar bike ne tercîhên Washingtonê, belkî ew e ku lihevkirina di navbera Hewlêr û Silêmaniyê de heta çi astê dê mayînde bibe.

Rojhilat bûye qada ku ev rewş bi awayekî herî eşkere tê dîtin. Beriya şerê ku bi êrîşên DYA û Îsraîlê yên li dijî Îranê di dawiya sibata 2026an de dest pê kir û di dema şer de, partiyên Kurdên Îranê ku PDKÎ, Komela û PAK jî di nav de bûn, di bin banê koalîsyonekê de hatin ba hev û li Washingtonê vekirî hat nîqaşkirin ku ev partî bên çekdarkirin. Lê belê Serokê DYA Trump, got ku ew pêşwaziyê li hereketeke muhtemel a Kurdan dike, lê tenê du roj şûnde daxuyand ku ew naxwaze Kurd têkevin Îranê. Daxuyaniya wî ya di meha nîsanê de ku îdia dikir bi rêya Kurdan çek ji bo muxalifên Îranî hatine şandin jî, ji aliyê partiyên têkildar ve bi awayekî tund hat redkirin. Ev helwesta nakok nîşan dide ku Rojhilat ji bo Washingtonê ne şirîkekî siyasî ye, belkî wekî karteke ku li gorî rewşa şer tê bikaranîn û paşê tê rakirin, tê dîtin. Lewma, neketina partiyên Kurdên Îranê ya nav hereketeke serbixwe di vê heyamê de, dikare wekî nîşaneya gihîştibûna siyasî ya ku berdêla terikandineke muhtemel ji berê ve hesab kiriye, bê xwendin.

Dema ev encamên cuda yên li sê parçeyan bi hev re tên nirxandin, bi awayekî zelal tê dîtin ku meseleya li pêşiya siyaseta Kurdî ne tenê pirsa "gelo Amerîka pêbawer e yan na" ye. Ev pirs, pirseke ku bersiva wê ev nîv sedsal e tê zanîn. Pirsa rastîn li cihekî din disekine:

Gelo siyaseta Kurdî dikare dev ji girêdana ewlehiya xwe ya bi hesabên stratejîk ên kesên din berde û bibe şirîkek ku terikandina wê biha be?

Bersiva vê pirsê divê di çend hêmanên ku temamkerê hev in de bê lêgerîn. Ya yekem sazîbûn e: Cudahîya di navbera Başûr û Rojavayê de nîşan dide ku avahîyeke li ser sazîyên xwe ava bûye, dema hevkarê wê vekişe jî dikare hebûna xwe biparêze, lê avahîyeke ku tenê li ser peywirekê hatiye avakirin, dema ew peywir bi dawî bibe belav dibe. Ya duyem yekîtîya neteweyî ye: Heya ku aktorên sîyasî yên li çar parçeyên Kurdistanê di nav pêşbazîyê de bin, her hêzeke mezin dê derfeta bikaranîna parçeyekî li dijî yê din di destê xwe de bigire. Ya sêyem çavkanîya rewatîya sîyasî ye: Ew avahîyên ku xwe ne bi îradeya sîyasî ya miletê Kurd, lê bi projeyeke îdeolojîk pênase dikin, her çend di sîstema navneteweyî de wekî şervan bên teqdîrkirin jî, di qebûlkirina wekî hevkarê sîyasî de zehmetîyê dikişînin. Ya çarem jî pirrengkirina peywendîyan e: Ji bilî Washingtonê, peywendîyên piralî û sazîyî yên ku bi paytextên Ewropayê, welatên Kendavê û dewletên herêmê re bên avakirin, dikarin wê lawazîya ku ji ber girêdayîbûna bi parêzvanekî tenê çêdibe, kêm bikin. Di vî warê dawî de peywireke taybet dikeve ser milê dîasporayê; çimkî avakirina hebûneke sîyasî ya mayînde di parlamentoyên wan welatên ku Kurd lê dijîn, di medya û raya giştî ya wan de, yek ji wan amûrên herî berbiçav e ku dê bedêla terikandinê bilind bike.

Derketina DYA’yê ya ji Sûriyê û Iraqê di sala 2026’an de nîşan dide ku serdemek di têkiliyên siyaseta Kurdî ya bi hêzên mezin re girtiye. Xwendina vê girtinê tenê wekî çîrokeke xiyanetê, her çend hêrsê mafdar derxe jî, wê dersê veşêre. Gotara xiyanetê, dema ku ezmûna dîrokî, sazîbûn, yekîtiya neteweyî û rewayiya navneteweyî bi hev re bên nirxandin, encama ku derdikeve holê ev e: Pêşeroja Kurdan ne girêdayî wijdanê paytextên din, lê girêdayî berxwedêriya saziyên wan bi xwe ye.

Amerîka Kurd nefirotin; çi bi her avahiyeke siyasî kiribe ku parastina xwe spartibe kesên din, heman tişt bi Kurdan re jî kir. Pirsiyariya sereke ya piştî vê ne ew e ku Washington dê çi bike, lê ew e ku Kurd dê çawa hêza xwe ava bikin.

Çavkanî

  • Komîteya Hilbijartî ya Îstixbaratê ya Meclisa Nûneran a DYA’yê. (1976). Rapora Pike.
  • Al Jazeera. (20 kanûna paşîn 2026). Nûnerê DYA’yê: Rola HSD’ê ya li Sûriyê piştî DAIŞ’ê "bi piranî bi dawî bû".
  • Al Jazeera. (6 nîsan 2026). Trump got DYA’yê bi rêya Kurdan çek şandine dijberên Îranî, komên Kurd îdiayê red kirin.
  • Asia Times. (1ê Cotmeha 2026an). Di Dema Derketina ji Iraqê de Bombebarankirina Îranê.
  • Chatham House. (Adara 2026an). Komên Kurd ên li Îranê, li hemberî Armancên Nediyar ên DYA'yê bi Dilemayeke Rîskdar re Rû bi Rû ne.
  • France 24. (20ê Çileya 2026an). Sûriye û HSD'ya bi Pêşengiya Kurdan li ser Agirbestê Lihev Kirin, DYA'yê got Şerê li Dijî DAIŞ'ê bi piranî qediya.
  • McDowall, D. (2004). Dîroka Nûjen a Kurdan.
  • Middle East Eye. (16ê Nîsana 2026an). Artêşa DYA'yê piştî deh salan bi temamî ji Sûriyeyê vekişiya.
  • The National. (10ê Tebaxa 2026an). Leşkerên DYA'yê amade dibin ku heta 30ê Îlonê ji Kurdistanê Iraqê derkevin.

ئایا ئەمریکا کورد دەفرۆشێت؟ سیاسەتی کورد لە نێوان پارێزەر و دامەزراوەدا

کشانەوەی ئەمریکا لە سووریا و هەولێر لە ساڵی ٢٠٢٦، ڕستەی "ئەمریکا دیسان کوردی فرۆشت"ی هێنایەوە بەر باس؛ بەڵام پرسیاری سەرەکی ئەوەیە بۆچی وازهێنان لە کورد بۆ واشنتۆن هێندە هەرزان تەواو دەبێت.

ڕۆیشتنی دوایین سەربازی ئەمریکا لە بنکەی ئاسمانی هەولێر لە ٣٠ی ئەیلوولی ٢٠٢٦، ڕستەیەکی هێنایەوە ناوەندی گفتوگۆکان کە ماوەیەکی زۆرە لە ناو ڕای گشتی کورددا دەگوترێت: "ئەمریکا دیسان کوردی فرۆشت." لە ساڵێکدا کە لە نیسانیدا بەتەواوی لە سووریا کشایەوە، لە ئابدا سەیری هەڵوەشانەوەی هەسەدە و تێکەڵبوونیان بە سوپای شام کرد، و لە ناوەڕاستی شەڕی دژی ئێراندا هەرێمی کوردستانی بێ بەرگری ئاسمانی هێشتەوە بەرامبەر بە زیاتر لە هەزار هێرشی درۆن و مووشەک، ئاساییە کە ئەم ڕستەیە بەکار بهێنرێت. لەگەڵ ئەوەشدا، گوتاری خیانەت هەرچەندە بۆ دەربڕینی هەستی خەڵک لە بەرامبەر ڕووداوەکان دروستە، بەڵام بۆ ڕوونکردنەوەی هۆکاری ئەم دووبارەبوونەوانە لاوازە. لەم ڕووەوە، ئەو بابەتەی پێویستە بە وردی لێک بدرێتەوە ئەوەیە کە بۆچی پەیوەندییەکانی کورد لەگەڵ زلهێزەکان هەمیشە بە هەمان ئەنجام کۆتایی دێت.

شوێنەواری مێژوویی ئەم دووبارەبوونەوەیە بۆ زیاتر لە نیو سەدە دەگەڕێتەوە. لە سەرەتای حەفتاکانی سەدەی ڕابردوودا، ئەمریکا بە هاوکاری شای ئێران بە نهێنی پشتیوانی لە بزووتنەوەکەی ژێر سەرکردایەتی مەلا مستەفا بارزانی دژی بەغدا دەکرد، بەڵام لەگەڵ واژۆکردنی ڕێککەوتنی جەزائیر لە نێوان ئێران و عێراق لە ئاداری ١٩٧٥، ئەو پشتیوانییە بە شەوێک بڕا و بزووتنەوەکە لە ماوەیەکی کەمدا تێکچوو. لە ڕاپۆرتی لیژنەی کۆنگرێسدا کە لێکۆڵینەوەی لەو ڕووداوە کرد، ئەوە دەرکەوت کە واشنتۆن هەرگیز ئامانجی نەبووە کورد سەرکەوێت، بەڵکو پشتیوانییەکە تەنها بۆ ئەوە بووە عێراق لاواز بکات. ئەو وتەیەی کە دراوەتە پاڵ کیسینجەر کە دەڵێت "نابێت ئۆپەراسیۆنی نهێنی لەگەڵ کاری بانگەوازیدا تێکەڵ بکرێت"، لەو ڕاپۆرتەدا تۆمار کراوە. ئەم وتەیە وەک فۆرمولەیەک وایە کە پەیوەندییەکانی دەیەکانی داهاتوو کورت دەکاتەوە.

ئەم فۆرموڵە لە شکانی داهاتووشدا خۆی دووبارە کردووەتەوە. لە شوباتی ١٩٩١دا، دوای ئەوەی جۆرج بۆشی سەرۆکی ئەمریکا داوای لە عێراقییەکان کرد دژی ڕژێم بجووڵێنەوە، ڕاپەڕین لە باشووری کوردستان دەستی پێکرد، بەڵام لە بەرامبەر هێرشی پێچەوانەی سەددام بە تەنیا هێڵدرایەوە و بووە هۆی ئەوەی سەدان هەزار کەس پەنا بۆ چیاکان بەرن. لێرەدا پێویستە وێنەکە بە تەواوی ببینین؛ چونکە ئەو گوشارەی هەمان کارەسات لە کۆمەڵگەی نێودەوڵەتیدا دروستی کرد، بووە هۆی ڕاگەیاندنی ناوچەی دژەفڕین و دانانی بناغەی پێکهاتەی ئۆتۆنۆمیی ئێستای هەرێمی کوردستان. دوای ڕیفراندۆمی سەربەخۆیی ٢٥ی ئەیلولی ٢٠١٧، لە بەرامبەر هاتنی هێزەکانی عێراق و حەشدی شەعبی بۆ کەرکوک لە ١٦ی ئۆکتۆبەردا، ڕەتکردنەوەی واشنتۆن بۆ لایەنگری، کشانەوەی سەربازانی ئەمریکا لە هێڵی سنووری ڕۆژاوا پێش ئۆپەراسیۆنەکەی تورکیا لە ئۆکتۆبەری ٢٠١٩ و لە کۆتاییدا کشانەوەکانی ٢٠٢٦، دەکرێت وەک دەرکەوتەی هەمان نەخشە لە جوگرافیا جیاوازەکاندا هەڵسەنگێندرێن.

بۆ تێگەیشتن لەم دۆخە، پێویستە خودی وشەی "فرۆشتن" لێک بدرێتەوە. فرۆشتن واتای ئەوەیە کە لایەنی بەرامبەر مافێک، گرێبەستێک یان لانیکەم بەڵێنێکی پابەندکەری لە دەستدا بێت. بەڵام ئەمریکا لە ماوەی ئەم پەنجا ساڵەی پەیوەندییەدا، هیچ بەڵێنێکی دەوڵەتبوون، پێگەی هەمیشەیی یان گەرەنتی ئەمنی بە هیچ پێکهاتەیەکی کوردی نەداوە. هەر هاوبەشییەک کە دروست بووبێت، تەنیا بۆ ئەرکێکی دیاریکراو بووە: لە حەفتاکاندا بۆ لاوازکردنی بەغدا، لە ١٩٩١ بۆ لاوازکردنی سەددام، و دوای ٢٠١٤ بۆ تێکشکاندنی داعش. کاتێک ئەرکەکە کۆتایی هاتووە، هۆکاری هاوبەشییەکەش نەماوە و واشنتۆن گەڕاوەتەوە سەر حساباتی بەرژەوەندییەکانی خۆی. بۆیە خوێندنەوەی ئەم ڕووداوانە وەک خیانەت نا، بەڵکو وەک "ڕەفتاری ئاسایی دەوڵەتەکان"، دەرفەتێکی باشتر بۆ هەڵسەنگاندنێکی هێمنانە و بەرهەمدارتر دەڕەخسێنێت.

نموونەی هەرە ڕوونی ئەم خوێندنەوە بێلایەنە، ئەو لێدوانەیە کە تۆم باراک، نوێنەری ئەمریکا لە سووریا لە کانوونی دووەمی ٢٠٢٦ دای. لە کاتێکدا پێشڕەویی هێزەکانی شام لە حەلەبەوە بەرەو ڕۆژهەڵاتی فورات بەردەوام بوو، باراک ڕایگەیاند کە ئامانجی سەرەکی هەسەدە وەک هێزی سەرەکی دژ بە داعش لە مەیدانەکەدا "بە شێوەیەکی بەرچاو کۆتایی هاتووە"، چونکە شام ئێستا هەم ئارەزوومەندە و هەم ئامادەیە بەرپرسیارێتی ئەمنی لە ئەستۆ بگرێت. ئەم ڕستەیە بەبێ پێویستبوون بە هیچ پەردەیەکی دیپلۆماسی، ئەوە دەخاتە ڕوو کە هاوبەشییەک بە چ پێوەرێک دەستی پێکردووە و بە چ پێوەرێک کۆتایی هاتووە. هەر بۆیە ئەوەی لە ڕۆژئاوا ڕوو دەدات، زیاتر لەوەی شکاندنی بەڵێنێک بێت، دەکرێت وەک دەرکەوتنی نەبوونی بەڵێنێک سەیر بکرێت کە هەرگیز نەدراوە.

لێرەدا بە ناچاری ئەم پرسیارە دێتە پێشەوە: بۆچی ئەمریکا بە هەمان ساردییەوە واز لە ئەڵمانیا ناهێنێت؟ وەڵامی ئەم پرسیارە، ناوەڕۆکی ئەزموونی نیو سەدەی سیاسەتی کورد پێکدەهێنێت. پەیوەندی نێوان ئەڵمانیا و ئەمریکا، پشتی بە مادەی ٥ی پەیماننامەی ناتۆ بەستووە کە لەلایەن پەرلەمانی هەردوو وڵاتەوە پەسەند کراوە و هێرشکردنە سەر یەکێکیان بە هێرشکردنە سەر هەموویان دادەنرێت. بنکەی ڕامشتاین، ناوەندی لۆجستی ئۆپەراسیۆنەکانی ئەمریکایە لە ئەوروپا، ئەفریقا و ڕۆژهەڵاتی ناوەڕاست؛ ئەڵمانیاش بازاڕێکی گەورەیە بۆ سەرمایەی ئەمریکی و بڕبڕەی پشتی یەکێتی ئەوروپایە. باجی جێهێشتنی دەوڵەتێک کە باڵیۆزخانە، ناوەندی توێژینەوە، پەیوەندی بازرگانی و دەیان ساڵ پەیوەندی دامەزراوەیی لە واشنتۆن هەیە، لە هەموو ئاستەکاندا لە کۆنگرێسەوە تا بازاڕەکان دەدرێت. لە بەرامبەردا، کۆتاییهێنان بە هاوبەشی لەگەڵ پێکهاتەیەکی کوردی، هیچ پەیماننامەیەک پێشێل ناکات و نزیکەی هیچ تێچوویەکی بۆ واشنتۆن نییە.

بەجێنەهێشتنی ئەڵمانیا لەلایەن ئەمریکاوە، نەک لەبەر هەڵبژاردنێکی ئەخلاقی، بەڵکو دەرەنجامی ئەو ڕاستییەیە کە بەجێهێشتنی ئەڵمانیا تێچوویەکی زۆری بۆ واشنتۆن دەبێت؛ مەسەلەی سەرەکی لە ئەزموونی کوردیشدا ئەوەیە کە بۆچی بەجێهێشتنیان ئەوەندە هەرزانە.

لایەنێکی دیکەی ئەم بەراوردکارییە جێگەی سەرنجە. ئەڵمانیاش لە دڵنیاییەکی تەواودا نییە. لە تەمموزی ٢٠٢٠دا ڕاگەیەندرا کە نزیکەی دوازدە هەزار سەربازی ئەمریکی لە ئەڵمانیا دەکشێنرێنەوە، بڕیارەکە تەنها لەلایەن ئیدارەی داهاتووەوە ڕاگیرا. گوشارەکانی سەر خەرجییەکانی بەرگری و بازرگانیش وایان لە بەرلین کردووە کە لە ساڵی ٢٠٢٥دا بۆ خەرجییەکانی بەرگری، دەستکاری ڕێگری قەرزە دەستوورییەکە بکات و بەرەو پرۆسەیەکی خێرای چەکداربوون هەنگاو بنێت. لەم ڕووەوە، کاتێک تەنانەت یەکێک لە بەهێزترین ئابوورییەکانی جیهانیش تێگەیشتووە کە پێویستە ئاسایشی خۆی تەنها بە یەک پارێزەر نەسپێرێت، ئەوەی سیاسەتی کوردی هێشتا بە تەواوی ئەو وانەیەی فێر نەبووە، بابەتێکە پێویستە لەسەری بوەستین.

گرنگی ئەم وانەیە بەو ڕاستییە زیاتر دەردەکەوێت کە ساڵی ٢٠٢٦ لە سێ پارچەی کوردستاندا دەرەنجامی جیاوازی لێکەوتەوە. لە ڕۆژئاوا، بە چۆڵکردنی دوایین بنکەی ئەمریکا لە حەسەکە لە نیسانی ٢٠٢٦، بوونی سەربازیی دە ساڵەی ئەمریکا کۆتایی هات و هەسەدە لە ٢٥ی ئابی ٢٠٢٦ بە فەرمی هەڵوەشایەوە و هێزەکانی چوونە ناو سوپای سووریاوە. ڕادەستکردنی ناوچەکانی وەک ڕەققە و دێرەزوور کە زۆرینەی دانیشتووانەکەی عەرەبن بە دیمەشق، ئەوەی نیشان دا کە ئەو پێکهاتە سیاسییەی قورسترین باجی شەڕی دژی داعشی دا، تا ئەو ڕادەیەی نەیتوانی بنەمای دامەزراوەیی و یاسایی خۆی دابمەزرێنێت، لەسەر مێزی گفتوگۆکان لاواز بوو. ئەوەی لێرەدا یەکلاکەرەوە بوو ئەوەیە کە ئەم پێکهاتەیە شەرعییەتی نێودەوڵەتیی خۆی نەک لەسەر ئیرادەی سیاسیی نەتەوەی کورد، بەڵکو لەسەر پڕۆژەیەکی ئایدیۆلۆژی و ئەرکێکی سەربازی دامەزراندبوو. کاتێک ئەرکە سەربازییەکە کۆتایی هات، هیچ پێگەیەکی سیاسی کە لەلایەن سیستەمی نێودەوڵەتییەوە دانی پێدا نرابێت، بەجێ نەما.

ئەم دۆخە بۆ باشووری کوردستان دیمەنێکی ئاڵۆزتر نیشان دەدات. کشانەوەی ئەمریکا لە هەولێر لە ٣٠ی ئەیلوولی ٢٠٢٦، سەرەڕای پێگەی دەستووری، پەرلەمان و پەیوەندییە نێودەوڵەتییەکانی هەرێمی کوردستان ڕوویدا. ئەمە لە سەرەتادا ئەو تێگەیشتنە دروست دەکات کە دامەزراوەییبوونیش ناتوانێت پارێزگاری دابین بکات. بەڵام کاتێک لەبەرچاو دەگرین کە خشتەی کشانەوەکە لە ساڵی ٢٠٢٤ لە نێوان واشنتۆن و بەغداد دیاری کراوە و هەولێر لایەنێکی ئەو ڕێککەوتنە نەبووە، مانایەکی دیکەی ئەم دۆخە دەردەکەوێت: هەرێمی کوردستان بە پێچەوانەی ڕۆژئاوا، خاوەنی پێگەیەکی یاسایی ناسراوە، بەڵام لە سیستەمی نێودەوڵەتیدا هێشتا وەک بەشێک لە دەوڵەتی عێراق مامەڵەی لەگەڵ دەکرێت. هەر بۆیە پەیوەندیی واشنتۆن لەگەڵ کوردستان لە ڕێگەی بەغدادەوە دادەمەزرێت و ئەو ڕێککەوتنەی لەگەڵ بەغداد دەکرێت، دەتوانێت لە پێش پێداویستییە ئەمنییەکانی هەولێرەوە بێت. ئەو هەڵوێستەی لە ساڵی ٢٠١٧ لە کەرکووک بینرا، یەکەم نیشانەی ئاشکرای ئەم سنوورە پێکهاتەییە بوو؛ کشانەوەکەی ٢٠٢٦یش دووەم و قورسترین دەرەنجامی هەمان سنوورە.

لەگەڵ ئەوەشدا، نابێت ئەو لایەنانەی باشوور کە لە ڕۆژئاوا جیاوازن پشتگوێ بخرێن. هەرێمی کوردستان خاوەنی حکومەت، بودجە، نوێنەرایەتی دیپلۆماسی و پێکهاتەیەکی دامەزراوەیی پێشمەرگەیە کە بڕیارە لە ئەیلوولی ٢٠٢٦ یەکگرتنی تەواوەتی ڕابگەیەنێت، ئەمانەش وادەکات دوای کشانەوەی هاوبەشە سەربازییەکەشی هەر بە پێوە بمێنێتەوە. دەرهێنانی پێشمەرگە لە ژێر کۆنترۆڵی حیزبی و کۆکردنەوەیان لە ژێر چەتری یەک وەزارەتدا، بە یەکێک لە مانادارترین هەنگاوەکان لەم پرۆسەیەدا دادەنرێت. لەم ڕوانگەیەوە، ئەوەی باشوور لە ٢٠٢٦دا ئەزموونی دەکات، ڕووخانی پێکهاتەیەک نییە، بەڵکو یەکێکە لە سەختترین تاقیکردنەوەکانی دامەزراوەیی. ئەوەی ئەنجامی ئەم تاقیکردنەوەیە دیاری دەکات، بژاردەکانی واشنتۆن نییە، بەڵکو ئەوەیە کە ڕێککەوتنی نێوان هەولێر و سلێمانی تا چەند بەردەوام دەبێت.

ڕۆژهەڵات ئەو مەیدانە بووە کە ئەم دۆخە تێیدا بە ڕاشکاوانەترین شێوە دەبینرێت. پێش و لە کاتی دەستپێکردنی ئەو جەنگەی کە بە هێرشەکانی ئەمریکا و ئیسرائیل بۆ سەر ئێران لە کۆتایی شوباتی ٢٠٢٦ دەستی پێکرد، پارتە کوردییەکانی ئێران کە حیزبی دیموکراتی کوردستانی ئێران، کۆمەڵە و پارتی ئازادیی کوردستان (پاک)-یشیان لەخۆ دەگرت، لە چوارچێوەی هاوپەیمانییەکدا کۆبوونەوە و لە واشنتۆن بە ئاشکرا باسی بژاردەی پڕچەککردنی ئەم پارتانە کرا. بەڵام دۆناڵد ترەمپی سەرۆکی ئەمریکا سەرەتا وتی کە پێشوازی لە جوڵەیەکی ئەگەریی کوردەکان دەکات، تەنها دوو ڕۆژ دوای ئەوە ڕایگەیاند کە نایەوێت کوردەکان بچنە ناو خاکی ئێرانەوە. ئەو لێدوانەشی کە لە مانگی نیساندا باس لەوە دەکات گوایە لە ڕێگەی کوردەکانەوە چەک بۆ ئۆپۆزیسیۆنی ئێران نێردراوە، لەلایەن پارتە پەیوەندیدارەکانەوە بە توندی ڕەتکرایەوە. ئەم هەڵوێستە دژبەیەکە نیشان دەدات کە ڕۆژهەڵات لە ڕوانگەی واشنتۆنەوە نەک وەک هاوبەشێکی سیاسی، بەڵکو وەک کارتێک دەبینرێت کە بەپێی ڕەوتی جەنگ دەخرێتە سەر مێز یان لادەبرێت. هەر بۆیە، ئەوەی پارتە کوردییەکانی ئێران لەم قۆناغەدا بەرەو جوڵەیەکی سەربەخۆ نەچوون، دەکرێت وەک نیشانەی پێگەیشتووییەکی سیاسی بخوێنرێتەوە کە پێشوەختە باجی جێهێشتنێکی ئەگەریی حیساب کردووە.

کاتێک ئەم ئەنجامە جیاوازانەی سێ پارچەکە پێکەوە هەڵدەسەنگێندرێن، بە ڕوونی دەردەکەوێت کە مەسەلەی بەردەم سیاسەتی کورد تەنها پرسی متمانەپێکراوبوونی ئەمریکا نییە. ئەم پرسیارە، پرسیارێکە کە نیو سەدەیە وەڵامەکەی دەزانرێت. پرسیاری ڕاستەقینە لە شوێنێکی تردا وەستاوە:

ئایا سیاسەتی کورد دەتوانێت واز لەوە بهێنێت کە هەر جارەی ئاسایشی خۆی بە ئەژمارێکی ستراتیژیی کەسێکی ترەوە ببەستێتەوە و ببێتە هاوبەشێک کە وازهێنان لێی تێچوویەکی زۆری هەبێت؟

وەڵامی ئەم پرسیارە دەبێت لە چەند خاڵێکی تەواوکەری یەکتردا بگەڕێین. یەکەمیان دامەزراوەییبوونە: جیاوازی نێوان باشوور و ڕۆژاوا نیشانی دەدات کە پێکهاتەیەک لەسەر بنەمای دامەزراوەکانی خۆی بێت، کاتێک هاوبەشەکەی دەکشێتەوە هێشتا دەتوانێت بەردەوام بێت، بەڵام پێکهاتەیەک کە تەنها لەسەر ئەرکێک دامەزرابێت، بە کۆتاییهاتنی ئەو ئەرکە هەڵدەوەشێتەوە. دووەمیان یەکگرتوویی نەتەوەییە: تا ئەو کاتەی ئەکتەرە سیاسییەکانی هەر چوار پارچەی کوردستان لە کێبڕکێدا بن لەگەڵ یەکتر، هەر زلهێزێک دەرفەتی ئەوەی دەبێت پارچەیەک دژی پارچەکەی تر بەکاربهێنێت. سێیەمیان سەرچاوەی شەرعییەتی سیاسییە: ئەو پێکهاتانەی خۆیان بە ویستی سیاسیی نەتەوەی کورد پێناسە ناکەن و بەڵکو بە پڕۆژەیەکی ئایدیۆلۆژی پێناسە دەکەن، هەرچەندە لە سیستەمی نێودەوڵەتیدا وەک شەڕکەر ڕێزیان لێ دەگیرێت، بەڵام وەک هاوبەشی سیاسی بە سەختی قبوڵ دەکرێن. چوارەمیشیان هەمەجۆرکردنی پەیوەندییەکانە: جگە لە واشنتۆن، دروستکردنی پەیوەندی هەمەلایەنە و دامەزراوەیی لەگەڵ پایتەختەکانی ئەوروپا، وڵاتانی کەنداو و دەوڵەتانی ناوچەکە، دەتوانێت ئەو لاوازییە کەم بکاتەوە کە بەهۆی پشت بەستن بە تەنها یەک پشتیوانەوە دروست دەبێت. لەم بوارەی کۆتاییدا ئەرکێکی تایبەت دەکەوێتە ئەستۆی دیاسپۆرا؛ چونکە دروستکردنی بوونێکی سیاسیی هەمیشەیی لە پەرلەمان، میدیا و ڕای گشتیی ئەو وڵاتانەی کورد تێیدا دەژین، یەکێکە لە بەرجەستەترین ئامرازەکان بۆ بەرزکردنەوەی تێچووی جێهێشتنی کورد.

کشانەوەی ئەمریکا لە سووریا و عێراق لە ساڵی ٢٠٢٦دا، نیشانەی کۆتاییهاتنی قۆناغێکە لە پەیوەندیی نێوان سیاسەتی کورد و زلهێزەکان. خوێندنەوەی ئەم کۆتاییهاتنە تەنیا وەک چیرۆکێکی خیانەت، هەرچەندە تووڕەییەکە بەجێیە، بەڵام وانەکە دەشارێتەوە. گوتاری خیانەت، کاتێک ئەزموونی مێژوویی، دامەزراوەییبوون، یەکڕیزی نیشتمانی و شەرعییەتی نێودەوڵەتی پێکەوە هەڵدەسەنگێندرێن، ئەنجامەکە ئەوەیە کە داهاتووی کورد بە ویژدانی پایتەختێکی دیکە نا، بەڵکو بە خۆڕاگریی دامەزراوەکانی خۆیانەوە بەستراوەتەوە.

ئەمریکا کوردستانی نەفرۆشتووە؛ ئەوەی بەرامبەر هەر پێکهاتەیەکی سیاسی کردووە کە پاراستنی خۆی بە کەسانی دیکە سپاردووە، هەمان شتی بەرامبەر کوردیش کردووە. پرسیاری سەرەکی لەمەودوا ئەوە نییە کە واشنتۆن چی دەکات، بەڵکو ئەوەیە کە کورد چۆن هێزی خۆی دادەمەزرێنێت.

سەرچاوەکان

  • لیژنەی هەڵبژێردراوی هەواڵگریی ئەنجومەنی نوێنەرانی ئەمریکا. (١٩٧٦). ڕاپۆرتی پایک.
  • جەزیرە. (٢٠٢٦، ٢٠ی کانوونی دووەم). نوێنەری ئەمریکا: ڕۆڵی هەسەدە لە سووریا دوای داعش "بە شێوەیەکی بەرچاو کۆتایی هاتووە".
  • جەزیرە. (٢٠٢٦، ٦ی نیسان). ترەمپ وتی ئەمریکا لە ڕێگەی کوردەوە چەکی بۆ ئۆپۆزیسیۆنی ئێران ناردووە، گرووپە کوردییەکان ئەو بانگەشەیەیان ڕەتکردەوە.
  • Asia Times. (١ی تشرینی یەکەمی ٢٠٢٦). بۆردومانکردنی ئێران لە کاتی کشانەوە لە عێراق.
  • Chatham House. (ئازاری ٢٠٢٦). گرووپە کوردییەکانی ئێران لەبەردەم دووڕیانێکی مەترسیدار لە بەرامبەر ئامانجە نادیارەکانی ئەمریکادا.
  • France 24. (٢٠ی کانوونی دووەمی ٢٠٢٦). سووریا و هەسەدە بە سەرکردایەتی کورد لەسەر ئاگربەست ڕێککەوتن، ئەمریکا دەڵێت جەنگی دژی داعش بە شێوەیەکی بەرچاو کۆتایی هاتووە.
  • McDowall, D. (٢٠٠٤). مێژووی هاوچەرخی کورد.
  • Middle East Eye. (١٦ی نیسانی ٢٠٢٦). سوپای ئەمریکا دوای دە ساڵ بە تەواوی لە سووریا کشایەوە.
  • The National. (١٠ی ئابی ٢٠٢٦). سەربازانی ئەمریکا خۆیان بۆ جێهێشتنی کوردستانی عێراق تا ٣٠ی ئەیلول ئامادە دەکەن.

Does America Sell the Kurds? Kurdish Politics Between Patron and Institution

The United States' withdrawal from Syria and Erbil in 2026 brought the phrase “America sold the Kurds again” back into the spotlight; however, the real question is why abandoning the Kurds proved so cheap for Washington.

The departure of the last U.S. soldier from Erbil Air Base on September 30, 2026 brought back to the forefront a slogan long voiced in Kurdish public discourse: “America sold the Kurds again.” It is not surprising that the same phrase was applied to a force that, after a complete pull‑out from Syria in April of that year, watched its partner SDF disintegrate in August and join the Syrian army, and that, in the midst of its war against Iran, left the Kurdistan Region defenseless against more than a thousand drone and missile attacks.

Nevertheless, the betrayal narrative, however apt at capturing the emotional response to the events, falls short of explaining why these repetitions occur. Accordingly, the issue that truly warrants scrutiny is why the Kurds’ relationships with great powers invariably end in the same outcome.

The historical trace of this recurrence extends over a period of more than half a century. In the early 1970s, the United States, together with the Shah of Iran, covertly supported the movement led by Mele Mistefa Barzanî against Baghdad, but the support was cut off overnight by the Algerian Agreement signed in March 1975 between Iran and Iraq, and the movement collapsed quickly. A congressional committee investigating the incident reported that Washington never intended the Kurds to win, keeping its support only at a level that would wear down Iraq; the remark attributed to Kissinger that "covert operations should not be confused with missionary activity" was also recorded in that report. This statement serves as a formula summarizing the relationship in the following decades.

This formula has repeated itself in subsequent ruptures. After US President Bush called on Iraqis to act against the regime in February 1991, the Raperîn that began in Başûr was left alone in the face of Saddam's counter‑offensive and resulted in hundreds of thousands of people seeking refuge in the mountains. One must see the whole picture here; because the pressure the same disaster created in the international public opinion led to the declaration of a no‑fly zone and laid the foundations for the autonomous structure of today's Kurdistan Region. After the independence referendum of 25 September 2017, Washington's refusal to take sides in the face of Iraqi forces and Haşdi Şabi entering Kirkuk on 16 October, the withdrawal of US troops from the Rojava border line before Turkey's operation in October 2019, and finally the withdrawals scheduled for 2026, can be seen as manifestations of the same pattern in different geographies.

To understand this pattern, one must question the verb "to sell" itself. To sell assumes that the other side holds a right, a contract, or at least a binding commitment. Yet the United States, over half a century of this relationship, has never granted any Kurdish structure statehood, permanent status, or security guarantees. Each partnership that was formed was limited to a specific mission: wearing down Baghdad in the 1970s, weakening Saddam in 1991, defeating ISIS after 2014. When the mission ended, the justification for the partnership vanished, and Washington returned to its own interests. Therefore, reading what has happened not as a betrayal but as the normal behavior of states offers a cooler‑head but more productive assessment.

This most dispassionate reading is exemplified by the statement made by Tom Barrack, the United States’ envoy to Syria, in January 2026. While Syrian forces continue their advance from Aleppo to the east of the Euphrates, Barrack said that the main purpose of the SDF as the leading anti‑ISIS force on the ground has “largely come to an end,” because Damascus is now both willing and ready to assume security responsibilities. This sentence shows, without any diplomatic cover, the criteria by which a partnership began and the criteria by which it ends. Therefore, what is happening in Rojava can be seen not as a broken promise but as the exposure of a promise that was never given.

Here, inevitably, the following question arises: why does the United States not abandon Germany with the same cold‑bloodedness? The answer to this question forms the core of the half‑century experience of Kurdish politics.

The link between Germany and the United States rests on Article 5 of the NATO treaty, which was approved by both parliaments and treats an attack on one as an attack on all.

Ramstein Base is the logistical hub for U.S. operations in Europe, Africa and the Middle East; Germany, on the other hand, is a huge market for American capital and the backbone of the European Union.

The cost of abandoning a state that has an embassy in Washington, think‑tanks, business connections and decades‑long institutional ties is paid at every level, from Congress to the markets.

In contrast, ending a partnership built with a Kurdish structure does not violate any treaty and imposes virtually no cost on Washington.

The United States' not abandoning Germany is not a moral choice, but the result of the fact that abandoning Germany would be very costly for Washington; the real issue in the Kurds' experience is why abandonment is so cheap.

Another aspect of this comparison is also striking. Germany is not fully secure either. In July 2020 it was announced that about twelve thousand American troops would be withdrawn from Germany, but the decision was frozen by the next administration. Pressures on defense spending and trade have also led Berlin, in 2025, to relax the constitutional debt brake for defense expenditures and to embark on a rapid rearmament process. In this respect, even one of the world's strongest economies has grasped the necessity of not leaving its security to a single guardian, while Kurdish politics has yet to fully internalize the same lesson—a point that needs to be emphasized.

The importance of this lesson becomes even clearer as the year 2026 brings different outcomes to the three parts of Kurdistan. In Rojava, the United States withdrew its last base in Hesekê in April 2026, ending a decade‑long military presence, and the SDF officially dissolved on 25 August 2026, with its units incorporated into the Syrian army. The transfer of predominantly Arab areas such as Raqqa and Deir ez‑Zor to Damascus showed that a political structure that paid the heaviest price in the fight against ISIS remained powerless because it could not establish its own institutional and legal foundation. What mattered here was that this structure based its international legitimacy not on the political will of the Kurdish people but on an ideological project and a military mission. When the military mission ended, no political status recognized by the international system remained.

This table presents a more complex picture for Başûr.

The United States' withdrawal from Erbil on September 30, 2026 took place despite the Kurdistan Region's constitutional status, its parliament and its international relations.

At first glance this may give the impression that institutionalisation does not provide protection either.

However, considering that the withdrawal timetable was set in 2024 between Washington and Baghdad and that Erbil was not a party to that agreement, another meaning emerges: unlike Rojava, the Kurdistan Region enjoys a recognized legal status, yet in the international system it is still treated as part of the Iraqi state.

Therefore Washington's relationship with Kurdistan is built through Baghdad, and the compromise reached with Baghdad can preempt Erbil's security needs.

The stance observed in Kirkuk in 2017 was the first clear sign of this structural limit; the 2026 withdrawal is the second and more severe consequence of the same boundary.

However, the aspect of Başûr that diverges from Rojava should not be overlooked. The Kurdistan Region possesses a government, budget, diplomatic missions, and an institutional Peshmerga structure slated for full unification in September 2026, capable of standing on its own even after its military partner's departure. The removal of the Peshmerga from party oversight and its consolidation under a single ministry can be seen as one of the most meaningful steps taken in this process. In this respect, what Başûr experiences in 2026 is not the collapse of a structure but one of the toughest tests for an institutional framework. The outcome of this test will be determined not by Washington's preferences but by how durable the reconciliation between Hewlêr and Silêmanî becomes.

Rojhelat has been the area where this pattern can be observed most starkly. Before and during the war that began at the end of February 2026 with US and Israeli attacks on Iran, Iranian Kurdish parties—including the PDKI, Komala and PAK—came together under a coalition umbrella, and the possibility of arming these parties was openly discussed in Washington. However, President Trump said he welcomed a possible Kurdish operation, only to state two days later that he did not want the Kurds to enter Iran. His claim that weapons had been sent to Iranian opposition groups via the Kurds in April was categorically denied by the parties involved. This contradictory stance shows that, for Washington, Rojhelat is not a political partner but a card that can be placed on the table or removed depending on the course of the war. Consequently, the fact that Iranian Kurdish parties did not embark on an independent action at this time can also be read as a sign of political maturity that already accounted for the cost of a possible abandonment.

When the differing outcomes of the three sections are evaluated together, it becomes clear that the issue facing Kurdish politics is not simply whether the United States can be trusted. That question has been known for half a century. The real question lies elsewhere:

Can Kurdish politics, by refusing to tie its own security each time to someone else’s strategic calculations, become a partner whose abandonment would be costly?

The answer to this question must be sought in several interrelated factors. The first is institutionalization: the difference between Başûr and Rojava shows that a structure built on its own institutions can continue to exist even when its partner is withdrawn, whereas a structure based on a specific mission disintegrates once that mission ends. The second is national unity: as long as political actors in the four parts of Kurdistan remain in competition with each other, every great power will retain the ability to use one part against another. The third is the source of political legitimacy: entities that define themselves not by the political will of the Kurdish people but by an ideological project may be praised as fighters in the international system, yet they struggle to be accepted as political partners. The fourth is diversification of relationships: multi‑faceted and institutional ties with European capitals, Gulf states and regional governments, in addition to Washington, can reduce the fragility created by dependence on a single patron. In this last area, the diaspora has a special role; establishing a lasting political presence in the parliaments, media and public sphere of the countries where Kurds live is one of the most concrete tools to raise the cost of abandonment.

The United States' withdrawal from Syria and Iraq in 2026 shows that a chapter in Kurdish politics' relationship with great powers has come to an end. Reading this closure solely as a story of betrayal may justify the anger, but it will obscure the lesson. The betrayal narrative, when considered together with historical experience, institutionalization, national unity and international legitimacy, leads to the conclusion that the future of the Kurds depends not on the conscience of another capital, but on the resilience of their own institutions.

America did not sell the Kurds; whatever it did to any political structure that entrusted its own protection to someone else, it did to the Kurds as well. The real question from now on is not what Washington will do, but how the Kurds will build their own power.

References

  • U.S. House of Representatives Select Committee on Intelligence. (1976). Pike Report.
  • Al Jazeera. (2026, January 20). U.S. Representative: SDF's Role in Syria After ISIS “Ended on a Large Scale”.
  • Al Jazeera. (2026, April 6). Trump Said the U.S. Sent Weapons to Iranian Opposition Through the Kurds; Kurdish Groups Denied the Claim.
  • Asia Times. (2026, Oct 1). Bombing Iran While Leaving Iraq.
  • Chatham House. (2026, March). Kurdish Groups in Iran Face a Risky Dilemma Against Unclear U.S. Objectives.
  • France 24. (2026, Jan 20). Syria Reached a Ceasefire Agreement with the Kurdish‑led SDF, and the U.S. Said the War Against ISIS Has Largely Ended.
  • McDowall, D. (2004). The Modern History of the Kurds.
  • Middle East Eye. (2026, Apr 16). The U.S. Army Completely Withdraws from Syria After Ten Years.
  • The National. (2026, Aug 10). U.S. Troops Are Preparing to Leave Iraqi Kurdistan by September 30.

آیا آمریکا کردها را می‌فروشد؟ سیاست کردها بین حامی و نهاد

کناره‌گیری آمریکا از سوریه و هه‌ولێر در سال ۲۰۲۶، جملهٔ «آمریکا کردها را دوباره فروخت» را به صحنه بازگرداند؛ در حالی که سؤال اصلی این است که چرا رها کردن کردها برای واشنگتن این‌قدر هزینهٔ کم دارد.

آخرین سرباز آمریکایی که در ۳۰ سپتامبر ۲۰۲۶ از پایگاه هوایی هه‌ولێر جدا شد، جمله‌ای که مدت‌ها در میان کردها مطرح می‌شد را دوباره به مرکز توجه عمومی آورد: «آمریکا کردها را دوباره فروخت». همان سال، در آوریل، آمریکا به طور کامل از سوریه خارج شد؛ در آگوست، شاهد ریزش نیروی SDF که شریک آن بود و پیوستن آن به ارتش شام شد؛ و در میانهٔ جنگی که علیه ایران می‌جنگید، منطقه کردستان را بدون دفاع هوایی در برابر بیش از هزار پهپاد و حمله موشکی رها کرد؛ پس این توصیف با همان جمله تعجب‌آور نیست.

با این حال، اگرچه گفتمان خیانت به‌خوبی واکنش عاطفی به اتفاقات را بیان می‌کند، اما برای توضیح دلیل این تکرارها کافی نیست. بنابراین مسألهٔ اصلی که باید بررسی شود این است که چرا روابط کردها با قدرت‌های بزرگ در هر بار به همان نتیجه می‌رسد.

ردپای تاریخی این تکرار به بیش از نیم قرن گسترش یافته است.

در اوایل دههٔ ۱۹۷۰، ایالات متحده به همراه شاه ایران، جنبشی به رهبری ملا مصطفی بارزانی را به طور مخفیانه در مقابل بغداد حمایت کرد، اما با امضای قرارداد الجزایر بین ایران و عراق در مارس ۱۹۷۵، این حمایت یک شبه قطع شد و جنبش در مدت کوتاهی فروپاشید.

در گزارشی که کمیسیون تحقیقاتی کنگره از این حادثه تهیه کرد، مشخص شد که واشنگتن هرگز هدف کسب پیروزی برای کردها را نداشته و حمایت را صرفاً در سطحی نگه داشته که فقط عراق را تضعیف کند؛ جمله‌ای که به کیسینجر نسبت داده می‌شود، «عملیات پنهانی را نباید با فعالیت تبشیری اشتباه گرفت» نیز در همان گزارش ثبت شده است. این عبارت به عنوان فرمولی خلاصه‌کنندهٔ روابط دهه‌های بعدی شناخته می‌شود.

این فرمول در شکست‌های بعدی نیز تکرار شده است. پس از آنکه در فوریهٔ 1991، رئیس‌جمهور آمریکا بوش ایرانیان را به اقدام علیه رژیم دعوت کرد، شورش راپەڕین که در باژور آغاز شد، در مواجهه با حملهٔ متقابل صدام تنها رها شد و منجر به پناه بردن صدها هزار نفر به کوه‌ها شد. در اینجا لازم است کل تصویر را ببینیم؛ زیرا فشار ایجاد شده توسط همان فاجعه در جامعهٔ بین‌المللی، منجر به اعلام منطقهٔ ممنوع پرواز و پایه‌گذاری ساختار خودمختار امروز منطقهٔ کردستان شد. پس از همه‌پرسی استقلال در ۲۵ سپتامبر ۲۰۱۷ و ورود نیروهای عراقی و حاشدی شبی در ۱۶ اکتبر به کرکوک، رد کردن موضع‌گیری واشنگتن، عقب‌نشینی نیروهای آمریکایی از خط مرزی روجآوا پیش از عملیات ترکیه در اکتبر ۲۰۱۹ و نهایتاً عقب‌نشینی‌ها در سال ۲۰۲۶، می‌توان این‌ها را به عنوان تجلیات الگوی مشابه در جغرافیای مختلف ارزیابی کرد.

برای درک این الگو، لازم است فعل «فروختن» را به خودی خود مورد سؤال قرار داد. فروختن فرض می‌کند که طرف مقابل دارای حقی، قراردادی یا حداقل تعهدی الزام‌آور است. اما ایالات متحده در طول نیم‌قرن این رابطه، هیچ‌گاه به هیچ ساختار کردانه‌ای دولت، وضعیت دائمی یا تضمین امنیتی نداده است. هر یک از مشارکت‌های شکل‌گرفته به‌طور محدود به یک مأموریت خاص بوده‌اند: در دههٔ ۱۹۷۰ تخریب بغداد، در سال ۱۹۹۱ تضعیف صدام، پس از ۲۰۱۴ شکست داعش. وقتی مأموریت پایان می‌یابد، دلیل مشارکت نیز از بین می‌رود و واشنگتن به‌سوی منافع خود بازمی‌گردد. بنابراین، رویدادها را نه به‌عنوان خیانت، بلکه به‌عنوان رفتار عادی دولت‌ها خواندن، امکان ارزیابی خونسردانه‌تر اما کارآمدتر را فراهم می‌آورد.

مشخص‌ترین نمونهٔ این خوانش سرد، بیانیهٔ تام باراک، نمایندهٔ آمریکا در سوریه، در ژانویهٔ ۲۰۲۶ است. در حالی که نیروهای شام پیشروی خود را از حلب به سمت شرق فرات ادامه می‌دهند، باراک اعلام کرد که هدف اصلی نیروی SDF به عنوان بزرگ‌ترین نیروی ضد داعش در میدانه «به‌طور قابل‌توجهی به پایان رسیده است»، چرا که شام اکنون هم مایل است و هم آمادهٔ بر عهده گرفتن مسئولیت امنیتی است. این جمله بدون نیاز به هرگونه پوشش دیپلماتیک، نشان می‌دهد که یک مشارکت با چه معیاری آغاز شده و با چه معیاری پایان می‌یابد. بنابراین اتفاقات در روجآوا می‌تواند به‌عنوان آشکار شدن عدم وجود وعده‌ای که هرگز داده نشده، نه نقض یک وعده، درک شود.

در اینجا سؤال اجتناب‌ناپذیری مطرح می‌شود: چرا آمریکا با همان خونسردی آلمان را رها نمی‌کند؟ پاسخ این سؤال، جوهرهٔ نیم‌قرن تجربهٔ سیاست کردها را تشکیل می‌دهد. پیوند بین آلمان و آمریکا بر پایهٔ مادهٔ ۵ پیمان ناتو است که توسط پارلمان‌های دو کشور تصویب شده و هر حمله‌ای به یکی از آن‌ها را به‌عنوان حمله‌ای به همه می‌داند. پایگاه رمشتاین، مرکز لجستیکی عملیات‌های آمریکا در اروپا، آفریقا و خاورمیانه است؛ در حالی که آلمان برای سرمایهٔ آمریکایی بازاری عظیم و ستون فقرات اتحادیهٔ اروپا است. هزینهٔ ترک یک کشور که در واشنگتن سفارت، مؤسسات اندیشگاهی، ارتباطات با دنیای کسب‌وکار و روابط نهادی چند دهه دارد، در تمام سطوح از کنگره تا بازارها پرداخت می‌شود. در مقابل، پایان دادن به همکاری‌ای که با یک ساختار کرد شکل گرفته است، هیچ پیمانی را نقض نمی‌کند و تقریباً هیچ هزینه‌ای برای واشنگتن به‌بار نمی‌آورد.

عدم ترک آلمان توسط ایالات متحده نتیجهٔ یک انتخاب اخلاقی نیست، بلکه به این دلیل است که ترک آلمان برای واشنگتن هزینهٔ بسیار سنگینی خواهد داشت؛ مسألهٔ اصلی در تجربهٔ کردها این است که چرا ترک کردن این‌چنین ارزان است.

یک جنبهٔ دیگر این مقایسه نیز جالب توجه است. آلمان نیز کاملاً مطمئن نیست. در ژوئیهٔ ۲۰۲۰ اعلام شد که حدود دوازده هزار سرباز آمریکایی از آلمان خارج خواهند شد، اما این تصمیم تنها توسط دولت بعدی متوقف شد. فشارهای مربوط به هزینه‌های دفاعی و تجارت نیز برلین را وادار کرد تا در سال ۲۰۲۵ محدودیت بدهی‌های قانونی را برای هزینه‌های دفاعی شل کند و به یک فرایند تسلیحاتی سریع روی آورد. از این منظر، حتی یکی از قدرتمندترین اقتصادهای جهان نیز ضرورت عدم واگذاری امنیت خود به یک حامی واحد را درک کرده است، در حالی که سیاست کردها هنوز به طور کامل این درس را درونی نکرده است؛ موضوعی است که باید به آن پرداخته شود.

اهمیت این درس، با به‌وجود آمدن نتایج متفاوت در سه بخش کردستان در سال ۲۰۲۶، بیشتر مشهود می‌شود. در روجآوا، با تخلیه آخرین پایگاه آمریکا در حسکه در آوریل ۲۰۲۶، حضور نظامی ده‌ساله پایان یافت و در ۲۵ آگوست ۲۰۲۶ نیروهای SDF رسماً منحل شدند و به ارتش سوریه پیوستند. واگذاری مناطقی که جمعیت عرب در آن‌ها اکثریت دارد، مانند رکه و دیر الزور، به شام، نشان داد که ساختار سیاسی که سنگین‌ترین هزینه جنگ علیه داعش را پرداخت کرده بود، به‌قدر نتوانست پایه‌های نهادی و حقوقی خود را ایجاد کند، در میز مذاکرات بی‌قدرت مانده است. نکته تعیین‌کننده این است که مشروعیت بین‌المللی این ساختار نه بر پایه اراده سیاسی مردم کرد، بلکه بر پایه یک پروژه ایدئولوژیک و یک مأموریت نظامی استوار بوده است. وقتی مأموریت نظامی به پایان رسید، دیگر هیچ وضعیت سیاسی که توسط نظام بین‌المللی شناخته شود، باقی نمانده است.

این جدول از منظر باشور تصویری پیچیده‌تر ارائه می‌دهد. خروج ایالات متحده از هه‌ولێر در 30 سپتامبر 2026، علیرغم وضعیت قانونی، پارلمان و روابط بین‌المللی منطقه کردستان، رخ داده است. این وضعیت می‌تواند در نگاه اول این تصور را ایجاد کند که نهادینه‌سازی نیز حفاظتی فراهم نمی‌کند.

اما با در نظر گرفتن این که برنامه خروج در سال 2024 بین واشنگتن و بغداد تعیین شده و هه‌ولێر طرف این توافق نیست، معنای دیگری برای این جدول ظاهر می‌شود: منطقه کردستان، برخلاف روجآوا، دارای وضعیت قانونی شناخته‌شده‌ای است اما همچنان در نظام بین‌المللی به عنوان بخشی از دولت عراق رفتار می‌شود. بنابراین روابط واشنگتن با کردستان از طریق بغداد برقرار می‌شود و توافقی که با بغداد به دست آمده می‌تواند نیاز امنیتی هه‌ولێر را برآورده نکند.

موضعی که در سال 2017 در کرکوک مشاهده شد، اولین علامت واضح این مرز ساختاری بود؛ خروج در سال 2026، دومین و شدیدتر نتیجه همان مرز است.

با این حال، جنبه‌ای که جنوب از روجآوا جدا می‌شود، نباید نادیده گرفته شود.

منطقه کردستان پس از جدایی شریک نظامی خود، دارای حکومتی که می‌تواند ایستاده بماند، بودجه‌ای، نمایندگی‌های دیپلماتیک و ساختار نهادی پیشمرگه است که ادعای ادغام کامل آن در سپتامبر ۲۰۲۶ شده است.

حذف نظارت حزبی از پیشمرگه و جمع‌آوری آن تحت یک وزارتخانه واحد، می‌تواند به عنوان یکی از معنادارترین گام‌های این دوره ارزیابی شود.

از این منظر، اتفاقی که جنوب در سال ۲۰۲۶ تجربه می‌کند، سقوط یک ساختار نیست، بلکه یکی از سخت‌ترین آزمون‌های یک ساختار نهادی است.

نتیجه این آزمون نه توسط ترجیحات واشنگتن تعیین می‌شود، بلکه به میزان پایداری توافق بین هولیر و سلیمانی بستگی دارد.

روژهلات به‌عنوان حوزه‌ای است که این الگو به‌صراحت‌ترین شکل قابل مشاهده بوده است. در اواخر فوریهٔ ۲۰۲۶، پیش از آغاز جنگ و در طول آن که با حملات ایالات متحده و اسرائیل به ایران آغاز شد، احزاب کرد ایرانی شامل حزب دموکرات کردستان ایران، کومله و حزب آزادی کردستان زیر چتر یک ائتلاف جمع شدند و گزینه مسلح‌سازی این احزاب به‌وضوح در واشنگتن مورد بحث قرار گرفت. اما رئیس‌جمهور آمریکا، ترامپ، ابتدا اعلام کرد که عملیات احتمالی کردها را با خوشحالی می‌پذیرد، اما تنها دو روز بعد گفت که ورود کردها به ایران را نمی‌خواهد. ادعای او مبنی بر ارسال سلاح به مخالفان ایرانی از طریق کردها در ماه آوریل نیز توسط احزاب مربوطه به‌صراحت رد شد. این موضع‌گیری متناقض نشان می‌دهد که واشنگتن روجه‌لات را به‌عنوان یک شریک سیاسی نمی‌بیند، بلکه کارتی است که بسته به پیش‌روی جنگ می‌تواند روی میز گذاشته یا برداشته شود. بنابراین، عدم کشاندن احزاب کرد ایرانی به یک عملیات مستقل در این دوره می‌تواند نشانه‌ای از بلوغ سیاسی باشد که هزینهٔ احتمالی رها شدن را پیشاپیش محاسبه کرده‌اند.

وقتی این نتایج متفاوت در سه بخش به‌صورت مشترک ارزیابی می‌شوند، به وضوح دیده می‌شود که مسئله‌ای که بر سر سیاست کردها قرار دارد، صرفاً سؤال دربارهٔ قابل اعتماد بودن ایالات متحده نیست. این سؤال، سؤالی است که پاسخ آن به‌مدت نیم‌قرن شناخته شده است. سؤال اصلی در جای دیگری قرار دارد:

آیا سیاست کردها می‌تواند با این که از وابستگی مداوم امنیت خود به محاسبهٔ استراتژیک دیگران صرف‌نظر کند، به یک شریک تبدیل شود که رها شدن از آن هزینهٔ سنگینی داشته باشد؟

پاسخ این سؤال باید در چند عامل مکمل یکدیگر جستجو شود. اولین عامل نهادینه‌سازی است: تفاوت بین باشور و روجآوا نشان می‌دهد که ساختاری که بر پایه نهادهای خود استوار است، حتی زمانی که شریک خود را از دست می‌دهد، می‌تواند وجود خود را حفظ کند، در حالی که ساختاری که بر پایه یک مأموریت است، پس از پایان مأموریت منحل می‌شود. دومین عامل اتحاد ملی است: تا زمانی که بازیگران سیاسی در چهار بخش کردستان در حالت رقابت با یکدیگر باقی بمانند، هر قدرت بزرگ توانایی استفاده از یک بخش در برابر دیگران را در دست خواهد داشت. سومین عامل منبع مشروعیت سیاسی است: ساختارهایی که خود را نه با اراده سیاسی مردم کرد، بلکه با یک پروژه ایدئولوژیک تعریف می‌کنند، حتی اگر در نظام بین‌المللی به عنوان جنگجویان تحسین شوند، در پذیرش به عنوان شریک سیاسی دچار مشکل می‌شوند. چهارمین عامل تنوع‌بخشی به روابط است: روابط چندوجهی و نهادی که نه تنها با واشنگتن بلکه با پایتخت‌های اروپایی، کشورهای خلیج فارس و دولت‌های منطقه‌ای برقرار می‌شود، می‌تواند آسیب‌پذیری ناشی از وابستگی به یک حامی واحد را کاهش دهد. در این حوزه، نقش ویژه‌ای بر عهدهٔ دیاسپورا است؛ زیرا ایجاد حضور سیاسی پایدار در پارلمان‌ها، رسانه‌ها و افکار عمومی کشورهایی که کردها در آن‌ها زندگی می‌کنند، یکی از ملموس‌ترین ابزارهایی است که هزینهٔ رها شدن را افزایش می‌دهد.

کناره‌گیری ایالات متحده در سال ۲۰۲۶ از سوریه و عراق نشان می‌دهد که دوره‌ای در رابطهٔ سیاست کردها با قدرت‌های بزرگ به پایان رسیده است. خواندن این پایان تنها به عنوان داستانی از خیانت، اگرچه خشم را توجیه می‌کند، اما درس را مخفی خواهد کرد. گویش خیانت، تجربه تاریخی، نهادینه‌سازی، وحدت ملی و مشروعیت بین‌المللی هنگامی که هم‌زمان ارزیابی می‌شوند، نتیجه‌ای می‌دهند که آیندهٔ کردها به وجدان یک شهر دیگر نیست بلکه به پایداری نهادهای خودشان وابسته است.

آمریکا کردها را نخرامد؛ هر ساختار سیاسی که خود را برای حفاظت به دیگری سپرده، همان کاری را که به کردها کرد، برای خود انجام داد. سؤال اصلی پس از این، نه این که واشنگتن چه خواهد کرد، بلکه این است که کردها چگونه قدرت‌های خود را می‌سازند.

منابع

  • کمیته منتخب اطلاعات مجلس نمایندگان ایالات متحده. (۱۹۷۶). گزارش پایک.
  • الجزیره. (۲۰۲۶، ۲۰ ژانویه). نمایندهٔ ایالات متحده: نقش SDF در سوریه پس از داعش «به‌ طور گسترده‌ای به پایان رسید».
  • الجزیره. (۲۰۲۶، ۶ آوریل). ترامپ گفت ایالات متحده از طریق کردها به مخالفان ایرانی سلاح فرستاده است؛ گروه‌های کرد ادعا را رد کردند.
  • Asia Times. (2026, ۱ اکتبر). هنگام خروج از عراق، بمباران ایران.
  • Chatham House. (2026, مارس). گروه‌های کردی در ایران، در برابر اهداف نامشخص ایالات متحده با دوگانگی خطرناکی مواجه هستند.
  • France 24. (2026, ۲۰ ژانویه). سوریه و رهبری کردی SDF در مورد آتش‌بس توافق کردند، ایالات متحده گفت جنگ علیه داعش به‌طور گسترده پایان یافته است.
  • McDowall, D. (2004). تاریخ مدرن کردها.
  • Middle East Eye. (2026, ۱۶ آوریل). ارتش ایالات متحده پس از ده سال، کاملاً از سوریه خارج شد.
  • The National. (2026, ۱۰ اوت). نیروهای ایالات متحده تا ۳۰ سپتامبر برای خروج از کردستان عراق آماده می‌شوند.

هل تبيع أمريكا الأكراد؟ السياسة الكردية بين حامي والمؤسسة

انسحاب الولايات المتحدة في عام 2026 من سوريا وإربيل أعاد إلى الساحة عبارة «أمريكا تبيع الأكراد مرة أخرى»، في حين أن السؤال الحقيقي هو لماذا ترك الأكراد يكلف واشنطن هذا الثمن القليل.

غادر آخر جندي أمريكي قاعدة إربيل الجوية في 30 سبتمبر 2026، مما أعاد إلى صدارة النقاش الجملة التي طالما ترددها الرأي العام الكردي: «أمريكا تبيع الأكراد مرة أخرى». ليس من المفاجئ أن تُذكر هذه القوة، التي انسحبت تمامًا من سوريا في أبريل من نفس العام، وشهدت تفكك شريكها قسد في أغسطس وانضمامه إلى جيش دمشق، وتُركت إقليم كردستان في خضم الحرب ضد إيران دون دفاع جوي أمام أكثر من ألف هجوم بطائرات بدون طيار وصواريخ.

ومع ذلك، فإن خطاب الخيانة، على قدر ما يعبر بدقة عن الرد العاطفي للأحداث، لا يفي بالغرض في توضيح سبب تكرار هذه الظاهرة. لذا، فإن المسألة التي يجب فحصها بعمق هي لماذا تؤدي العلاقات التي يبنيها الأكراد مع القوى الكبرى إلى النتيجة نفسها في كل مرة.

يمتد أثر هذا التكرار التاريخي لأكثر من نصف قرن. في أوائل السبعينيات، دعمت الولايات المتحدة، إلى جانب شاه إيران، الحركة التي يقودها ملا مصطفى البارزاني سراً ضد بغداد، إلا أن اتفاقية الجزائر التي وُقعت في مارس 1975 بين إيران والعراق قطعت هذا الدعم في ليلة واحدة وسقطت الحركة سريعاً. في تقرير لجنة الكونغرس التي حققت في الحادث، تبين أن واشنطن لم تسع أبداً إلى فوز الأكراد، وأن الدعم كان محدوداً فقط لدرجة إضعاف العراق؛ كما سُجّل في التقرير القول المنسوب إلى كيسنجر "العمل السري لا ينبغي أن يُخلط بالعمل التبشيري". هذا القول يُعد صيغة تلخّص علاقة العقود التالية.

هذا النموذج تكرر في الانقسامات اللاحقة.

في فبراير 1991، بعد دعوة الرئيس الأمريكي بوش للعراقيين للتحرك ضد النظام، اندلعت الانتفاضة في إقليم كردستان، وتُركت وحيدة أمام هجوم صدام المضاد، ما أدى إلى لجوء مئات الآلاف إلى الجبال.

هنا يجب رؤية الصورة الكاملة؛ إذ أن الضغوط الدولية التي أحدثها نفس الكارثة أدت إلى إعلان منطقة محظورة على الطيران، وإرساء أسس الهيكل شبه المستقل لمنطقة كردستان اليوم.

بعد استفتاء الاستقلال في 25 سبتمبر 2017، ومع دخول قوات العراق وحشد شابي إلى كركوك في 16 أكتوبر، رفضت واشنطن اتخاذ جانب. وكذلك قبل عملية تركيا في أكتوبر 2019، سحب الجنود الأمريكيون من خط حدود روجافا، وأخيرًا الانسحابات المتوقعة في 2026، يمكن اعتبارها تجليات لنفس النمط في مناطق جغرافية مختلفة.

لفهم هذا النمط، يجب التشكيك في فعل "البيع" نفسه. يفترض البيع وجود حق أو عقد أو على الأقل التزام ملزم في يد الطرف الآخر. ومع ذلك، لم تمنح الولايات المتحدة، طوال نصف قرن من هذه العلاقة، أي كيان كردي دولة أو وضعًا دائمًا أو ضمانًا أمنيًا. كل شراكة تم تأسيسها كانت محدودة بمهمة معينة: إضعاف بغداد في السبعينات، إضعاف صدام في عام 1991، وهزيمة داعش بعد عام 2014. عندما انتهت المهمة، اختفت مبررات الشراكة، وعادت واشنطن إلى حساب مصالحها الخاصة. لذا فإن قراءة ما حدث ليس كخيانة، بل كـ سلوك الدول العادي، يوفر فرصة لتقييم أكثر برودة ولكن أكثر فاعلية.

أوضح أحد أكثر الأمثلة برودةً على هذا القراءة تصريح توم باراك، ممثل الولايات المتحدة في سوريا، في يناير ٢٠٢٦. بينما تستمر قوات دمشق في التقدم من حلب إلى شرق الفرات، صرح باراك أن الهدف الأساسي لقوة الدفاع السوري (قسد) كقوة رئيسية مضادة لداعش "انتهى إلى حد كبير"، لأن دمشق أصبحت الآن راغبة ومستعدة لتحمل مسؤولية الأمن. هذه العبارة تكشف، دون الحاجة إلى أي غطاء دبلوماسي، المعايير التي بدأ بها التحالف وتلك التي انتهى عندها. وبالتالي، يمكن اعتبار ما يحدث في روجافا ليس انتهاكًا لكلمة، بل كشفًا لغياب وعدٍ لم يُعطَ أبدًا.

هنا يبرز سؤال لا مفر منه: لماذا لا تتخلى الولايات المتحدة بألمانية بنفس الهدوء؟ إجابة هذا السؤال تكوّن جوهر خبرة السياسة الكردية التي تمتد لنصف قرن. العلاقة بين ألمانيا والولايات المتحدة تستند إلى المادة الخامسة من معاهدة الناتو، التي أقرّها برلمانا البلدين وتُعدّ أي هجوم على أحدهما هجوماً على كلاهما. قاعدة رامشتاين هي المركز اللوجستي لعمليات الولايات المتحدة في أوروبا وإفريقيا والشرق الأوسط؛ بينما تُعدّ ألمانيا سوقًا ضخماً لرأس المال الأمريكي وعمودًا فقريًا للاتحاد الأوروبي. تكلفة مغادرة دولة لها سفارة في واشنطن، ومؤسسات فكرية، وروابط مع قطاع الأعمال، وعلاقات مؤسسية تمتد لعقود، تُدفع على جميع المستويات من الكونغرس إلى الأسواق. وعلى النقيض من ذلك، إنهاء الشراكة التي تُبنى مع كيان كردي لا ينتهك أي معاهدة ولا يفرض على واشنطن تقريبًا أي تكلفة.

عدم ترك الولايات المتحدة لألمانيا ليس خيارًا أخلاقيًا، بل هو نتيجة لحقيقة أن ترك ألمانيا سيكلف واشنطن كثيرًا؛ والمسألة الحقيقية في تجربة الأكراد هي لماذا يكون التخلي عنهم رخيصًا إلى هذا الحد.

جانب آخر من هذا المقارنة يلفت الانتباه. ألمانيا أيضًا ليست في أمان كامل. في يوليو 2020، تم الإعلان عن سحب حوالي 12 ألف جندي أمريكي من ألمانيا، لكن القرار تم تجميده فقط من قبل الإدارة التالية. الضغوط المتعلقة بإنفاق الدفاع والتجارة دفعت برلين إلى تخفيف قيود الدين الدستوري في عام 2025 لتوجيهه نحو إنفاق الدفاع وإطلاق عملية تسلح سريعة. من هذا المنطلق، حتى أقوى اقتصاد في العالم قد أدرك ضرورة عدم ترك أمنه لولي واحد فقط، بينما لا تزال السياسة الكردية لم تستوعب هذا الدرس بالكامل، وهو أمر يستدعي التركيز.

تتجلى أهمية هذا الدرس بوضوح أكبر مع حدوث نتائج مختلفة في ثلاثة أقسام من كردستان في عام ٢٠٢٦. في روجافا، انتهى الوجود العسكري الأمريكي بعد أن أخلت الولايات المتحدة القاعدة الأخيرة في هيسكي في أبريل ٢٠٢٦، وتفككت قوات قسد رسمياً في ٢٥ أغسطس ٢٠٢٦ وانضمت إلى جيش سوريا. نقل مناطق ذات أغلبية عربية مثل الرقة وديار الزور إلى دمشق أظهر أن الهيكل السياسي الذي دفع الثمن الأغلى في الحرب ضد داعش ظل ضعيفاً على الطاولة بقدر ما لم يتمكن من بناء أسس مؤسسية وقانونية خاصة به. ما يحدد الأمر هنا هو أن شرعية هذا الهيكل على الصعيد الدولي استندت ليس إلى الإرادة السياسية للشعب الكردي، بل إلى مشروع أيديولوجي ومهمة عسكرية. عندما انتهت المهمة العسكرية، لم يبقَ أي وضع سياسي معترف به من قبل النظام الدولي.

هذا الجدول يقدم مظهرًا أكثر تعقيدًا من منظور إقليم كردستان (باشور). انسحاب الولايات المتحدة من هولير في 30 سبتمبر 2026 حدث رغم الوضع الدستوري لإقليم كردستان، وبرلمانه، وعلاقاته الدولية. قد يخلق هذا الانطباع في الوهلة الأولى أن المؤسساتية لا توفر حماية. لكن عند الأخذ في الاعتبار أن جدول الانسحاب تم تحديده في 2024 بين واشنطن وبغداد، وأن هولير ليست طرفًا في هذا الاتفاق، يظهر معنى آخر للجدول: إقليم كردستان، على عكس روجافا، يتمتع بوضع قانوني معترف به، لكنه لا يزال يُعامل كجزء من دولة العراق في النظام الدولي. لذلك تُبنى علاقة واشنطن بكردستان عبر بغداد، ويمكن للاتفاق الذي تم التوصل إليه مع بغداد أن يحد من احتياجات هولير الأمنية. كان الموقف الذي لوحظ في كركوك عام 2017 أول علامة واضحة على هذا الحد الهيكلي؛ أما الانسحاب في 2026 فهو النتيجة الثانية والأشد لهذا الحد.

مع ذلك، لا ينبغي إغفال الجانب المنفصل للجنوب عن روجافا.

إقليم كردستان يمتلك حكومة، ميزانية، تمثيلات دبلوماسية، وهيكلًا مؤسسيًا للبيشمركة يُعلن عن دمجه الكامل في سبتمبر ٢٠٢٦، قادرًا على البقاء بعد انفصال شريكه العسكري.

يمكن اعتبار إخراج البيشمركة من رقابة الأحزاب وتوحيدها تحت مظلة وزارية واحدة أحد أكثر الخطوات معنىً في هذه العملية.

ومن هذا المنطلق، ما يمر به الجنوب في عام ٢٠٢٦ ليس انهيارًا هيكليًا، بل هو أحد أصعب الاختبارات التي تواجه هيكلًا مؤسسيًا.

ما سيحدد نتيجة هذا الاختبار ليس اختيارات واشنطن، بل مدى استدامة التوافق بين ههولير وسليمانى.

روجهلات كان المجال الذي يمكن ملاحظة هذا النمط فيه بأوضح صورة.

في نهاية فبراير 2026، قبل الحرب التي اندلعت بعد هجمات الولايات المتحدة وإسرائيل على إيران وخلالها، اجتمعت الأحزاب الكردية الإيرانية التي تشمل الحزب الديمقراطي الكردستاني الإيراني، وكومالا، وحزب الحرية الكردستاني تحت مظلة ائتلاف، وتم مناقشة خيار تسليح هذه الأحزاب صراحةً في واشنطن.

لكن الرئيس الأمريكي ترامب صرح في البداية بأنه يرحب بأي عملية محتملة للأكراد، ثم بعد يومين فقط أعلن أنه لا يريد أن يدخل الأكراد إلى إيران.

كما رفضت الأحزاب المعنية بشكل قاطع ادعائه في أبريل أن أسلحة أُرسلت إلى المعارضين الإيرانيين عبر الأكراد.

هذا الموقف المتناقض يُظهر أن روجهلات لا يُنظر إليه في واشنطن كشريك سياسي، بل كورقة يمكن طرحها أو سحبها حسب مسار الحرب.

وبالتالي، فإن عدم انجرار الأحزاب الكردية الإيرانية إلى عملية مستقلة في تلك الفترة يمكن قراءته كعلامة على نضج سياسي يأخذ في الاعتبار تكلفة احتمال التخلي عنها مسبقاً.

عند تقييم هذه النتائج المختلفة في الأجزاء الثلاثة معًا، يتضح أن القضية التي تواجه السياسة الكردية لا تقتصر على سؤال ما إذا كانت الولايات المتحدة موثوقة. هذا السؤال معروف منذ نصف قرن. السؤال الحقيقي يكمن في مكان آخر:

هل يمكن للسياسة الكردية، من خلال التوقف عن ربط أمنها في كل مرة بالحساب الاستراتيجي للآخرين، أن تصبح شريكًا لا يمكن التخلي عنه دون تكبد تكلفة باهظة؟

يجب البحث عن إجابة هذا السؤال في عدة عوامل متكاملة. الأول هو المؤسسية: الفرق بين باشور وروجاڤا يُظهر أن الهيكل القائم على مؤسساته يستطيع الاستمرار حتى عندما يُسحب شريكه، بينما الهيكل القائم على مهمة ينهار عندما تنتهي المهمة. الثاني هو الوحدة الوطنية: طالما ظل الفاعلون السياسيون في أركان كردستان الأربعة يتنافسون مع بعضهم، ستحافظ كل قوة كبرى على قدرة استخدامها لجزء ضد الآخر. الثالث هو مصدر الشرعية السياسية: الهياكل التي تُعرّف نفسها ليس بإرادة الشعب الكردي بل بمشروع أيديولوجي، رغم أن النظام الدولي قد يثني عليها كمقاتلين، إلا أنها تجد صعوبة في الاعتراف بها كشريك سياسي. الرابع هو تنويع العلاقات: إلى جانب واشنطن، يمكن للعلاقات المتعددة والمؤسسية مع عواصم أوروبا، ودول الخليج، والدول الإقليمية أن تقلل من هشاشة الاعتماد على وصي واحد. في هذا المجال الأخير تقع مهمة خاصة على الجالية؛ فإرساء وجود سياسي دائم في برلمانات، وسائل الإعلام، والرأي العام في دول إقامة الأكراد هو أحد الأدوات الملموسة التي سترفع تكلفة التخلي.

إن انسحاب الولايات المتحدة في عام 2026 من سوريا والعراق يُظهر أن مرحلةً في علاقة السياسة الكردية بالقوى الكبرى قد أُغلقت. قراءة هذا الإغلاق كقصة خيانة فقط، رغم أن ذلك يبرر الغضب، سيُغطي الدرس. خطاب الخيانة، عندما يُقَيَّم مع الخبرة التاريخية، والمؤسسية، والوحدة الوطنية، والشرعية الدولية معًا، فإن النتيجة التي تظهر هي أن مستقبل الأكراد يعتمد ليس على ضمير عاصمة أخرى، بل على صمود مؤسساتهم.

لم تبيع أمريكا الأكراد؛ كل ما فعلته لأي بنية سياسية تسلم نفسها للحماية للآخرين، فعَلته للأكراد أيضًا. السؤال الحقيقي بعد ذلك ليس ما ستفعله واشنطن، بل كيف سيؤسس الأكراد قوتهم الخاصة.

المراجع

  • مجلس النواب الأمريكي، لجنة الاستخبارات المختارة. (1976). تقرير بايك.
  • الجزيرة. (2026، 20 يناير). ممثل الولايات المتحدة: دور قسد في سوريا بعد داعش "انتهى إلى حد كبير".
  • الجزيرة. (2026، 6 أبريل). ترامب صرح أن الولايات المتحدة أرسلت أسلحة للمعارض الإيرانيين عبر الأكراد، وقد نفى الجماعات الكردية هذا الادعاء.
  • آسيا تايمز. (2026, 1 أكتوبر). قصف إيران أثناء الانسحاب من العراق.
  • تشاتام هاوس. (2026, مارس). المجموعات الكردية في إيران تواجه معضلة خطرة أمام أهداف أمريكية غير واضحة.
  • فرانس 24. (2026, 20 يناير). سوريا والـ قسد بقيادة الأكراد توصلتا إلى اتفاق بشأن وقف إطلاق النار، وذكرت الولايات المتحدة أن الحرب ضد داعش انتهت إلى حد كبير.
  • ماكدوول، د. (2004). التاريخ الحديث للأكراد.
  • ميدل إيست آي. (2026, 16 أبريل). الجيش الأمريكي انسحب بالكامل من سوريا بعد عشر سنوات.
  • ذا ناشيونال. (2026, 10 أغسطس). الجنود الأمريكيون يستعدون للانسحاب من إقليم كردستان العراق بحلول 30 سبتمبر.

İlgili haberler