PEZKUWICHAINDIJITAL KURDISTAN NEWS 15 HEZÎRAN 2026 · DUŞEM
Gündem Görüş
Görüş

İdrîs-i Bidlîsî: Resmi İdeolojinin Alevi ve Kurdistan Düşmanlığı
Yavuz Sultan Selim döneminde Kızılbaşlara yönelik katliamların faili devletti; sınırlı güce sahip bir Kürd alimi ve diplomatı olan İdrîs-i Bidlîsî'yi bu katliamların sorumlusu gibi göstermek, resmi ideolojinin Kürd Alevilerini Kürd kimliğinden koparmaya dönük Kurdistan düşmanlığının bir parçasıdır.

İdrîs-i Bidlîsî: Resmi İdeolojinin Alevi ve Kurdistan Düşmanlığı

Yavuz Sultan Selim döneminde Kızılbaşlara yönelik katliamların faili devletti; sınırlı güce sahip bir Kürd alimi ve diplomatı olan İdrîs-i Bidlîsî'yi bu katliamların sorumlusu gibi göstermek, resmi ideolojinin Kürd Alevilerini Kürd kimliğinden koparmaya dönük Kurdistan düşmanlığının bir parçasıdır.

Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki İran-Osmanlı savaşı sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Şah İsmail taraftarlığı bahanesiyle kitleleri katletmiştir; bu eylemlerin faili İdrîs-i Bidlîsî değildir.

Bugün sürekli saldırıya uğrayan ve katledilen İran Şialarını, Pakistan Şialarını, Afganistan Şialarını ya da 1980'li yıllarda Kürd oldukları için katledilen ve sürülen 100 bin Feyli Kürd Şia'yı "Aleviler katlediliyor" diyerek anıyor musunuz? Hayır; İdrîs-i Bidlîsî adını anarak Kurdistan düşmanlığı yapan Kemalist aydın bildirileri bunları ne anar ne de hatırlar. Yapılanın Kurdistan düşmanlığı merkezli bir hareket sistemi olduğunu, bu soruya verilecek cevaplardan da anlıyoruz.

Oysa biz, İran'daki Şii katliamlarını protesto ediyoruz. Siz bu katliamları protesto edebiliyor musunuz? Dersim, Koçgiri ve Zilan katliamlarının bizzat Mustafa Kemal hükümeti tarafından gerçekleştirildiğini bir bildiriyle protesto edebilir misiniz? Hayır, yapamazsınız. Demek ki bu hareketlilik, İdrîs-i Bidlîsî üzerinden geliştirilen bir Şii dostluğu değil, aksine bir Kurdistan düşmanlığıdır.

İdrîs-i Bidlîsî döneminde Yavuz Sultan Selim, Bidlîsî'yi Kurdistan'ı bir mirlikler birliği çatısı altında bir araya getirmesi ve Osmanlı ile bu temelde bir ilişki kurması için görevlendirmiştir. Ancak İdrîs-i Bidlîsî'nin büyük uğraşlarına rağmen Kürd mirlikleri bir araya gelememiştir. Bidlîsî bu durumu merkeze bildirdiğinde; merkezin kararı ve Bidlîsî'nin diplomatik-entelektüel çabaları sonucunda, Kürd mirliklerinin ayrı ayrı doğrudan merkeze bağlanması gündeme gelmiştir.

Bunun dışında İdrîs-i Bidlîsî'nin katliamlar konusunda herhangi bir rolü yoktur. Aynı dönemde Şah İsmail, bilindiği üzere Maraş'a kadar olan bölgeyi kontrol ediyordu. Sayıları onu bulan Kürd mirini ve temsilcisini diplomatik görüşme için davet eden Şah İsmail'in, bu mirleri katlettiği veya uzun süre zindanlarda tuttuğu tarihi kaynaklarda sabittir. Bu mantıkla bakılırsa Kürdlerin de bu olay üzerinden bir "Kürd Alevi düşmanlığı" geliştirmesi gerekirdi; oysa bilindiği gibi bu konuda herhangi bir nefret söylemi veya karmaşa oluşmamıştır.

İşin en trajik yanı ise; İdrîs-i Bidlîsî üzerinden Kürd, Kurdistan ve Kürd Alevi düşmanlığı yapanların Caferiliği, Şia'yı, İsmailîliği veya Afganistan-Pakistan Şiiliğini Alevilikten saymamaları ve kendilerini bu dairenin dışında görmeleridir. Buna rağmen, Şah İsmail-Osmanlı savaşlarındaki rolü kesinlikle sınırlı olan İdrîs-i Bidlîsî üzerinden Kürd Alevi düşmanlığı yapmak; tamamen psikolojik bir harekatın, resmi ideolojinin tarihsel manipülasyon ve asimilasyon politikalarının bir sonucudur. Yanlış bilinen tarih üzerinden İdrîs-i Bidlîsî'ye saldırılması, Kürd ve Kurdistan düşmanlığından kaynaklanmaktadır. Bu durumun tarihsel referansları olmamasına rağmen, resmi ideoloji tarafından Kürd düşmanlığını körüklemek ve istenildiği zaman iç siyasi fırsatlar için kullanmak amacıyla kurgulandığı görülmelidir.

Dikkat edilirse İdrîs-i Bidlîsî düşmanlığı sadece "sözde" Kürd Alevileri tarafından yapılmaktadır. Batı Alevileri, Türk Alevileri veya diğer bölge Alevileri bu konuda herhangi bir yazı veya söylem geliştirmemektedir. İdrîs-i Bidlîsî, alim bir Kürd miridir. Kurdistan'daki en küçük mirliklerden birinin başındadır ve 1500'lü yıllarda bu mirliğin askeri gücü oldukça sınırlıdır.

Öyle ki, Yavuz Sultan Selim'in İran Şahlarıyla yaptığı savaşlarda bölgeden geçişi sırasında bahsi geçen o katliamlar devlet eliyle gerçekleştirilmiştir. Biz her türlü katliama kesinlikle karşıyız. Alevi ya da Sünni, herhangi bir Kürdün öldürülmesini kesinlikle savunmuyoruz; bir canın kaybı bile fazladır. Fakat konu bu değildir; konu, Osmanlı sisteminin Şah İsmail ile girdiği stratejik toprak kavgasında katledilen Şiileri, sınırlı güce sahip entelektüel bir Kürd diplomatı olan İdrîs-i Bidlîsî üzerinden yorumlamanın yanlışlığıdır.

Bunun, merkezden yönlendirilen bir Kurdistan düşmanlığı üzerinden yürütüldüğünü düşünüyoruz. Bu tutumu, Fuat Köprülü'nün, İttihat Terakki'nin son yıllarının ve Cumhuriyet'in ilk yıllarının "Kürd Alevilerini önce Bektaşileştirme, sonra Sünnileştirme ve nihayetinde Türkleştirme" operasyonunun bir devamı olarak görmek gerekir. Tekrar vurgulamak gerekir ki Feyli Kürdler de Şiidir ve 1980'li yıllarda İran ile Irak tarafından 100 binlere varan bir katliama uğramışlardır.

Şii oldukları için Afganistan ve Pakistan'da her gün katledilen insanlar varken; resmi ideoloji uzantılarının bu konuda tek cümle kurmayıp her fırsatta İdrîs-i Bidlîsî'yi gündeme getirerek Alevi düşmanlığı üzerinden yorum yapmaları, tespitlerimizi doğrulamaktadır. Son dönemde Suriye Alevileri üzerinden yapılmak istenen de aynıdır. Biz Suriye Alevilerinin katliamına karşıyız ve yanlarındayız; ancak bu durumun bile dönem dönem Kürdlere saldırmak için bir araç olarak kullanıldığını görmekteyiz.

Buradan anlaşılması gereken; Kürd Alevilerinin Kemalist düşünce kalıplarından hareketle, Kürd ve Kurdistan düşmanlığını derinleştirmek, Kürd Alevilerini Türkleştirerek tarihsel kodlarından uzaklaştırmak amacıyla bu tartışmaların merkezden yönetildiğidir. İdrîs-i Bidlîsî gibi tarihsel figürlerin birincil kaynaklar üzerinden yeniden okunması elzemdir. Ancak bu sayede tarihsel gerçekler ve yargılar yerli yerine oturmuş olacaktır.

Konuya dair tarihçi Doç. Dr. Yalçın Çakmak'ın tespitlerine yer vererek bitirelim:

"Malum olduğu üzere, Türkiye'de de tarih, bilhassa kimlik siyasetinde, meşruiyet sağlamak açısından önemli bir koçbaşı işlevi görüyor ya da gördürülüyor. Ayrıca bir padişahın kendi mülkü olmayan topraklarını idarecilerine fermanlar gönderip Kızılbaşların katlini emretmesi de zaten söz konusu olamazdı. İdrîs-i Bitlisî'ye atfedilen bazı yaygın suçlamaların ve 'Kızılbaş katliamı' iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ana sorumlunun Yavuz Sultan Selim olduğunu ifade etmiştir. İdrîs-i Bitlisî hakkında, 16. yüzyıldaki Alevi-Kızılbaş olaylarında Bitlisî'nin doğrudan bir katliam faili olmadığını, bu olayların ve kararların sorumluluğunun Yavuz Sultan Selim'e ait olduğunu belirtmektedir. Sıklıkla bahse konu olan Kızılbaşların katledilmesi, Çaldıran Savaşı yani 1514 öncesidir. Coğrafya, Osmanlı toprakları olup burası da Çaldıran yani 1514 sonrası giderek Osmanlı egemenliğine geçen Kürd topraklarını kapsamaz. 'Bidlîsî'nin ve dolayısıyla Kürdlerin Kızılbaş katili olduğu' ifadesi tamamen bir yanılsamadan ibaret. Anladığımız kadarıyla Alevilerin İdrîs-i Bidlîsî'ye dair ilk tanışıklıkları ya da 'ilk keşifleri', Hicabi Kırlangıç'ın 1995 yılında tamamladığı 'İdrîs-i Bitlisi, Selim Şah-name' başlıklı doktora tezinin 2000'lerin başında Kültür Bakanlığı'nca kitaplaştırılmasına denk düşer. O halde hem Bidlîsî'nin hem de Kürdlerin bahse konu 'Kızılbaş katli' meselesindeki dahline dair tarihsel bir belge ya da tanıklık var mı? diye sorduğumuzda buna 'evet' diye bir yanıt vermemiz mümkün değil!"

Notlar, Kaynaklar ve Alıntılar

  • Yalçın Çakmak, "Katliam, Hıyanet, Mübalağa, Kahramanlık: İdrîs-i Bidlîsî Tartışmaları ve HÜDA PAR", Birikim Dergisi, 27 Nisan 2023.
  • İdrîs-i Bidlîsî, Selim Şâh-Nâme, haz. Hicabi Kırlangıç, Hece Yayınları, Ankara, 2016.
  • Vural Genç, "Şah ile Sultan Arasında Bir Acem Bürokratı: İdrîs-i Bidlîsî'nin Şah İsmail'in Himayesine Girme Çabası", Osmanlı Araştırmaları / The Journal of Ottoman Studies, XLVI (2015), s. 43-75.

Îdrîsê Bidlîsî: Dijminatiya Ideolojiya Fermî ya li dijî Elewiyan û Kurdistanê

Di dema Yavuz Sultan Selim de faîlê qetlîamên li dijî Qizilbaşan dewlet bû; nîşandana Îdrîsê Bidlîsî, ku zana û dîplomatekî Kurd ê xwedî hêzeke sînordar bû, wekî berpirsiyarê van qetlîaman, beşek ji wê dijminatiya Kurdistanê ye ku ideolojiya fermî pê dixwaze Elewiyên Kurd ji nasnameya Kurdî qut bike.

Di pêvajoya şerê Îran û Osmaniyan de, ku di navbera Yavuz Sultan Selim û Şah Îsmaîl de qewimî, Împaratoriya Osmanî bi hêceta alîgiriya Şah Îsmaîl girse qetil kirin; faîlê van kiryaran ne Îdrîsê Bidlîsî ye.

Gelo hûn Şîeyên Îranê, Şîeyên Pakistanê û Şîeyên Afganistanê, ku îro bênavber rastî êrîşan tên û tên qetilkirin, an jî 100 hezar Kurdên Feylî yên Şîe, ku di salên 1980yî de ji ber Kurdbûna xwe hatin qetilkirin û sirgûnkirin, bi gotina "Elewî tên qetilkirin" bi bîr tînin? Na; daxuyaniyên rewşenbîrên Kemalîst, ên ku bi navê Îdrîsê Bidlîsî dijminatiya Kurdistanê dikin, van ne bi nav dikin, ne jî tînin bîra xwe. Ji bersivên ku dê ji vê pirsê re bên dayîn jî em fêm dikin ku ya tê kirin, sîstemeke tevgerê ye ku navenda wê dijminatiya Kurdistanê ye.

Lê em qetlîamên li dijî Şîeyan ên li Îranê protesto dikin. Gelo hûn dikarin van qetlîaman protesto bikin? Gelo hûn dikarin bi daxuyaniyekê protesto bikin ku qetlîamên Dersim, Koçgiri û Zilanê rasterast ji aliyê hikûmeta Mustafa Kemal ve hatin kirin? Na, hûn nikarin. Wate, ev tevger ne dostaniyeke bi Şîeyan re ye ku li ser navê Îdrîsê Bidlîsî tê pêşxistin; berevajî, dijminatiya Kurdistanê ye.

Di dema Îdrîsê Bidlîsî de, Yavuz Sultan Selim Bidlîsî wezîfedar kir ku Kurdistanê di bin sîwana yekîtiyeke mîrnişînan de bîne cem hev û li ser vî bingehî bi Osmaniyan re têkiliyekê ava bike. Lê tevî hewldanên mezin ên Îdrîsê Bidlîsî, mîrnişînên Kurd nekarîn bigihin hev. Dema Bidlîsî ev rewş ji navendê re ragihand, di encama biryara navendê û hewldanên dîplomatîk û rewşenbîrî yên Bidlîsî de, girêdana mîrnişînên Kurd yek bi yek û rasterast bi navendê ve kete rojevê.

Ji bilî vê, rola Îdrîsê Bidlîsî di mijara qetlîaman de qet tune ye. Wekî tê zanîn, di heman demê de Şah Îsmaîl herêma heta Maraşê kontrol dikir. Di çavkaniyên dîrokî de sabit e ku Şah Îsmaîl mîr û nûnerên Kurd, ku hejmara wan digihîşt dehan, ji bo hevdîtineke dîplomatîk vexwendin û paşê ev mîr qetil kirin an jî demeke dirêj di zindanan de hiştin. Heke bi vê mantiqê were nêrîn, diviyabû Kurdan jî li ser vê bûyerê "dijminatiya Elewiyên Kurd" pêş bixista; lê wekî tê zanîn, di vê mijarê de tu gotareke nefretê an tevliheviyek peyda nebû.

Aliyê herî trajîk ê meseleyê jî ev e: ên ku li ser navê Îdrîsê Bidlîsî dijminatiya Kurdan, Kurdistanê û Elewiyên Kurd dikin, Caferîtiyê, Şîetiyê, Îsmaîlîtiyê an jî Şîetiya Afganistan û Pakistanê ji Elewîtiyê nahesibînin û xwe li derveyî vê çemberê dibînin. Tevî vê yekê, kirina dijminatiya Elewiyên Kurd li ser navê Îdrîsê Bidlîsî, ku rola wî di şerên Şah Îsmaîl û Osmaniyan de bê guman sînordar bû, bi tevahî encama operasyoneke psîkolojîk û ya polîtîkayên manîpulasyona dîrokî û asîmîlasyonê yên ideolojiya fermî ye. Êrîşa li ser Îdrîsê Bidlîsî, ku li ser bingeha dîrokeke bi şaşî tê zanîn tê kirin, ji dijminatiya Kurd û Kurdistanê çavkanî digire. Divê were dîtin ku tevî ku tu referansên dîrokî yên vê rewşê tune ne, ew ji aliyê ideolojiya fermî ve hatiye honandin da ku dijminatiya Kurdan bê gurkirin û kengê were xwestin, ji bo derfetên siyasî yên navxweyî bê bikaranîn.

Heke bala xwe bidinê, dijminatiya Îdrîsê Bidlîsî tenê ji aliyê Elewiyên "bi gotinê" Kurd ve tê kirin. Elewiyên rojavayî, Elewiyên Tirk an jî Elewiyên herêmên din di vê mijarê de tu nivîs an gotarekê pêş naxin. Îdrîsê Bidlîsî mîrekî Kurd ê zana ye. Ew li serê yek ji mîrnişînên herî biçûk ên Kurdistanê ye û di salên 1500î de hêza leşkerî ya vê mîrnişînê gelekî sînordar e.

Wisa ye ku ew qetlîamên ku behsa wan tê kirin, dema Yavuz Sultan Selim di şerên xwe yên bi Şahên Îranê re di herêmê re derbas dibû, bi destê dewletê hatin kirin. Em bi tevahî li dijî her cure qetlîamê ne. Em kuştina tu Kurdî, Elewî be an Sunnî, qet naparêzin; windabûna canekî tenê jî zêde ye. Lê mijar ne ev e; mijar ew şaşî ye ku Şîeyên di şerê axê yê stratejîk ê sîstema Osmanî bi Şah Îsmaîl re hatin qetilkirin, li ser navê Îdrîsê Bidlîsî tên şîrovekirin, ku dîplomatekî Kurd ê rewşenbîr û xwedî hêzeke sînordar bû.

Em difikirin ku ev yek bi rêya dijminatiyeke Kurdistanê ya ku ji navendê tê arastekirin tê meşandin. Divê ev helwest wekî domandina wê operasyonê were dîtin ku Fuat Köprülü, salên dawî yên Îttîhad û Teraqqiyê û salên pêşîn ên Komarê bi armanca "pêşî Bektaşîkirin, paşê Sunnîkirin û di dawiyê de Tirkkirina Elewiyên Kurd" meşandin. Divê careke din bê tekezkirin ku Kurdên Feylî jî Şîe ne û di salên 1980yî de ji aliyê Îran û Iraqê ve rastî qetlîameke ku digihîşt 100 hezaran hatin.

Dema ku li Afganistan û Pakistanê her roj mirov ji ber Şîebûna xwe tên qetilkirin, şaxên ideolojiya fermî di vê mijarê de hevokekê jî nabêjin, lê di her derfetê de Îdrîsê Bidlîsî tînin rojevê û bi çarçoveya dijminatiya Elewiyan şîrove dikin; ev yek tespîtên me piştrast dike. Di demên dawî de, ya ku li ser Elewiyên Sûriyeyê tê xwestin jî heman tişt e. Em li dijî qetlîama Elewiyên Sûriyeyê ne û em li kêleka wan in; lê em dibînin ku ev rewş jî car caran wekî amûrekê ji bo êrîşkirina li ser Kurdan tê bikaranîn.

Ya ku divê ji vê derê were fêmkirin ev e: ev nîqaş ji navendê tên birêvebirin, bi armanca ku bi destpêkirina ji qalibên ramanê yên Kemalîst ên Elewiyên Kurd, dijminatiya Kurd û Kurdistanê kûrtir bikin û Elewiyên Kurd bi Tirkkirinê ji kodên wan ên dîrokî dûr bixin. Ji nû ve xwendina kesayetiyên dîrokî yên wekî Îdrîsê Bidlîsî li ser bingeha çavkaniyên seretayî pêwîstiyeke bingehîn e. Tenê bi vî awayî rastî û hukmên dîrokî dê li cihê xwe rûnin.

Em bi cih dayîna tespîtên dîrokzan Doç. Dr. Yalçın Çakmak ên derbarê vê mijarê de gotara xwe bi dawî bikin:

"Wekî tê zanîn, li Tirkiyeyê jî dîrok, bi taybetî di siyaseta nasnameyê de, ji bo bidestxistina meşrûiyetê wekî beranekî girîng ê dergehşikandinê kar dike, an jî bi vî awayî tê xebitandin. Herwiha nedibû jî ku padîşahek ji rêveberên axên ku ne milkê wî bûn re fermanan bişîne û emrê kuştina Qizilbaşan bide. Wî diyar kiriye ku hin tawanbarkirinên berbelav ên ku ji Îdrîsê Bidlîsî re tên girêdan û îdîayên 'qetlîama Qizilbaşan' rastiyê nîşan nadin û berpirsiyarê sereke Yavuz Sultan Selim e. Derbarê Îdrîsê Bidlîsî de destnîşan dike ku di bûyerên Elewî-Qizilbaşan ên sedsala 16an de Bidlîsî ne faîlê rasterast ê qetlîamekê ye û berpirsiyariya van bûyer û biryaran aîdî Yavuz Sultan Selim e. Qetilkirina Qizilbaşan a ku pir caran behsa wê tê kirin, berî Şerê Çaldiranê, ango berî 1514an e. Erdnîgarî axa Osmanî ye û ev der axa Kurdan, ku piştî Çaldiranê, ango piştî 1514an, hêdî hêdî ket bin serweriya Osmaniyan, nagire nav xwe. Gotina 'Bidlîsî û bi vî awayî Kurd qatilên Qizilbaşan in' bi tevahî xapandineke hişî ye. Bi qasî ku em fêm dikin, yekem nasîna Elewiyan a bi Îdrîsê Bidlîsî re, an jî 'keşfa wan a pêşîn', rast tê wê demê ku teza doktorayê ya Hicabi Kırlangıç a bi sernavê 'İdrîs-i Bitlisi, Selim Şah-name', ku wî di sala 1995an de temam kiribû, di destpêka salên 2000î de ji aliyê Wezareta Çandê ve wekî pirtûk hate weşandin. Wê demê, gava em dipirsin ka derbarê destê hem Bidlîsî hem jî Kurdan di meseleya 'qetilkirina Qizilbaşan' a ku behsa wê tê kirin de belgeyek an şahidiyeke dîrokî heye an na, ne mimkun e ku em bersiveke 'erê' bidin!"

Not, Çavkanî û Jêgirtin

  • Yalçın Çakmak, "Katliam, Hıyanet, Mübalağa, Kahramanlık: İdrîs-i Bidlîsî Tartışmaları ve HÜDA PAR" [Qetlîam, Xiyanet, Mubalexe, Qehremanî: Nîqaşên li ser Îdrîsê Bidlîsî û HÜDA PAR], Kovara Birikim, 27ê Nîsana 2023an.
  • Îdrîsê Bidlîsî, Selim Şâh-Nâme, amadekar: Hicabi Kırlangıç, Weşanên Hece, Enqere, 2016.
  • Vural Genç, "Şah ile Sultan Arasında Bir Acem Bürokratı: İdrîs-i Bidlîsî'nin Şah İsmail'in Himayesine Girme Çabası" [Burokratekî Ecem di navbera Şah û Sultan de: Hewldana Îdrîsê Bidlîsî ji bo ketina bin parastina Şah Îsmaîl], Osmanlı Araştırmaları / The Journal of Ottoman Studies, XLVI (2015), r. 43-75.

ئیدریسی بەدلیسی: دوژمنایەتیی ئایدیۆلۆژیای فەرمی بەرامبەر بە عەلەوییەکان و کوردستان

لە سەردەمی یاوز سوڵتان سەلیمدا بکەری ئەو کۆمەڵکوژییانەی دژی قزڵباشەکان ئەنجام دران، دەوڵەت بوو؛ پیشاندانی ئیدریسی بەدلیسی، کە زانا و دیپلۆماتێکی کورد و خاوەن هێزێکی سنووردار بوو، وەک بەرپرسی ئەم کۆمەڵکوژییانە، بەشێکە لەو دوژمنایەتیی کوردستانەی ئایدیۆلۆژیای فەرمی بە ئامانجی دابڕینی عەلەوییە کوردەکان لە ناسنامەی کوردی پەیڕەوی دەکات.

لە ڕەوتی جەنگی ئێران و عوسمانیدا لە نێوان یاوز سوڵتان سەلیم و شا ئیسماعیلدا، ئیمپراتۆریەتی عوسمانی بە بیانووی لایەنگریی شا ئیسماعیل خەڵکێکی زۆری کۆمەڵکوژ کردووە؛ بکەری ئەم کردەوانە ئیدریسی بەدلیسی نییە.

ئایا ئەو شیعانەی ئێران، شیعەکانی پاکستان و شیعەکانی ئەفغانستان کە ئەمڕۆ بەردەوام هێرشیان دەکرێتە سەر و کۆمەڵکوژ دەکرێن، یان ئەو ١٠٠ هەزار کوردە فەیلییە شیعەیەی لە ساڵانی ١٩٨٠دا تەنها لەبەر ئەوەی کورد بوون کوژران و ڕاگوێزران، بە گوتنی «عەلەوییەکان کۆمەڵکوژ دەکرێن» یاد دەکەنەوە؟ نەخێر؛ ئەو بەیاننامانەی ڕووناکبیرانی کەمالیست کە بە هێنانی ناوی ئیدریسی بەدلیسی دوژمنایەتیی کوردستان دەکەن، نە ناوی ئەمانە دەهێنن و نە بیریان دەکەوێتەوە. لە وەڵامەکانی ئەم پرسیارەشەوە تێدەگەین کە ئەوەی دەکرێت سیستەمێکی جووڵەیە کە تەوەرەکەی دوژمنایەتیی کوردستانە.

لە کاتێکدا ئێمە ناڕەزایی دژی کۆمەڵکوژییەکانی شیعە لە ئێران دەردەبڕین. ئایا ئێوە دەتوانن ناڕەزایی دژی ئەم کۆمەڵکوژییانە دەرببڕن؟ ئایا دەتوانن بە بەیاننامەیەک ناڕەزایی دەرببڕن لەوەی کە کۆمەڵکوژییەکانی دێرسیم، کۆچگیری و زیلان ڕاستەوخۆ لەلایەن حکوومەتی مستەفا کەمالەوە ئەنجام دران؟ نەخێر، ناتوانن. کەواتە ئەم جموجۆڵە دۆستایەتییەکی شیعە نییە کە لە ڕێگەی ئیدریسی بەدلیسییەوە پەرەی پێدرابێت، بەڵکو بە پێچەوانەوە دوژمنایەتیی کوردستانە.

لە سەردەمی ئیدریسی بەدلیسیدا، یاوز سوڵتان سەلیم بەدلیسیی ڕاسپارد کە کوردستان لە ژێر چەتری یەکێتییەکی میرنشینەکاندا کۆبکاتەوە و لەسەر ئەم بنەمایە پەیوەندییەک لەگەڵ عوسمانیدا دابمەزرێنێت. بەڵام سەرەڕای هەوڵە گەورەکانی ئیدریسی بەدلیسی، میرنشینە کوردییەکان نەیانتوانی یەکبگرن. کاتێک بەدلیسی ئەم دۆخەی بە ناوەند ڕاگەیاند، لە ئەنجامی بڕیاری ناوەند و هەوڵە دیپلۆماسی و ڕووناکبیرییەکانی بەدلیسیدا، بەستنەوەی ڕاستەوخۆی هەر یەک لە میرنشینە کوردییەکان بە جیا بە ناوەندەوە هاتە ئاراوە.

جگە لەمە، ئیدریسی بەدلیسی هیچ ڕۆڵێکی لە بابەتی کۆمەڵکوژییەکاندا نییە. لە هەمان سەردەمدا، وەک دەزانرێت، شا ئیسماعیل ناوچەکەی تا مەرعەش لە ژێر کۆنترۆڵدا بوو. لە سەرچاوە مێژووییەکاندا جێگیرە کە شا ئیسماعیل، کە میر و نوێنەرە کوردەکانی، کە ژمارەیان دەگەیشتە دە، بۆ دانوستانی دیپلۆماسی بانگهێشت کرد، ئەم میرانەی کوشت یان بۆ ماوەیەکی درێژ لە زینداندا هێشتنییەوە. ئەگەر بەم لۆژیکە سەیر بکرێت، دەبووایە کوردیش لە ڕێگەی ئەم ڕووداوەوە «دوژمنایەتییەکی کوردی دژی عەلەوی» پەرە پێبدەن؛ کەچی وەک دەزانرێت لەم بارەیەوە هیچ گوتارێکی ڕق یان ئاڵۆزییەک دروست نەبووە.

لایەنە هەرە تراژیدییەکەی کارەکەش ئەوەیە کە ئەوانەی لە ڕێگەی ئیدریسی بەدلیسییەوە دوژمنایەتیی کورد، کوردستان و عەلەوییە کوردەکان دەکەن، جەعفەرییەت، شیعە، ئیسماعیلییەت یان شیعەگەریی ئەفغانستان و پاکستان بە بەشێک لە عەلەویگەری دانانێن و خۆیان بە دەرەوەی ئەم بازنەیە دەبینن. سەرەڕای ئەمەش، دوژمنایەتیکردنی عەلەوییە کوردەکان لە ڕێگەی ئیدریسی بەدلیسییەوە، کە ڕۆڵی لە جەنگەکانی نێوان شا ئیسماعیل و عوسمانیدا بە دڵنیاییەوە سنووردار بووە، بە تەواوی ئەنجامی ئۆپەراسیۆنێکی دەروونی و سیاسەتەکانی دەستکاریکردنی مێژوو و تواندنەوەی ئایدیۆلۆژیای فەرمییە. هێرشکردنە سەر ئیدریسی بەدلیسی لە ڕێگەی مێژوویەکەوە کە بە هەڵە ناسراوە، سەرچاوەکەی دوژمنایەتیی کورد و کوردستانە. دەبێت ببینرێت کە سەرەڕای ئەوەی ئەم دۆخە هیچ پاڵپشتێکی مێژوویی نییە، ئایدیۆلۆژیای فەرمی بە ئامانجی گەرمکردنی دوژمنایەتیی کورد و بەکارهێنانی بۆ دەرفەتە سیاسییە ناوخۆییەکان هەر کاتێک بیەوێت، دایڕشتووە.

ئەگەر سەرنج بدرێت، دوژمنایەتیی ئیدریسی بەدلیسی تەنها لەلایەن عەلەوییە کوردە «بە ناو»ەکانەوە دەکرێت. عەلەوییەکانی ڕۆژئاوا، عەلەوییە تورکەکان یان عەلەوییەکانی ناوچەکانی تر لەم بارەیەوە هیچ نووسین یان گوتارێک پەرە پێنادەن. ئیدریسی بەدلیسی میرێکی زانای کوردە. سەرۆکی یەکێک لە بچووکترین میرنشینەکانی کوردستانە و لە ساڵانی ١٥٠٠دا هێزی سەربازیی ئەم میرنشینە زۆر سنووردار بووە.

تەنانەت ئەو کۆمەڵکوژییانەی باسیان دەکرێت، لە کاتی تێپەڕینی یاوز سوڵتان سەلیم بە ناوچەکەدا لە جەنگەکانیدا لەگەڵ شاکانی ئێران، بە دەستی دەوڵەت ئەنجام دران. ئێمە بە توندی دژی هەموو جۆرە کۆمەڵکوژییەکین. بە هیچ شێوەیەک پشتگیریی کوشتنی هیچ کوردێک ناکەین، چ عەلەوی بێت یان سوننی؛ لەدەستچوونی تەنها یەک گیانیش زۆرە. بەڵام بابەتەکە ئەمە نییە؛ بابەتەکە هەڵەیی لێکدانەوەی ئەو شیعانەیە کە لە ململانێی ستراتیژیی خاکدا لە نێوان سیستەمی عوسمانی و شا ئیسماعیلدا کۆمەڵکوژ کران، لە ڕێگەی ئیدریسی بەدلیسییەوە، کە دیپلۆماتێکی ڕووناکبیری کورد و خاوەن هێزێکی سنووردار بوو.

پێمان وایە ئەمە لە ڕێگەی دوژمنایەتییەکی کوردستانەوە بەڕێوە دەبرێت کە لە ناوەندەوە ئاڕاستە دەکرێت. پێویستە ئەم هەڵوێستە وەک درێژەپێدانی ئەو ئۆپەراسیۆنەی «سەرەتا بەکتاشیکردن، پاشان سوننیکردن و لە کۆتاییدا بە تورککردنی عەلەوییە کوردەکان» ببینرێت کە هی فوئاد کۆپرولو، ساڵانی کۆتاییی ئیتیحاد و تەرەقی و ساڵانی سەرەتای کۆمار بوو. پێویستە جارێکی تر جەخت بکرێتەوە کە کوردە فەیلییەکانیش شیعەن و لە ساڵانی ١٩٨٠دا لەلایەن ئێران و عێراقەوە تووشی کۆمەڵکوژییەک بوون کە ژمارەی قوربانییەکانی دەگەیشتە ١٠٠ هەزار.

لە کاتێکدا کە لە ئەفغانستان و پاکستان ڕۆژانە خەڵک لەبەر شیعەبوونیان دەکوژرێن، ئەوەی پاشکۆکانی ئایدیۆلۆژیای فەرمی لەم بارەیەوە یەک ڕستەش نالێن و لە هەر دەرفەتێکدا ئیدریسی بەدلیسی دەهێننەوە ڕۆژەڤ و لە ڕێگەی دوژمنایەتیی عەلەوییەوە لێکدانەوە دەکەن، دەستنیشانکردنەکانی ئێمە پشتڕاست دەکاتەوە. ئەوەی لەم دواییانەدا دەیانەوێت لە ڕێگەی عەلەوییەکانی سووریاوە بیکەن، هەمان شتە. ئێمە دژی کۆمەڵکوژیی عەلەوییەکانی سووریاین و لە پاڵیانداین؛ بەڵام دەبینین کە تەنانەت ئەم دۆخەش جار جار وەک ئامرازێک بۆ هێرشکردنە سەر کورد بەکاردەهێنرێت.

ئەوەی لێرەوە دەبێت تێبگەین ئەوەیە کە ئەم مشتومڕانە لە ناوەندەوە بەڕێوە دەبرێن، بە ئامانجی قووڵکردنەوەی دوژمنایەتیی کورد و کوردستان لە ڕێگەی قاڵبە بیرییە کەمالیستییەکانی عەلەوییە کوردەکانەوە، و دوورخستنەوەی عەلەوییە کوردەکان لە کۆدە مێژووییەکانیان بە تورککردنیان. خوێندنەوەی دووبارەی کەسایەتییە مێژووییەکانی وەک ئیدریسی بەدلیسی لەسەر بنەمای سەرچاوە سەرەتاییەکان پێویستییەکی حەتمییە. تەنها بەم شێوەیە ڕاستییە مێژووییەکان و حوکمەکان دەکەونەوە شوێنی خۆیان.

با بە هێنانەوەی دەستنیشانکردنەکانی مێژوونووس، پرۆفیسۆری یاریدەدەر دکتۆر یالچن چاکماک، لەسەر ئەم بابەتە کۆتایی پێبهێنین:

«وەک ئاشکرایە، لە تورکیاشدا مێژوو، بە تایبەتی لە سیاسەتی ناسنامەدا، لە ڕووی بەدەستهێنانی ڕەوایەتییەوە ڕۆڵی دەرگاشکێنێکی گرنگ دەبینێت یان ڕۆڵەکەی پێ دەبینرێت. جگە لەمەش، هەر لە بنەڕەتەوە شتی وا نەدەکرا کە پادشایەک بۆ ئەو خاکانەی کە موڵکی خۆی نەبوون فەرمان بۆ کاربەدەستەکانی بنێرێت و فەرمانی کوشتنی قزڵباشەکان بدات. ڕایگەیاندووە کە هەندێک لەو تۆمەتە باوانەی دەدرێنە پاڵ ئیدریسی بیتلیسی و بانگەشەکانی "کۆمەڵکوژیی قزڵباش" ڕاستی ناگەیەنن و بەرپرسی سەرەکی یاوز سوڵتان سەلیمە. دەربارەی ئیدریسی بیتلیسی دەڵێت کە لە ڕووداوەکانی عەلەوی و قزڵباشی سەدەی شازدەهەمدا بیتلیسی بکەری ڕاستەوخۆی هیچ کۆمەڵکوژییەک نەبووە و بەرپرسیارێتیی ئەم ڕووداو و بڕیارانە دەکەوێتە ئەستۆی یاوز سوڵتان سەلیم. ئەو کوشتنی قزڵباشانەی زۆرجار باسی دەکرێت، پێش جەنگی چاڵدێران، واتە پێش ١٥١٤ە. جوگرافیاکە خاکی عوسمانییە و ئەو خاکە کوردییانە ناگرێتەوە کە لە دوای چاڵدێران، واتە ١٥١٤، وردە وردە کەوتنە ژێر دەسەڵاتی عوسمانییەوە. دەستەواژەی "بەدلیسی و لە ئەنجامدا کورد بکوژی قزڵباش بوون" بە تەواوی تەنها وەهمێکە. بەو پێیەی ئێمە تێگەیشتووین، یەکەم ناسیاویی یان "یەکەم دۆزینەوە"ی عەلەوییەکان لەگەڵ ئیدریسی بەدلیسی هاوکاتە لەگەڵ ئەوەی کە تێزی دکتۆراکەی هیجابی قرلانگیچ بە ناونیشانی "ئیدریسی بیتلیسی، سەلیم شانامە"، کە لە ساڵی ١٩٩٥دا تەواوی کردبوو، لە سەرەتای ساڵانی ٢٠٠٠دا لەلایەن وەزارەتی ڕۆشنبیرییەوە کرا بە کتێب. کەواتە کاتێک دەپرسین: ئایا بەڵگەنامە یان شایەتییەکی مێژوویی هەیە دەربارەی دەستتێوەردانی بەدلیسی و کورد لەو "کوشتنی قزڵباش"ەی باسی دەکرێت؟ ناتوانین وەڵامی "بەڵێ" بدەینەوە!»

تێبینی، سەرچاوە و وەرگیراوەکان

  • یالچن چاکماک، «کۆمەڵکوژی، خیانەت، زێدەڕۆیی، قارەمانێتی: مشتومڕەکانی ئیدریسی بەدلیسی و هودا پار»، گۆڤاری بیریکیم، ٢٧ی نیسانی ٢٠٢٣.
  • ئیدریسی بەدلیسی، سەلیم شانامە، ئامادەکردنی هیجابی قرلانگیچ، بڵاوکراوەکانی هەجە، ئەنقەرە، ٢٠١٦.
  • ڤوورال گەنچ، «بیرۆکراتێکی عەجەم لە نێوان شا و سوڵتاندا: هەوڵی ئیدریسی بەدلیسی بۆ چوونە ژێر سایەی شا ئیسماعیل»، عوسمانلی ئاراشتیرمالاری / گۆڤاری لێکۆڵینەوە عوسمانییەکان، بەرگی ٤٦ (٢٠١٥)، ل. ٤٣–٧٥.

Idris-i Bidlisi: The Official Ideology's Hostility Toward Alevis and Kurdistan

The perpetrator of the massacres of the Qizilbash under Yavuz Sultan Selim (Selim I) was the state; portraying Idris-i Bidlisi, a Kurdish scholar and diplomat of limited power, as responsible for these massacres is part of the official ideology's hostility toward Kurdistan, which aims to sever Kurdish Alevis from their Kurdish identity.

During the Iranian-Ottoman war between Yavuz Sultan Selim (Selim I) and Shah Ismail, the Ottoman Empire massacred multitudes on the pretext that they supported Shah Ismail; the perpetrator of these acts was not Idris-i Bidlisi.

Do you commemorate the Shias of Iran, Pakistan and Afghanistan, who are under constant attack and being killed today, or the 100,000 Feyli Kurdish Shias who were killed and deported in the 1980s for being Kurds, by saying "Alevis are being massacred"? No; the Kemalist intellectuals' declarations that invoke the name of Idris-i Bidlisi to pursue hostility toward Kurdistan neither mention nor remember them. The answers to this question also show us that what is being done is a system of mobilization centred on hostility toward Kurdistan.

We, by contrast, protest the massacres of Shias in Iran. Can you protest these massacres? Can you issue a declaration protesting the fact that the Dersim, Koçgiri and Zilan massacres were carried out by Mustafa Kemal's government itself? No, you cannot. This means that this mobilization is not a friendship toward Shias developed through Idris-i Bidlisi; on the contrary, it is hostility toward Kurdistan.

In Idris-i Bidlisi's time, Yavuz Sultan Selim assigned Bidlisi to bring Kurdistan together under the roof of a union of emirates and to establish a relationship with the Ottomans on that basis. Despite Idris-i Bidlisi's great efforts, however, the Kurdish emirates could not unite. When Bidlisi reported this to the centre, the decision of the centre and Bidlisi's diplomatic and intellectual efforts led to the Kurdish emirates being attached directly to the centre, each one separately.

Beyond this, Idris-i Bidlisi had no role whatsoever in the massacres. At the same time, as is well known, Shah Ismail controlled the region as far as Maraş. It is established in the historical sources that Shah Ismail, who invited Kurdish emirs and their representatives, some ten in number, to diplomatic talks, killed these emirs or held them in his dungeons for a long time. By this logic, the Kurds should also have developed a "hostility toward Kurdish Alevis" over this event; yet, as is well known, no hate speech or turmoil of any kind has arisen on this matter.

The most tragic part of it is that those who pursue hostility toward Kurds, Kurdistan and Kurdish Alevis through Idris-i Bidlisi do not count Jafarism, Shiism, Ismailism or the Shiism of Afghanistan and Pakistan as part of Alevism, and regard themselves as outside this circle. Even so, pursuing hostility toward Kurdish Alevis through Idris-i Bidlisi, whose role in the Shah Ismail-Ottoman wars was decidedly limited, is entirely the product of a psychological operation and of the official ideology's policies of historical manipulation and assimilation. Attacking Idris-i Bidlisi on the basis of misremembered history stems from hostility toward Kurds and Kurdistan. It must be recognized that, although this has no historical references, it was constructed by the official ideology in order to stoke hostility toward Kurds and to use it for domestic political opportunities whenever desired.

Note that hostility toward Idris-i Bidlisi is pursued only by "so-called" Kurdish Alevis. Western Alevis, Turkish Alevis or Alevis of other regions develop no writing or discourse on this subject. Idris-i Bidlisi is a learned Kurdish emir. He heads one of the smallest emirates in Kurdistan, and in the 1500s the military strength of this emirate is quite limited.

Indeed, the massacres in question were carried out by the hand of the state as Yavuz Sultan Selim passed through the region during his wars with the Shahs of Iran. We are firmly opposed to every kind of massacre. We by no means condone the killing of any Kurd, Alevi or Sunni; the loss of even a single life is one too many. But that is not the issue; the issue is the error of interpreting the Shias killed in the strategic territorial struggle the Ottoman system waged with Shah Ismail through Idris-i Bidlisi, an intellectual Kurdish diplomat of limited power.

We believe this is being carried out through a hostility toward Kurdistan directed from the centre. This stance must be seen as a continuation of Fuat Köprülü's operation, and that of the final years of the Committee of Union and Progress and the early years of the Republic, to "first Bektashize, then Sunnify and ultimately Turkify the Kurdish Alevis". It must be stressed again that the Feyli Kurds are also Shia, and in the 1980s they suffered a massacre by Iran and Iraq reaching into the hundreds of thousands.

While people are killed every day in Afghanistan and Pakistan for being Shia, the fact that the offshoots of the official ideology do not utter a single sentence about this, yet bring up Idris-i Bidlisi at every opportunity to comment through hostility toward Alevis, confirms our assessment. The same is what has recently been attempted through the Alevis of Syria. We oppose the massacre of the Syrian Alevis and stand by them; yet we see that even this is used, time and again, as a tool for attacking the Kurds.

What should be understood from this is that these debates are steered from the centre, proceeding from Kemalist patterns of thought about Kurdish Alevis, in order to deepen hostility toward Kurds and Kurdistan and to distance Kurdish Alevis from their historical codes by Turkifying them. It is essential that historical figures such as Idris-i Bidlisi be reread on the basis of primary sources. Only in this way will historical facts and judgements fall into their proper place.

Let us conclude by citing the findings of the historian Assoc. Prof. Yalçın Çakmak on the subject:

"As is well known, in Turkey too, history serves, or is made to serve, as an important battering ram for securing legitimacy, especially in identity politics. Moreover, it would in any case have been out of the question for a sultan to send decrees to his administrators ordering the killing of the Qizilbash in lands that were not his own domain. He has stated that some of the widespread accusations attributed to Idris-i Bitlisi and the claims of a 'Qizilbash massacre' do not reflect the truth, and that the main party responsible was Yavuz Sultan Selim. Regarding Idris-i Bitlisi, he states that in the Alevi-Qizilbash events of the 16th century Bitlisi was not a direct perpetrator of any massacre, and that responsibility for these events and decisions belonged to Yavuz Sultan Selim. The frequently cited killing of the Qizilbash predates the Battle of Chaldiran, that is, 1514. The geography was Ottoman territory, and it does not include the Kurdish lands that gradually came under Ottoman rule after Chaldiran, that is, after 1514. The statement that 'Bidlisi, and therefore the Kurds, were killers of the Qizilbash' is nothing but an illusion. As far as we understand, the Alevis' first acquaintance with, or 'first discovery' of, Idris-i Bidlisi coincides with the publication in book form by the Ministry of Culture, in the early 2000s, of Hicabi Kırlangıç's doctoral dissertation titled 'Idris-i Bitlisi, Selim Şah-name', completed in 1995. So when we ask whether there is any historical document or testimony concerning the involvement of either Bidlisi or the Kurds in the 'killing of the Qizilbash' in question, it is impossible for us to answer 'yes'!"

Notes, Sources and Quotations

  • Yalçın Çakmak, "Katliam, Hıyanet, Mübalağa, Kahramanlık: İdrîs-i Bidlîsî Tartışmaları ve HÜDA PAR" (Massacre, Treason, Exaggeration, Heroism: The Idris-i Bidlisi Debates and HÜDA PAR), Birikim magazine, 27 April 2023.
  • Idris-i Bidlisi, Selim Şâh-Nâme (The Book of Shah Selim), ed. Hicabi Kırlangıç, Hece Yayınları, Ankara, 2016.
  • Vural Genç, "Şah ile Sultan Arasında Bir Acem Bürokratı: İdrîs-i Bidlîsî'nin Şah İsmail'in Himayesine Girme Çabası" (A Persian Bureaucrat Between Shah and Sultan: Idris-i Bidlisi's Attempt to Enter Shah Ismail's Patronage), Osmanlı Araştırmaları / The Journal of Ottoman Studies, XLVI (2015), pp. 43-75.

ادریس بدلیسی: دشمنی ایدئولوژی رسمی با علویان و کردستان

در دوران یاووز سلطان سلیم، عامل کشتارهای قزلباشان دولت بود؛ مسئول جلوه دادن ادریس بدلیسی، عالم و دیپلماتی کرد با قدرتی محدود، در این کشتارها، بخشی از دشمنی با کردستان است که ایدئولوژی رسمی با هدف جدا کردن علویان کرد از هویت کردی‌شان دنبال می‌کند.

در جریان جنگ ایران و عثمانی میان یاووز سلطان سلیم و شاه اسماعیل، امپراتوری عثمانی به بهانهٔ هواداری از شاه اسماعیل توده‌ها را قتل‌عام کرد؛ عامل این اقدامات ادریس بدلیسی نیست.

آیا شما شیعیان ایران، شیعیان پاکستان و شیعیان افغانستان را که امروز پیوسته مورد حمله قرار می‌گیرند و کشته می‌شوند، یا ۱۰۰ هزار کرد فیلی شیعه را که در دههٔ ۱۹۸۰ به جرم کرد بودن کشته و تبعید شدند، با گفتن «علویان قتل‌عام می‌شوند» یاد می‌کنید؟ نه؛ بیانیه‌های روشنفکران کمالیست که با بردن نام ادریس بدلیسی به دشمنی با کردستان می‌پردازند، نه از این‌ها نامی می‌برند و نه آن‌ها را به یاد می‌آورند. از پاسخ‌هایی که به این پرسش داده می‌شود نیز درمی‌یابیم که آنچه در جریان است، نظامی از تحرکات با محوریت دشمنی با کردستان است.

حال آنکه ما کشتار شیعیان در ایران را محکوم می‌کنیم. آیا شما می‌توانید این کشتارها را محکوم کنید؟ آیا می‌توانید با بیانیه‌ای اعتراض کنید که کشتارهای درسیم، قوچگیری و زیلان را شخصِ دولت مصطفی کمال انجام داد؟ نه، نمی‌توانید. پس این تحرکات، دوستی با شیعه که بر محور ادریس بدلیسی پرورانده شده باشد نیست، بلکه برعکس، دشمنی با کردستان است.

در دوران ادریس بدلیسی، یاووز سلطان سلیم بدلیسی را مأمور کرد تا کردستان را زیر چتر اتحادیه‌ای از امارت‌ها گرد آورد و بر این پایه با عثمانی رابطه برقرار کند. اما با وجود تلاش‌های فراوان ادریس بدلیسی، امارت‌های کرد نتوانستند گرد هم آیند. هنگامی که بدلیسی این وضع را به مرکز گزارش داد، در نتیجهٔ تصمیم مرکز و کوشش‌های دیپلماتیک و فکری بدلیسی، پیوستن جداگانه و مستقیم امارت‌های کرد به مرکز در دستور کار قرار گرفت.

جز این، ادریس بدلیسی در کشتارها هیچ نقشی ندارد. در همان دوره، چنان‌که می‌دانیم، شاه اسماعیل منطقه را تا مرعش در اختیار داشت. در منابع تاریخی ثابت است که شاه اسماعیل نزدیک به ده امیر کرد و نمایندهٔ آنان را برای گفت‌وگوی دیپلماتیک دعوت کرد و این امیران را کشت یا مدت‌ها در سیاهچال نگه داشت. اگر با این منطق بنگریم، کردها نیز می‌بایست بر سر این رویداد نوعی «دشمنی کردی با علویان» پرورش می‌دادند؛ حال آنکه چنان‌که می‌دانیم، در این باره هیچ گفتار نفرت‌آمیز یا آشوبی پدید نیامده است.

تراژیک‌ترین بخش ماجرا این است که کسانی که بر محور ادریس بدلیسی به دشمنی با کرد، کردستان و علویان کرد می‌پردازند، جعفری‌گری، تشیع، اسماعیلیه یا تشیع افغانستان و پاکستان را از علوی‌گری به شمار نمی‌آورند و خود را بیرون از این دایره می‌بینند. با این همه، دشمنی با علویان کرد بر محور ادریس بدلیسی، که نقشش در جنگ‌های شاه اسماعیل و عثمانی به‌یقین محدود بود، سراسر نتیجهٔ یک عملیات روانی و سیاست‌های دستکاری تاریخی و همگون‌سازی ایدئولوژی رسمی است. حمله به ادریس بدلیسی بر پایهٔ تاریخی که نادرست شناخته شده، از دشمنی با کرد و کردستان سرچشمه می‌گیرد. باید دید که این وضع، با آنکه هیچ پشتوانهٔ تاریخی ندارد، از سوی ایدئولوژی رسمی برای دامن زدن به دشمنی با کرد و بهره‌برداری از آن هر زمان که بخواهد در فرصت‌های سیاسی داخلی ساخته و پرداخته شده است.

اگر دقت شود، دشمنی با ادریس بدلیسی تنها از سوی علویان کرد «به‌اصطلاح» صورت می‌گیرد. علویان غرب، علویان ترک یا علویان دیگر مناطق در این باره هیچ نوشته یا گفتاری پدید نمی‌آورند. ادریس بدلیسی امیری کرد و عالم است. او در رأس یکی از کوچک‌ترین امارت‌های کردستان قرار دارد و در سال‌های دههٔ ۱۵۰۰ میلادی نیروی نظامی این امارت بسیار محدود است.

چنان‌که کشتارهای یادشده هنگام عبور یاووز سلطان سلیم از منطقه در جنگ‌هایش با شاهان ایران، به دست دولت انجام شد. ما قاطعانه با هر گونه کشتاری مخالفیم. به‌هیچ‌وجه از کشته شدن هیچ کردی، چه علوی و چه سنی، دفاع نمی‌کنیم؛ از دست رفتن حتی یک جان هم زیاد است. اما موضوع این نیست؛ موضوع، نادرستیِ تفسیر شیعیانی است که در نزاع راهبردی ارضی نظام عثمانی با شاه اسماعیل کشته شدند، از راه ادریس بدلیسی، دیپلمات روشنفکر کردی با قدرتی محدود.

به باور ما، این کار بر محور دشمنی با کردستان که از مرکز هدایت می‌شود پیش برده می‌شود. این رویکرد را باید ادامهٔ عملیات «نخست بکتاشی‌سازی، سپس سنی‌سازی و سرانجام ترک‌سازی علویان کرد» دانست که از آنِ فؤاد کوپرولو و سال‌های پایانی اتحاد و ترقی و سال‌های نخست جمهوری است. باید دوباره تأکید کرد که کردهای فیلی نیز شیعه‌اند و در دههٔ ۱۹۸۰ از سوی ایران و عراق با کشتاری روبه‌رو شدند که شمار قربانیانش به صدها هزار می‌رسید.

در حالی که در افغانستان و پاکستان هر روز مردمانی به جرم شیعه بودن کشته می‌شوند، اینکه امتدادهای ایدئولوژی رسمی در این باره حتی یک جمله نمی‌گویند و در هر فرصتی ادریس بدلیسی را پیش می‌کشند و از دریچهٔ دشمنی با علویان اظهار نظر می‌کنند، یافته‌های ما را تأیید می‌کند. آنچه در دورهٔ اخیر می‌خواهند بر محور علویان سوریه انجام دهند نیز همین است. ما مخالف کشتار علویان سوریه‌ایم و در کنار آنانیم؛ اما می‌بینیم که حتی این وضع نیز گاه‌به‌گاه ابزاری برای حمله به کردها می‌شود.

آنچه از اینجا باید فهمید این است که این بحث‌ها با حرکت از قالب‌های فکری کمالیستی دربارهٔ علویان کرد، با هدف ژرف‌تر کردن دشمنی با کرد و کردستان و ترک‌سازی علویان کرد و دور کردنشان از رمزگان تاریخی‌شان، از مرکز مدیریت می‌شوند. بازخوانی چهره‌های تاریخی‌ای چون ادریس بدلیسی بر پایهٔ منابع دست‌اول ضروری است. تنها از این راه است که حقایق و داوری‌های تاریخی در جای درست خود قرار خواهند گرفت.

سخن را با آوردن یافته‌های مورخ، دانشیار دکتر یالچین چاکماک، در این باره به پایان می‌بریم:

«چنان‌که می‌دانیم، در ترکیه نیز تاریخ، به‌ویژه در سیاست هویت، از نظر مشروعیت‌بخشی نقش دژکوبی مهم را ایفا می‌کند یا به ایفای آن واداشته می‌شود. افزون بر این، اینکه پادشاهی به حاکمان سرزمین‌هایی که ملک خودش نبود فرمان بفرستد و دستور کشتن قزلباشان را بدهد، اصلاً ممکن نبود. او بیان کرده است که برخی اتهام‌های رایج منسوب به ادریس بدلیسی و ادعاهای “کشتار قزلباشان” با واقعیت همخوانی ندارد و مسئول اصلی یاووز سلطان سلیم است. او دربارهٔ ادریس بدلیسی خاطرنشان می‌کند که بدلیسی در رویدادهای علوی‌ـ‌قزلباش سدهٔ شانزدهم عامل مستقیم هیچ کشتاری نبوده و مسئولیت این رویدادها و تصمیم‌ها با یاووز سلطان سلیم است. کشتار قزلباشان که اغلب از آن سخن می‌رود، به پیش از جنگ چالدران، یعنی پیش از ۱۵۱۴، بازمی‌گردد. جغرافیای آن سرزمین‌های عثمانی است و این جغرافیا سرزمین‌های کردی را که پس از چالدران، یعنی پس از ۱۵۱۴، رفته‌رفته به زیر سلطهٔ عثمانی درآمدند، در بر نمی‌گیرد. این گفته که “بدلیسی و در نتیجه کردها قاتل قزلباشان بوده‌اند” سراسر یک توهم است. تا آنجا که ما دریافته‌ایم، نخستین آشنایی یا “نخستین کشف” علویان دربارهٔ ادریس بدلیسی با کتاب شدن رسالهٔ دکتری حجابی قیرلانگیچ با عنوان “ادریس بدلیسی، سلیم‌شاه‌نامه”، که در سال ۱۹۹۵ به پایان رسید، به دست وزارت فرهنگ در آغاز دههٔ ۲۰۰۰ مقارن است. پس وقتی می‌پرسیم آیا سند یا گواهی تاریخی دربارهٔ دخالت بدلیسی و کردها در موضوع “کشتار قزلباشان” وجود دارد؟ برای ما ممکن نیست به این پرسش پاسخ “آری” دهیم!»

یادداشت‌ها، منابع و نقل‌قول‌ها

  • یالچین چاکماک، «کشتار، خیانت، مبالغه، قهرمانی: بحث‌های ادریس بدلیسی و هدی پار» (کاتلیام، خیانت، موبالغه، قهرمانلیق: ادریس بیتلیسی تارتیشمالاری و هدی پار)، مجلهٔ بیریکیم، ۲۷ آوریل ۲۰۲۳.
  • ادریس بدلیسی، سلیم‌شاه‌نامه، به کوشش حجابی قیرلانگیچ، انتشارات هجه، آنکارا، ۲۰۱۶.
  • وورال گنچ، «یک دیوانسالار عجم میان شاه و سلطان: تلاش ادریس بدلیسی برای درآمدن به زیر حمایت شاه اسماعیل»، عثمانلی آراشدیرمالاری / مجلهٔ پژوهش‌های عثمانی، شمارهٔ ۴۶ (۲۰۱۵)، ص ۴۳–۷۵.

إدريس البدليسي: عداء الأيديولوجيا الرسمية للعلويين ولكردستان

كانت الدولة هي مرتكبة المجازر التي استهدفت القزلباش في عهد السلطان ياووز سليم؛ وتصوير إدريس البدليسي، العالم والدبلوماسي الكردي الذي لم يملك إلا قوة محدودة، مسؤولاً عن تلك المجازر جزءٌ من العداء لكردستان الذي تمارسه الأيديولوجيا الرسمية سعياً إلى سلخ العلويين الكرد عن هويتهم الكردية.

في خضم الحرب الإيرانية العثمانية بين السلطان ياووز سليم (سليم الأول) والشاه إسماعيل، أعملت الإمبراطورية العثمانية القتل في جموع من الناس بذريعة مناصرتهم للشاه إسماعيل؛ ولم يكن إدريس البدليسي هو مرتكب هذه الأفعال.

هل تذكرون اليوم الشيعة الذين يتعرضون باستمرار للهجمات والقتل في إيران وباكستان وأفغانستان، أو المئة ألف كردي فيلي شيعي الذين قُتلوا وهُجّروا في ثمانينيات القرن الماضي لأنهم كرد، فتقولون عنهم: «العلويون يُذبحون»؟ كلا؛ فبيانات المثقفين الكماليين الذين يمارسون العداء لكردستان باسم إدريس البدليسي لا تذكر هؤلاء ولا تتذكرهم. ومن الأجوبة التي ستُعطى عن هذا السؤال نفهم أيضاً أن ما يجري منظومةُ تحرّكٍ محورها العداء لكردستان.

أما نحن فنحتج على مجازر الشيعة في إيران. فهل تستطيعون أنتم الاحتجاج على هذه المجازر؟ وهل تستطيعون أن تحتجوا ببيان على مجازر ديرسم وكوجكيري وزيلان التي نفذتها حكومة مصطفى كمال بنفسها؟ كلا، لا تستطيعون. إذن فهذا الحراك ليس صداقةً للشيعة تُبنى عبر إدريس البدليسي، بل هو على العكس من ذلك عداءٌ لكردستان.

في عهد إدريس البدليسي كلّفه السلطان ياووز سليم بأن يجمع كردستان تحت سقف اتحادٍ للإمارات، وأن يقيم على هذا الأساس علاقة مع الدولة العثمانية. غير أن الإمارات الكردية لم تتمكن من الاجتماع رغم الجهود الكبيرة التي بذلها إدريس البدليسي. وحين أبلغ البدليسي المركز بذلك، طُرح، بقرار من المركز ونتيجةً للجهود الدبلوماسية والفكرية التي بذلها البدليسي، ربطُ الإمارات الكردية بالمركز مباشرةً كلٌّ على حدة.

وفيما عدا ذلك لم يكن لإدريس البدليسي أي دور في المجازر. وفي الفترة نفسها كان الشاه إسماعيل، كما هو معلوم، يسيطر على المنطقة حتى مرعش. ومن الثابت في المصادر التاريخية أن الشاه إسماعيل دعا نحو عشرة من الأمراء الكرد وممثليهم إلى مفاوضات دبلوماسية، ثم قتل هؤلاء الأمراء أو أبقاهم في السجون مدة طويلة. ولو نظرنا بهذا المنطق لكان على الكرد أيضاً أن يطوّروا انطلاقاً من هذه الحادثة «عداءً للعلويين الكرد»؛ لكن، كما هو معروف، لم ينشأ في هذا الشأن أي خطاب كراهية أو أي اضطراب.

وأشدّ ما في الأمر مأساويةً أن الذين يمارسون العداء للكرد ولكردستان وللعلويين الكرد عبر إدريس البدليسي لا يعدّون الجعفرية ولا الشيعة ولا الإسماعيلية ولا التشيّع الأفغاني الباكستاني من العلوية، ويرون أنفسهم خارج هذه الدائرة. ومع ذلك فإن ممارسة العداء للعلويين الكرد عبر إدريس البدليسي، الذي كان دوره في الحروب بين الشاه إسماعيل والعثمانيين محدوداً قطعاً، إنما هي نتيجة لعملية نفسية خالصة، ولسياسات التلاعب بالتاريخ والصهر التي تنتهجها الأيديولوجيا الرسمية. فالهجوم على إدريس البدليسي انطلاقاً من تاريخٍ شائعٍ على غير حقيقته نابعٌ من العداء للكرد ولكردستان. وينبغي أن يُرى أن هذا الأمر، رغم أنه لا يستند إلى أي مرجعية تاريخية، قد حاكته الأيديولوجيا الرسمية بغرض تأجيج العداء للكرد واستخدامه متى شاءت من أجل فرص سياسية داخلية.

وإذا دققنا النظر وجدنا أن العداء لإدريس البدليسي لا يمارسه إلا العلويون الكرد «المزعومون». فعلويو الغرب والعلويون الترك أو علويو المناطق الأخرى لا يكتبون في هذا الشأن شيئاً ولا يطوّرون فيه أي خطاب. إدريس البدليسي أمير كردي عالم. كان على رأس واحدة من أصغر الإمارات في كردستان، وكانت القوة العسكرية لهذه الإمارة في القرن السادس عشر محدودة جداً.

بل إن تلك المجازر المشار إليها نُفذت على يد الدولة أثناء مرور السلطان ياووز سليم بالمنطقة في حروبه مع شاهات إيران. ونحن نرفض رفضاً قاطعاً أي مجزرة كانت. ولا ندافع بأي حال عن قتل أي كردي، علوياً كان أم سنياً؛ فخسارة روح واحدة كثيرة. لكن ليست هذه هي المسألة؛ المسألة هي خطأ تفسير قتل الشيعة الذين قُتلوا في الصراع الاستراتيجي على الأرض الذي خاضته المنظومة العثمانية مع الشاه إسماعيل، عبر إدريس البدليسي، الدبلوماسي الكردي المثقف الذي لم يملك إلا قوة محدودة.

ونعتقد أن هذا يجري عبر عداءٍ لكردستان موجَّهٍ من المركز. وينبغي أن يُنظر إلى هذا الموقف على أنه امتداد لعملية فؤاد كوبريلي، ولعملية السنوات الأخيرة من الاتحاد والترقي والسنوات الأولى من الجمهورية، القائمة على «تحويل العلويين الكرد أولاً إلى البكتاشية، ثم إلى السنّة، وأخيراً تتريكهم». ولا بد من التأكيد مرة أخرى أن الكرد الفيليين شيعة أيضاً، وقد تعرضوا في ثمانينيات القرن الماضي على يد إيران والعراق لمجزرة بلغ ضحاياها مئات الآلاف.

ففي حين يُقتل أناس كل يوم في أفغانستان وباكستان لأنهم شيعة، فإن امتناع أذرع الأيديولوجيا الرسمية عن قول جملة واحدة في هذا الشأن، واستحضارها إدريس البدليسي في كل مناسبة لتعلّق على الأمر من باب العداء للعلويين، يؤكد صحة ما توصلنا إليه. والأمر نفسه هو ما يُراد فعله في الآونة الأخيرة عبر علويي سوريا. ونحن نرفض المجزرة التي تعرّض لها علويو سوريا ونقف إلى جانبهم؛ غير أننا نرى أن حتى هذا الأمر يُستخدم بين حين وآخر أداةً للهجوم على الكرد.

وما ينبغي استخلاصه من ذلك أن هذه السجالات تُدار من المركز انطلاقاً من القوالب الفكرية الكمالية بشأن العلويين الكرد، بغرض تعميق العداء للكرد ولكردستان، وإبعاد العلويين الكرد عن رموزهم التاريخية بتتريكهم. ولا غنى عن إعادة قراءة الشخصيات التاريخية مثل إدريس البدليسي استناداً إلى المصادر الأولية. فبهذا وحده تستقر الحقائق والأحكام التاريخية في مواضعها الصحيحة.

ولنختم بإيراد ما توصل إليه المؤرخ الأستاذ المشارك الدكتور يالتشين تشاكماك في هذا الموضوع:

«كما هو معلوم، يؤدي التاريخ في تركيا أيضاً، ولا سيما في سياسات الهوية، وظيفةَ رأس حربة مهمٍّ في إضفاء الشرعية، أو يُحمَّل هذه الوظيفة. ثم إنه لم يكن من الممكن أصلاً أن يرسل سلطانٌ فرماناتٍ إلى ولاةٍ على أراضٍ ليست من ملكه يأمرهم فيها بقتل القزلباش. وقد صرّح بأن بعض الاتهامات الشائعة المنسوبة إلى إدريس البتليسي ومزاعم "مجزرة القزلباش" لا تعكس الحقيقة، وأن المسؤول الرئيسي هو السلطان ياووز سليم. ويذكر بشأن إدريس البتليسي أن البتليسي لم يكن مرتكباً مباشراً لأي مجزرة في الأحداث العلوية القزلباشية في القرن السادس عشر، وأن مسؤولية هذه الأحداث والقرارات تعود إلى السلطان ياووز سليم. إن قتل القزلباش الذي كثيراً ما يجري الحديث عنه سابقٌ لمعركة جالديران، أي لعام 1514. والجغرافيا المعنية أراضٍ عثمانية، وهي لا تشمل أراضي الكرد التي أخذت تنتقل تدريجياً إلى السيادة العثمانية بعد جالديران، أي بعد عام 1514. والقول "إن البدليسي، ومن ثم الكرد، قتلة القزلباش" ليس إلا وهماً محضاً. وعلى ما نفهم، فإن أول تعارف للعلويين على إدريس البدليسي، أو "اكتشافهم الأول" له، يتزامن مع قيام وزارة الثقافة في مطلع الألفية الثالثة بنشر أطروحة الدكتوراه التي أنجزها حجابي قيرلانغيتش عام 1995 بعنوان "إدريس بتليسي، سليم شاه نامه" في كتاب. فإذا سألنا إذن: هل ثمة وثيقة أو شهادة تاريخية على ضلوع البدليسي والكرد في ما يُسمّى "قتل القزلباش"؟ فليس في وسعنا أن نجيب عن ذلك بـ"نعم"!»

ملاحظات ومصادر واقتباسات

  • يالتشين تشاكماك، «مجزرة، خيانة، مبالغة، بطولة: سجالات إدريس البدليسي وحزب هدى بار»، مجلة بيريكيم (مجلة التراكم)، 27 نيسان/أبريل 2023.
  • إدريس البدليسي، سليم شاه نامه، إعداد حجابي قيرلانغيتش، منشورات هجه، أنقرة، 2016.
  • فورال غنتش، «بيروقراطي عجمي بين الشاه والسلطان: مساعي إدريس البدليسي للدخول في حماية الشاه إسماعيل»، عثمانلي أراشتيرمالاري / مجلة الدراسات العثمانية، المجلد 46 (2015)، ص 43-75.

İlgili haberler