
Kürd Ulusal Hareketinde Sosyalist, Milliyetçi İttifak
Kürdistan’ın ulusal özgürlük mücadelesi, sosyalizm ile milliyetçiliği birbirinin alternatifi olmaktan çıkarıp ortak hedef etrafında buluşturacak bir siyasal ittifaka ihtiyaç duyuyor; çünkü “biz biz olursak”, ulusal irademizi ve temsil gücümüzü de birlikte inşa edebiliriz.
Sömürge uluslarının ulusal kurtuluş süreçlerinde farklı ideolojik akımların ortak bir zeminde buluşması çoğu zaman çelişkili ya da istisnai bir durum olarak görülür; oysa bu tür ittifaklar, sömürgecilik karşıtı mücadelelerin tarihinde tekrar tekrar karşımıza çıkan bir örüntüdür. Sosyalizm ve milliyetçilik, toplumsal örgütlenmeyi ve tarihsel özneyi farklı biçimlerde kuran iki ayrı düşünce dünyasıdır; bu yüzden bir araya gelmeleri genel eğilim içinde istisna sayılır. Ne var ki Kurdistan gibi sömürge konumundaki ülkelerde bu istisna kuralın kendisi hâline gelir: Kürd sosyalistleri ile Kürd milliyetçileri ulusal kurtuluş mücadelesinde yalnızca müttefik olarak değil, zaman zaman ortak örgütlenmelerin bileşenleri olarak da yan yana durur. Bunda ne garipsenecek ne de karşı çıkılacak bir yan vardır; çünkü mücadelenin önceliği ulusun özgürleşmesi ve ülkenin işgalden arındırılmasıdır ve bu öncelik, sosyalist, milliyetçi ayrımının ötesinde, ulusal kurtuluş sürecine katılan bütün kesimler için geçerlidir. Bu yazımda söz konusu ittifakı sömürgecilik, ulusal kurtuluş mücadelesi, iç örgütlenme ve ulusal temsil kavramları ekseninde ele alıyorum.
Sömürge uluslarının temel mücadele ekseni, ülkenin işgalden arındırılması ve bağımsızlığa taşınmasıdır; bu hedef, sömürge ulusunun bütün katmanları için istisnasız ortaktır. Bu ortak hedef etrafında her bireyin eşit haklara sahip olması gerekir; hiçbir bileşenin bir diğerini ötekileştiren bir mücadele hattına girmesi, mücadelenin bütünlüğüyle bağdaşmaz. Aynı çerçevede her görüşün ve eğilimin özgürce örgütlenme hakkı vardır: sosyalistler ile milliyetçiler ayrı örgütlenmeler kurabilecekleri gibi, bir kongre hareketi çatısı altında da bir araya gelebilirler. Söz konusu kongre hareketi, Güney Kürdistan, Güney Afrika ve Hindistan deneyimlerini olduğu gibi aktarmaktan ziyade, bu üç modelin özgün yönlerini sentezleyerek bütün Kürdistan’ın koşullarına uyarlanabilecek ortak bir siyasal model geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu örgütlenmede hiyerarşi yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya doğru işler. İç farklılıkları bir milletin bileşenleri olarak değil de taraflar ve karşıtlar olarak okuyan her yaklaşım, ulusal varlığı parçalama ya da işlevsizleştirme riskini taşır.
Kendi siyasi deneyimim de bu çerçeveyi doğruluyor. Siyasete sosyalist gelenek içinde başladım; bununla birlikte Kürd muhafazakâr kesimleriyle ortak çalışma yürütmekten hiçbir zaman kaçınmadım, çünkü farklı düşünme ve okuma biçimlerinin zarardan çok yarar getireceğine inandım. Bu deneyim bana sosyalist ya da milliyetçi olmanın başlı başına bir erdem ya da üstünlük olmadığını, yalnızca birer siyasi tercih olduğunu gösterdi. Nitekim sömürge konumundaki hemen bütün milletlerin tarihinde benzer bir çoğulluk görülür; Kürd milleti de tarihsel olarak çok bileşenli bir yapı içinde bugüne gelmiştir.
"Biz biz olmak", iç farklılıkların bastırılması değil, bu farklılıkların ortak bir ulusal özne etrafında bir arada tutulabildiği ölçüde ulaşılabilecek bir varoluş ve geleceğe taşınma kapasitesidir.
Son yıllarda dolaşıma sokulan, Kürdlerin kendi kaderini tayin hakkına hâlâ ulaşamamalarının yeterince milliyetçi olamamaktan kaynaklandığı yönündeki söylemin, Kürdlerin yaklaşık iki asrı bulan mücadele tarihini kavrayamamış bir okumaya dayandığını düşünüyorum. Kürdlerin bu hakka ulaşamamaları ne milli bilinç yoksunluğuyla ne de milli nitelik eksikliğiyle açıklanabilir; dünyada bu kadar uzun bir süreye yayılmış milli mücadele veren başka millet örneği pek azdır. Sayısız kırıma ve katliama, zorunlu iskâna, tahrip edilen yerleşim yerlerine ve kurutulan su kaynaklarına rağmen mücadelesini sürdürmüş bir ulusun milli niteliğini ya da milli bilincini sorgulamak tarihsel kayıtla bağdaşmaz; buna karşın bu tür sorgulamaların son dönemde sıkça dile getirildiğini görüyoruz. Kürdlerin kime karşı ve neden mücadele ettiği kadar, bu mücadelenin hangi mekanizmalarla etkisizleştirildiğini de kavramak zorundayız; aksi hâlde bu hakka ulaşılamamasının nedenini doğrudan Kürdlerde aramak, kolay ama açıklayıcılığı sınırlı bir yaklaşım olmaya devam edecektir.
Milli bir mücadele yürüten bir ulusun ayrıca milliyetçi bir çizgiye yönelmesi gerektiğini ileri süren söylem, içi boş olmanın ötesinde, düşülen ideolojik ve politik boşluğa gerekçe üretme işlevi görüyor. Kürd milletinin uzun süredir devam eden mücadeleden yorgun düştüğü gerçeğini göz ardı ederek yeni çözüm arayışları ya da "yeni" milliyetçilik önerileri geliştirmek, Kurdistan meselesinin kendi tarihsel dinamiklerine yabancılaşmış bir yaklaşımdan öteye geçmiyor.
Ulusal meselelerin çözümünde devletlerin ve ideolojik sistemlerin çoğunlukla iki yüzlü bir tutum takındığını, egemen konumdaki aktörlerin çözümsüzlüğü çözüm diye sunduğunu görüyoruz; bu eğilim, coğrafyadan ve ideolojiden bağımsız olarak tarihte tekrar eden bir örüntüdür. Geçmişte Sovyetler Birliği, Çin, Yugoslavya ve Bulgaristan'da "sosyalizm" adına benzer bir çözümsüzlük önerildi; aynı biçimde Batı Avrupa'nın kendi içindeki Bask ve Katalan meseleleri de, İrlanda, Makedonya ve Arnavut meseleleri de bugüne dek kalıcı bir çözüme kavuşturulamadı. Bu örnekler, büyük devletlerin tarih boyunca ilhak, işgal ve sömürgeleştirme pratiklerine başvurma eğiliminin süregelen bir gerçeklik olduğunu gösteriyor; pek çok büyük devletin bugün de bir ya da birden fazla ulusun hapishanesi konumunda bulunması bu bakımdan rastlantı değildir.
Bu çerçevede Kürdlerin kendi geleceklerini bağımsız bir siyasal birim olarak inşa etme iddiasını sürdürebilmeleri, her şeyden önce kendi iç örgütlenmelerini ve ulusal temsil kurumlarını kurabilmelerine bağlıdır. Bu kurumsallaşma sağlanamazsa, Makedonya örneğinde olduğu gibi, milletin tarihsel coğrafyasının yalnızca bir bölümünde siyasal varlık kazanmakla ve mevcut sınırlamalarla yetinmek zorunda kalınabilir. Küresel güçlerin izlediği siyaset Kürdlerin kendi kaderini tayin hakkını tanıyan somut bir çözüm vaat etmiyor; tersine, Kurdistan meselesinin aşındırılmasına dolaylı biçimde katkı sunuyor.
Bu bakımdan sosyalist-milliyetçi ittifakın ulusal kurtuluş mücadelesi, iç örgütlenme ve ulusal temsil eksenlerinde kuracağı bütünlük, Kürd milletinin "biz biz olma" kapasitesinin, dolayısıyla varlığını geleceğe taşıyabilmesinin belirleyici koşuludur.
Kaynakça
- Conversi, D. (1997). Basklar, Katalanlar ve İspanya: Milliyetçi Seferberliğin Alternatif Yolları.
- Fanon, F. (1961). Yeryüzünün Lanetlileri.
- McDowall, D. (2004). Kürdlerin Modern Tarihi.
- van Bruinessen, M. (1992). Ağa, Şeyh ve Devlet: Kurdistan'ın Sosyal ve Siyasal Yapıları.
Heke Em Bibin Em: Li Tevgera Netewî ya Kurd Hevgirtina Sosyalîst-Netewîparêz
Di vê nivîsê de ez hevgirtina sosyalîst-netewîparêz li ser bingehên kolonyalîzmê, têkoşîna rizgariya netewî, rêxistinbûna hundir û temsîliyeta netewî dinirxînim.
Li di pêvajoyên rizgariya neteweyî ya miletên kolonî de, hevbûna herikên fikrî yên cuda li ser zemînek hevbeş, pir caran wek rewşek nakok an jî awarte tê dîtin; lê belê ev cure hevpeymanî, di dîroka têkoşînên dijî-kolonyalîzmê de, awayekî ku dîsa û dîsa derdikeve pêşberî me ye. Sosyalîzm û neteweperestî, du cîhanên fikrî yên cuda ne ku rêxistinbûna civakî û bikeroşê dîrokî bi awayên cuda ava dikin; ji ber vê yekê hevbûna wan di nav meyla giştî de wek awarteyek tê hesibandin. Lê belê li welatên wek Kurdistanê ku di rewşa kolonî de ne, ev awarte bi xwe dibe qanûn: sosyalîstên kurd û neteweperestên kurd di têkoşîna rizgariya neteweyî de ne tenê wek hevalbend, lê carinan jî wek pêkhateyên rêxistinên hevbeş li kêleka hev disekinin. Di vê yekê de ne tiştek ecêb heye ne jî tiştek ku were dijberî kirin; ji ber ku pêşengiya têkoşînê rizgarbûna netewe û paqijkirina welêt ji dagirkeriyê ye, û ev pêşengî, wêdetir ji cudahiya sosyalîst-neteweperest, ji bo hemû beşên ku beşdarî pêvajoya rizgariya neteweyî dibin derbasdar e. Di vê nivîsê de ez vê hevpeymaniyê li ser bingeha têgehên kolonyalîzm, têkoşîna rizgariya neteweyî, rêxistinbûna hundir û nûnertiya neteweyî dinirxînim.
Eksa serekî ya têkoşîna neteweyên kolonî, paqijkirina welat ji dagirkirinê û gihandina wê ber bi serxwebûnê ve ye; ev armanc, ji bo hemû qatên neteweya kolonî bêyî tu istîsna hevpar e. Li dora vê armanca hevpar divê her kes xwedî mafên wekhev be; ne rewa ye ku tu beşek têkeve xeteke têkoşînê ya ku beşeke din a bin çav dike, çimkî ev bi yekîtiya têkoşînê re nagunce. Di heman çarçoveyê de her ramanê û meylekê maf heye ku bi serbestî xwe rêxistin bike: hem sosyalîst û hem jî netewîparêz dikarin rêxistinên xwe yên cuda ava bikin, hem jî dikarin di bin banê tevgereke kongreyî de bi hev re bên. Ev tevgera kongreyî tê wateya ku modelên Kurdistana Başûr, Afrîkaya Başûr û Hindistanê li ser tevahiya Kurdistanê bên sepandin; di vê rêxistinê de hiyerarşî ne ji jor ber bi jêr, lê ji jêr ber bi jor ve dixebite. Her nêrîna ku cudahiyên hundirîn ne wek beşên neteweyekê, lê wek alî û dijber dixwîne, xetereya perçekirin an jî bêkêrhiştina hebûna neteweyî digire ser xwe.
Ezmûna min a siyasî bi xwe vê çerçeyê rast derdixîne. Min dest bi siyasetê di nav kevneşopiya sosyalîst de kir; lê belê min tu carî ji xebata hevpar a bi beşên muhafezekar ên kurd re dûr nekeve, ji ber ku min bawer kir ku awayên cuda yên bîr û xwendinê dê ji ziyanê bêtir feyde bînin. Ev ezmûn ji min re nîşan da ku sosyalîst an netewperest bûn bi xwe ne meziyet an jî serdestiyeke ji xwe ve ye, tenê tercîheke siyasî ye. Bi rastî jî di dîroka hema hemû miletên di rewşa kolonyalîzmê de rewşeke wiha ya pirrengî tê dîtin; miletê kurd jî bi awayekî dîrokî di nav pêkhateyeke pirralî de gihîştiye îro.
"Bûn a em em" ne tê wateya tepisandina cudahiyên hundir, lê ew qabiliyeteke hebûn û gihîştina pêşerojê ye ku bi qasî ku ev cudahî li dora subjeyeke neteweyî ya hevpar bêne girêdan, tê gihîştin.
Ez bawer dikim ku axaftina ku van salên dawî dagirtiye nav çerxê, ya ku dibêje sedema ku Kurd hê negihîştine mafê çarenûsa xwe ne bes netewperest bûn e, li ser xwendineke ku dîroka têkoşîna Kurdan a nêzî du sedsalan baş nehîştiye bingehê xwe dibîne. Nehatina wê ku Kurd negihîştine vî mafî ne bi kêmasiya hişmendiya neteweyî û ne jî bi kêmasiya taybetmendiya neteweyî tê ravekirin; li dinyayê mînakên miletên din ên ku ewqas dirêj têkoşîna neteweyî domandine gelek kêm in. Li ser vê zemînê, li dijî miletekî ku tevî gelek qetlîam û komkujiyan, îskana bi zorê, gundên hilweşandî û kaniyên hişkkirî jî têkoşîna xwe domandiye, pirsgirêkirina taybetmendiya neteweyî yan hişmendiya neteweyî ya vî miletî ne li gorî tomarên dîrokî ye; lê belê em dibînin ku vê dawiyê ev cure pirsgirêkirin gelek caran tên gotin. Divê em ne tenê fêhm bikin ku Kurd li dijî kê û çima têkoşîn dan, her weha divê em fêhm bikin ku ev têkoşîn bi kîjan mekanîzmayan hatiye bêbandorkirin; wekî din, lêgerîna sedema nehatina gihîştina vî mafî rasterast di nav Kurdan de, ê wekî nêzîkatiyeke hêsan lê bêserûber bimîne.
Gotina ku dibêje neteweyeke ku têkoşîneke netewî dimeşîne divê bi taybetî ber bi xeteke neteweperest ve jî here, ji vala bûnê wêdetir, ji bo valahiya îdeolojîk û siyasî ya ku têde maye derfetê saz dike. Ji bîr kirina rastiya ku miletê kurd ji ber vê têkoşîna dirêj xisteye û pêşxistina lêgerînên çareseriyên nû an pêşniyarên neteweperestiya "nû", ji nêzîkatiyeke ji dînamîkên dîrokî yên xwe yên meseleya Kurdistanê xerîb mayî wêdetir tiştekî din nîne.
Em dibînin ku dewlet û pergalên îdeolojîk di çareserkirina meseleyên neteweyî de bi piranî helwestek dûrû nîşan didin, û aktorên li ser kursiya desthilatê bênavbûnê wek çareser pêşkêş dikin; ev meyl, ji erdnîgarî û îdeolojiyê serbixwe, di dîrokê de ceribandineke ku her ji nû ve dubare dibe ye. Di demên borî de, li Yekîtiya Sovyetê, Çîn, Yûgoslavya û Bulgaristanê, bi navê "sosyalîzmê" bênavbûnek wisa hat pêşniyar kirin; bi heman awayî, di nav Ewropaya Rojava bi xwe de jî meseleyên Bask û Katalan, û herwiha meseleyên Îrlanda, Makedonya û Albanî jî heta niha nehatine çareserkirina domdar. Ev mînak nîşan didin ku meyla dewletên mezin a bi tevî dîrokê ber bi pratîkên desteserkirin, dagirkirin û kolonîzekirinê ve, rastiyeke berdewam e; ne tesadufî ye ku gelek dewletên mezin îro jî bûne zindana yek an çend netewan.
Di vê çarçoveyê de, ku Kurd bikaribin doza avakirina pêşeroja xwe ya wek yekîneke siyasî ya serbixwe bidomînin, ev berî her tiştî girêdayî ye ku ew karibin xwe di nav xwe de bi rêxistin bikin û dezgehên xwe yên nûnertiya netewî ava bikin. Ku ev sazbûn pêk neyê, mîna nimûneya Makedonyayê, dibe ku Kurd neçar bimînin bi tenê di beşekê ji cografyaya xwe ya dîrokî de hebûneke siyasî bidest bixin û bi sînorên heyî re bêzar bibin. Siyaseta ku hêzên cîhanî dişopînin, mafê çarenûsxwaziya Kurdan a ku rêyeke berbiçav pêşkêş bike napejirîne; berevajî vê, bi awayekî neyekser jî beşdarî erozyona meseleya Kurdistanê dike.
Ji vê aliyî ve, yekîtiya ku hevkariya sosyalîst-neteweperest li ser tevahiya têkoşîna rizgariya netewî, rêxistinbûna hundir û nûnertiya netewî ava bike, şerta diyarker e ji bo kapasîteya milletê Kurd a "bûyîna em" û ji ber vê yekê ji bo ku ew karibe hebûna xwe bighîne pêşerojê.
Çavkanî
- Conversi, D. (1997). Bask, Katalan û Spanya: Rêyên Alternatîf ên Tevgera Neteweyî.
- Fanon, F. (1961). Nifirîyên Rûyê Erdê.
- McDowall, D. (2004). Dîroka Kurdan a Nûjen.
- van Bruinessen, M. (1992). Axa, Şêx û Dewlet: Avahiyên Civakî û Siyasî yên Kurdistanê.
ئەگەر خۆمان بۆ خۆمان بین: هاوپەیمانیی سۆسیالیست-نەتەوەیی لە بزوتنەوەی نەتەوەیی کورد
لەم وتارەدا هاوپەیمانیی سۆسیالیست-نەتەوەیی لە چوارچێوەی چەمکەکانی کۆمەلگەرایی (کۆلۆنیالیزم)، خەباتی ڕزگاریی نەتەوەیی، ڕێکخستنی ناوخۆیی و نوێنەرایەتیی نەتەوەیی دەخەمە بەرباس.
لە پرۆسەکانی ڕزگاریی نەتەوەیی نەتەوە کۆلۆنیزەکراوەکاندا، کۆبوونەوەی جۆرە جۆری بیرۆکەیی جیاواز لەسەر زەمینەیەکی هاوبەش زۆرجار وەکو دۆخێکی ناکۆک یان تایبەت سەیر دەکرێت؛ کەچی ئەم جۆرە هاوپەیمانیانە دیاردەیەکن کە بەردەوام لە مێژووی خەباتی دژە کۆلۆنیالیزمدا دووبارە دەبنەوە. سۆسیالیزم و نەتەوەپەروەری دوو جیهانی بیرۆکەیی جیاوازن کە ڕێکخستنی کۆمەڵایەتی و سوژەی مێژوویی بە شێوەیەکی جیاواز پێک دەهێنن؛ لەبەر ئەوە کۆبوونەوەیان لە ڕەوتی گشتیدا وەکو تایبەتمەندییەک دادەنرێت. بەڵام لە وڵاتانی وەک کوردستان کە لە دۆخی کۆلۆنیدان، ئەم تایبەتمەندییە خۆی دەبێتە یاسا: سۆسیالیستەکانی کورد و نەتەوەپەروەرەکانی کورد لە خەباتی ڕزگاریی نەتەوەیی نەک تەنها وەکو هاوپەیمان، بەڵکو هەندێک جار وەکو پێکهاتەکانی ڕێکخستنی هاوبەشیش پێکەوە دەوەستن. لەمەدا نە شتێکی سەیر و نە شتێکی دژایەتی پێویست هەیە؛ چونکە ئەولەویەتی خەبات ئازادکردنی نەتەوە و پاککردنەوەی وڵات لە دەستدرێژیدایە، و ئەم ئەولەویەتە، جیاواز لە جیاکردنەوەی سۆسیالیست-نەتەوەیی، بۆ هەموو ئەو لایەنانە بەکاردێت کە بەشدارن لە پرۆسەی ڕزگاریی نەتەوەیی. لەم وتارەدا ئەم هاوپەیمانیێتییە لەسەر بنەمای چەمکەکانی کۆلۆنیالیزم، خەباتی ڕزگاریی نەتەوەیی، ڕێکخستنی ناوخۆیی و نوێنەرایەتی نەتەوەیی دەخەمە بەرباس.
ئاڕاستەی سەرەکی خەباتی نەتەوە کۆلۆنیکراوەکان، ڕزگارکردنی وڵات لە داگیرکاری و بردنی بەرەو سەربەخۆیی یە؛ ئەم ئامانجە بۆ هەموو چین و توێژەکانی نەتەوە کۆلۆنیکراو بێ کەم و کوڕی هاوبەشە. لە دەوروبەری ئەم ئامانجە هاوبەشەدا، پێویستە هەموو تاکێک خاوەن مافی یەکسان بێت؛ هیچ لایەنێک نابێت بکەوێتە ناو هێڵێکی خەبات کە لایەنێکی دیکە لادات، چونکە ئەمە لەگەڵ یەکپارچەیی خەباتدا ناگونجێت. لە هەمان چوارچێوەدا، هەموو بۆچوون و ڕەوتێک مافی ئازادی ڕێکخستنی هەیە: هەروەک سۆسیالیستەکان و نەتەوەخوازەکان دەتوانن ڕێکخراوی جیاواز دابمەزرێنن، هەروەها دەتوانن لەژێر چەتری جواڵانەوەیەکی کۆنگرەیی یەکبگرنەوە. ئەو جواڵانەوەی کۆنگرەیی باسکراو، واتای گونجاندنی مۆدێلەکانی کوردستانی باشوور، ئەفریقای باشوور و هیندستان بۆ سەرانسەری کوردستان دەگەیەنێت؛ لەم ڕێکخستنەدا، پلەبەندی نهک لە سەرەوە بۆ خوارەوە، بەڵکو لە خوارەوە بۆ سەرەوە کاردەکات. هەر ڕووکارێک کە جیاوازییە ناوخۆییەکان وەک لایەن و بەرامبەر بخوێنێتەوە نەک وەک بەشەکانی یەک نەتەوە، مەترسی پارچەکردن یان بێکارایی کردنی بوونی نەتەوەیی لەگەڵ خۆیدا هەڵدەگرێت.
ئەزموونی سیاسیی خۆم ئەم چوارچێوەیە بەڕاست دەکاتەوە. من سیاسەتم لە ناو نەریتی سۆسیالیستیدا دەستپێکرد؛ لەگەڵ ئەوەشدا، هەرگیز خۆم لە کارکردنی هاوبەش لەگەڵ لایەنە کۆنەپارێزەکانی کورد دوور نەگرتووە، چونکە باوەڕم وایە شێوازی جیاوازی بیرکردنەوە و لێکدانەوە زیانی زیاتر ناگەیەنێت، بەڵکو سوودی زیاتر بەخۆیەوە دەگرێت. ئەم ئەزمووەن پیشانی دام کە سۆسیالیست بوون یان نەتەوەیی بوون بەخۆیان هیچ فەزڵ یان باڵادەستییەکی تایبەت نین، تەنها هەڵبژاردنێکی سیاسین. لەڕاستیدا، لە مێژووی هەموو نەتەوە کۆلۆنیزەکراوەکاندا ئەم جۆرە فرەیی و ڕەنگاوڕەنگییە بەدی دەکرێت؛ نەتەوەی کورد بەشێوەیەکی مێژوویی لەناو پێکهاتەیەکی فرەلایەندا هاتووەتە ئەم قۆناغەی ئێستا.
«ئێمە ببینە ئێمە» بریتییە نەک لە چەوساندنەوەی جیاوازییە ناوخۆییەکان، بەڵکو لە توانایی مانەوە و بردنی ئایندە بەرەوپێش، بەو ئەندازەیەی کە ئەم جیاوازییانە بتوانرێت لە دەوری کەسایەتییەکی نەتەوەیی هاوبەشدا کۆبکرێنەوە.
پێموایە ئەو گوتارەی لەم ساڵانەی دواییدا بڵاو بووەتەوە، کە دەڵێت هۆکاری ئەوەی کورد هێشتا نەگەیشتووەتە مافی چارەنووسی خۆی، لە بەشێوەیەکی تەواو نەتەوەیی نەبوونیانە، پشتی بەستووە بە خوێندنەوەیەکی نەگونجاو لە مێژووی نزیکەی دوو سەدەیی خەباتی کورد. نەگەیشتنی کورد بەم مافە نە بە کەمی هۆشیاری نەتەوەیی و نە بە کەمی تایبەتمەندی نەتەوەیی لێک دەدرێتەوە؛ لە جیهاندا کەمن نموونەی نەتەوەیەکی تر کە بۆ ماوەیەکی ئەوەندە درێژ خەباتی نەتەوەیی بەردەوامی هەبووبێت. لێکۆڵینەوە لە تایبەتمەندی نەتەوەیی یان هۆشیاری نەتەوەیی گەلێک کە سەرباری ژمارەیەک لەناوبردن و کوشتار، کۆچکردنی زۆرەملێ، وێرانکردنی شوێنی نیشتەجێبوون، و وشککردنی سەرچاوەی ئاو، خەباتی خۆی بەردەوام کردووە، لەگەڵ تۆماری مێژوویی ناگونجێت؛ لەگەڵ ئەوەشدا دەبینین کە ئەم جۆرە پرسیارکردنانە لەم ماوەیەی دواییدا بە شێوەیەکی زۆر باس دەکرێن. پێویستە هەروەک چۆن تێدەگەین کورد لە دژی کێ و بۆچی خەبات دەکات، لەوەش تێبگەین کە ئەم خەباتە بە چ میکانیزمێک لاواز کراوە؛ ئەگینا گەڕان بەدوای هۆکاری نەگەیشتن بەم مافەدا تەنها لەلای کورد، بەردەوام دەبێت بە ڕێبازێکی سادە بەڵام کەم ڕوونکەرەوە.
ئەو قسانەی کە دەڵێن نەتەوەیەک کە خەباتێکی نەتەوەیی دەبات، پێویستە ڕوو لە هێڵێکی نەتەوەپەروەرانەش بکات، جگە لەوەی ناوەڕۆکیان بەتاڵە، تەنها بۆ ئەوە بەکاردێن کە هۆکارێک بۆ ئەو بۆشاییە ئایدیۆلۆژی و سیاسییە دابین بکەن کە تێیدا کەوتوون. پشتگوێخستنی ئەو ڕاستییە کە نەتەوەی کورد بۆ ماوەیەکی درێژە لە خەباتێکی بەردەوامدا ماندوو بووە، و لە بەرامبەردا هەوڵدان بۆ دۆزینەوەی چارەسەری تازە یان پێشنیارکردنی نەتەوەپەروەرییەکی "نوێ"، هیچ شتێک نییە جگە لە دیدگایەیەک کە لە ئارادایکە لە دینامیکە مێژووییەکانی خۆیی مەسەلەی کوردستان بێگانە بووە.
دەبینین کە دەوڵەتان و سیستەمە ئایدیۆلۆژییەکان لە زۆربەی کاتەکاندا لە چارەسەرکردنی مەسەلە نەتەوەییەکاندا هەڵسوکەوتێکی دوو ڕوو دەنوێنن، و لایەنە زاڵەکان بێچارەسەریی وەک چارەسەر پێشکەش دەکەن؛ ئەم ئاراستەیە، بەبێ گرنگیدان بە جوگرافیا و ئایدیۆلۆژیا، شێوازێکە کە بەردەوام لە مێژوودا دووبارە دەبێتەوە. لە رابردوودا یەکێتیی سۆڤیەت، چین، یۆگۆسلاڤیا و بولگاریا بە ناوی "سۆسیالیزم"ەوە بێچارەسەرییەکی هاوشێوەیان پێشنیار کرد؛ بەهەمان شێوە مەسەلەکانی باسک و کاتالان لە ناوخۆی ئەوروپای ڕۆژاوادا، هەروەها مەسەلەکانی ئیرلەندا، مەکدۆنیا و ئەلبانیا هەتا ئێستاش نەگەیشتوونەتە چارەسەرێکی مانادار. ئەم نموونانە نیشان دەدەن کە ئاراستەی دەوڵەتە گەورەکان بۆ بەکارهێنانی پراکتیکی زەوتکردن، داگیرکاری و کۆلۆنیالیزم لە درێژایی مێژوودا ڕاستییەکی بەردەوامە؛ لەبەر ئەمە هیچ سەیر نییە کە زۆربەی دەوڵەتە گەورەکان ئەمڕۆش پێگەی زیندانی یەک یان چەند نەتەوەیەک بگرنە خۆیان.
لەم چوارچێوەیەدا، بەردەوامبوونی کوردان لە بریتیبوونی داواکارییان بۆ دروستکردنی داهاتووی خۆیان وەک یەکەیەکی سیاسی سەربەخۆ، پێش هەموو شتێک بەندە بە توانای دروستکردنی ڕێکخستنی ناوخۆیی خۆیان و دامەزراوەکانی نوێنەرایەتی نەتەوەیی خۆیان. ئەگەر ئەم دامەزراوسازییە بەدەست نەهێنرێت، وەک لە نموونەی مەکدۆنیا ڕوویدا، لەوانەیە کوردان تەنها لە بەشێک لە جوگرافیای مێژووییی نەتەوەکەیان بوونی سیاسی بەدەست بهێنن و ناچار بن بە سنووردارییە هەنووکەییەکان قایل بن. سیاسەتی هێزە جیهانییەکان چارەسەرێکی ڕوونی وا کە مافی چارەنووسدیاریکردنی کوردان بناسێنێت، بەڵێن نادات؛ بەڵکو بە شێوەیەکی ناڕاستەوخۆ یارمەتی لاوازکردنی مەسەلەی کوردستان دەدات.
لەم ڕوانگەیەوە، یەکگرتوویی هاوپەیمانیێتی سۆسیالیستی-نەتەوەیی لە خەباتی ڕزگاریی نەتەوەیی، ڕێکخستنی ناوخۆیی و نوێنەرایەتی نەتەوەیی دروستی بکات، مەرجی سەرەکییە بۆ توانای نەتەوەی کورد بۆ ئەوەی "ببێتە خۆی"، واتە بۆ ئەوەی بتوانێت بوونی خۆی بگوازێتەوە بۆ داهاتوو.
سەرچاوەکان
- کۆنڤێرسی، د. (١٩٩٧). باسک، کاتالان و ئیسپانیا: ڕێگا جیاوازەکانی هەڵکردنی نەتەوەپەروەری.
- فانۆن، ف. (١٩٦١). ڕەشوماتی زەوی.
- مکداوێڵ، د. (٢٠٠٤). مێژووی هاوچەرخی کورد.
- ڤان برۆینێسن، م. (١٩٩٢). ئاغا، شێخ و دەوڵەت: پێکهاتەی کۆمەڵایەتی و سیاسیی کوردستان.
If We Stand Together: The Socialist-Nationalist Alliance in the Kurdish National Movement
In this article, I examine the socialist-nationalist alliance through the concepts of colonialism, the national liberation struggle, internal organization, and national representation.
In the national liberation processes of colonized nations, the meeting of different ideological currents on common ground is often regarded as contradictory or exceptional; yet such alliances are a pattern that recurs again and again in the history of anti-colonial struggles. Socialism and nationalism are two separate worlds of thought that constitute social organization and the historical subject in different ways; this is why their coming together is counted as an exception within the general tendency. However, in colonized countries such as Kurdistan, this exception becomes the rule itself: Kurdish socialists and Kurdish nationalists stand side by side in the national liberation struggle not only as allies but at times also as components of shared organizations. There is nothing in this to find strange or to object to, because the priority of the struggle is the liberation of the nation and the clearing of the country of occupation, and this priority, beyond the socialist-nationalist distinction, holds for all segments taking part in the national liberation process. In this article, I examine this alliance through the concepts of colonialism, the national liberation struggle, internal organization and national representation.
The fundamental axis of struggle for colonized nations is freeing the country from occupation and carrying it to independence; this goal is common, without exception, to all strata of the colonized nation. Around this common goal, every individual must have equal rights; for any component to enter a line of struggle that marginalizes another is incompatible with the integrity of the struggle. Within the same framework, every view and tendency has the right to organize freely: socialists and nationalists may establish separate organizations, just as they may also come together under the umbrella of a congress movement. The congress movement in question means adapting the models of Southern Kurdistan, South Africa and India to the whole of Kurdistan; in this form of organization, hierarchy works not from the top down but from the bottom up. Any approach that reads internal differences not as components of a nation but as sides and opponents carries the risk of fragmenting the national existence or rendering it dysfunctional.
My own political experience also confirms this framework. I began in politics within the socialist tradition; nevertheless, I never shied away from working together with Kurdish conservative circles, because I believed that different ways of thinking and reading would bring more benefit than harm. This experience showed me that being a socialist or a nationalist is not in itself a virtue or a mark of superiority, but merely a political choice. Indeed, a similar plurality can be seen in the history of almost every nation in a colonized position; the Kurdish nation, too, has historically come down to the present within a multi-component structure.
"Being ourselves" is not the suppression of internal differences, but a capacity to exist and to carry ourselves into the future that can be attained only to the extent that these differences can be held together around a common national subject.
I think that the discourse put into circulation in recent years, according to which the Kurds' continued failure to attain the right to self-determination stems from not having been nationalist enough, rests on a reading that has failed to grasp the Kurds' history of struggle spanning nearly two centuries. The Kurds' failure to attain this right can be explained neither by a lack of national consciousness nor by a deficiency of national character; there are few other examples in the world of a nation that has waged a national struggle stretching over such a long period. To question the national character or national consciousness of a nation that has continued its struggle despite countless massacres and mass killings, forced resettlement, destroyed settlements and dried-up water sources is incompatible with the historical record; yet we see such questioning voiced frequently in recent times. We must grasp not only against whom and why the Kurds have struggled, but also the mechanisms through which this struggle has been neutralized; otherwise, seeking the reason for the failure to attain this right directly in the Kurds themselves will remain an easy approach of limited explanatory power.
The discourse claiming that a nation waging a national struggle should additionally turn towards a nationalist line is not only hollow but also serves to produce justifications for the ideological and political vacuum that has been fallen into. Developing new searches for solutions or "new" nationalism proposals while ignoring the fact that the Kurdish nation has grown weary of its long-running struggle amounts to nothing more than an approach alienated from the Kurdistan question's own historical dynamics.
We see that states and ideological systems mostly adopt a two-faced stance in resolving national questions, and that actors in dominant positions present non-solution as a solution; this tendency is a pattern that recurs throughout history regardless of geography and ideology. In the past, a similar non-solution was offered in the name of "socialism" in the Soviet Union, China, Yugoslavia and Bulgaria; in the same way, neither the Basque and Catalan questions within Western Europe itself nor the Irish, Macedonian and Albanian questions have been brought to a lasting solution to this day. These examples show that the tendency of great states throughout history to resort to practices of annexation, occupation and colonization is an ongoing reality; in this respect, it is no coincidence that many great states today still stand as the prison of one or more nations.
In this framework, the Kurds' ability to sustain their claim to build their own future as an independent political unit depends, above all, on their ability to establish their own internal organization and institutions of national representation. If this institutionalization is not achieved, then, as in the Macedonian example, one may be forced to settle for gaining political existence in only part of the nation's historical geography and for the existing limitations. The policy pursued by global powers does not promise a concrete solution that recognizes the Kurds' right to self-determination; on the contrary, it indirectly contributes to the erosion of the Kurdistan question.
In this respect, the integrity that the socialist-nationalist alliance will build along the axes of the national liberation struggle, internal organization and national representation is the decisive condition of the Kurdish nation's capacity for "being ourselves", and hence of its ability to carry its existence into the future.
References
- Conversi, D. (1997). The Basques, the Catalans and Spain: Alternative Routes to Nationalist Mobilisation.
- Fanon, F. (1961). The Wretched of the Earth.
- McDowall, D. (2004). A Modern History of the Kurds.
- van Bruinessen, M. (1992). Agha, Shaikh and State: The Social and Political Structures of Kurdistan.
اگر ما، ما بمانیم: اتحاد سوسیالیست-ناسیونالیست در جنبش ملی کرد
در این نوشتار اتحاد سوسیالیست-ناسیونالیست را در محور مفاهیم استعمار، مبارزه رهاییبخش ملی، سازماندهی درونی و نمایندگی ملی بررسی میکنم.
گرد آمدن جریانهای ایدئولوژیک گوناگون بر زمینهای مشترک در فرایندهای رهایی ملی ملتهای مستعمره، اغلب وضعیتی متناقض یا استثنایی تلقی میشود؛ حال آنکه چنین اتحادهایی الگویی است که در تاریخ مبارزات ضداستعماری بارها و بارها با آن روبهرو میشویم. سوسیالیسم و ناسیونالیسم دو جهان فکری جداگانهاند که سازمانیابی اجتماعی و سوژهٔ تاریخی را به شیوههایی متفاوت برمیسازند؛ از این رو گرد هم آمدن آنها در گرایش عمومی استثنا به شمار میرود. با این همه، در کشورهایی که همچون کردستان در موقعیت مستعمره قرار دارند، این استثنا به خودِ قاعده بدل میشود: سوسیالیستهای کرد و ناسیونالیستهای کرد در مبارزهٔ رهاییبخش ملی نهتنها در مقام متحد، بلکه گاه در مقام اجزای سازمانهای مشترک نیز در کنار یکدیگر میایستند. در این امر نه جای شگفتی هست و نه جای مخالفت؛ زیرا اولویت مبارزه، رهایی ملت و پاکسازی کشور از اشغال است و این اولویت، فراتر از تمایز سوسیالیست-ناسیونالیست، برای همهٔ بخشهایی که در فرایند رهایی ملی مشارکت دارند معتبر است. در این نوشتار، اتحاد یادشده را در محور مفاهیم استعمار، مبارزهٔ رهاییبخش ملی، سازماندهی درونی و نمایندگی ملی بررسی میکنم.
محور اصلی مبارزهٔ ملتهای مستعمره، پاکسازی کشور از اشغال و رساندن آن به استقلال است؛ این هدف برای همهٔ لایههای ملت مستعمره بیاستثنا مشترک است. پیرامون این هدف مشترک، هر فرد باید از حقوق برابر برخوردار باشد؛ ورود هیچیک از اجزا به خط مبارزهای که جزئی دیگر را غیرخودی کند، با یکپارچگی مبارزه سازگار نیست. در همین چارچوب، هر دیدگاه و گرایشی حق سازمانیابی آزادانه دارد: سوسیالیستها و ناسیونالیستها همانگونه که میتوانند سازمانهای جداگانهای بنیان نهند، میتوانند زیر چتر یک جنبش کنگره نیز گرد هم آیند. جنبش کنگرهٔ یادشده به معنای انطباق الگوهای کردستان جنوبی، آفریقای جنوبی و هند بر سراسر کردستان است؛ در این سازمانیابی، سلسلهمراتب نه از بالا به پایین، بلکه از پایین به بالا عمل میکند. هر رویکردی که تفاوتهای درونی را نه بهمنزلهٔ اجزای یک ملت، بلکه بهمنزلهٔ طرفها و مخالفان بخواند، خطر تجزیهٔ هستی ملی یا بیکارکرد ساختن آن را در خود دارد.
تجربهٔ سیاسی خودم نیز این چارچوب را تأیید میکند. سیاست را در سنت سوسیالیستی آغاز کردم؛ با این حال هرگز از پیشبرد کار مشترک با بخشهای محافظهکار کرد پرهیز نکردم، زیرا باور داشتم که شیوههای گوناگون اندیشیدن و خوانش بیش از آنکه زیان برسانند، سود خواهند داشت. این تجربه به من نشان داد که سوسیالیست یا ناسیونالیست بودن به خودی خود فضیلت یا برتری نیست، بلکه تنها یک انتخاب سیاسی است. بهراستی در تاریخ تقریباً همهٔ ملتهایی که در موقعیت مستعمره قرار دارند، کثرتی مشابه دیده میشود؛ ملت کرد نیز از نظر تاریخی در ساختاری چندجزئی تا به امروز رسیده است.
«ما، ما بودن» نه سرکوب تفاوتهای درونی، بلکه ظرفیتی برای هستییافتن و به آینده منتقل شدن است که به همان میزان دستیافتنی است که این تفاوتها بتوانند پیرامون سوژهای ملی و مشترک در کنار هم نگاه داشته شوند.
بر این باورم که گفتمانی که در سالهای اخیر به جریان انداخته شده است، مبنی بر اینکه اگر حق تعیین سرنوشت کردها هنوز تحقق نیافته، از آن روست که کردها به اندازهٔ کافی ناسیونالیست نبودهاند، بر خوانشی تکیه دارد که تاریخ مبارزهٔ کردها را، که به حدود دو سده میرسد، درنیافته است. دستنیافتن کردها به این حق را نه با فقدان آگاهی ملی میتوان توضیح داد و نه با کمبود خصلت ملی؛ در جهان نمونههای اندکی از ملتهای دیگر وجود دارد که مبارزهای ملی با چنین گسترهٔ زمانی درازی را به پیش برده باشند. زیر سؤال بردن خصلت ملی یا آگاهی ملی ملتی که بهرغم قتلعامها و کشتارهای بیشمار، اسکان اجباری، سکونتگاههای ویرانشده و منابع آبی خشکاندهشده مبارزهاش را ادامه داده است، با کارنامهٔ تاریخی سازگار نیست؛ با این حال میبینیم که چنین پرسشهایی در دورهٔ اخیر بارها بر زبان آورده میشود. ما ناگزیریم افزون بر اینکه کردها در برابر چه کسی و چرا مبارزه کردهاند، دریابیم که این مبارزه با چه سازوکارهایی بیاثر شده است؛ وگرنه جستوجوی علت دستنیافتن به این حق مستقیماً در خود کردها، همچنان رویکردی آسان اما با توان تبیینی محدود خواهد ماند.
گفتمانی که ادعا میکند ملتی که مبارزهای ملی را پیش میبرد باید افزون بر آن به خطی ناسیونالیستی نیز روی آورد، فراتر از میانتهی بودن، کارکرد توجیهتراشی برای خلأ ایدئولوژیک و سیاسیای را دارد که در آن فرو افتادهاند. پیش کشیدن جستوجوهای تازه برای راهحل یا پیشنهادهای ناسیونالیسم «نو» با نادیده گرفتن این واقعیت که ملت کرد از مبارزهای دیرپا خسته شده است، از رویکردی بیگانه با پویاییهای تاریخی خودِ مسئلهٔ کردستان فراتر نمیرود.
میبینیم که دولتها و نظامهای ایدئولوژیک در حل مسائل ملی اغلب موضعی دورویانه در پیش میگیرند و بازیگرانِ در موقعیت سلطه، بیراهحلی را به نام راهحل عرضه میکنند؛ این گرایش، مستقل از جغرافیا و ایدئولوژی، الگویی است که در تاریخ تکرار میشود. در گذشته در اتحاد شوروی، چین، یوگسلاوی و بلغارستان به نام «سوسیالیسم» بیراهحلی مشابهی پیشنهاد شد؛ به همین سان، نه مسئلهٔ باسک و کاتالان در درون خودِ اروپای غربی و نه مسائل ایرلند، مقدونیه و آلبانی تاکنون به راهحلی پایدار نرسیدهاند. این نمونهها نشان میدهند که گرایش دولتهای بزرگ به توسل به شیوههای الحاق، اشغال و مستعمرهسازی در طول تاریخ، واقعیتی مستمر است؛ از این حیث تصادفی نیست که بسیاری از دولتهای بزرگ امروز نیز در جایگاه زندان یک یا چند ملت قرار دارند.
در این چارچوب، اینکه کردها بتوانند داعیهٔ ساختن آیندهٔ خود بهعنوان واحدی سیاسی و مستقل را حفظ کنند، پیش از هر چیز به توانایی آنان در برپا کردن سازماندهی درونی و نهادهای نمایندگی ملی خود بستگی دارد. اگر این نهادمندی فراهم نشود، چنانکه در نمونهٔ مقدونیه دیده میشود، ممکن است ناگزیر شد به کسب هستی سیاسی تنها در بخشی از جغرافیای تاریخی ملت و به محدودیتهای موجود بسنده کرد. سیاستی که قدرتهای جهانی دنبال میکنند وعدهٔ راهحلی مشخص که حق تعیین سرنوشت کردها را به رسمیت بشناسد نمیدهد؛ برعکس، بهطور غیرمستقیم به فرسایش مسئلهٔ کردستان یاری میرساند.
از این رو، یکپارچگیای که اتحاد سوسیالیست-ناسیونالیست در محورهای مبارزهٔ رهاییبخش ملی، سازماندهی درونی و نمایندگی ملی برپا خواهد کرد، شرط تعیینکنندهٔ ظرفیت «ما، ما بودن» ملت کرد و در نتیجه توانایی آن در انتقال هستیاش به آینده است.
منابع
- کونورسی، د. (1997). باسکها، کاتالانها و اسپانیا: راههای بدیل بسیج ملیگرایانه.
- فانون، ف. (1961). دوزخیان روی زمین.
- مکداول، د. (2004). تاریخ معاصر کرد.
- ون بروینسن، م. (1992). آغا، شیخ و دولت: ساختارهای اجتماعی و سیاسی کردستان.
إذا اتحدنا: التحالف الاشتراكي-القومي في الحركة القومية الكردية
في هذا المقال أتناول التحالف الاشتراكي-القومي من خلال مفاهيم الاستعمار، ونضال التحرر الوطني، والتنظيم الداخلي، والتمثيل الوطني.
كثيرًا ما يُنظر إلى التقاء التيارات الأيديولوجية المختلفة على أرضية مشتركة في مسارات التحرر الوطني للأمم المستعمَرة بوصفه حالةً متناقضة أو استثنائية؛ غير أن مثل هذه التحالفات نمطٌ يتكرر مرارًا في تاريخ النضالات المناهضة للاستعمار. فالاشتراكية والقومية عالمان فكريان منفصلان يبنيان التنظيم الاجتماعي والذات التاريخية بطرق مختلفة؛ ولذلك يُعدّ اجتماعهما استثناءً ضمن الاتجاه العام. بيد أن هذا الاستثناء يصبح هو القاعدة نفسها في البلدان الواقعة في موقع المستعمَرة مثل كردستان: إذ يقف الاشتراكيون الكرد والقوميون الكرد جنبًا إلى جنب في نضال التحرر الوطني، لا بوصفهم حلفاء فحسب، بل أحيانًا بوصفهم مكوّناتٍ لتنظيمات مشتركة أيضًا. وليس في ذلك ما يدعو إلى الاستغراب ولا إلى الاعتراض؛ لأن أولوية النضال هي تحرر الأمة وتطهير البلاد من الاحتلال، وهذه الأولوية تسري، بما يتجاوز التمييز بين الاشتراكي والقومي، على جميع الفئات المشاركة في مسار التحرر الوطني. وفي هذا المقال أتناول هذا التحالف من خلال مفاهيم الاستعمار، ونضال التحرر الوطني، والتنظيم الداخلي، والتمثيل الوطني.
إن محور النضال الأساسي للأمم المستعمَرة هو تطهير البلاد من الاحتلال والمضيّ بها إلى الاستقلال؛ وهذا الهدف مشترك بين جميع شرائح الأمة المستعمَرة بلا استثناء. وحول هذا الهدف المشترك ينبغي أن يتمتع كل فرد بحقوق متساوية؛ ولا يتوافق مع وحدة النضال أن ينخرط أيٌّ من المكوّنات في خط نضالي يُقصي مكوّنًا آخر. وفي الإطار نفسه، لكل رأي ولكل توجه الحق في التنظيم بحرية: فكما يمكن للاشتراكيين والقوميين أن يؤسسوا تنظيمات منفصلة، يمكنهم أيضًا أن يجتمعوا تحت مظلة حركة المؤتمر. وتعني حركة المؤتمر هذه تكييف نماذج جنوب كردستان وجنوب أفريقيا والهند مع كردستان كلها؛ وفي هذا التنظيم لا تسير الهرمية من الأعلى إلى الأسفل، بل من الأسفل إلى الأعلى. وكل مقاربة تقرأ الاختلافات الداخلية لا بوصفها مكوّناتٍ لأمة، بل بوصفها أطرافًا وخصومًا، تحمل خطر تمزيق الوجود الوطني أو تعطيل وظيفته.
وتؤكد تجربتي السياسية الخاصة هذا الإطار أيضًا. فقد بدأت العمل السياسي داخل التقليد الاشتراكي؛ ومع ذلك لم أتجنب قط العمل المشترك مع الأوساط المحافظة الكردية، لأنني آمنت بأن أنماط التفكير والقراءة المختلفة ستجلب من النفع أكثر مما تجلب من الضرر. وقد أظهرت لي هذه التجربة أن كون المرء اشتراكيًا أو قوميًا ليس في حد ذاته فضيلةً أو تفوقًا، بل هو مجرد خيار سياسي. والواقع أن تعددية مماثلة تُلاحَظ في تاريخ جميع الأمم الواقعة في موقع المستعمَرة تقريبًا؛ والأمة الكردية أيضًا وصلت تاريخيًا إلى يومنا هذا ضمن بنية متعددة المكوّنات.
«أن نكون نحن» ليس قمعًا للاختلافات الداخلية، بل هو قدرةٌ على الوجود وعلى الانتقال إلى المستقبل، يمكن بلوغها بقدر ما يمكن إبقاء هذه الاختلافات مجتمعةً حول ذاتٍ وطنية مشتركة.
أرى أن الخطاب الذي جرى تداوله في السنوات الأخيرة، والقائل إن عدم بلوغ حق الكرد في تقرير المصير حتى الآن نابعٌ من عدم كونهم قوميين بما يكفي، يقوم على قراءةٍ لم تستوعب تاريخ نضال الكرد الممتد قرابة قرنين. فعدم بلوغ الكرد هذا الحق لا يمكن تفسيره لا بانعدام الوعي الوطني ولا بنقص الطابع الوطني؛ إذ قلّما نجد في العالم مثالًا على أمة أخرى خاضت نضالًا وطنيًا امتد على مثل هذه المدة الطويلة. إن التشكيك في الطابع الوطني أو الوعي الوطني لأمةٍ واصلت نضالها رغم إبادات ومجازر لا تُحصى، ورغم التوطين القسري، والمناطق السكنية المدمَّرة، ومصادر المياه التي جُفِّفت، لا يتوافق مع السجل التاريخي؛ ومع ذلك نرى أن مثل هذه التشكيكات تُطرح كثيرًا في الآونة الأخيرة. ولا بد لنا أن ندرك، بقدر ما ندرك ضد مَن يناضل الكرد ولماذا، الآلياتِ التي يُجرَّد بها هذا النضال من فاعليته؛ وإلا فإن البحث عن سبب عدم بلوغ هذا الحق في الكرد أنفسهم مباشرةً سيظل مقاربةً سهلة لكنها محدودة القدرة على التفسير.
إن الخطاب الذي يزعم أن أمةً تخوض نضالًا وطنيًا ينبغي لها فوق ذلك أن تتجه إلى خط قومي، فضلًا عن كونه أجوف، يؤدي وظيفة إنتاج المسوّغات للفراغ الأيديولوجي والسياسي الذي وقع فيه. وإن تطوير مساعٍ إلى حلول جديدة أو طرح مقترحات قومية «جديدة»، مع تجاهل حقيقة أن الأمة الكردية قد أنهكها النضال المستمر منذ زمن طويل، لا يتجاوز كونه مقاربةً مغتربة عن الديناميات التاريخية الخاصة بقضية كردستان.
نرى أن الدول والمنظومات الأيديولوجية كثيرًا ما تتخذ موقفًا مزدوج الوجه في حل القضايا القومية، وأن الفاعلين المهيمنين يقدّمون انعدام الحل على أنه حل؛ وهذا الميل نمطٌ يتكرر في التاريخ بمعزل عن الجغرافيا والأيديولوجيا. ففي الماضي طُرح انعدامُ حلٍّ مماثل باسم «الاشتراكية» في الاتحاد السوفييتي والصين ويوغوسلافيا وبلغاريا؛ وبالمثل، لم تجد قضيتا الباسك وكتالونيا داخل أوروبا الغربية نفسها، ولا القضايا الإيرلندية والمقدونية والألبانية، حلًا دائمًا حتى اليوم. وتُظهر هذه الأمثلة أن ميل الدول الكبرى عبر التاريخ إلى اللجوء إلى ممارسات الضم والاحتلال والاستعمار حقيقةٌ مستمرة؛ ومن هذه الزاوية ليس من قبيل المصادفة أن كثيرًا من الدول الكبرى لا تزال اليوم في موقع سجنٍ لأمة واحدة أو أكثر.
وفي هذا الإطار، فإن قدرة الكرد على مواصلة مطلبهم في بناء مستقبلهم بوصفهم كيانًا سياسيًا مستقلًا تتوقف قبل كل شيء على قدرتهم على إقامة تنظيمهم الداخلي ومؤسسات تمثيلهم الوطني. وإذا لم تتحقق هذه المأسسة، فقد يُضطرّ، كما في المثال المقدوني، إلى الاكتفاء باكتساب وجود سياسي في جزء واحد فقط من الجغرافيا التاريخية للأمة، والقبول بالقيود القائمة. إن السياسة التي تنتهجها القوى العالمية لا تَعِد بحل ملموس يعترف بحق الكرد في تقرير المصير؛ بل على العكس، تسهم بصورة غير مباشرة في تآكل قضية كردستان.
ومن هذه الزاوية، فإن الوحدة التي سيبنيها التحالف الاشتراكي-القومي على محاور نضال التحرر الوطني والتنظيم الداخلي والتمثيل الوطني هي الشرط الحاسم لقدرة الأمة الكردية على «أن نكون نحن»، ومن ثَمّ لقدرتها على حمل وجودها إلى المستقبل.
المراجع
- كونفيرسي، د. (1997). الباسك والكتالونيون وإسبانيا: طرق بديلة للتعبئة القومية.
- فانون، ف. (1961). معذبو الأرض.
- ماكدويل، د. (2004). تاريخ الكرد الحديث.
- فان بروينسن، م. (1992). الآغا والشيخ والدولة: البنى الاجتماعية والسياسية لكردستان.