PEZKUWICHAINDIJITAL KURDISTAN NEWS 15 HEZÎRAN 2026 · DUŞEM
Gündem Görüş
Görüş

ETKİLİ KÜRD DİASPORASI İÇİN
Güçlü bir Kürd diasporası, örgütlerin ve liderlerin gücüyle değil; liyakati, demokratik katılımı, eşit temsili ve ortak toplumsal sorumluluğu esas alan millet temelli bir örgütlenmeyle mümkündür.

ETKİLİ KÜRD DİASPORASI İÇİN

Güçlü bir Kürd diasporası, örgütlerin ve liderlerin gücüyle değil; liyakati, demokratik katılımı, eşit temsili ve ortak toplumsal sorumluluğu esas alan millet temelli bir örgütlenmeyle mümkündür.

Yıllardır Kürt toplumunun örgütlenme biçimine ilişkin temel bir ayrımın altını çiziyorum: Örgüt veya grup merkezli bir yaklaşım yerine, millet temelli bir örgütlenme anlayışının benimsenmesi. Bu konudaki düşüncelerimi 1984 yılından itibaren çeşitli yazılarımda dile getirdim. İsveç’te, bütün Kürtlerin siyasi görüşleri, ideolojik eğilimleri ve örgütsel aidiyetlerinden bağımsız olarak üye olabilecekleri; yöneticilerini demokratik seçimlerle belirleyen, yerel yönetimler temelinde örgütlenmiş bir modelin hayata geçirilmesini aktif biçimde savundum. Ne var ki o dönemde, toplumsal bütünleşme yerine grup derneklerini ve her grubun kendi kurumsal alanını, başka bir ifadeyle kendi “evini”, korumasını esas alan dar görüşlü yaklaşımların direnciyle karşılaştım. Buna rağmen belirli bir başarı elde edildi. Aslında bu modelin yalnızca İsveç’te değil, Avrupa’nın diğer ülkelerinde de yaygınlaştırılması ve kurumsallaştırılması gerekiyordu. Ancak bu yönde kalıcı ve kapsamlı bir gelişme sağlanamadı.

Millet temelli örgütlenmeye geçemeyen çevrelerin, buna rağmen Kürt milletini temsil etme iddiasını sürdürmeleri, meselenin temel çelişkilerinden biridir. Bu sorun yalnızca Apocu hareketle veya belirli bir siyasi çizgiyle sınırlı değildir. Farklı ideolojik ve örgütsel çevrelerde de benzer eğilimlerin görülmesi, sorunun tek tek örgütlerin ötesinde, daha derin bir siyasal kültür ve toplumsal örgütlenme meselesi olduğunu göstermektedir. Etkili ve güçlü bir Kürt diasporasının ortaya çıkamamasının nedenlerinden biri de bu yapısal sorundur. Güçlü bir diaspora için hangi koşullar gereklidir?

Etkili bir diaspora oluşturabilmek için öncelikle şu ilkelerin benimsenmesi gerektiğini düşünüyorum:

Birincisi, liyakat ve toplumsal yarar esas alınmalıdır. Siyasi görüşleri ve ideolojik aidiyetleri ne olursa olsun, toplumun en yetkin, birikimli ve sorumluluk sahibi şahsiyetleri ortak kurumlarda görev alabilmelidir. Görevlendirmelerde kişisel yakınlık, grup aidiyeti veya örgütsel sadakat değil, yetkinlik ve toplumsal katkı belirleyici olmalıdır.

İkincisi, parti ve grup hâkimiyetine dayalı vesayet anlayışından vazgeçilmelidir. Demokratik kitle örgütleri, herhangi bir partinin, ideolojik hareketin veya dar grubun kontrolündeki yan kuruluşlar olarak görülmemelidir. Bu kurumların meşruiyeti, belirli bir siyasi merkeze bağlılıklarından değil, toplumun farklı kesimlerini temsil edebilmelerinden ve üyelerinin iradesine dayanmalarından kaynaklanmalıdır. Üçüncüsü, bütün toplumsal kesimlerin eşitliği ve ortak aidiyeti içselleştirilmelidir. Kürt toplumunun hiçbir kesimi, yalnızca belirli bir ideolojiyi benimsediği veya belli bir örgüte bağlı olduğu için daha fazla temsil hakkına sahip olmamalıdır. Ortak kurumlar, farklılıkları ortadan kaldırmayı değil, bu farklılıkların eşitlik temelinde bir arada var olmasını sağlamayı amaçlamalıdır. Kuşkusuz, otoriter siyasal kültürün etkisinde şekillenmiş anlayışlardan uzaklaşmak kolay değildir. Bununla birlikte, demokratik bir toplumsal yapı oluşturabilmek için bu kültürün eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Kendine ve kendi düşüncelerine duyulan güvensizlikten beslenen, dar bir çevrenin veya grubun alanını korumayı esas alan örgütlenme biçimlerine itiraz edilmelidir. Bu tür yapılar, toplumsal dayanışmayı geliştirmek yerine, zamanla dışlayıcı ilişki ağlarını ve kişisel bağımlılıkları yeniden üretebilir.

Etkili bir diaspora oluşturmanın eğitim, entelektüel birikim, kurumsal kapasite ve siyasal bilinçle yakından ilişkili olduğu açıktır. Bu nedenle diasporanın başarısını yalnızca derneklerin sayısı, üyeliklerin genişliği veya bireylerin kişisel ve bürokratik ihtiyaçları etrafında şekillenen faaliyetlerle ölçmek mümkün değildir. Asıl önemli olan, bu kurumların ortak toplumsal sorunlara çözüm üretme, nitelikli kadrolar yetiştirme, uluslararası düzeyde etkili ilişkiler kurma ve uzun vadeli bir toplumsal vizyon geliştirme kapasitesidir.

Toplumsal gelişmeyi kişisel yükselişinin önüne koyan insanlar, dar grup çıkarlarını aşabilmelidir. Böyle bir yaklaşım, farklı düşüncelere sahip insanları dışlamak yerine onları ortak bir toplumsal sorumluluğun paydaşları olarak görmeyi gerektirir. Kişinin kendi siyasi görüşünü tek doğru olarak kabul etmesi ve toplumun geri kalanını bu görüş etrafında hizalamaya çalışması, demokratik bir diaspora inşasının önündeki önemli engellerden biridir. Toplumu benimsemek, onun içindeki farklılıkları bir tehdit değil, ortak yaşamın ve düşünsel gelişimin bir zenginliği olarak değerlendirmeyi de gerektirir. Bu bakımdan Kürt toplumunun karşı karşıya olduğu sorun, yalnızca ideolojik çoğulculuğun yetersizliği değildir. Daha temel sorunlardan biri, çoğulculuğu kurumsal bir ilkeye dönüştürememek; liyakat yerine sadakati, ortak yarar yerine grup çıkarını, eleştirel düşünce yerine itaati ödüllendiren bir siyasal kültürün varlığını sürdürmesidir. Benzer sorunlar Türk siyasal ve toplumsal yaşamında da farklı biçimlerde gözlemlenebilir. Dolayısıyla mesele, belirli bir topluma özgü değişmez bir özellikten ziyade, tarihsel süreçler içerisinde oluşmuş otoriter ilişki biçimleriyle ilgilidir. Bir siyasi hareketin veya liderin yanlışları, rakiplerinin kendiliğinden haklı olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte, Kürt toplumu adına otoriter bir liderin ya da hareketin vazgeçilmez bir seçenek olarak görülmesi, alternatif siyasal aktörlerin ve anlayışların toplumsal güven oluşturmakta başarısız kaldıklarını da düşündürmelidir. Demokratik alternatifler, yalnızca mevcut aktörleri eleştirmekle yetinemez; daha kapsayıcı, daha liyakatli ve daha hesap verebilir bir siyaset anlayışını somut biçimde ortaya koymak zorundadır.

Sonuç olarak, etkili bir Kürt diasporasının inşası, yalnızca daha fazla dernek kurmak veya mevcut örgütlenmeleri büyütmekle mümkün değildir. Bunun için örgütsel aidiyetin üzerinde ortak toplumsal sorumluluğu, kişisel sadakatin üzerinde liyakati, itaate dayalı ilişkilerin üzerinde demokratik katılımı esas alan yeni bir siyasal ve kurumsal kültür geliştirilmelidir. Başarı, her şeyden önce farklı bir vizyon ortaya koymayı ve otoriter anlayışlarla araya açık, tutarlı ve ilkeli bir mesafe koymayı gerektirir. Demokratik kitle örgütleri de bu dönüşümün sınanabileceği en önemli alanlardan biri olmalıdır. Bu kurumlar, toplumun farklı kesimlerinin eşit koşullarda temsil edildiği, yöneticilerin demokratik yollarla belirlendiği, kararların şeffaf biçimde alındığı ve yöneticilerin üyelerine karşı hesap verdiği yapılar hâline gelmelidir.

Böyle bir dönüşüm gerçekleşmediği sürece, Kürt toplumunun uluslararası alandaki potansiyelinin kurumsal güce dönüştürülmesi zor olacaktır. Güçlü bir diaspora, bir grubun veya siyasi hareketin büyüklüğüyle değil, toplumun farklı kesimlerini ortak demokratik ilkeler etrafında bir araya getirebilme kapasitesiyle ölçülmelidir.

JI BO DİYASPORAYEK KÛRD A BANDOR

Diyasporayek Kûrd a xurt, ne bi hêza rêxistin û rêberan; belkî bi rêxistineke li ser bingeha milet ku liyaqet, beşdariya demokratîk, temsîliyeta wekhev û berpirsyariya civakî ya hevpar esas digire, pêkan e.

Bi salan e ez balê dikişînim ser cudahiyeke bingehîn a derbarê şêwaza rêxistinkirina civaka Kûrd: Li şûna nêzîkatiyeke ku li ser rêxistin an komê hatiye avakirin, pejirandina têgihîştineke rêxistinbûnê ya li ser bingeha milet. Min ramanên xwe yên di vê mijarê de ji sala 1984an û vir ve di nivîsên xwe yên cuda de anîne ziman. Li Swêdê, min bi awayekî çalak parêzvaniya pêkanîna modelekê kir ku hemû Kûrd, bêyî ku li gorî nêrînên siyasî, meylên îdeolojîk û girêdanên xwe yên rêxistinî bin, bibin endam; rêveberên xwe bi hilbijartinên demokratîk diyar bikin û li ser bingeha rêveberiyên herêmî rêxistin bûbin.

Lê belê di wê demê de, min rastî berxwedana nêzîkatiyên teng-bîn hat ku li şûna yekbûna civakî, komeleyên komî û parastina qada sazûmanî ya her komekê, bi gotineke din parastina "mala" xwe esas digirtin. Tevî vê yekê jî serkeftineke diyar hat bidestxistin. Di rastiyê de, diviyabû ev model ne tenê li Swêdê, li welatên din ên Ewropayê jî bihata belavkirin û sazûmankirin. Lê belê di vî warî de pêşketineke mayînde û berfireh nehat bidestxistin.

Ew derdorên ku nikarin xwe li ser bingeha neteweyî birêxistin bikin, tevî vê yekê îdiaya temsîlkirina miletê Kurd didomînin, ev yek yek ji nakokiyên bingehîn ên meseleyê ye. Ev pirsgirêk ne tenê bi tevgera Apoyî an jî bi xetek siyasî ya diyar ve sînordar e. Dîtina meylên bi vî rengî di derdorên cuda yên îdeolojîk û rêxistinî de jî nîşan dide ku pirsgirêk ne tenê bi rêxistinên takekesî ve girêdayî ye, belkî meseleyeke çanda siyasî û rêxistinbûna civakî ya kûrtir e. Yek ji sedemên ku diyasporayeke Kurd a kartêker û xurt dernakeve holê jî ev pirsgirêka avahîsaziyê ye. Ji bo diyasporayeke xurt kîjan şert û merc pêwîst in?

Ez difikirim ku ji bo avakirina diyasporayeke kartêker divê berî her tiştî ev prensîb bên pejirandin:

Ya yekem, divê liyaqet û berjewendiya civakî esas bê girtin. Çi nêrîna wan a siyasî û çi girêdana wan a îdeolojîk çi dibe bila bibe, divê kesên herî jêhatî, xwedî ezmûn û berpirsyar ên civakê karibin di saziyên hevpar de cih bigirin. Di erkdarkirinan de divê ne nêzîkatiya kesane, girêdana komê an jî dilsoziya rêxistinî, belkî jêhatîbûn û tevkariya civakî diyar be.

Ya duyem, divê dest ji têgihîştina wesayetê ya ku xwe dispêre serdestiya partî û komên teng bê berdan. Rêxistinên girseyî yên demokratîk, divê neyên dîtin wekî saziyên bin kontrola tu partiyekê, tevgereke îdeolojîk an jî komeke teng. Meşrûiyeta van saziyan, divê ne ji girêdayîbûna wan a bi navendeke siyasî ya diyar, belkî ji şiyana wan a temsîlkirina beşên cuda yên civakê û ji îradeya endamên wan bê.

Ya sêyem, divê wekhevî û xwedîderketina hevpar a hemû beşên civakê bê hundirkirin. Tu beşek ji civaka Kurd, tenê ji ber ku îdeolojiyeke diyar dipejirîne an jî girêdayî rêxistineke taybet e, divê xwedî mafê temsîlkariyê yê zêdetir nebe. Saziyên hevpar, divê ne armanca tunekirina cudahiyan, belkî armanca dabînkirina hebûna van cudahiyan li ser bingeha wekheviyê be.

Bêguman, dûrketina ji têgihîştinên ku di bin bandora çanda siyasî ya otorîter de hatine şekilkirin, ne hêsan e. Lê belê, ji bo avakirina avahiyeke civakî ya demokratîk, pêwîst e ev çand bikeve ber nirxandineke rexneyî. Divê li dijî şêwazên rêxistinbûnê yên ku ji bêbaweriya bi xwe û bi ramanên xwe xwedî dibin û esasê wan parastina qada derdoreke teng an jî komeke taybet e, bê derketin. Ev cure avahî, li şûna pêşxistina hevgirtina civakî, dikarin bi demê re torên têkiliyên dûrxer û girêdayîbûnên kesane ji nû ve hilberînin.

Eşkere ye ku avakirina diyasporayek bandor, bi perwerdehiyê, zanîn û rewşenbîriyê, kapasîteya sazîbûnê û hişmendiya siyasî ve girêdayî ye. Lewma ne mimkun e ku serkeftina diyasporayê tenê bi hejmara komeleyan, firehiya endamtiyan an jî bi çalakiyên ku li dora hewcedariyên kesane û burokratîk ên kesan hatine avakirin, were pîvandin. Ya ku girîng e, kapasîteya van saziyan e ji bo dîtina çareseriyan ji bo pirsgirêkên civakî yên hevpar, perwerdekirina kadroyên jêhatî, avakirina têkiliyên bandor li ser asta navneteweyî û pêşxistina vîzyoneke civakî ya demdirêj.

Kesên ku pêşketina civakî li pêşiya bilindbûna xwe ya kesane datînin, divê bikarin ji berjewendiyên teng ên komî derbas bibin. Nêzîkatiyeke wiha, li şûna dûrxistina mirovên xwedî ramanên cuda, pêwîst dike ku ew wekî hevparên berpirsyariyeke civakî ya hevbeş bên dîtin. Qebûlkirina nêrîna siyasî ya kesekî wekî tenê rastiya heyî û hewldana rêzkirina civakê li dora vê nêrînê, yek ji astengên girîng ên li pêşiya avakirina diyasporayeke demokratîk e. Xwedîderketina li civakê, her wiha pêwîst dike ku cudahiyên di nava wê de ne wekî gefekê, lê wekî dewlemendiyeke jiyana hevbeş û pêşketina ramanî bêne nirxandin.

Di vî warî de, pirsgirêka ku civaka Kurd pê re rû bi rû ye, ne tenê kêmbûna piralîbûna îdeolojîk e. Yek ji pirsgirêkên bingehîn ew e ku piralîbûn nehatiye veguherandin prensîbeke sazûmanî; li şûna liyaqetê dilsozî, li şûna berjewendiya giştî berjewendiya komî, û li şûna ramana rexneyî, îtaet tê xelatkirin û çandeke siyasî ya bi vî rengî berdewam dike. Pirsgirêkên bi vî rengî di jiyana siyasî û civakî ya Tirk de jî bi awayên cuda tên dîtin. Lewma mesele, ne taybetmendiyeke neguhêrbar a civakeke taybet e, belkî bi awayên têkiliyên otorîter ên ku di nava pêvajoyên dîrokî de çêbûne ve girêdayî ye.

Çewtiyên tevgereke siyasî an jî rêberekî, nayê wê wateyê ku reqîbên wan bi awayekî xwezayî rast in. Digel vê yekê, dîtina rêberek an jî tevgereke otorîter wekî vebijarkeke bêguhêr ji bo civaka Kurd, divê bide fikirandin ku aktorên siyasî yên alternatîf û nêrînên cuda di avakirina baweriya civakî de biser neketine. Alternatîfên demokratîk, nikarin tenê bi rexnekirina aktorên heyî têr bibin; divê têgihîştineke siyasî ya berfirehtir, xwedî liyaqet û hesabpirsînê bi awayekî şênber derxin holê.

Di encamê de, avakirina diyasporayeke Kurd a bandor, ne tenê bi damezirandina komeleyên zêdetir an jî mezin kirina rêxistinên heyî pêkan e. Ji bo vê yekê divê çandeke nû ya siyasî û sazîbûnê bê pêşxistin ku li şûna girêdana rêxistinî, berpirsyariya civakî ya hevpar; li şûna dilsoziya kesane, liyakatê; û li şûna têkiliyên li ser esasê îtaetê, beşdariya demokratîk esas bigire.

Serkeftin, beriya her tiştî pêwîstî bi nîşandana vîzyoneke cuda û danîna mesafeyeke zelal, hevgirtî û bi prensîb li hemberî têgihîştinên otorîter heye. Divê rêxistinên girseyî yên demokratîk jî bibin yek ji wan qadên herî girîng ên ku ev veguherîn tê de dikare bê ceribandin. Divê ev sazî bibin avahiyên ku beşên cuda yên civakê di şert û mercên wekhev de tên temsîlkirin, rêveber bi rêyên demokratîk tên diyarkirin, biryar bi awayekî şefaf tên girtin û rêveber li hemberî endamên xwe hesabpirsiyar in.

Heta ku ev guhertin pêk neyê, dê zehmet be ku potansiyela civaka Kurd a li qada navneteweyî bibe hêzeke sazî. Diyasporayeke xurt, ne bi mezinahiya komekê an jî tevgereke siyasî, divê bi kapasîteya anîna beşên cuda yên civakê li dora prensîbên hevpar ên demokratîk were pîvandin.

بۆ دیاسپۆرایەکی کاریگەری کورد

دیاسپۆرایەکی بەهێزی کورد، نەک بە هێزی ڕێکخراو و سەرکردەکان، بەڵکو بە ڕێکخستنێکی نەتەوەیی دەکرێت کە بنەماکانی لێهاتوویی، بەشداریی دیموکراتی، نوێنەرایەتیی یەکسان و بەرپرسیارێتیی هاوبەشی کۆمەڵایەتی لەخۆ دەگرێت.

چەندین ساڵە جەخت لەسەر جیاوازییەکی بنەڕەتی لە شێوازی ڕێکخستنی کۆمەڵگەی کوردیدا دەکەمەوە: ئەوەی لە جیاتی نزیکبوونەوەی ڕێکخراو یان گرووپ-تەوەر، تێگەیشتنێکی ڕێکخستنی نەتەوە-تەوەر پەیڕەو بکرێت. بیروڕاکانم لەم بارەیەوە لە ساڵی ١٩٨٤ەوە لە چەندین نووسیندا دەربڕیوە. لە سوید بە شێوەیەکی چالاکانە بەرگریم لە جێبەجێکردنی مۆدێلێک کردووە کە تێیدا هەموو کوردێک، بەبێ گوێدانە بۆچوونی سیاسی، ئاراستەی ئایدۆلۆژی و سەر بە ڕێکخراوبوون، بتوانێت ببێتە ئەندام؛ مۆدێلێک کە بەڕێوەبەرانی بە هەڵبژاردنی دیموکراتی دیاری بکرێن و لەسەر بنەمای بەڕێوەبەرایەتییە خۆجێییەکان ڕێکخرابێت.

بەڵام لەو سەردەمەدا، لە جیاتی یەکگرتوویی کۆمەڵایەتی، ڕووبەڕووی بەرگریی ئەو تێڕوانینە تەسکبینانە بوومەوە کە جەختیان لەسەر کۆمەڵەی گرووپەکان و پاراستنی مەیدانی دامەزراوەیی هەر گرووپێک، یان بە واتایەکی تر پاراستنی "ماڵ"ی خۆیان دەکردەوە. سەرەڕای ئەوەش، سەرکەوتنێکی دیاریکراو بەدەستهات. لە ڕاستیدا پێویست بوو ئەم مۆدێلە نەک تەنها لە سوید، بەڵکو لە وڵاتانی دیکەی ئەوروپاش پەرەی پێ بدرێت و بە دامەزراوەیی بکرێت. بەڵام لەم ڕووەوە پێشکەوتنێکی هەمیشەیی و بەرفراوان بەدی نەهات.

ئەو بازنە و لایەنانەی نەیانتوانیوە خۆیان لەسەر بنەمای نەتەوەیی ڕێکبخەن، لەگەڵ ئەوەشدا بەردەوامن لە بانگەشەی نوێنەرایەتیکردنی نەتەوەی کورد، یەکێکە لە ناکۆکییە بنەڕەتییەکانی ئەم پرسە. ئەم کێشەیە تەنها پەیوەست نییە بە بزووتنەوەی ئاپۆیی یان هێڵێکی سیاسیی دیاریکراوەوە. بوونی هەمان ئاراستە لە ناو بازنە جیاوازەکانی ئایدۆلۆژی و ڕێکخراوەییدا، ئەوە دەردەخات کە کێشەکە لە دەرەوەی ڕێکخراوەکانە و پەیوەندی بە کلتوورێکی سیاسی و ڕێکخستنی کۆمەڵایەتیی قووڵترەوە هەیە. یەکێک لە هۆکارەکانی نەبوونی دیاسپۆرایەکی بەهێز و کاریگەری کورد، ئەم کێشە پێکهاتەییە.

بۆ دیاسپۆرایەکی بەهێز چ مەرجێک پێویستە؟

پێموایە بۆ دروستکردنی دیاسپۆرایەکی کاریگەر، دەبێت سەرەتا ئەم بنەمایانە پەیڕەو بکرێن:

یەکەم، دەبێت شایستەیی و بەرژەوەندیی کۆمەڵایەتی بکرێتە بنەما. بەبێ گوێدانە بۆچوونی سیاسی و ئینتیمای ئایدۆلۆژی، دەبێت لێهاتووترین، خاوەن ئەزموونترین و بەرپرسیارترین کەسایەتییەکانی کۆمەڵگە لە دامەزراوە هاوبەشەکاندا ئەرک وەربگرن. لە دیاریکردنی ئەرکەکاندا، نابێت نزیکایەتیی کەسی، ئینتیمای گرووپی یان وەفاداریی ڕێکخراوەیی بڕیاردەر بێت، بەڵکو دەبێت لێهاتوویی و بەشداریی کۆمەڵایەتی پێوەر بێت.

دووەم، دەبێت واز لە تێگەیشتنی سەرپەرشتیاری بھێنرێت کە لەسەر بنەمای زاڵبوونی حیزب و گرووپ دامەزراوە. ڕێکخراوە جەماوەرییە دیموکراتییەکان نابێت وەک لق و پۆی ژێر کۆنترۆڵی حیزبێک، بزووتنەوەیەکی ئایدۆلۆژی یان گرووپێکی تەسک سەیر بکرێن. شەرعیەتی ئەم دامەزراوانە نابێت لە پابەندبوونیان بە ناوەندێکی سیاسیی دیاریکراوەوە سەرچاوە بگرێت، بەڵکو دەبێت لە توانای نوێنەرایەتیکردنی توێژە جیاوازەکانی کۆمەڵگە و پشتیوانییان لە ئیرادەی ئەندامەکانیانەوە بێت.

سێیەم، دەبێت یەکسانی و ھەستکردن بە ناسنامەی ھاوبەشی ھەموو توێژە کۆمەڵایەتییەکان بچەسپێنرێت. نابێت ھیچ توێژێکی کۆمەڵگەی کوردی تەنھا لەبەر ئەوەی ئایدۆلۆژیایەکی دیاریکراوی قبوڵ کردووە یان سەر بە ڕێکخراوێکی دیاریکراوە، مافی نوێنەرایەتی زیاتری ھەبێت. دامەزراوە ھاوبەشەکان نابێت ئامانجیان لەناوبردنی جیاوازییەکان بێت، بەڵکو دەبێت کار بۆ ئەوە بکەن کە ئەو جیاوازییانە لەسەر بنەمای یەکسانی پێکەوە بوونیان ھەبێت.

بێگومان، دوورکەوتنەوە لەو تێگەیشتنانەی کە لەژێر کاریگەری کولتووری سیاسیی دەسەڵاتخوازدا دروست بوون، ئاسان نییە. لەگەڵ ئەوەشدا، بۆ دروستکردنی پێکھاتەیەکی کۆمەڵایەتیی دیموکراتی، پێویستە ئەم کولتوورە بخرێتە بەر لێکۆڵینەوەیەکی ڕەخنەیی. دەبێت دژایەتی ئەو شێوازانەی ڕێکخستن بکرێت کە لە متمانەنەبوون بە خۆ و بیرکردنەوەکانی خۆوە سەرچاوە دەگرن و بنەمای کارکردنیان پاراستنی بەرژەوەندیی بازنەیەکی تەسک یان گرووپێکە. ئەم جۆرە پێکھاتانە، لەبری ئەوەی پەرە بە یەکگرتوویی کۆمەڵایەتی بدەن، لەگەڵ تێپەڕبوونی کاتدا دەبنە ھۆی دروستکردنی تۆڕی پەیوەندیی دەرەکی و وابەستەیی کەسی.

دیارە دروستکردنی دیاسپۆرایەکی کاریگەر پەیوەندییەکی نزیکی بە پەروەردە، کۆکردنەوەی زانیاری، توانای دامەزراوەیی و هۆشیاری سیاسییەوە هەیە. هەر بۆیە ناکرێت سەرکەوتنی دیاسپۆرا تەنها بە ژمارەی کۆمەڵەکان، فراوانی ئەندامێتی یان ئەو چالاکییانە بپێورێت کە لە دەوری پێداویستییە کەسی و کارگێڕییەکانی تاکەکاندا دەخولێنەوە. ئەوەی گرنگە، توانای ئەم دامەزراوانەیە بۆ دۆزینەوەی چارەسەر بۆ کێشە کۆمەڵایەتییە هاوبەشەکان، پێگەیاندنی کادری بەتوانا، دروستکردنی پەیوەندی کاریگەر لە ئاستی نێودەوڵەتی و پەرەپێدانی دیدگایەکی کۆمەڵایەتیی درێژخایەن.

ئەو کەسانەی گەشەی کۆمەڵایەتی دەخەنە پێش بەرژەوەندییە کەسییەکانیان، دەبێت بتوانن لە بەرژەوەندییە تەسکەکانی گرووپ تێپەڕن. ئەم جۆرە تێڕوانینە پێویستی بەوەیە لە جیاتی پەراوێزخستنی خەڵکی خاوەن بیروڕای جیاواز، وەک هاوبەشی بەرپرسیارێتییەکی کۆمەڵایەتیی هاوبەش سەیریان بکەن. ئەوەی کەسێک بیروڕای سیاسیی خۆی بە تەنها ڕاستی بزانێت و هەوڵ بدات کۆمەڵگەی دیکە لە دەوری ئەو بیروڕایە ڕێک بخات، یەکێکە لە بەربەستە سەرەکییەکانی بەردەم بنیاتنانی دیاسپۆرایەکی دیموکراتیک. قبوڵکردنی کۆمەڵگە، پێویستی بەوەیە جیاوازییەکانی ناو ئەو کۆمەڵگەیە نەک وەک هەڕەشە، بەڵکو وەک دەوڵەمەندییەک بۆ ژیانی هاوبەش و گەشەی هزری ببینرێت.

لەو ڕوانگەیەوە، ئەو کێشەیەی کۆمەڵگەی کوردی ڕووبەڕووی بووەتەوە، تەنها کەمیی فرەیی ئایدۆلۆژی نییە. یەکێک لە کێشە بنەڕەتییەکان ئەوەیە کە نەتوانراوە فرەیی بکرێتە بنەمایەکی دامەزراوەیی؛ بەڵکو کلتوورێکی سیاسی بەردەوامە کە لە جیاتی لێهاتوویی، وەفاداری؛ لە جیاتی بەرژەوەندی گشتی، بەرژەوەندی گرووپ؛ و لە جیاتی بیری ڕەخنەگرانە، گوێڕایەڵی پاداشت دەکات. کێشەی هاوشێوە لە ژیانی سیاسی و کۆمەڵایەتی تورکیاشدا بە شێوازی جیاواز دەبینرێت. کەواتە بابەتەکە پەیوەندی بە تایبەتمەندییەکی نەگۆڕی کۆمەڵگەیەکی دیاریکراوەوە نییە، بەڵکو پەیوەندی بەو شێوازە پەیوەندییە دەسەڵاتخوازانەوە هەیە کە لە ڕەوتی مێژووییدا دروست بوون.

هەڵەکانی بزووتنەوەیەکی سیاسی یان سەرکردەیەک، بەو مانایە نییە کە ڕکابەرەکانی بە خۆڕسکی ڕاستن. لەگەڵ ئەوەشدا، ئەگەر سەرکردەیەک یان بزووتنەوەیەکی دەسەڵاتخواز وەک بژاردەیەکی ناچار و بێ جێگرەوە لەلایەن کۆمەڵگەی کوردییەوە ببینرێت، دەبێت ئەوەش بە بیر بهێنێتەوە کە ئەکتەر و تێڕوانینە سیاسییە جێگرەوەکان لە دروستکردنی متمانەی کۆمەڵایەتیدا سەرکەوتوو نەبوون. جێگرەوە دیموکراتیکەکان ناتوانن تەنها بە ڕەخنەگرتن لە ئەکتەرەکانی ئێستا بەسەر ببەن؛ دەبێت تێڕوانینێکی سیاسیی گشتگیرتر، لێهاتووتر و بەرپرسیارتر بە شێوەیەکی بەرجەستە بخەنە ڕوو.

لە کۆتاییدا، بنیاتنانی دیاسپۆرایەکی کاریگەری کورد تەنیا بە دامەزراندنی کۆمەڵەی زیاتر یان گەورەکردنی ڕێکخراوەکانی ئێستا ناکرێت. بۆ ئەم مەبەستە پێویستە کلتوورێکی نوێی سیاسی و دامەزراوەیی پەرە پێ بدرێت کە لەسەر بنەمای بەرپرسیارێتی کۆمەڵایەتی هاوبەش لە سەرووی پابەندبوونی ڕێکخراوەیی، شایستەیی لە سەرووی وەفاداری کەسی، و بەشداری دیموکراسی لە سەرووی پەیوەندییەکانی سەر بە گوێڕایەڵی بێت.

سەرکەوتن پێش هەموو شتێک پێویستی بە خستنەڕووی دیدگایەکی جیاواز و دانانی مەودایەکی ڕوون، یەکگرتوو و خاوەن پرەنسیپ لەگەڵ تێگەیشتنە دیکتاتۆرەکان هەیە. ڕێکخراوە جەماوەرییە دیموکراسییەکانیش دەبێت یەکێک بن لە گرنگترین ئەو بوارانەی کە ئەم گۆڕانکارییە تێیاندا تاقی دەکرێتەوە. پێویستە ئەم دامەزراوانە ببنە پێکهاتەیەک کە تێیدا توێژە جیاوازەکانی کۆمەڵگا لەسەر بنەمای یەکسان نوێنەرایەتی بکرێن، بەڕێوەبەران بە ڕێگەی دیموکراسی دیاری بکرێن، بڕیارەکان بە شەفافی بدرێن و بەڕێوەبەران بەرامبەر بە ئەندامەکانیان بەرپرسیار بن.

تا ئەو کاتەی گۆڕانکارییەکی لەم شێوەیە ڕوونەدات، گۆڕینی تواناکانی کۆمەڵگەی کورد لە گۆڕەپانی نێودەوڵەتیدا بۆ هێزێکی دامەزراوەیی کارێکی ئەستەم دەبێت. دیاسپۆرایەکی بەهێز نابێت بە قەبارەی گروپێک یان بزووتنەوەیەکی سیاسی پێوانە بکرێت، بەڵکو دەبێت بە توانای کۆکردنەوەی بەشە جیاوازەکانی کۆمەڵگە لە دەوری بنەما دیموکراسییە هاوبەشەکان پێوانە بکرێت.

For an Effective Kurdish Diaspora

A strong Kurdish diaspora is possible not through the power of organizations and leaders, but through a nation‑based organization founded on merit, democratic participation, equal representation and shared social responsibility.

For years I have emphasized a fundamental distinction regarding how Kurdish society should organize: instead of an organization‑ or group‑centric approach, adopting a nation‑based model of organization. I have expressed these views in various articles since 1984. In Sweden, I actively advocated for a model in which all Kurds, regardless of political views, ideological leanings or organizational affiliations, could become members; a structure organized around local administrations, with leaders chosen by democratic elections.

However, at that time I encountered resistance from narrow‑minded approaches that prioritized protecting group associations and each group’s own institutional space – in other words, their “home” – over social integration. Nevertheless, some progress was made. In fact, this model needed to be expanded and institutionalized not only in Sweden but also in other European countries. Yet a lasting and comprehensive development in that direction was not achieved.

One of the core contradictions of the issue is that groups which cannot move to a people‑based organization nevertheless continue to claim to represent the Kurdish nation. This problem is not limited to the Apocu movement or any particular political line. The appearance of similar tendencies in different ideological and organizational circles shows that the problem goes beyond individual organizations and is a deeper matter of political culture and social organization. A structural issue like this is also one of the reasons why an effective and strong Kurdish diaspora has not emerged.

What conditions are required for a strong diaspora?

To build an effective diaspora, I believe the following principles must first be adopted:

First, merit and the public good must be the basis. Regardless of political views or ideological affiliation, the most competent, experienced and responsible individuals in society should be able to serve in joint institutions. Appointments should be determined by competence and social contribution, not by personal closeness, group affiliation or organizational loyalty.

Second, the paternalistic model based on party and group dominance must be abandoned. Democratic mass organizations should not be seen as subsidiaries under the control of any party, ideological movement, or narrow group. The legitimacy of these institutions should stem not from allegiance to a particular political centre, but from their ability to represent different segments of society and to be based on the will of their members.

Third, the equality and shared belonging of all social strata must be internalized. No segment of Kurdish society should enjoy greater representation merely because it adopts a particular ideology or is affiliated with a certain organization. Joint institutions should aim not to erase differences but to enable those differences to coexist on an equal footing.

Undoubtedly, moving away from mindsets shaped by an authoritarian political culture is not easy. Nevertheless, to build a democratic social structure, this culture must be subjected to critical scrutiny. Organizational forms that, fed by distrust of oneself and one's own ideas, aim to preserve the domain of a narrow circle or group should be challenged. Such structures, rather than fostering social solidarity, can gradually reproduce exclusive networks of relations and personal dependencies.

It is clear that building an effective diaspora is closely linked to education, intellectual capital, institutional capacity and political awareness. Therefore, the success of the diaspora cannot be measured solely by the number of associations, the breadth of memberships, or activities shaped around individuals’ personal and bureaucratic needs. What truly matters is the ability of these institutions to devise solutions to shared social problems, train qualified personnel, forge effective international relationships, and develop a long‑term societal vision.

People who place societal progress ahead of personal advancement must be able to transcend narrow group interests. Such an approach requires seeing individuals with differing viewpoints not as outsiders but as stakeholders in a shared social responsibility. When a person treats his own political view as the sole truth and tries to align the rest of society around it, it becomes a major obstacle to building a democratic diaspora. Embracing society also means viewing its internal differences not as threats but as a richness for collective life and intellectual development.

In this respect, the problem facing the Kurdish community is not merely a lack of ideological pluralism. A deeper issue is the inability to turn pluralism into an institutional principle; a political culture that continues to reward loyalty over merit, group interests over the common good, and obedience over critical thinking. Similar problems can be observed in Turkish political and social life in various forms. Thus, the issue concerns not an immutable characteristic unique to a particular community but authoritarian relational patterns that have emerged over historical processes.

The mistakes of a political movement or leader do not automatically make their opponents right. Nevertheless, the perception that an authoritarian leader or movement is an indispensable option for the Kurdish people should also indicate that alternative political actors and viewpoints have failed to build societal trust. Democratic alternatives cannot limit themselves to criticizing existing actors; they must concretely present a more inclusive, merit‑based, and accountable model of politics.

In conclusion, building an effective Kurdish diaspora cannot be achieved merely by establishing more associations or expanding existing organizations. For this, a new political and institutional culture must be developed that places common social responsibility above organizational affiliation, merit above personal loyalty, and democratic participation above relationships based on obedience.

Success, above all, requires presenting a different vision and maintaining a clear, consistent, principled distance from authoritarian mindsets. Democratic mass organizations should also be one of the most important arenas where this transformation can be tested. These institutions must become structures in which the various segments of society are represented on equal terms, leaders are chosen through democratic means, decisions are made transparently, and leaders are accountable to their members.

Unless such a transformation takes place, converting the Kurdish community's potential on the international stage into institutional power will be difficult.

A strong diaspora should be measured not by the size of a group or a political movement, but by its capacity to bring together different segments of society around shared democratic principles.

برای یک دیاسپورای کرد مؤثر

یک دیاسپورای کرد قوی، نه با قدرت سازمان‌ها و رهبران، بلکه با سازماندهی مبتنی بر ملت که بر شایستگی، مشارکت دموکراتیک، نمایندگی برابر و مسئولیت اجتماعی مشترک استوار است، امکان‌پذیر می‌شود.

سال‌هاست که بر تمایز اساسی در شیوه سازماندهی جامعه کرد تأکید می‌کنم: به جای رویکرد مبتنی بر سازمان یا گروه، پذیرش یک سازماندهی مبتنی بر ملت. نظراتم در این زمینه را از سال ۱۹۸۴ در مقالات مختلف بیان کرده‌ام. در سوئد، مدافع فعال اجرای مدلی بودم که تمام کردها می‌توانند صرف‌نظر از نظرات سیاسی، گرایش‌های ایدئولوژیک و وابستگی‌های سازمانی، عضو آن شوند؛ مدیران آن از طریق انتخابات دموکراتیک تعیین می‌شوند و بر پایهٔ دولت‌های محلی سازماندهی شده است.

اما در آن زمان با مقاومت رویکردهای تنگ‌نظر مواجه شدم که به جای یکپارچگی اجتماعی، حفظ انجمن‌های گروهی و حوزهٔ سازمانی هر گروه، به عبارتی «خانه» خود را، در اولویت می‌دانستند. علیرغم این، موفقیتی نسبی حاصل شد. در واقع این مدل نه تنها در سوئد، بلکه باید در سایر کشورهای اروپا نیز گسترش یابد و نهادی شود. اما تا کنون پیشرفت پایدار و جامعی در این زمینه حاصل نشد.

ادامه ادعای نمایندگی ملت کرد توسط گروه‌هایی که نتوانسته‌اند به سازماندهی مبتنی بر ملت بپردازند، یکی از تناقض‌های اصلی مسأله است. این مشکل تنها به جنبش آپوچ یا یک خط سیاسی خاص محدود نمی‌شود. مشاهده‌ شدن تمایلات مشابه در محیط‌های ایدئولوژیک و سازمانی مختلف نشان می‌دهد که این مسأله فراتر از سازمان‌های منفرد، یک مسأله عمیق‌تر در فرهنگ سیاسی و سازماندهی اجتماعی است. یکی از دلایل عدم ظهور یک دیاسپورای کرد مؤثر و قدرتمند، همین مشکل ساختاری است.

چه شرایطی برای یک دیاسپورای قوی لازم است؟

به نظر من برای ایجاد یک دیاسپورای مؤثر ابتدا باید این اصول پذیرفته شوند:

نخست، باید بر شایستگی و منفعت عمومی تأکید شود. صرف‌نظر از دیدگاه‌های سیاسی و تعلقات ایدئولوژیک، شایسته‌ترین، با تجربه‌ترین و مسئول‌ترین افراد جامعه باید بتوانند در نهادهای مشترک وظیفه‌پذیر شوند. در انتصاب‌ها نه نزدیکی شخصی، نه تعلق به گروه یا وفاداری سازمانی، بلکه شایستگی و مشارکت اجتماعی باید معیار تعیین‌کننده باشد.

دومین نکته این است که باید از درک سرپرستی مبتنی بر تسلط حزب و گروه صرف‌نظر کرد. سازمان‌های جمعی دموکراتیک نباید به‌عنوان زیرمجموعه‌های تحت کنترل هر حزبی، حرکت ایدئولوژیک یا گروهی محدود دیده شوند. مشروعیت این نهادها باید نه از وابستگی به یک مرکز سیاسی خاص، بلکه از توانایی آنها در نمایندگی بخش‌های مختلف جامعه و بر پایه ارادهٔ اعضایشان ناشی شود.

سومین نکته این است که برابری و تعلق مشترک تمام طبقات جامعه باید درونی‌سازی شود. هیچ‌یک از بخش‌های جامعهٔ کرد نباید به‌دلیل پذیرش یک ایدئولوژی خاص یا وابستگی به یک سازمان معین، حق نمایندگی بیشتری داشته باشد. نهادهای مشترک باید هدفشان حذف تفاوت‌ها نباشد، بلکه تضمین حضور همزمان این تفاوت‌ها بر پایهٔ برابری باشد.

بدون شک، دوری از درک‌هایی که تحت تأثیر فرهنگ سیاسی استبدادی شکل گرفته‌اند، آسان نیست. با این حال، برای ایجاد ساختار اجتماعی دموکراتیک، لازم است این فرهنگ تحت ارزیابی انتقادی قرار گیرد. باید با شیوه‌های سازمانی که از عدم اعتماد به خود و افکار خود تغذیه می‌شوند و هدفشان حفظ حوزهٔ یک دایره یا گروه محدود است، مخالفت کرد. چنین ساختارهایی به جای تقویت همبستگی اجتماعی، به مرور زمان شبکه‌های روابط تبعیض‌گرایانه و وابستگی‌های شخصی را بازتولید می‌کنند.

واضح است که ایجاد یک دیاسپورای مؤثر به آموزش، سرمایه‌گذاری فکری، ظرفیت نهادی و آگاهی سیاسی وابسته است. به همین دلیل، ارزیابی موفقیت دیاسپورا تنها بر پایهٔ تعداد انجمن‌ها، گستردگی عضویت‌ها یا فعالیت‌هایی که حول نیازهای شخصی و بوروکراتیک افراد می‌چرخند، امکان‌پذیر نیست. در واقع، نکتهٔ اصلی توانایی این نهادها در ارائهٔ راه‌حل برای مشکلات مشترک اجتماعی، پرورش نیروی کار ماهر، برقراری روابط مؤثر در سطح بین‌المللی و توسعهٔ چشم‌انداز اجتماعی بلندمدت است.

افرادی که پیشرفت اجتماعی را پیش از پیشرفت شخصی می‌گذارند، باید بتوانند منافع گروهی محدود را پشت سر بگذارند. چنین رویکردی مستلزم این است که به جای کنار گذاشتن افراد با افکار متفاوت، آن‌ها را به عنوان سهامداران مسئولیت مشترک جامعه ببینیم. پذیرش نظرات سیاسی خود به عنوان تنها حقیقت و تلاش برای همسو کردن بقیه جامعه با این دیدگاه، یکی از موانع اساسی در ساختن دیاسپورای دموکراتیک است. پذیرش جامعه به معنای ارزیابی تفاوت‌های درون آن نه به عنوان تهدید، بلکه به عنوان غنای زندگی مشترک و پیشرفت فکری است.

از این منظر، مشکلی که جامعه کرد با آن مواجه است صرفاً عدم کافی بودن چندگانگی ایدئولوژیک نیست. یکی از مشکلات اساسی، ناتوانی در تبدیل چندگانگی به یک اصل نهادی است؛ وجود فرهنگی سیاسی که به جای شایستگی، وفاداری؛ به جای منافع عمومی، منافع گروهی؛ و به جای تفکر انتقادی، اطاعت را پاداش می‌دهد. مشکلات مشابهی می‌توان در زندگی سیاسی و اجتماعی ترکیه نیز به شکل‌های مختلف مشاهده کرد. بنابراین مسأله نه یک ویژگی ثابت و خاص یک جامعه است، بلکه مربوط به الگوهای رابطه‌ای استبدادی است که در طول تاریخ شکل گرفته‌اند.

خطاهای یک حرکت یا رهبر سیاسی به این معنا نیست که رقبای آن به‌طور خودبه‌خودی درست هستند. با این حال، اگر برای جامعه کرد یک رهبر یا حرکت استبدادی به‌عنوان گزینه‌ای غیرقابل‌گزین دیده شود، باید نشان دهد که بازیگران و دیدگاه‌های سیاسی جایگزین در ایجاد اعتماد اجتماعی ناکام مانده‌اند. گزینه‌های دموکراتیک نمی‌توانند فقط به انتقاد از بازیگران فعلی بسنده کنند؛ آن‌ها باید به‌صورت ملموس، یک سیاست فراگیرتر، شایستگی‌محورتر و پاسخگوتر را ارائه دهند.

در نهایت، ساختن یک دیاسپورای کُرد مؤثر تنها با تأسیس انجمن‌های بیشتر یا گسترش سازمان‌های موجود امکان‌پذیر نیست. برای این منظور باید فرهنگی سیاسی و نهادی جدیدی توسعه یابد که مسئولیت‌پذیری مشترک اجتماعی را بالاتر از تعلق سازمانی، شایستگی را بالاتر از وفاداری شخصی و مشارکت دموکراتیک را بالاتر از روابط مبتنی بر اطاعت قرار دهد.

موفقیت، پیش از همه چیز، نیازمند ارائهٔ یک چشم‌انداز متفاوت و ایجاد فاصله‌ای واضح، سازگار و اصولی با رویکردهای استبدادی است. سازمان‌های جمعی دموکراتیک نیز باید یکی از مهم‌ترین حوزه‌هایی باشند که این تحول می‌تواند در آن آزمون شود. این نهادها باید به ساختارهایی تبدیل شوند که در آن بخش‌های مختلف جامعه به‌طور مساوی نمایندگی می‌شوند، مدیران به‌صورت دموکراتیک انتخاب می‌شوند، تصمیمات به‌صورت شفاف اتخاذ می‌شوند و مدیران در برابر اعضای خود پاسخگو هستند.

تا زمانی که چنین تحولی رخ ندهد، تبدیل پتانسیل جامعه کردها در عرصه بین‌المللی به قدرت نهادی دشوار خواهد بود.

یک دیاسپورای قوی نه با اندازه یک گروه یا یک جنبش سیاسی سنجیده می‌شود، بلکه باید بر توانایی آن در گردآوری بخش‌های مختلف جامعه پیرامون اصول دموکراتیک مشترک ارزیابی شود.

من أجل جالية كردية فعّالة

جالية كردية قوية لا تتحقق بسلطة المنظمات والقادة؛ بل من خلال تنظيم قائم على أساس الأمة يضع الشرعية، المشاركة الديمقراطية، التمثيل المتساوي والمسؤولية الاجتماعية المشتركة في صميمه.

لطالما شددت على ضرورة التمييز الأساسي في طريقة تنظيم المجتمع الكردي: اعتماد مفهوم تنظيم قائم على الأمة بدلاً من نهج يركز على المنظمة أو المجموعة. عبرت عن أفكاري في هذا الشأن منذ عام 1984 في مقالات مختلفة. في السويد، دافعت بنشاط عن تنفيذ نموذج يُسمح فيه لجميع الأكراد بالانضمام بغض النظر عن آرائهم السياسية أو ميولهم الأيديولوجية أو انتمائهم التنظيمي؛ يُحدِّد قادته عبر انتخابات ديمقراطية، ويُنظَّم على أساس الحكومات المحلية.

لكن في ذلك الوقت واجهت مقاومة من وجهات نظر ضيقة تركز على الجمعيات الجماعية وحماية كل مجموعة لمجالها المؤسسي، أي “منزلها” الخاص، بدلاً من الاندماج الاجتماعي. وعلى الرغم من ذلك تم تحقيق بعض النجاحات. في الواقع كان من الضروري تعميم هذا النموذج وتؤسيسه ليس فقط في السويد بل أيضاً في دول أوروبية أخرى. إلا أنه لم يتحقق أي تقدم دائم وشامل في هذا الاتجاه.

إن استمرار بعض الأوساط التي لا تستطيع الانتقال إلى تنظيم قائم على أساس الشعب، في الادعاء بتمثيل الشعب الكردي، يُعدّ أحد التناقضات الأساسية في القضية. هذه المشكلة لا تقتصر على الحركة الأبوية أو على خط سياسي معين. ظهور ميول مشابهة في أوساط أيديولوجية وتنظيمية مختلفة يُظهر أن المشكلة تتجاوز المنظمات الفردية لتصبح مسألة ثقافة سياسية أعمق وتنظيم اجتماعي أوسع. أحد أسباب عدم ظهور جالية كردية فعّالة وقوية هو هذه المشكلة الهيكلية.

ما هي الشروط اللازمة لجالية قوية؟

أعتقد أنه من الضروري تبني المبادئ التالية لتكوين جالية فعّالة:

أولاً، يجب أن تُؤخذ الكفاءة والمنفعة المجتمعية كأساس. بغض النظر عن الآراء السياسية أو الانتماءات الأيديولوجية، يجب أن يتمكن الأفراد الأكثر كفاءةً، خبرةً وتحملًا للمسؤولية في المجتمع من شغل المناصب في المؤسسات المشتركة. في التعيينات، لا يجب أن تكون القربيات الشخصية أو الانتماء الجماعي أو الولاء التنظيمي هو العامل المحدد، بل يجب أن تكون الكفاءة والإسهام المجتمعي هو المعيار.

ثانيًا، يجب التخلي عن مفهوم الوصاية القائم على هيمنة الأحزاب والجماعات. لا ينبغي اعتبار المنظمات الجماهيرية الديمقراطية فروعًا تابعة لأي حزب أو حركة أيديولوجية أو مجموعة ضيقة. يجب أن تستند شرعية هذه المؤسسات إلى قدرتها على تمثيل فئات المجتمع المختلفة وإلى اعتمادها على إرادة أعضائها، وليس إلى ارتباطها بمركز سياسي معين.

ثالثًا، يجب تجسيد مساواة جميع فئات المجتمع وتضامنها المشترك. لا يجوز لأي فئة من المجتمع الكردي أن تتمتع بحق تمثيل أكبر لمجرد تبنيها لأيديولوجية معينة أو ارتباطها بمنظمة ما. ينبغي أن تهدف المؤسسات المشتركة إلى الحفاظ على وجود الاختلافات معًا على أساس المساواة، وليس إلى إزالتها.

لا شك أن الابتعاد عن المفاهيم المتشكلة تحت تأثير الثقافة السياسية السلطوية ليس أمرًا سهلًا. ومع ذلك، يجب خضوع هذه الثقافة لتقييم نقدي إذا أردنا بناء هيكل اجتماعي ديمقراطي. ينبغي الاعتراض على أساليب التنظيم التي تستند إلى عدم الثقة بالنفس وبآرائه وتعمل على حماية مجال دائرة ضيقة أو مجموعة معينة. فهذه الهياكل، بدلاً من تعزيز التضامن الاجتماعي، قد تُعيد إنتاج شبكات علاقات استبعادية واعتمادات شخصية مع مرور الوقت.

من الواضح أن بناء شتات فعال يرتبط ارتباطًا وثيقًا بالتعليم، والرصيد الفكري، والقدرة المؤسسية، والوعي السياسي. لذلك لا يمكن قياس نجاح الشتات فقط من خلال عدد الجمعيات، أو اتساع العضويات، أو الأنشطة التي تدور حول احتياجات الأفراد الشخصية والبيروقراطية. ما يهم حقًا هو قدرة هذه المؤسسات على تقديم حلول للمشكلات الاجتماعية المشتركة، وتدريب كوادر مؤهلة، وإقامة علاقات فعّالة على المستوى الدولي، وتطوير رؤية مجتمعية طويلة الأمد.

يجب على الأشخاص الذين يضعون التنمية المجتمعية فوق طموحاتهم الشخصية أن يتجاوزوا مصالح الجماعات الضيقة. يتطلب هذا النهج رؤية الأشخاص ذوي الأفكار المختلفة ليس كمستبعدين بل كشركاء في مسؤولية اجتماعية مشتركة. اعتبار الفرد لآرائه السياسية كالصواب الوحيد ومحاولة توجيه بقية المجتمع حول هذه الآراء يُعد أحد العوائق الكبيرة أمام بناء شتات ديمقراطي. إن تبني المجتمع يعني أيضاً تقييم اختلافاته ليس كتهديد بل كغنى للحياة المشتركة والتطور الفكري.

ومن هذا المنطلق، فإن المشكلة التي تواجه المجتمع الكردي لا تقتصر على نقص التعددية الأيديولوجية فقط. إحدى المشكلات الأساسية هي عدم القدرة على تحويل التعددية إلى مبدأ مؤسسي؛ حيث تستمر ثقافة سياسية تكافئ الولاء على الكفاءة، ومصلحة الجماعة على المنفعة العامة، والطاعة على التفكير النقدي. يمكن ملاحظة مشكلات مماثلة بأشكال مختلفة في الحياة السياسية والاجتماعية التركية. وبالتالي، فإن المسألة لا تتعلق بصفة ثابتة خاصة بمجتمع معين، بل ترتبط بأنماط العلاقات السلطوية التي تشكلت عبر التاريخ.

إن أخطاء حركة أو زعيم سياسي لا تعني تلقائياً صحة خصومهم. ومع ذلك، فإن اعتبار زعيم أو حركة سلطوية كخيار لا غنى عنه باسم المجتمع الكردي يجب أن يثير التساؤل حول فشل الفاعلين السياسيين البديلين والرؤى في بناء الثقة الاجتماعية. لا تكتفي البدائل الديمقراطية بانتقاد الفاعلين الحاليين؛ بل يجب أن تقدم تصوراً ملموساً لسياسة أكثر شمولاً، وأكثر استحقاقاً، وأكثر مساءلة.

في الختام، لا يمكن بناء جالية كردية فعّالة من خلال مجرد تأسيس المزيد من الجمعيات أو توسيع التنظيمات القائمة. بل يتطلب ذلك تطوير ثقافة سياسية ومؤسسية جديدة تقوم على المسؤولية الاجتماعية المشتركة فوق الانتماء التنظيمي، وعلى الجدارة فوق الولاء الشخصي، وعلى المشاركة الديمقراطية فوق العلاقات القائمة على الطاعة.

النجاح، قبل كل شيء، يتطلب طرح رؤية مختلفة وإقامة مسافة واضحة ومتسقة ومبدئية بيننا وبين الفهم الاستبدادي. ويجب أن تكون المنظمات الجماهيرية الديمقراطية أحد أهم المجالات التي يمكن اختبار هذا التحول فيها. ينبغي أن تتحول هذه المؤسسات إلى هياكل يُمثَّل فيها مختلف فئات المجتمع على قدم المساواة، وتُختار فيها القيادات بطرق ديمقراطية، وتُتخذ فيها القرارات بشفافية، وتُحاسَب فيها القادة أمام أعضائهم.

ما لم يتحقق مثل هذا التحول، سيكون من الصعب تحويل إمكانات المجتمع الكردي على الساحة الدولية إلى قوة مؤسسية. لا يُقاس الشتات القوي بحجم مجموعة أو حركة سياسية، بل بقدرته على جمع مختلف فئات المجتمع حول مبادئ ديمقراطية مشتركة.

İlgili haberler