
Milli Bilinç ve Bir Virgül
Kürd siyaset sınıfının dağınıklığını milletin bilinçsizliği sayan tez, iki ayrı özneyi ayıran virgülü eşitlik işaretine çeviriyor; referandumdan Kobanî'ye, sandıktan iki yüz yıllık bedele kadar veriler Kürdlerin milli bilincinin yerinde durduğunu gösteriyor.
Kürdler bir millettir, Kurdistan bir ülkedir. Dört parçaya bölünmüş olması bu gerçeği değiştirmiyor. Son yıllarda İsmail Beşikçi'nin ve onun çevresinin ısrarla tekrarladığı "Kürdlerde milli bilinç eksik" tezi de bir parçadan değil, Kürdlerin bütününden söz ediyor. Bu yüzden tartışma bir bölgenin, bir partinin ya da bir dönemin tartışması değildir; doğrudan milletin kendisine yöneltilmiş bir yargıdır. Ben bu yargının ne olgularla ne de sosyolojiyle bir bağı olduğunu düşünüyorum.
Bir Virgülün Ağırlığı
Bu tezin bütün yükü küçük bir noktalama işaretinde saklıdır. "Kürdler, Kürd siyaset sınıfı" diye yan yana yazılan iki kelime grubu arasına bir virgül konur ve o virgülden sonra ikisi aynı şeymiş gibi okunur. Siyaset sınıfının dağınıklığı milletin dağınıklığı, örgütlerin acizliği milletin acizliği, liderlerin tutarsızlığı milletin bilinçsizliği sayılır. Oysa o virgül bir eşitlik işareti değildir; iki ayrı özneyi birbirinden ayırır.
Dünyanın her yerinde siyaset sınıfı ile ulus arasında farklar, hatta uçurumlar vardır. Hiçbir ulus, belli bir dönemde iktidarı elinde tutan siyaset sınıfının başarısı ya da başarısızlığı üzerinden tartılmaz. Bir dönemin kötü yöneticileri yüzünden Fransızların, Polonyalıların ya da İrlandalıların milli bilinci sorgulanmadığı gibi, Kürdlerin milli bilinci de Kürd siyaset sınıfının hâli üzerinden sorgulanamaz.
Siyaset sınıfının acizliği milletin bilincinin ölçüsü değildir. Millet ile siyaset sınıfı arasına konan virgül, ikisini eşitlemek için değil, birbirinden ayırmak için oradadır.
Duygu, Kültür ve Dil Olarak Milli Bilinç
Milli bilinç somut olmaktan çok soyut bir kavramdır. Siyasal bir program olmaktan önce bir duygudur, bir kültürdür, bir dildir. İnsan onu doğduğu evde, annesinin dilinde, düğünde çekilen govendde, dengbêjin anlattığı kayıpta öğrenir. Bir milletin gerçek duyguları da en açık biçimde yaşadığı sevinçler ve trajediler karşısında ortaya çıkar. Bu, bir bakıma doğal bir ölçümdür.
Burada sıranın doğru kurulması gerekir. Milli bilinç bir örgütle ya da bir devletle sınırlanan, onlarla gelişip onlarla gerileyen bir şey değildir. Tersine, örgüt de devlet de milli bilinçten doğar. Örgüt ya da devlet milli bilinçten uzaklaştıkça dağılmaya gider; bu durumda eksik olan milletin bilinci değil, o yapıların millete bağlılığıdır. Devleti ve örgütü milli bilinç doğurur, tersi değil.
Sandıkta ve Sokakta Ölçülen Bilinç
Kürdlerin milli bilinci ölçülmek isteniyorsa veriye bakmak gerekir. Son on yılın birkaç olayı bu iddianın ne kadar boş olduğunu göstermeye yeter.
25 Eylül 2017'de Güney Kurdistan'da bağımsızlık referandumu yapıldı. Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu'nun açıkladığı kesin sonuçlara göre kayıtlı 4,58 milyon seçmenin yüzde 72'si sandığa gitti ve oyların yüzde 92,73'ü "evet" oldu. Hewlêr'de, Silêmanî'de ve Kerkûk'te sandığa giden insanlar bir parti listesine değil, bir ülkeye oy verdi. Aynı akşam Mahabad'da, Bane'de ve Sine'de insanlar sokağa çıkıp bu sonucu kutladı. Sınırlar bir milleti bölebilir, ama o milletin aynı gece aynı sevinci yaşamasını engelleyemez.
2014 sonbaharında Kobanî kuşatıldığında da aynı şey görüldü. Ekim ayında Kuzey'in bütün kentleri, Rojhelat'ın kasabaları ve Avrupa'daki diaspora sokağa döküldü. 29 Ekim 2014'te yaklaşık 150 Pêşmerge, ağır silahlarıyla birlikte Habur sınır kapısından Türkiye'ye girdi ve Pirsûs üzerinden birkaç gün içinde Kobanî'ye geçti. Kuzey Kürdleri yol boyunca onları ellerinde Kurdistan bayraklarıyla karşıladı. Güney'in askeri gücü Kuzey'in topraklarından geçip Rojava'yı savunmaya gidiyordu. Pêşmergenin o geçişi, dosta da düşmana da Kürdün hangi bilince sahip olduğunu anlatan en açık cevaptı.
Kamuoyu araştırmaları da aynı yönü gösteriyor. Spectrum House'un Ağustos 2024'te 1.508 Kürd seçmenle yaptığı yüz yüze görüşmelerde katılımcıların yüzde 34,9'u kendini Kürd milliyetçisi olarak tanımladı; bu, muhafazakârların, sosyalistlerin ve liberallerin hepsinden büyük bir dilimdir. Kürd Çalışmaları Merkezi'nin 2021 araştırmasında ise kendini hiç milliyetçi görmeyenler yüzde 19'da kaldı. Baskın Oran da Artı Gerçek'teki yazılarında yıllardır aynı şeyi söylüyor: devletin baskısı sürdükçe Türkiye'deki Kürdler milliyetçiliğe yönelecektir. Ortada bu kadar veri varken Kürdlerin milli bilincini sorgulamak sağlıklı bir düşünce biçimi değildir.
Sandık da aynı şeyi söylüyor. Kuzey'de Kürdlerin yarısından fazlası on yılı aşkın süredir önce HDP'ye, bugün de DEM Parti'ye oy veriyor. 14 Mayıs 2023 seçiminde Amed'de oyların yüzde 60,8'i Yeşil Sol Parti'ye gitti; 31 Mart 2024'te DEM Parti Amed'de oyların yüzde 64'ünü aldı ve on il belediyesini kazandı. Üstelik bu oylar, yönetimin ağırlıklı kesiminin partiyi "Türkiyelileşme" çizgisine çekmesine rağmen verildi. Seçmen o partiye Türkiyeci programı yüzünden değil, onu Kürdlüğün sandıktaki tek adresi saydığı için oy veriyor. Bu tablo milletin bilinç eksikliğini değil, Kürd siyaset sınıfının düştüğü acizliği açıklar.
Bedeli Ödenmiş Bir Bilinç
Bilinci olmayan bir millet bedel ödemez. Kürdler ise milli bilinçleri yüzünden ağır bedeller ödedi. 1990'larda Kuzey'de aydınlar, gazeteciler, avukatlar, siyasetçiler ve sıradan köylüler sokak ortasında vuruldu ya da gözaltında kayboldu. Vedat Aydın 1991'de, Musa Anter 1992'de Amed'de, milletvekili Mehmet Sincar 1993'te Êlih'te öldürüldü. TBMM'nin faili meçhul siyasal cinayetler için kurduğu komisyon 1995 raporunda 1.797 faili meçhul cinayet kaydetti; İHD Amed Şubesi bu sayıyı 3.500 civarında veriyor, insan hakları örgütlerinin yargısız infazları ve zorla kaybetmeleri de kapsayan tahminleri ise 17 bine yaklaşıyor. Bu insanlar Kürd oldukları için değil, Kürdlüğü bir milli dava olarak taşıdıkları için hedef alındı.
Bu zincir 1990'larla başlamadı. Rojhelat'ta bugün de süren idamlar, Helebce, Enfal ve Dêrsim aynı hikâyenin parçalarıdır. On milyonlarca Kürdün sürgünlere, tehcirlere ve zorunlu göçlere tabi tutulduğu bir millette milli bilinç ve vatan sevgisi eksikliği aramak, kimse kusura bakmasın, haybeden, yani hiçbir temeli olmayan bir söylemdir.
Kürdlerin iki yüz yıllık mücadelesi de aynı bilincin ürünüdür. 1806'da Baban mirliğinin ayaklanmasıyla başlayan zincir Bedirxan Beg'in direnişiyle, Şêx Ubeydullahê Nehrî'nin 1880 hareketiyle, 1925'te Şêx Seîd'le, Agirî ve Dêrsim'le, 1946 Mahabad Cumhuriyeti'yle, Mele Mistefa Barzanî'nin 1961'de başlattığı Eylül Devrimi'yle ve 1991 Raperîn'iyle sürdü. Kürdler bu iki yüz yıl boyunca Osmanlı'ya, Safevi ve Kaçar devletlerine, sonra İran'a, Türkiye'ye, Irak'a ve Suriye'ye, yani kelimenin tam anlamıyla yedi düvele karşı durmadan, yılmadan savaştı.
Hiçbir bilince sahip olmadığı söylenen bir millet iki yüz yıldır yedi düvele karşı savaşıyorsa, bilim ve siyaset adına söylenen her söz bir kez daha süzgeçten geçirilmelidir.
Asya Tipi Devlet ve Örgüt
Kürd örgütlerinin ve kurulan yönetimlerin zaman zaman milletine yabancılaştığı doğrudur. Ama bunun açıklaması milli bilinç eksikliği değildir. Bana göre bu, Asya'daki devlet ve örgüt geleneğinin Kürd siyasetine de sinmiş olmasıdır. Bu gelenekte devlet de örgüt de milletin denetiminde değil, bir ailenin, bir liderin ya da dar bir kadronun elindedir. Başkanlık ömür boyu sürer, makamlar babadan oğula, amcadan yeğene geçer, eleştiri ihanet sayılır, parti ile devlet birbirinden ayrılmaz.
Bu tablo Kürdlere özgü değildir. Orta Asya cumhuriyetlerinde cumhurbaşkanlığının aile içinde devredilmesi, Güney Asya'da partilerin kuşaklar boyunca aynı hanedanların elinde kalması, Ortadoğu'daki tek parti rejimlerinin lider kültleri aynı geleneğin farklı biçimleridir. Asya'daki devlet ve örgütler mercek altına alındığında hemen hepsinde aynı şeylerle karşılaşılması tesadüf değildir. Kimse bu ülkelerdeki yönetimlerin hâline bakıp o milletlerin milli bilincini sorgulamıyor. Kürd örgütlerinin yabancılaşması da bu geleneğin bir sonucudur; Kürdlerin milli bilincinin değil, siyaset kültürünün meselesidir.
Tıkanan Siyaset, Duran Bilinç
Kürdlerde eksik olan milli bilinç değil, siyasetteki tıkanmadır. Var olan milli potansiyel sağlıklı ve bilinçli bir siyasetle yürütülmediğinde tıkanır; bugün yaşanan da budur. Kürdlerin içinde bulunduğu durumu belirleyen şey milli bilinç düzeyinden çok, Kurdistan'ın parçalanmasını ve taksim edilmesini çıkarına uygun gören uluslararası konjonktürdür. Kürdler mevcut güçleri ve olanaklarıyla, bütün tepkilerine rağmen bu düzeni aşamadı. Bunda Kürd siyasetinin parçalı duruşunun da payı büyüktür: her parçanın siyaseti kendi başkentine, kendi komşusuna ve kendi hesabına bakıyor.
Bu parçalanma ve taksim siyaseten anlaşılmadan Kürdlerde eksiklik aramak dünya siyasetine yabancı olmak anlamına gelir. Elli milyonun üzerindeki bir milletin bilincini, o milleti temsil ettiğini söyleyen dar bir siyaset sınıfının hâline bakarak tartmak hem yanlış hem de incitici bir yoldur. Kürdlere bir şey kazandırmak isteyen herkes önce o virgülü yerine koymalıdır.
Kürdler bir millettir ve milli bilinçleri iki yüz yıldır yerinde durmaktadır. Bugün gereken, o bilinci aşağılamak değil, onu taşıyabilecek bilinçli bir siyaset kurmaktır.
Kaynakça
- Bağımsız Yüksek Seçim ve Referandum Komisyonu. (2017). Kurdistan Bölgesi Bağımsızlık Referandumu Kesin Sonuçları.
- Kürd Çalışmaları Merkezi. (2022). Kürdlerde Değerler ve Tutumlar 2021.
- McDowall, D. (2004). Modern Kürd Tarihi.
- Oran, B. (2022). Türkiyeli Kürdleri Zorla Kürd Milliyetçisi Yapma Rehberi.
- TBMM. (1995). Ülkemizin Çeşitli Yörelerinde İşlenmiş Faili Meçhul Siyasal Cinayetler Konusunda Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu.
Hişmendiya Neteweyî û Bêhnokek
Teza ku belavbûna çîna siyasî ya Kurd wekî bêhişmendiya neteweyê dihesibîne, bêhnoka ku du kirdeyên cuda ji hev vediqetîne dike nîşana wekheviyê; ji referandûmê heta Kobanîyê, ji sindoqê heta bedela dused salî, dane nîşan didin ku hişmendiya neteweyî ya Kurdan li cihê xwe ye.
Kurd neteweyek in, Kurdistan welatek e. Dabeşbûna wê bi ser çar parçeyan de vê rastiyê naguherîne. Teza "Hişmendiya neteweyî ya Kurdan kêm e", ku di salên dawî de İsmail Beşikçi û derdora wî bi israr dubare dikin, jî ne behsa parçeyekê, lê behsa tevahiya Kurdan dike. Ji ber vê yekê ev nîqaş ne nîqaşa herêmekê, partiyekê an serdemekê ye; rasterast hukmek e ku li neteweyê bi xwe hatiye dayîn. Bi ya min, têkiliya vî hukmî ne bi rastiyan re heye, ne jî bi civaknasiyê re.
Giraniya Bêhnokekê
Hemû barê vê tezê di nîşaneyeke xalbendiyê ya biçûk de veşartî ye. Di navbera du komên peyvan de ku wekî "Kurd, çîna siyasî ya Kurd" li kêleka hev tên nivîsîn, bêhnokek tê danîn û piştî wê bêhnokê herdu wekî ku heman tişt bin tên xwendin. Belavbûna çîna siyasî wekî belavbûna neteweyê, bêçaretiya rêxistinan wekî bêçaretiya neteweyê, nelihevbûna rêberan wekî bêhişmendiya neteweyê tê hesibandin. Lê ew bêhnok ne nîşana wekheviyê ye; ew du kirdeyên cuda ji hev vediqetîne.
Li her derê cîhanê di navbera çîna siyasî û neteweyê de cudahî, heta kendal hene. Tu netewe li gorî serkeftin an têkçûna çîna siyasî ya ku di serdemeke diyar de desthilatdariyê di destê xwe de digire nayê pîvan. Çawa ku ji ber rêveberên xirab ên serdemekê hişmendiya neteweyî ya Fransiyan, Polonyayiyan an Îrlandiyan nakeve ber pirsê, wisa jî hişmendiya neteweyî ya Kurdan li gorî rewşa çîna siyasî ya Kurd nikare bikeve ber pirsê.
Bêçaretiya çîna siyasî ne pîvana hişmendiya neteweyê ye. Bêhnoka ku di navbera netewe û çîna siyasî de tê danîn, ne ji bo wekhevkirina wan, lê ji bo jihevqetandina wan li wir e.
Hişmendiya Neteweyî wekî Hest, Çand û Ziman
Hişmendiya neteweyî ji têgîneke berbiçav bêtir têgîneke razber e. Berî ku bibe bernameyeke siyasî, hestek e, çandek e, zimanek e. Mirov wê di mala ku lê ji dayik bûye de, di zimanê dayika xwe de, di govenda ku di dawetê de tê girtin de, di wê windahiyê de ku dengbêj vedibêje hîn dibe. Hestên rastîn ên neteweyekê jî bi awayê herî eşkere li hember şahî û trajediyên ku dijî derdikevin holê. Ev, bi awayekî, pîvaneke xwezayî ye.
Li vir divê rêz rast were danîn. Hişmendiya neteweyî ne tiştek e ku bi rêxistinekê an dewletekê ve sînordar bibe, bi wan re pêş bikeve û bi wan re paşve here. Berevajî vê, hem rêxistin hem dewlet ji hişmendiya neteweyî çêdibin. Her ku rêxistin an dewlet ji hişmendiya neteweyî dûr dikeve, ber bi belavbûnê ve diçe; di vê rewşê de tiştê kêm ne hişmendiya neteweyê, lê girêdana wan avahiyan bi neteweyê ve ye. Dewlet û rêxistinê hişmendiya neteweyî diafirîne, ne berevajî wê.
Hişmendiyeke ku li Sindoqê û li Kolanê tê Pîvan
Eger mirov bixwaze hişmendiya neteweyî ya Kurdan bipîve, divê li daneyan binêre. Çend bûyerên deh salên dawî bes in ku nîşan bidin ev îdia çiqas vala ye.
Di 25ê Îlona 2017an de li Başûrê Kurdistanê referandûma serxwebûnê pêk hat. Li gorî encamên dawî yên ku Komîsyona Bilind a Serbixwe ya Hilbijartin û Referandûmê eşkere kirin, ji 4,58 mîlyon hilbijêrên tomarkirî ji sedî 72 çûn ser sindoqê û ji sedî 92,73 ê dengan "erê" bûn. Mirovên ku li Hewlêrê, li Silêmaniyê û li Kerkûkê çûn ser sindoqê, dengê xwe ne dan lîsteyeke partiyê, dan welatekî. Heman êvarê li Mahabadê, li Baneyê û li Sineyê mirov derketin kolanan û ev encam pîroz kirin. Sînor dikarin neteweyekê parçe bikin, lê nikarin pêşî lê bigirin ku ew netewe di heman şevê de heman şahiyê bijî.
Payîza 2014an, dema ku Kobanî hate dorpêçkirin, heman tişt hate dîtin. Di meha Cotmehê de hemû bajarên Bakur, bajarokên Rojhilat û diyaspora li Ewropayê rijiyan kolanan. Di 29ê Cotmeha 2014an de nêzîkî 150 Pêşmerge, bi çekên xwe yên giran ve, ji deriyê sînor ê Haburê ketin Tirkiyeyê û di ser Pirsûsê re di nav çend rojan de derbasî Kobanîyê bûn. Kurdên Bakur li dirêjahiya rê, bi alayên Kurdistanê di destên xwe de, ew pêşwazî kirin. Hêza leşkerî ya Başûr di nav axa Bakur re derbas dibû û diçû ku Rojava biparêze. Ew derbasbûna Pêşmergeyan, ji dost û dijmin re bersiva herî eşkere bû ku nîşan dida Kurd xwedî kîjan hişmendiyê ye.
Lêkolînên raya giştî jî heman alî nîşan didin. Di hevpeyvînên rû bi rû de ku Spectrum House di Tebaxa 2024an de bi 1.508 hilbijêrên Kurd re kirin, ji sedî 34,9 ê beşdaran xwe wekî neteweperestê Kurd pênase kirin; ev ji muhafezekar, sosyalîst û lîberalan hemûyan beşeke mezintir e. Di lêkolîna Navenda Xebatên Kurdî ya 2021an de jî yên ku xwe qet neteweperest nedidîtin di ji sedî 19 de man. Baskın Oran jî bi salan e di nivîsên xwe yên li Artı Gerçekê de heman tiştî dibêje: heta ku zexta dewletê berdewam be, Kurdên li Tirkiyeyê dê ber bi neteweperestiyê ve biçin. Dema ev qas dane li holê ne, pirsîna hişmendiya neteweyî ya Kurdan ne awayekî ramanê yê saxlem e.
Sindoq jî heman tiştî dibêje. Li Bakur ji nîvî zêdetirê Kurdan zêdetirî deh sal in berê dengê xwe didan HDPê, îro jî didin DEM Partiyê. Di hilbijartina 14ê Gulana 2023an de li Amedê ji sedî 60,8 ê dengan çûn Partiya Çep a Kesk; di 31ê Adara 2024an de DEM Partiyê li Amedê ji sedî 64 ê dengan girt û deh şaredariyên parêzgehan bi dest xist. Ji vê jî wêdetir, ev deng tevî wê yekê hatin dayîn ku beşa giran a rêveberiyê partî ber bi xeta bi navê "Tirkiyebûyîn" ve kişand. Hilbijêr ne ji ber bernameya wê ya Tirkiyeparêz, lê ji ber ku wê wekî navnîşana yekane ya Kurdbûnê ya li ser sindoqê dibîne, dengê xwe didin wê partiyê. Ev wêne ne kêmbûna hişmendiya neteweyê, lê bêçaretiya ku çîna siyasî ya Kurd ketiye nav de rave dike.
Hişmendiyeke ku Bedela Wê Hatiye Dayîn
Neteweyeke bêhişmendî bedelê nade. Lê Kurdan ji ber hişmendiya xwe ya neteweyî bedelên giran dan. Di salên 1990î de li Bakur ronakbîr, rojnameger, parêzer, siyasetmedar û gundiyên asayî di nîvê kolanê de hatin gulebarankirin an jî di binçavkirinê de winda bûn. Vedat Aydın di 1991ê de, Musa Anter di 1992yan de li Amedê, parlamenter Mehmet Sincar di 1993yan de li Êlihê hatin kuştin. Komîsyona ku TBMMê ji bo kuştinên siyasî yên kiryarnediyar ava kiribû, di rapora xwe ya 1995an de 1.797 kuştinên kiryarnediyar tomar kirin; Şaxa Amedê ya ÎHDê vê hejmarê nêzîkî 3.500 dide, texmînên rêxistinên mafên mirovan ên ku îdamên derveyî dadgehê û windakirinên bi zorê jî dihewînin jî nêzîkî 17 hezarî dibin. Ev mirov ne ji ber ku Kurd bûn, lê ji ber ku Kurdbûn wekî doza neteweyî hilgirtibûn hatin hedefgirtin.
Ev zincîr bi salên 1990î dest pê nekir. Îdamên ku îro jî li Rojhilat berdewam dikin, Helebce, Enfal û Dêrsim parçeyên heman çîrokê ne. Di neteweyekê de ku bi deh mîlyonan Kurd rastî sirgûn, koçberkirin û koçên bi zorê hatine, lêgerîna kêmbûna hişmendiya neteweyî û hezkirina welat, bila kes li min negire, gotineke bêbingeh e, yanî bê tu bingehî ye.
Têkoşîna dused salî ya Kurdan jî berhema heman hişmendiyê ye. Zincîra ku di 1806an de bi serhildana mîrektiya Baban dest pê kir, bi berxwedana Bedirxan Beg, bi tevgera Şêx Ubeydullahê Nehrî ya 1880yî, di 1925an de bi Şêx Seîd, bi Agirî û Dêrsimê, bi Komara Mahabadê ya 1946an, bi Şoreşa Îlonê ya ku Mele Mistefa Barzanî di 1961ê de da destpêkirin û bi Raperîna 1991ê berdewam kir. Kurdan di van dused salan de li dijî Osmaniyan, li dijî dewletên Sefewî û Qacar, paşê li dijî Îran, Tirkiye, Iraq û Sûriyeyê, yanî bi wateya tam a peyvê li dijî heft dewletan bê navber û bê westan şer kirin.
Eger neteweyeke ku tê gotin xwedî tu hişmendiyê nîne dused sal in li dijî heft dewletan şer dike, divê her gotina ku bi navê zanist û siyasetê tê gotin carek din di parzûnê re were derbaskirin.
Dewleta Tîpa Asyayî û Rêxistin
Rast e ku rêxistinên Kurd û rêveberiyên ku hatine avakirin carinan ji neteweya xwe biyanî bûne. Lê ravekirina vê ne kêmbûna hişmendiya neteweyî ye. Li gorî min, sedema vê ew e ku kevneşopiya dewlet û rêxistinê ya li Asyayê di siyaseta Kurd de jî bi cih bûye. Di vê kevneşopiyê de dewlet jî rêxistin jî ne di bin kontrola neteweyê de, lê di destê malbatekê, rêberekî an kadroyeke teng de ne. Serokatî heta dawiya jiyanê dewam dike, cih û mewqî ji bavan derbasî kuran, ji apan derbasî biraziyan dibin, rexne wekî xiyanet tê hesibandin, partî û dewlet ji hev nayên veqetandin.
Ev wêne ne taybetî Kurdan e. Li komarên Asyaya Navîn derbaskirina serokkomariyê di nav malbatê de, li Asyaya Başûr mayîna partiyan bi nifşan di destê heman xanedanan de, kulta rêberan a rejîmên yekpartî yên Rojhilata Navîn, şêweyên cuda yên heman kevneşopiyê ne. Ne tesaduf e ku dema dewlet û rêxistinên li Asyayê dikevin ber lûpê, hema di hemûyan de mirov rastî heman tiştan tê. Tu kes li rewşa rêveberiyên van welatan nanêre û hişmendiya neteweyî ya wan neteweyan naxe ber pirsê. Biyanîbûna rêxistinên Kurd jî encameke vê kevneşopiyê ye; ne meseleya hişmendiya neteweyî ya Kurdan, lê meseleya çanda siyasî ye.
Siyaseta Asêmayî, Hişmendiya li Ser Piyan
Tiştê ku li cem Kurdan kêm e ne hişmendiya neteweyî, lê asêbûna siyasetê ye. Potansiyela neteweyî ya heyî, dema bi siyaseteke saxlem û hişmend neyê birêvebirin, asê dimîne; ya ku îro tê jiyîn jî ev e. Tiştê ku rewşa Kurdan diyar dike, ji asta hişmendiya neteweyî bêtir, konjonktura navneteweyî ye ku parçekirin û dabeşkirina Kurdistanê li gorî berjewendiya xwe dibîne. Kurdan bi hêz û derfetên xwe yên heyî, tevî hemû bertekên xwe, nikarîbûn vê pergalê derbas bikin. Para helwesta parçebûyî ya siyaseta Kurd jî di vê de mezin e: siyaseta her parçeyekê li paytexta xwe, li cîranê xwe û li hesabê xwe dinêre.
Bêyî ku ev parçekirin û dabeşkirin ji aliyê siyasî ve were fêmkirin, li cem Kurdan li kêmasiyê gerîn tê wateya biyanîbûna ji siyaseta cîhanê. Pîvana hişmendiya neteweyeke ji pêncî mîlyonî zêdetir li gorî rewşa çîneke siyasî ya teng a ku dibêje wê neteweyê temsîl dike, hem rêyeke şaş e hem jî rêyeke birîndarker e. Her kesê ku dixwaze tiştekî bide Kurdan, divê berî her tiştî wê bêhnokê deyne cihê wê.
Kurd neteweyek in û hişmendiya wan a neteweyî dused sal in li cihê xwe ye. Tiştê ku îro pêwîst e, ne biçûkxistina wê hişmendiyê, lê avakirina siyaseteke hişmend e ku bikaribe wê hilgire.
Çavkanî
- Komîsyona Bilind a Serbixwe ya Hilbijartin û Referandûmê. (2017). Encamên Dawî yên Referandûma Serxwebûnê ya Herêma Kurdistanê.
- Navenda Xebatên Kurdî. (2022). Nirx û Helwest li Cem Kurdan 2021.
- McDowall, D. (2004). Dîroka Nûjen a Kurdan.
- Oran, B. (2022). Rêbernameya Bi Zorê Neteweperestkirina Kurdên Tirkiyeyê.
- TBMM. (1995). Rapora Komîsyona Lêkolînê ya Meclîsê ya li ser Kuştinên Siyasî yên Kiryarnediyar ên li Herêmên Cuda yên Welatê Me.
هۆشیاریی نەتەوەیی و فاریزەیەک
ئەو تێزەی پەرشوبڵاویی چینی سیاسیی کورد بە نەبوونی هۆشیاریی نەتەوە دادەنێت، ئەو فاریزەیەی دوو بکەری جیاواز لێک جیا دەکاتەوە دەکاتە نیشانەی یەکسانی؛ داتاکان، لە ڕیفراندۆمەوە تا کۆبانی، لە سندووقی دەنگدانەوە تا باجی دوو سەد ساڵە، نیشان دەدەن کە هۆشیاریی نەتەوەییی کورد لە جێی خۆیدا ماوە.
کورد نەتەوەیەکە، کوردستان وڵاتێکە. دابەشبوونی بە سەر چوار پارچەدا ئەم ڕاستییە ناگۆڕێت. ئەو تێزەی "هۆشیاریی نەتەوەیی لای کورد کەمە" کە لە ساڵانی دواییدا ئیسماعیل بێشیکچی و دەوروبەرەکەی بە پێداگرییەوە دووبارەی دەکەنەوە، باسی پارچەیەک ناکات، بەڵکو باسی هەموو کورد دەکات. بۆیە ئەم مشتومڕە مشتومڕی ناوچەیەک، حیزبێک یان قۆناغێک نییە؛ حوکمێکە ڕاستەوخۆ ئاراستەی خودی نەتەوە کراوە. من پێم وایە ئەم حوکمە نە لەگەڵ ڕاستییەکان و نە لەگەڵ کۆمەڵناسیدا هیچ پەیوەندییەکی نییە.
قورسایی فاریزەیەک
هەموو باری ئەم تێزە لە نیشانەیەکی خاڵبەندیی بچووکدا شاردراوەتەوە. لە نێوان دوو دەستەواژەدا کە وەک "کورد، چینی سیاسیی کورد" لە تەنیشت یەکەوە دەنووسرێن، فاریزەیەک دادەنرێت و دوای ئەو فاریزەیە هەردووکیان وەک یەک شت دەخوێندرێنەوە. پەرشوبڵاویی چینی سیاسی بە پەرشوبڵاویی نەتەوە، بێدەسەڵاتیی ڕێکخراوەکان بە بێدەسەڵاتیی نەتەوە، ناتەبایی سەرکردەکان بە نەبوونی هۆشیاریی نەتەوە دادەنرێت. کەچی ئەو فاریزەیە نیشانەی یەکسانی نییە؛ دوو بکەری جیاواز لە یەکتر جیا دەکاتەوە.
لە هەموو شوێنێکی جیهاندا لە نێوان چینی سیاسی و نەتەوەدا جیاوازی، تەنانەت کەلێنی قووڵ هەیە. هیچ نەتەوەیەک بە پێوەری سەرکەوتن یان شکستی ئەو چینە سیاسییەی لە قۆناغێکی دیاریکراودا دەسەڵاتی بە دەستەوەیە هەڵناسەنگێندرێت. هەروەک هۆشیاریی نەتەوەییی فەڕەنسییەکان، پۆڵەندییەکان یان ئیرلەندییەکان بەهۆی بەڕێوەبەرە خراپەکانی قۆناغێکەوە ناخرێتە ژێر پرسیارەوە، هۆشیاریی نەتەوەییی کوردیش لە ڕێگەی بارودۆخی چینی سیاسیی کوردەوە ناتوانرێت بخرێتە ژێر پرسیارەوە.
بێدەسەڵاتیی چینی سیاسی پێوەری هۆشیاریی نەتەوە نییە. ئەو فاریزەیەی لە نێوان نەتەوە و چینی سیاسیدا دادەنرێت، بۆ یەکسانکردنی ئەو دووانە نییە، بەڵکو بۆ جیاکردنەوەیانە لە یەکتر.
هۆشیاریی نەتەوەیی وەک هەست، کولتوور و زمان
هۆشیاریی نەتەوەیی زیاتر لەوەی چەمکێکی بەرجەستە بێت، چەمکێکی ئەبستراکتە. پێش ئەوەی بەرنامەیەکی سیاسی بێت، هەستێکە، کولتوورێکە، زمانێکە. مرۆڤ لەو ماڵەدا کە تێیدا لەدایک دەبێت، لە زمانی دایکیدا، لەو گۆڤەندەی لە زەماوەنددا دەگێڕدرێت، لەو لەدەستدانەدا کە دەنگبێژ دەیگێڕێتەوە فێری دەبێت. هەستە ڕاستەقینەکانی نەتەوەیەکیش بە ڕوونترین شێوە لە بەرامبەر ئەو خۆشی و تراژیدیایانەدا دەردەکەون کە دەیانژی. ئەمە، بە جۆرێک، پێوانەیەکی سروشتییە.
لێرەدا دەبێت ڕیزبەندییەکە بە دروستی دابنرێت. هۆشیاریی نەتەوەیی شتێک نییە کە بە ڕێکخراوێک یان دەوڵەتێکەوە سنووردار بێت و لەگەڵ ئەواندا گەشە بکات و لەگەڵ ئەواندا پاشەکشە بکات. بە پێچەوانەوە، هەم ڕێکخراو و هەم دەوڵەت لە هۆشیاریی نەتەوەییەوە لەدایک دەبن. ڕێکخراو یان دەوڵەت هەرچەندە لە هۆشیاریی نەتەوەیی دوور بکەوێتەوە، بەرەو هەڵوەشانەوە دەچێت؛ لەم حاڵەتەدا ئەوەی کەمە هۆشیاریی نەتەوە نییە، بەڵکو پابەندبوونی ئەو پێکهاتانەیە بە نەتەوەوە. هۆشیاریی نەتەوەیی دەوڵەت و ڕێکخراو لەدایک دەکات، نەک بە پێچەوانەوە.
هۆشیارییەک کە لە سندووقی دەنگدان و شەقامدا دەپێورێت
ئەگەر بمانەوێت هۆشیاریی نەتەوەییی کورد بپێوین، پێویستە سەیری داتاکان بکەین. چەند ڕووداوێکی دە ساڵی ڕابردوو بەسن بۆ ئەوەی نیشان بدەن ئەم بانگەشەیە چەندە بێناوەڕۆکە.
لە ٢٥ی ئەیلوولی ٢٠١٧دا لە باشووری کوردستان ڕیفراندۆمی سەربەخۆیی ئەنجام درا. بەپێی ئەنجامە کۆتاییەکان کە کۆمیسیۆنی باڵای سەربەخۆی هەڵبژاردن و ڕیفراندۆم ڕایگەیاند، لە ٤٫٥٨ ملیۆن دەنگدەری تۆمارکراو لە سەدا ٧٢یان چوونە سەر سندووقەکان و لە سەدا ٩٢٫٧٣ی دەنگەکان "بەڵێ" بوون. ئەو کەسانەی لە هەولێر، سلێمانی و کەرکووک چوونە سەر سندووق، دەنگیان بە لیستی حیزبێک نەدا، بەڵکو بە وڵاتێک دا. هەمان ئێوارە لە مەهاباد، بانە و سنە خەڵک ڕژانە سەر شەقامەکان و ئاهەنگیان بۆ ئەم ئەنجامە گێڕا. سنوورەکان دەتوانن نەتەوەیەک دابەش بکەن، بەڵام ناتوانن ڕێگری بکەن لەوەی ئەو نەتەوەیە لە هەمان شەودا هەمان خۆشی بژی.
کاتێک لە پاییزی ٢٠١٤دا کۆبانی گەمارۆ درا، هەمان شت بینرا. لە مانگی تشرینی یەکەمدا هەموو شارەکانی باکوور، شارۆچکەکانی ڕۆژهەڵات و دیاسپۆرای ئەورووپا ڕژانە سەر شەقام. لە ٢٩ی تشرینی یەکەمی ٢٠١٤دا نزیکەی ١٥٠ پێشمەرگە لەگەڵ چەکە قورسەکانیاندا لە دەروازەی سنووریی خابوورەوە چوونە ناو تورکیاوە و لە ڕێگەی پرسووسەوە لە ماوەی چەند ڕۆژێکدا پەڕینەوە بۆ کۆبانی. کوردانی باکوور بە درێژایی ڕێگاکە بە ئاڵای کوردستانەوە لە دەستیاندا پێشوازییان لێ کردن. هێزی سەربازیی باشوور بە خاکی باکووردا تێدەپەڕی و دەچوو بۆ بەرگریکردن لە ڕۆژاوا. ئەو تێپەڕینەی پێشمەرگە، بۆ دۆست و دوژمن، ڕوونترین وەڵام بوو کە دەریدەخست کورد خاوەنی چ هۆشیارییەکە.
ڕاپرسییەکانی ڕای گشتیش هەمان ئاراستە نیشان دەدەن. لەو چاوپێکەوتنە ڕووبەڕووانەی سپێکترەم هاوس لە ئابی ٢٠٢٤دا لەگەڵ ١٬٥٠٨ دەنگدەری کورد ئەنجامی دان، لە سەدا ٣٤٫٩ی بەشداربووان خۆیان وەک نەتەوەپەرستی کورد پێناسە کرد؛ ئەمە بەشێکە لە بەشی پارێزگاران، سۆسیالیستەکان و لیبراڵەکان هەمووی گەورەترە. لە توێژینەوەی ٢٠٢١ی سەنتەری لێکۆڵینەوە کوردییەکانیشدا ئەوانەی خۆیان بە هیچ شێوەیەک بە نەتەوەپەرست نەدەزانی لە سەدا ١٩ تێنەپەڕین. باسکن ئۆرانیش ساڵانێکە لە وتارەکانیدا لە ئارتی گەرچەک هەمان شت دەڵێت: تا فشاری دەوڵەت بەردەوام بێت، کوردانی تورکیا ڕوو لە نەتەوەپەرستی دەکەن. لە کاتێکدا ئەم هەموو داتایە لە ئارادایە، خستنە ژێر پرسیاری هۆشیاریی نەتەوەییی کورد شێوازێکی تەندروستی بیرکردنەوە نییە.
سندووقی دەنگدانیش هەمان شت دەڵێت. لە باکوور زیاتر لە نیوەی کورد زیاتر لە دە ساڵە سەرەتا دەنگیان بە هەدەپە داوە و ئەمڕۆش بە پارتی دەم دەدەن. لە هەڵبژاردنی ١٤ی ئایاری ٢٠٢٣دا لە ئامەد لە سەدا ٦٠٫٨ی دەنگەکان چوون بۆ پارتی چەپی سەوز؛ لە ٣١ی ئاداری ٢٠٢٤دا پارتی دەم لە ئامەد لە سەدا ٦٤ی دەنگەکانی بەدەست هێنا و شارەوانیی دە پارێزگای بردەوە. جگە لەوەش، ئەم دەنگانە سەرەڕای ئەوە دران کە بەشی زۆری سەرکردایەتی پارتەکەی بەرەو هێڵی "تورکیاییبوون" ڕاکێشا. دەنگدەر دەنگ بەو پارتە دەدات نەک بەهۆی بەرنامە تورکیاییەکەیەوە، بەڵکو لەبەر ئەوەی بە تاکە ناونیشانی کوردبوون لە سندووقی دەنگداندا دەیزانێت. ئەم وێنەیە کەمیی هۆشیاریی نەتەوە ڕوون ناکاتەوە، بەڵکو ئەو بێدەسەڵاتییە ڕوون دەکاتەوە کە چینی سیاسیی کورد تێی کەوتووە.
هۆشیارییەک کە باجەکەی دراوە
نەتەوەیەک کە هۆشیاریی نەبێت باج نادات. کەچی کورد بەهۆی هۆشیاریی نەتەوەیییەوە باجی قورسی دا. لە ساڵانی ١٩٩٠ەکاندا لە باکوور ڕووناکبیران، ڕۆژنامەنووسان، پارێزەران، سیاسەتمەداران و گوندنشینە ئاساییەکان لە ناوەڕاستی شەقامدا تەقەیان لێ کرا یان لە دەستبەسەریدا ون بوون. ڤەدات ئایدن لە ١٩٩١دا، مووسا عەنتەر لە ١٩٩٢دا لە ئامەد، پەرلەمانتار مەحمەد سنجار لە ١٩٩٣دا لە ئێلح کوژران. ئەو لیژنەیەی مەجلیسی گەورەی نیشتمانیی تورکیا بۆ تاوانە سیاسییە بکەرنادیارەکان پێکی هێنابوو، لە ڕاپۆرتی ١٩٩٥دا ١٬٧٩٧ تاوانی بکەرنادیاری تۆمار کرد؛ لقی ئامەدی کۆمەڵەی مافەکانی مرۆڤ ئەم ژمارەیە بە نزیکەی ٣٬٥٠٠ دادەنێت، خەمڵاندنەکانی ڕێکخراوەکانی مافی مرۆڤیش کە کوشتنی دەرەوەی دادگا و ونکردنی بەزۆریش دەگرنەوە، نزیک دەبنەوە لە ١٧ هەزار. ئەم کەسانە لەبەر ئەوەی کورد بوون نەکرانە ئامانج، بەڵکو لەبەر ئەوەی کوردبوونیان وەک دۆزێکی نەتەوەیی هەڵگرتبوو.
ئەم زنجیرەیە لە ساڵانی ١٩٩٠ەکانەوە دەستی پێ نەکرد. ئەو لەسێدارەدانانەی ئەمڕۆش لە ڕۆژهەڵات بەردەوامن، هەڵەبجە، ئەنفال و دێرسیم بەشێکن لە هەمان چیرۆک. لە نەتەوەیەکدا کە دەیان ملیۆن کوردی ڕووبەڕووی دوورخستنەوە، ڕاگواستن و کۆچی بەزۆر کراونەتەوە، گەڕان بەدوای کەمیی هۆشیاریی نەتەوەیی و نیشتمانپەروەریدا، با کەس دڵی نەشکێت، گوتارێکی بێبنەمایە، واتە گوتارێکە کە هیچ بنەمایەکی نییە.
خەباتی دوو سەد ساڵەی کوردیش بەرهەمی هەمان هۆشیارییە. ئەو زنجیرەیەی لە ١٨٠٦دا بە ڕاپەڕینی میرنشینی بابان دەستی پێ کرد، بە بەرگریی بەدرخان بەگ، بە بزووتنەوەی ١٨٨٠ی شێخ عوبەیدوڵڵای نەهری، بە شێخ سەعید لە ١٩٢٥دا، بە ئاگری و دێرسیم، بە کۆماری مەهابادی ١٩٤٦، بە شۆڕشی ئەیلوول کە مەلا مستەفا بارزانی لە ١٩٦١دا دەستی پێ کرد، و بە ڕاپەڕینی ١٩٩١ درێژەی کێشا. کورد لەم دوو سەد ساڵەدا دژی عوسمانی، دەوڵەتانی سەفەوی و قاجار، پاشان دژی ئێران، تورکیا، عێراق و سووریا، واتە بە مانای تەواوی وشەکە دژی حەوت دەوڵەت بێوچان و بێ ماندووبوون جەنگا.
ئەگەر نەتەوەیەک کە دەگوترێت هیچ هۆشیارییەکی نییە دوو سەد ساڵە دژی حەوت دەوڵەت دەجەنگێت، ئەوا هەموو قسەیەک کە بە ناوی زانست و سیاسەتەوە دەگوترێت دەبێت جارێکی دیکە بە بێژنگدا بدرێتەوە.
دەوڵەت و ڕێکخراوی جۆری ئاسیایی
ڕاستە کە ڕێکخراوەکانی کورد و ئەو دەسەڵاتانەی دامەزران جار جار لە نەتەوەکەیان نامۆ بوون. بەڵام ڕوونکردنەوەی ئەمە کەمیی هۆشیاریی نەتەوەیی نییە. بە بۆچوونی من، ئەمە ئەوەیە کە نەریتی دەوڵەت و ڕێکخراو لە ئاسیادا بە ناو سیاسەتی کوردیشدا تەنیوەتەوە. لەم نەریتەدا نە دەوڵەت و نە ڕێکخراو لە ژێر چاودێریی نەتەوەدا نین، بەڵکو لە دەستی خێزانێک، سەرکردەیەک یان دەستەیەکی تەسکی کادیراندان. سەرۆکایەتی تا کۆتایی تەمەن درێژە دەکێشێت، پۆستەکان لە باوکەوە بۆ کوڕ، لە مامەوە بۆ برازا دەگوازرێنەوە، ڕەخنە بە خیانەت دادەنرێت، حیزب و دەوڵەت لە یەکتر جیا ناکرێنەوە.
ئەم وێنەیە تایبەت بە کورد نییە. گواستنەوەی سەرۆکایەتیی کۆمار لە ناو خێزاندا لە کۆمارەکانی ئاسیای ناوەڕاست، مانەوەی حیزبەکان بە درێژایی چەند نەوە لە دەستی هەمان بنەماڵەدا لە باشووری ئاسیا، و کولتی سەرکردە لە ڕژێمە تاکحیزبییەکانی ڕۆژهەڵاتی ناوەڕاستدا، شێوازی جیاوازی هەمان نەریتن. ڕێکەوت نییە کە کاتێک دەوڵەت و ڕێکخراوەکانی ئاسیا دەخرێنە ژێر وردبینییەوە، لە نزیکەی هەموویاندا هەمان شت دەبینرێت. کەس سەیری بارودۆخی دەسەڵاتەکانی ئەم وڵاتانە ناکات تا هۆشیاریی نەتەوەییی ئەو نەتەوانە بخاتە ژێر پرسیارەوە. نامۆبوونی ڕێکخراوەکانی کوردیش دەرئەنجامی ئەم نەریتەیە؛ مەسەلەی هۆشیاریی نەتەوەییی کورد نییە، بەڵکو مەسەلەی کولتووری سیاسییە.
سیاسەتێکی گیرخواردوو، هۆشیارییەکی سەقامگیر
ئەوەی لای کورد کەمە هۆشیاریی نەتەوەیی نییە، بەڵکو گیرخواردنی سیاسەتە. ئەو توانا نەتەوەییەی هەیە، کاتێک بە سیاسەتێکی تەندروست و هۆشیار بەڕێوە نابرێت، گیر دەخوات؛ ئەوەی ئەمڕۆ ڕوو دەدات ئەمەیە. ئەوەی بارودۆخی کورد دیاری دەکات، زیاتر لە ئاستی هۆشیاریی نەتەوەیی، ئەو بارودۆخە نێودەوڵەتییەیە کە پارچەپارچەکردن و دابەشکردنی کوردستان بە گونجاو لەگەڵ بەرژەوەندییەکانی خۆی دەبینێت. کورد بە هێز و توانا بەردەستەکانی خۆی، سەرەڕای هەموو کاردانەوەکانی، نەیتوانی ئەم سیستەمە تێپەڕێنێت. هەڵوێستی پارچەپارچەی سیاسەتی کوردیش بەشێکی گەورەی لەمەدا هەیە: سیاسەتی هەر پارچەیەک سەیری پایتەختی خۆی، دراوسێی خۆی و حیسابی خۆی دەکات.
بەبێ تێگەیشتنی سیاسی لەم پارچەپارچەکردن و دابەشکردنە، گەڕان بەدوای کەموکوڕی لای کورددا واتای نامۆبوونە بە سیاسەتی جیهانی. هەڵسەنگاندنی هۆشیاریی نەتەوەیەکی زیاتر لە پەنجا ملیۆنی، بە سەیرکردنی بارودۆخی چینێکی سیاسیی تەسک کە دەڵێت نوێنەرایەتیی ئەو نەتەوەیە دەکات، ڕێگایەکی هەم هەڵە و هەم ئازاربەخشە. هەر کەسێک بیەوێت شتێک بۆ کورد بەدەست بهێنێت، دەبێت سەرەتا ئەو فاریزەیە بخاتەوە جێی خۆی.
کورد نەتەوەیەکە و هۆشیاریی نەتەوەییان دوو سەد ساڵە لە جێی خۆیدا ماوە. ئەوەی ئەمڕۆ پێویستە، سووکایەتیکردن بەو هۆشیارییە نییە، بەڵکو بنیاتنانی سیاسەتێکی هۆشیارە کە بتوانێت ئەو هۆشیارییە هەڵبگرێت.
سەرچاوەکان
- کۆمیسیۆنی باڵای سەربەخۆی هەڵبژاردن و ڕیفراندۆم. (٢٠١٧). ئەنجامە کۆتاییەکانی ڕیفراندۆمی سەربەخۆیی هەرێمی کوردستان.
- سەنتەری لێکۆڵینەوە کوردییەکان. (٢٠٢٢). بەها و هەڵوێستەکان لای کورد ٢٠٢١.
- مەکداوڵ، د. (٢٠٠٤). مێژووی نوێی کورد.
- ئۆران، ب. (٢٠٢٢). ڕێبەری بەزۆر کردنی کوردانی تورکیا بە نەتەوەپەرستی کورد.
- مەجلیسی گەورەی نیشتمانیی تورکیا. (١٩٩٥). ڕاپۆرتی لیژنەی لێکۆڵینەوەی پەرلەمانی کە دەربارەی تاوانە سیاسییە بکەرنادیارەکانی ئەنجامدراو لە ناوچە جیاوازەکانی وڵاتەکەمان پێکهێنرا.
National Consciousness and a Comma
The thesis that equates the disarray of the Kurdish political class with the nation's lack of consciousness turns the comma separating two distinct subjects into an equals sign; the data, from the referendum to Kobanî, from the ballot box to a price paid over two hundred years, show that the national consciousness of the Kurds stands firm.
The Kurds are a nation, and Kurdistan is a country. Its division into four parts does not change this fact. The thesis that "the Kurds lack national consciousness", repeated insistently in recent years by İsmail Beşikçi and those around him, likewise speaks not of one part but of the Kurds as a whole. This is why the debate is not about a single region, a single party or a single period; it is a judgment aimed directly at the nation itself. In my view, this judgment has no connection either to the facts or to sociology.
The Weight of a Comma
The entire burden of this thesis is hidden in a small punctuation mark. A comma is placed between two phrases written side by side, "the Kurds, the Kurdish political class", and from that comma onward the two are read as if they were one and the same. The disarray of the political class is taken for the disarray of the nation, the helplessness of the organizations for the helplessness of the nation, the inconsistency of the leaders for the nation's lack of consciousness. Yet that comma is not an equals sign; it separates two distinct subjects from each other.
Everywhere in the world there are differences, even chasms, between the political class and the nation. No nation is weighed by the success or failure of the political class that holds power in a given period. Just as the national consciousness of the French, the Poles or the Irish is not called into question because of a period's poor rulers, the national consciousness of the Kurds cannot be called into question on the basis of the state of the Kurdish political class.
The helplessness of the political class is not the measure of the nation's consciousness. The comma placed between the nation and the political class is there not to equate the two but to separate them from each other.
National Consciousness as Feeling, Culture and Language
National consciousness is an abstract rather than a concrete concept. Before it is a political program, it is a feeling, a culture, a language. One learns it in the house where one is born, in one's mother's tongue, in the govend danced at a wedding, in the loss recounted by the dengbêj. A nation's true feelings also emerge most clearly in the face of the joys and tragedies it lives through. This is, in a sense, a natural form of measurement.
Here the order must be set right. National consciousness is not something confined to an organization or a state, rising with them and declining with them. On the contrary, both the organization and the state are born of national consciousness. As an organization or a state drifts away from national consciousness, it heads toward dissolution; in that case what is lacking is not the nation's consciousness but those structures' loyalty to the nation. National consciousness gives birth to the state and the organization, not the other way around.
Consciousness Measured at the Ballot Box and in the Street
If one wants to measure the national consciousness of the Kurds, one has to look at the data. A few events of the last decade are enough to show how empty this claim is.
On 25 September 2017, an independence referendum was held in South Kurdistan. According to the final results announced by the Independent High Electoral and Referendum Commission, 72 percent of the 4.58 million registered voters went to the polls, and 92.73 percent of the votes were "yes". The people who went to the polls in Hewlêr, Silêmanî and Kerkûk voted not for a party list but for a country. That same evening, people in Mahabad, Bane and Sine poured into the streets to celebrate the result. Borders can divide a nation, but they cannot prevent that nation from feeling the same joy on the same night.
The same thing was seen when Kobanî was besieged in the autumn of 2014. In October, every city of the North, the towns of Rojhelat and the diaspora in Europe took to the streets. On 29 October 2014, some 150 Pêşmerge entered Turkey with their heavy weapons through the Habur border gate and crossed into Kobanî via Pirsûs within a few days. The Kurds of the North welcomed them all along the road with Kurdistan flags in their hands. The military force of the South was passing through the lands of the North on its way to defend Rojava. That passage of the Pêşmerge was the clearest answer, to friend and foe alike, as to what consciousness the Kurd possesses.
Public opinion research points in the same direction. In face-to-face interviews conducted by Spectrum House with 1,508 Kurdish voters in August 2024, 34.9 percent of participants defined themselves as Kurdish nationalists; this is a larger share than that of conservatives, socialists or liberals. In the 2021 survey of the Kurdish Studies Center, those who did not see themselves as nationalist at all amounted to only 19 percent. Baskın Oran, too, has been saying the same thing for years in his columns in Artı Gerçek: as long as state repression continues, the Kurds of Turkey will turn toward nationalism. With this much data at hand, questioning the national consciousness of the Kurds is not a sound way of thinking.
The ballot box says the same. In the North, more than half of the Kurds have for over a decade been voting first for the HDP and today for the DEM Party. In the election of 14 May 2023, 60.8 percent of the votes in Amed went to the Green Left Party; on 31 March 2024, the DEM Party won 64 percent of the votes in Amed and took ten provincial municipalities. Moreover, these votes were cast even though the dominant section of the leadership was pulling the party toward a line of "Turkey-ization". Voters support that party not because of its Turkey-wide program but because they regard it as the only address of Kurdishness at the ballot box. This picture explains not a lack of consciousness in the nation but the helplessness into which the Kurdish political class has fallen.
A Consciousness Already Paid For
A nation without consciousness pays no price. The Kurds, however, have paid heavy prices because of their national consciousness. In the 1990s, in the North, intellectuals, journalists, lawyers, politicians and ordinary villagers were shot in the middle of the street or disappeared in custody. Vedat Aydın was killed in 1991, Musa Anter in Amed in 1992, and member of parliament Mehmet Sincar in Êlih in 1993. In its 1995 report, the commission set up by the Grand National Assembly of Turkey on unsolved political murders recorded 1,797 unsolved killings; the Amed branch of the Human Rights Association (İHD) puts this figure at around 3,500, while the estimates of human rights organizations, which also cover extrajudicial executions and enforced disappearances, approach 17,000. These people were targeted not because they were Kurds, but because they carried Kurdishness as a national cause.
This chain did not begin in the 1990s. The executions that continue in Rojhelat to this day, Helebce, Enfal and Dêrsim are parts of the same story. In a nation in which tens of millions of Kurds have been subjected to exile, deportation and forced migration, searching for a lack of national consciousness and love of homeland is, with all due respect, a baseless discourse, that is, one without any foundation whatsoever.
The two-hundred-year struggle of the Kurds is likewise the product of the same consciousness. The chain that began in 1806 with the uprising of the Baban emirate continued with the resistance of Bedirxan Beg, the 1880 movement of Şêx Ubeydullahê Nehrî, Şêx Seîd in 1925, Agirî and Dêrsim, the 1946 Mahabad Republic, the September Revolution launched by Mele Mistefa Barzanî in 1961, and the 1991 Raperîn. Throughout these two hundred years, the Kurds fought without pause and without yielding against the Ottomans, the Safavid and Qajar states, and later Iran, Turkey, Iraq and Syria, that is, in the fullest sense of the phrase, against the seven states.
If a nation said to possess no consciousness whatsoever has been fighting against the seven states for two hundred years, then every word spoken in the name of science and politics must be passed through the sieve once more.
The Asian-Type State and Organization
It is true that Kurdish organizations and the administrations that have been established have at times become alienated from their nation. But the explanation for this is not a lack of national consciousness. In my view, it is that the Asian tradition of state and organization has seeped into Kurdish politics as well. In this tradition, both the state and the organization are not under the nation's control but in the hands of a family, a leader or a narrow cadre. Leadership lasts for life, offices pass from father to son and from uncle to nephew, criticism is regarded as treason, and party and state cannot be told apart.
This picture is not peculiar to the Kurds. The handing down of the presidency within the family in the Central Asian republics, the way parties remain in the hands of the same dynasties for generations in South Asia, and the leader cults of the one-party regimes in the Middle East are different forms of the same tradition. It is no coincidence that when the states and organizations of Asia are put under the microscope, the same things are encountered in nearly all of them. No one looks at the state of the governments in these countries and questions the national consciousness of those nations. The alienation of Kurdish organizations is likewise a consequence of this tradition; it is a matter not of the Kurds' national consciousness but of their political culture.
Blocked Politics, Steadfast Consciousness
What the Kurds lack is not national consciousness; it is that their politics is blocked. The existing national potential becomes blocked when it is not carried forward by sound and conscious politics; that is exactly what is happening today. What determines the situation in which the Kurds find themselves is not so much the level of national consciousness as an international conjuncture that regards the fragmentation and partition of Kurdistan as serving its interests. With their existing strength and means, and despite all their reactions, the Kurds have not been able to overcome this order. The fragmented stance of Kurdish politics also bears a large share of the responsibility: the politics of each part looks to its own capital, its own neighbor and its own calculations.
To look for shortcomings in the Kurds without understanding this fragmentation and partition politically is to be a stranger to world politics. Weighing the consciousness of a nation of more than fifty million by looking at the state of a narrow political class that claims to represent it is both a mistaken and a hurtful approach. Anyone who wants to gain something for the Kurds must first put that comma back in its place.
The Kurds are a nation, and their national consciousness has stood firm for two hundred years. What is needed today is not to belittle that consciousness, but to build a conscious politics capable of carrying it.
Bibliography
- Independent High Electoral and Referendum Commission. (2017). Final Results of the Kurdistan Region Independence Referendum.
- Kurdish Studies Center. (2022). Values and Attitudes among the Kurds 2021.
- McDowall, D. (2004). A Modern History of the Kurds.
- Oran, B. (2022). A Guide to Forcibly Turning the Kurds of Turkey into Kurdish Nationalists.
- Grand National Assembly of Turkey (TBMM). (1995). Report of the Parliamentary Research Commission Established on Unsolved Political Murders Committed in Various Regions of Our Country.
آگاهی ملی و یک ویرگول
تزی که پراکندگی طبقهٔ سیاسی کرد را به حساب ناآگاهی ملت میگذارد، ویرگولی را که دو فاعل جداگانه را از هم جدا میکند به علامت تساوی بدل میکند؛ دادهها، از همهپرسی تا کوبانی و از صندوق رأی تا بهای دویستساله، نشان میدهند که آگاهی ملی کردها همچنان پابرجاست.
کردها یک ملتاند و کردستان یک سرزمین است. تقسیم شدن آن به چهار پاره این حقیقت را تغییر نمیدهد. تز «آگاهی ملی در میان کردها ناقص است» که در سالهای اخیر اسماعیل بیشکچی و حلقهٔ پیرامون او با اصرار تکرارش میکنند نیز نه از یک پاره، بلکه از کل کردها سخن میگوید. از همین رو این بحث، بحث یک منطقه، یک حزب یا یک دوره نیست؛ داوریای است که مستقیماً متوجه خودِ ملت شده است. به گمان من این داوری نه با واقعیتها پیوندی دارد و نه با جامعهشناسی.
سنگینی یک ویرگول
تمام بار این تز در یک علامت نگارشی کوچک نهفته است. میان دو گروه واژه که به صورت «کردها، طبقهٔ سیاسی کرد» کنار هم نوشته میشوند ویرگولی گذاشته میشود و پس از آن ویرگول، این دو چنان خوانده میشوند که گویی یک چیزند. پراکندگی طبقهٔ سیاسی پراکندگی ملت، ناتوانی سازمانها ناتوانی ملت، و ناپیگیری رهبران ناآگاهی ملت به شمار میآید. حال آنکه آن ویرگول علامت تساوی نیست؛ دو فاعل جداگانه را از یکدیگر جدا میکند.
در همه جای جهان میان طبقهٔ سیاسی و ملت تفاوتها، و حتی شکافهایی ژرف، وجود دارد. هیچ ملتی را با موفقیت یا ناکامی طبقهٔ سیاسیای که در دورهای معین قدرت را در دست دارد نمیسنجند. همانگونه که آگاهی ملی فرانسویها، لهستانیها یا ایرلندیها به سبب حاکمان بد یک دوره زیر سؤال نمیرود، آگاهی ملی کردها را نیز نمیتوان از روی وضع طبقهٔ سیاسی کرد زیر سؤال برد.
ناتوانی طبقهٔ سیاسی معیار آگاهی ملت نیست. ویرگولی که میان ملت و طبقهٔ سیاسی گذاشته میشود، نه برای برابر کردن این دو، بلکه برای جدا کردنشان از یکدیگر آنجاست.
آگاهی ملی بهمثابهٔ احساس، فرهنگ و زبان
آگاهی ملی بیش از آنکه مفهومی عینی باشد، مفهومی انتزاعی است. پیش از آنکه برنامهای سیاسی باشد، یک احساس است، یک فرهنگ است، یک زبان است. انسان آن را در خانهای که در آن زاده شده، در زبان مادرش، در گوِندی که در عروسی بسته میشود و در سوگی که دنگبیژ روایت میکند میآموزد. احساسات راستین یک ملت نیز به روشنترین شکل در برابر شادیها و تراژدیهایی که از سر میگذراند آشکار میشود. این، از جهتی، سنجشی طبیعی است.
در اینجا باید ترتیب را درست چید. آگاهی ملی چیزی نیست که به یک سازمان یا یک دولت محدود شود و با آنها رشد کند و با آنها پس رود. برعکس، هم سازمان و هم دولت از آگاهی ملی زاده میشوند. سازمان یا دولت هرچه از آگاهی ملی دورتر شود به سوی فروپاشی میرود؛ در این حالت آنچه کم است آگاهی ملت نیست، بلکه وفاداری آن ساختارها به ملت است. دولت و سازمان را آگاهی ملی میزاید، نه برعکس.
آگاهیای که در صندوق رأی و خیابان سنجیده میشود
اگر میخواهیم آگاهی ملی کردها را بسنجیم، باید به دادهها نگاه کنیم. چند رویداد دههٔ گذشته برای نشان دادن اینکه این ادعا تا چه اندازه پوچ است کافی است.
در ۲۵ سپتامبر ۲۰۱۷ در کردستان جنوبی همهپرسی استقلال برگزار شد. بر پایهٔ نتایج قطعی که کمیسیون عالی مستقل انتخابات و همهپرسی اعلام کرد، ۷۲ درصد از ۴٫۵۸ میلیون رأیدهندهٔ ثبتنامشده پای صندوق رفتند و ۹۲٫۷۳ درصد آرا «آری» بود. مردمی که در هولیر، سلیمانیه و کرکوک پای صندوق رفتند نه به فهرست یک حزب، بلکه به یک سرزمین رأی دادند. همان شب در مهاباد، بانه و سنه مردم به خیابان آمدند و این نتیجه را جشن گرفتند. مرزها میتوانند ملتی را تقسیم کنند، اما نمیتوانند مانع شوند که آن ملت در یک شب یک شادی را تجربه کند.
در پاییز ۲۰۱۴ نیز، هنگامی که کوبانی در محاصره بود، همین دیده شد. در ماه اکتبر همهٔ شهرهای شمال، شهرکهای روژهلات و دیاسپورای اروپا به خیابانها ریختند. در ۲۹ اکتبر ۲۰۱۴ حدود ۱۵۰ پیشمرگه همراه با سلاحهای سنگینشان از گذرگاه مرزی خابور وارد ترکیه شدند و از راه پرسووس ظرف چند روز به کوبانی رسیدند. کردهای شمال در سراسر مسیر با پرچمهای کردستان در دست به استقبالشان رفتند. نیروی نظامی جنوب از خاک شمال میگذشت تا از روژاوا دفاع کند. آن گذر پیشمرگه روشنترین پاسخی بود که به دوست و دشمن نشان میداد کرد از چه آگاهیای برخوردار است.
نظرسنجیها نیز همین جهت را نشان میدهند. در مصاحبههای رودررویی که اسپکتروم هاوس در اوت ۲۰۲۴ با ۱٬۵۰۸ رأیدهندهٔ کرد انجام داد، ۳۴٫۹ درصد شرکتکنندگان خود را ملیگرای کرد معرفی کردند؛ این سهمی بزرگتر از هر یک از محافظهکاران، سوسیالیستها و لیبرالهاست. در پژوهش ۲۰۲۱ مرکز مطالعات کردی نیز کسانی که خود را به هیچ وجه ملیگرا نمیدانستند در ۱۹ درصد ماندند. باسکین اوران نیز سالهاست در نوشتههایش در آرتی گرچک همین را میگوید: تا زمانی که سرکوب دولت ادامه دارد، کردهای ترکیه به سوی ملیگرایی خواهند رفت. با وجود اینهمه داده، زیر سؤال بردن آگاهی ملی کردها شیوهٔ اندیشیدن سالمی نیست.
صندوق رأی نیز همین را میگوید. در شمال بیش از نیمی از کردها بیش از یک دهه است که نخست به هَدَپ و امروز به حزب دِم رأی میدهند. در انتخابات ۱۴ مهٔ ۲۰۲۳ در آمد ۶۰٫۸ درصد آرا به حزب چپ سبز رسید؛ در ۳۱ مارس ۲۰۲۴ حزب دِم در آمد ۶۴ درصد آرا را به دست آورد و ده شهرداری مرکز استان را برد. افزون بر این، این آرا با وجود آن داده شد که بخش غالب رهبری، حزب را به خط «ترکیهایشدن» کشانده بود. رأیدهنده نه به سبب برنامهٔ ترکیهگرای آن حزب، بلکه از آن رو به آن رأی میدهد که آن را تنها نشانی کردبودن در صندوق رأی میداند. این تصویر نه کمبود آگاهی ملت، بلکه ناتوانیای را که طبقهٔ سیاسی کرد بدان دچار شده است توضیح میدهد.
آگاهیای که بهایش پرداخته شده است
ملتی که آگاهی ندارد بها نمیپردازد. اما کردها به سبب آگاهی ملیشان بهاهای سنگینی پرداختند. در دههٔ ۱۹۹۰ در شمال، روشنفکران، روزنامهنگاران، وکیلان، سیاستمداران و روستاییان عادی در میان خیابان هدف گلوله قرار گرفتند یا در بازداشت ناپدید شدند. ودات آیدین در ۱۹۹۱، موسی عنتر در ۱۹۹۲ در آمد، و نمایندهٔ مجلس مهمت سینجار در ۱۹۹۳ در ایلح کشته شدند. کمیسیونی که مجلس کبیر ملی ترکیه برای قتلهای سیاسی با عاملان ناشناس تشکیل داد، در گزارش ۱۹۹۵ خود ۱٬۷۹۷ قتل با عامل ناشناس را ثبت کرد؛ شعبهٔ آمد انجمن حقوق بشر این شمار را حدود ۳٬۵۰۰ اعلام میکند و برآوردهای سازمانهای حقوق بشری که اعدامهای فراقضایی و ناپدیدسازیهای قهری را نیز در بر میگیرد به نزدیک ۱۷ هزار میرسد. این مردم نه به سبب کرد بودن، بلکه به سبب آنکه کردبودن را چون آرمانی ملی بر دوش میکشیدند هدف قرار گرفتند.
این زنجیره با دههٔ ۱۹۹۰ آغاز نشد. اعدامهایی که امروز نیز در روژهلات ادامه دارد، حلبچه، انفال و درسیم پارههای یک داستاناند. جستوجوی کمبود آگاهی ملی و میهندوستی در ملتی که دهها میلیون تن از آن به تبعید، کوچ اجباری و مهاجرت ناگزیر واداشته شدهاند، ببخشید که رک میگویم، گفتاری بیپایه، یعنی بیهیچ بنیادی، است.
مبارزهٔ دویستسالهٔ کردها نیز زادهٔ همین آگاهی است. زنجیرهای که در ۱۸۰۶ با شورش امارت بابان آغاز شد، با مقاومت بدرخان بیگ، با جنبش ۱۸۸۰ شیخ عبیدالله نهری، با شیخ سعید در ۱۹۲۵، با آگری و درسیم، با جمهوری مهاباد در ۱۹۴۶، با انقلاب ایلول که ملا مصطفی بارزانی در ۱۹۶۱ آغاز کرد و با راپرین ۱۹۹۱ ادامه یافت. کردها در این دویست سال با عثمانی، با دولتهای صفوی و قاجار، سپس با ایران، ترکیه، عراق و سوریه، یعنی به معنای واقعی کلمه با هفت دولت، بیوقفه و خستگیناپذیر جنگیدند.
اگر ملتی که گفته میشود هیچ آگاهیای ندارد دویست سال است با هفت دولت میجنگد، هر سخنی که به نام علم و سیاست گفته میشود باید بار دیگر از صافی گذرانده شود.
دولت و سازمان از نوع آسیایی
درست است که سازمانهای کرد و حکومتهایی که برپا شدهاند گاه با ملت خود بیگانه شدهاند. اما توضیح این امر کمبود آگاهی ملی نیست. به نظر من این از آن روست که سنت دولت و سازمان در آسیا در سیاست کرد نیز رسوخ کرده است. در این سنت، دولت و سازمان هیچیک در نظارت ملت نیستند، بلکه در دست یک خاندان، یک رهبر یا کادری محدودند. ریاست تا پایان عمر ادامه مییابد، مقامها از پدر به پسر و از عمو به برادرزاده میرسد، نقد خیانت شمرده میشود و حزب و دولت از یکدیگر جدا نمیشوند.
این تصویر ویژهٔ کردها نیست. واگذاری ریاستجمهوری در درون خانواده در جمهوریهای آسیای میانه، ماندن احزاب در دست همان خاندانها طی نسلها در جنوب آسیا، و کیش شخصیت رهبران در رژیمهای تکحزبی خاورمیانه، شکلهای گوناگون همین سنتاند. تصادفی نیست که وقتی دولتها و سازمانهای آسیا زیر ذرهبین قرار میگیرند، تقریباً در همهٔ آنها با همین چیزها روبهرو میشویم. هیچکس با نگاه به وضع حکومتهای این کشورها آگاهی ملی آن ملتها را زیر سؤال نمیبرد. بیگانه شدن سازمانهای کرد نیز پیامد همین سنت است؛ مسئلهٔ فرهنگ سیاسی است، نه مسئلهٔ آگاهی ملی کردها.
سیاستِ بنبسترسیده، آگاهیِ پابرجا
آنچه کردها کم دارند آگاهی ملی نیست، بنبست در سیاست است. ظرفیت ملی موجود هنگامی که با سیاستی سالم و آگاهانه پیش برده نشود به بنبست میرسد؛ آنچه امروز میگذرد نیز همین است. آنچه وضعیت کنونی کردها را تعیین میکند، بیش از سطح آگاهی ملی، شرایط بینالمللیای است که پارهپاره شدن و تقسیم کردستان را به سود خود میبیند. کردها با نیروها و امکانات موجودشان، به رغم همهٔ واکنشهایشان، نتوانستند از این نظم فراتر روند. سهم موضع پراکندهٔ سیاست کرد نیز در این امر بزرگ است: سیاست هر پاره به پایتخت خود، به همسایهٔ خود و به حساب خود چشم دوخته است.
جستوجوی کمبود در میان کردها بیآنکه این پارهپارگی و تقسیم از نظر سیاسی فهمیده شود، به معنای بیگانه بودن با سیاست جهانی است. سنجیدن آگاهی ملتی بیش از پنجاه میلیونی از روی وضع طبقهٔ سیاسی محدودی که مدعی نمایندگی آن ملت است، راهی هم نادرست و هم آزارنده است. هر کس که میخواهد چیزی به کردها ببخشد، نخست باید آن ویرگول را سر جایش بگذارد.
کردها یک ملتاند و آگاهی ملیشان دویست سال است که پابرجا مانده است. آنچه امروز لازم است، نه خوار شمردن آن آگاهی، بلکه بنا نهادن سیاستی آگاهانه است که بتواند آن را بر دوش کشد.
منابع
- کمیسیون عالی مستقل انتخابات و همهپرسی. (۲۰۱۷). نتایج قطعی همهپرسی استقلال اقلیم کردستان.
- مرکز مطالعات کردی. (۲۰۲۲). ارزشها و نگرشها در میان کردها ۲۰۲۱.
- مکداول، د. (۲۰۰۴). تاریخ معاصر کرد.
- اوران، ب. (۲۰۲۲). راهنمای ملیگرای کرد ساختن اجباری کردهای ترکیه.
- مجلس کبیر ملی ترکیه. (۱۹۹۵). گزارش کمیسیون تحقیق مجلس دربارهٔ قتلهای سیاسی با عاملان ناشناس در مناطق گوناگون کشور.
الوعي القومي وفاصلة
الأطروحة التي تَعُدّ تشتّت الطبقة السياسية الكردية دليلاً على غياب الوعي لدى الأمة تحوّل الفاصلة التي تفصل بين ذاتين مختلفتين إلى علامة مساواة؛ والمعطيات، من الاستفتاء إلى كوباني، ومن صندوق الاقتراع إلى ثمن مدفوع على مدى قرنين، تُظهر أن الوعي القومي لدى الكرد ثابت في مكانه.
الكرد أمة، وكردستان وطن. وكونها مقسّمة إلى أربعة أجزاء لا يغيّر هذه الحقيقة. والأطروحة التي يكرّرها إسماعيل بيشكجي والمحيطون به بإلحاح في السنوات الأخيرة، أي أن «الوعي القومي ناقص لدى الكرد»، لا تتحدث عن جزء واحد، بل عن الكرد في مجموعهم. ولهذا فإن النقاش ليس نقاشاً حول منطقة أو حزب أو حقبة؛ بل هو حكم موجَّه مباشرة إلى الأمة نفسها. وأنا أرى أن هذا الحكم لا صلة له لا بالوقائع ولا بعلم الاجتماع.
ثِقَل فاصلة
إن كل ثقل هذه الأطروحة مخبوء في علامة ترقيم صغيرة. فبين مجموعتين من الكلمات تُكتبان جنباً إلى جنب، «الكرد، الطبقة السياسية الكردية»، توضع فاصلة، ثم تُقرأ المجموعتان بعد تلك الفاصلة كأنهما شيء واحد. فيُعَدّ تشتّت الطبقة السياسية تشتّتاً للأمة، وعجز التنظيمات عجزاً للأمة، وتناقض القادة غياباً للوعي لدى الأمة. غير أن تلك الفاصلة ليست علامة مساواة؛ إنها تفصل بين ذاتين مختلفتين.
في كل مكان من العالم ثمة فروق، بل هُوًى سحيقة، بين الطبقة السياسية والأمة. ولا توزَن أي أمة بنجاح الطبقة السياسية التي تمسك بالسلطة في حقبة ما أو بإخفاقها. وكما أن الوعي القومي لدى الفرنسيين أو البولنديين أو الإيرلنديين لا يُساءَل بسبب حكّام سيئين في حقبة ما، فإن الوعي القومي لدى الكرد لا يجوز أن يُساءَل انطلاقاً من حال الطبقة السياسية الكردية.
عجز الطبقة السياسية ليس مقياساً لوعي الأمة. والفاصلة الموضوعة بين الأمة والطبقة السياسية موجودة هناك لا لتساوي بينهما، بل لتفصل إحداهما عن الأخرى.
الوعي القومي بوصفه شعوراً وثقافة ولغة
الوعي القومي مفهوم مجرّد أكثر منه ملموس. وهو، قبل أن يكون برنامجاً سياسياً، شعورٌ وثقافةٌ ولغة. يتعلّمه الإنسان في البيت الذي وُلد فيه، وفي لغة أمه، وفي حلقة الدبكة الكردية (الگوفند) التي تُعقد في الأعراس، وفي الفقد الذي يرويه المغنّي الكردي الحكّاء (الدنكبيج). وتتجلّى المشاعر الحقيقية لأمة ما بأوضح صورها أمام الأفراح والمآسي التي تعيشها. وهذا، من وجه ما، قياس طبيعي.
وهنا ينبغي أن يُرتَّب التسلسل على نحو صحيح. فالوعي القومي ليس شيئاً يُحدّ بتنظيم أو بدولة، ينمو بنموّهما ويتراجع بتراجعهما. بل على العكس، التنظيم والدولة كلاهما يولدان من الوعي القومي. وكلما ابتعد التنظيم أو الدولة عن الوعي القومي سار نحو التفكّك؛ وفي هذه الحال لا يكون الناقص هو وعي الأمة، بل ولاء تلك البنى للأمة. الوعي القومي هو الذي يلد الدولة والتنظيم، لا العكس.
وعيٌ يُقاس في صندوق الاقتراع وفي الشارع
إذا أُريد قياس الوعي القومي لدى الكرد فلا بد من النظر إلى المعطيات. وتكفي بضعة أحداث من العقد الأخير لبيان مدى خواء هذا الادعاء.
في 25 أيلول/سبتمبر 2017 أُجري استفتاء الاستقلال في جنوب كردستان. ووفقاً للنتائج النهائية التي أعلنتها المفوضية العليا المستقلة للانتخابات والاستفتاء، توجّه إلى صناديق الاقتراع 72% من الناخبين المسجّلين البالغ عددهم 4.58 مليون، وكانت 92.73% من الأصوات بـ«نعم». إن الذين توجّهوا إلى صناديق الاقتراع في أربيل والسليمانية وكركوك لم يصوّتوا لقائمة حزبية، بل صوّتوا لوطن. وفي المساء نفسه خرج الناس في مهاباد وبانه وسنه إلى الشوارع احتفالاً بهذه النتيجة. قد تقسّم الحدود أمةً، لكنها لا تستطيع أن تمنع تلك الأمة من أن تعيش الفرحة نفسها في الليلة نفسها.
وحين حوصرت كوباني في خريف 2014 شوهد الأمر ذاته. ففي شهر تشرين الأول/أكتوبر خرجت إلى الشوارع كل مدن الشمال، وبلدات روجهلات (شرق كردستان)، والجالية الكردية في أوروبا. وفي 29 تشرين الأول/أكتوبر 2014 دخل نحو 150 من البيشمركة، ومعهم أسلحتهم الثقيلة، إلى تركيا عبر معبر الخابور الحدودي، وعبروا من طريق برسوس (سروج) إلى كوباني في غضون أيام قليلة. واستقبلهم كرد الشمال على امتداد الطريق وفي أيديهم أعلام كردستان. كانت القوة العسكرية للجنوب تعبر أراضي الشمال ماضيةً للدفاع عن روجآفا. كان عبور البيشمركة ذاك أوضح جواب يبيّن للصديق والعدو معاً أيَّ وعي يملكه الكردي.
وتشير استطلاعات الرأي إلى الاتجاه ذاته. ففي المقابلات المباشرة التي أجرتها «سبكتروم هاوس» في آب/أغسطس 2024 مع 1508 ناخبين كرد، عرّف 34.9% من المشاركين أنفسهم بأنهم قوميون كرد؛ وهذه شريحة أكبر من شريحة المحافظين والاشتراكيين والليبراليين جميعاً. أما في دراسة مركز الدراسات الكردية لعام 2021 فلم تتجاوز نسبة الذين لا يرون أنفسهم قوميين على الإطلاق 19%. وباسكن أوران أيضاً يقول الشيء نفسه منذ سنوات في مقالاته في «آرتي گرچك»: ما دام قمع الدولة مستمراً فإن الكرد في تركيا سيتّجهون نحو القومية. وفي ظل كل هذه المعطيات، فإن مساءلة الوعي القومي لدى الكرد ليست طريقة سليمة في التفكير.
وصندوق الاقتراع يقول الشيء ذاته. ففي الشمال يصوّت أكثر من نصف الكرد منذ ما يزيد على عقد، أولاً لحزب الشعوب الديمقراطي، واليوم لحزب «ديم». وفي انتخابات 14 أيار/مايو 2023 ذهبت 60.8% من الأصوات في آمد إلى حزب اليسار الأخضر؛ وفي 31 آذار/مارس 2024 حصل حزب «ديم» على 64% من الأصوات في آمد وفاز ببلديات عشر ولايات. والأدهى أن هذه الأصوات أُعطيت رغم أن الشريحة الغالبة في القيادة جرّت الحزب إلى خطّ «التتركُن» أي التحوّل إلى حزب تركي عام. فالناخب لا يصوّت لذلك الحزب بسبب برنامجه المتمحور حول تركيا، بل لأنه يعدّه العنوان الوحيد للكردية في صندوق الاقتراع. هذه الصورة لا تفسّر نقصاً في وعي الأمة، بل تفسّر العجز الذي سقطت فيه الطبقة السياسية الكردية.
وعيٌ دُفع ثمنه
الأمة التي لا وعي لها لا تدفع ثمناً. أما الكرد فقد دفعوا أثماناً باهظة بسبب وعيهم القومي. ففي تسعينيات القرن الماضي، في الشمال، أُردي مثقفون وصحفيون ومحامون وسياسيون وقرويون عاديون بالرصاص في وسط الشوارع أو اختفوا قيد الاحتجاز. قُتل ودات آيدن عام 1991، وموسى عنتر عام 1992 في آمد، والنائب محمد سنجار عام 1993 في إيلح. وسجّلت اللجنة التي شكّلها مجلس الأمة التركي الكبير للتحقيق في جرائم الاغتيال السياسي مجهولة الفاعل، في تقريرها لعام 1995، 1797 جريمة قتل مجهولة الفاعل؛ أما فرع آمد لجمعية حقوق الإنسان فيقدّر هذا العدد بنحو 3500، فيما تقترب تقديرات منظمات حقوق الإنسان، التي تشمل الإعدامات خارج نطاق القضاء والإخفاء القسري أيضاً، من 17 ألفاً. لقد استُهدف هؤلاء الناس لا لأنهم كرد، بل لأنهم حملوا الكردية قضيةً قومية.
ولم تبدأ هذه السلسلة مع التسعينيات. فالإعدامات المستمرة حتى اليوم في روجهلات، وحلبجة، والأنفال، وديرسم، كلها أجزاء من الحكاية نفسها. وإن البحث عن نقص في الوعي القومي وحبّ الوطن لدى أمة خضع عشرات الملايين من أبنائها للنفي والتهجير والهجرة القسرية هو، مع الاعتذار من الجميع، خطابٌ لا أساس له، أي خطاب لا يقوم على أي أساس على الإطلاق.
ونضال الكرد الممتد قرنين هو أيضاً ثمرة الوعي ذاته. فالسلسلة التي بدأت عام 1806 بانتفاضة إمارة بابان استمرت بمقاومة بدرخان بك، وبحركة الشيخ عبيد الله النهري عام 1880، وبالشيخ سعيد عام 1925، وبآگري وديرسم، وبجمهورية مهاباد عام 1946، وبثورة أيلول التي أطلقها الملا مصطفى البارزاني عام 1961، وبانتفاضة آذار 1991. وطوال هذين القرنين قاتل الكرد، دون انقطاع ودون كلل، العثمانيين، والدولتين الصفوية والقاجارية، ثم إيران وتركيا والعراق وسوريا، أي، بالمعنى الحرفي للكلمة، سبع دول.
إذا كانت أمةٌ يُقال إنها لا تملك أي وعي تقاتل سبع دول منذ قرنين، فإن كل كلمة تقال باسم العلم والسياسة ينبغي أن تُمرَّر من المصفاة مرة أخرى.
الدولة والتنظيم من النمط الآسيوي
صحيح أن التنظيمات الكردية والإدارات التي أُقيمت قد اغتربت أحياناً عن أمتها. لكن تفسير ذلك ليس نقص الوعي القومي. فهو في رأيي تسرّب تقاليد الدولة والتنظيم في آسيا إلى السياسة الكردية أيضاً. ففي هذه التقاليد لا تكون الدولة ولا التنظيم تحت رقابة الأمة، بل في يد عائلة أو زعيم أو كادر ضيق. تدوم الرئاسة مدى الحياة، وتنتقل المناصب من الأب إلى الابن ومن العمّ إلى ابن الأخ، ويُعَدّ النقد خيانة، ولا ينفصل الحزب عن الدولة.
وهذه الصورة ليست خاصة بالكرد. فتوريث رئاسة الجمهورية داخل العائلة في جمهوريات آسيا الوسطى، وبقاء الأحزاب في جنوب آسيا بأيدي السلالات نفسها جيلاً بعد جيل، وعبادة الزعيم في أنظمة الحزب الواحد في الشرق الأوسط، كلها أشكال مختلفة للتقاليد نفسها. وليس من قبيل المصادفة أنه حين توضع الدول والتنظيمات في آسيا تحت المجهر يُصادَف الشيء نفسه في جميعها تقريباً. ولا أحد ينظر إلى حال الحكومات في هذه البلدان فيُسائل الوعي القومي لدى تلك الأمم. واغتراب التنظيمات الكردية هو أيضاً نتيجة لهذه التقاليد؛ إنه مسألة تخصّ الثقافة السياسية، لا الوعي القومي لدى الكرد.
سياسة متعثّرة ووعي ثابت
ما ينقص الكرد ليس الوعي القومي، بل الانسداد في السياسة. فالطاقة القومية الموجودة تنسدّ حين لا تُدار بسياسة سليمة وواعية؛ وهذا ما يحدث اليوم. والذي يحدّد الوضع الذي يعيشه الكرد ليس مستوى الوعي القومي بقدر ما هو الظرف الدولي الذي يرى في تجزئة كردستان وتقسيمها ما يوافق مصالحه. ولم يتمكن الكرد، بقواهم وإمكاناتهم المتاحة ورغم كل ردود أفعالهم، من تجاوز هذا النظام. وللموقف المجزّأ للسياسة الكردية نصيب كبير في ذلك أيضاً: فسياسة كل جزء تنظر إلى عاصمتها، وإلى جارها، وإلى حساباتها الخاصة.
إن البحث عن نقص لدى الكرد من دون فهم هذه التجزئة وهذا التقسيم فهماً سياسياً يعني الغربة عن السياسة العالمية. ووزن وعي أمة يتجاوز تعدادها خمسين مليوناً بالنظر إلى حال طبقة سياسية ضيقة تدّعي تمثيل تلك الأمة طريقٌ خاطئ وجارح في آن واحد. وعلى كل من يريد أن يكسب الكرد شيئاً أن يعيد تلك الفاصلة أولاً إلى موضعها.
الكرد أمة، ووعيهم القومي ثابت في مكانه منذ قرنين. والمطلوب اليوم ليس تحقير ذلك الوعي، بل بناء سياسة واعية قادرة على حمله.
المراجع
- المفوضية العليا المستقلة للانتخابات والاستفتاء. (2017). النتائج النهائية لاستفتاء استقلال إقليم كردستان.
- مركز الدراسات الكردية. (2022). القيم والمواقف لدى الكرد 2021.
- ماكدول، د. (2004). تاريخ الكرد الحديث.
- أوران، ب. (2022). دليل تحويل كرد تركيا قسراً إلى قوميين كرد.
- مجلس الأمة التركي الكبير. (1995). تقرير لجنة التحقيق البرلمانية المشكّلة بشأن جرائم الاغتيال السياسي مجهولة الفاعل المرتكبة في مناطق مختلفة من بلادنا.