
Öcalan'ın Hangi Tarih Anlatısı Doğru?
“Bin Yıllık Türk-Kürd Kardeşliği” mi, “Türk-Yahudi İttifakı” mı?
Son aylarda Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî üzerine yürütülen tartışmaları hatırlayalım. Bugün Öcalan'ın söyleminde bu dönem, sözde “bin yıllık Türk-Kürd kardeşliği”nin en önemli tarihsel dayanaklarından biri olarak sunuluyor.
Oysa Öcalan, Suriye'de bulunduğu yıllarda aynı dönemi taban tabana zıt bir biçimde yorumluyordu. Yavuz Sultan Selim dönemini bir kardeşliğin başlangıcı olarak değil, Kürd ve Arap milletlerinin gerilemesinin ve tarihsel felaketlerinin başlangıcı olarak değerlendiriyordu. Dahası, Osmanlı siyasetini Yahudilerle ilişkilendiriyor ve bu dönemi adeta bir “Türk-Yahudi ittifakı” üzerinden açıklıyordu.
Bugün ise Öcalan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve İsrail'e karşı mücadele etmek adına Kürd devletini dahi reddettiği, amacının yalnızca mevcut Cumhuriyet'i “demokratikleştirmek” olduğu öne sürülüyor.
Ortada ciddi bir çelişki var: Bir zamanlar Türkiye Cumhuriyeti'ni İsrail'in kuruluşunda belirleyici rol oynamakla ve Siyonizme hizmet etmekle suçlayan Öcalan, bugün aynı Cumhuriyet'i korumayı ve “demokratikleştirmeyi” siyasal projesinin merkezine nasıl yerleştirebiliyor? Geçmişte Yavuz Sultan Selim dönemini Kürdler ve Araplar açısından bir gerileme ve tahakküm süreci olarak anlatırken, bugün aynı tarihsel miras nasıl oluyor da “bin yıllık kardeşlik” söyleminin dayanağına dönüşüyor?
Kısacası, Öcalan'ın hangi tarih anlatısı doğru? Suriye yıllarındaki Osmanlı ve Cumhuriyet eleştirisi mi, yoksa bugünkü “ortak Cumhuriyet” ve “demokratik entegrasyon” söylemi mi?
Sorun yalnızca görüş değiştirmek değil. Siyasal aktörlerin görüşleri elbette değişebilir. Asıl sorun, birbirine taban tabana zıt bu iki tarih anlatısının, ciddi bir özeleştiri veya tarihsel hesaplaşma yapılmadan, aynı liderin “değişmez doğruları” gibi sunulmasıdır.
Aşağıdaki metin, Öcalan'ın Suriye yıllarında Osmanlı tarihi, Atatürk, Masonluk ve İsrail'in kuruluşu hakkında ileri sürdüğü ağır iddiaları içermektedir. Bu ifadeler doğrulanmış tarihsel gerçekler olarak değil, Öcalan'ın geçmişteki ve bugünkü siyasal söylemleri arasındaki çelişkileri ortaya koymak amacıyla aktarılmaktadır.
Abdullah Öcalan'ın Sözleri
“Kurdistan tarihine baktığımızda, Yavuz Sultan Selim döneminin bu tarihte önemli bir aşama oluşturduğunu görürüz. Hatta Arapların tarihinde de önemli bir dönemdir. Kürd ve Arap toplumlarının durgunlaşması ve gerilemesi bu dönemle bağlantılıdır. Nitekim bu toplumlar günümüz koşullarında da birbirlerine bağlıdır.
Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Savaşı'yla (1514) Kurdistan'a, Mercidabık Savaşı'yla (1516) Suriye'ye ve Ridaniye Savaşı'yla (1517) Mısır'a girmiştir.
O dönemde Osmanlı padişahları sömürgecilik bakımından geri kalmışlardı. Görünüşte Müslümandılar; ancak içten içe başka düşünceler taşıyorlardı. İspanya ve Hazar bölgelerinden kaçan Yahudiler, zamanla Osmanlı padişahlarının çevresinde yer edinmeye başladılar. Türklerin bir kısmı da Yahudiliği benimseyerek bu dine geçti.
Yavuz Sultan Selim'in annesinin Yahudi olduğuna işaret eden belirtiler ve belgeler bulunmaktadır. O dönemde Yahudiler, Osmanlı saraylarında yer edinmişlerdi. Kendi düşüncelerini sahte bir İslam maskesi altında gizleyen bu kişiler, Osmanlı padişahlarının etrafını sarmışlardı. Bu nedenle Osmanlı padişahlarının İran'daki Şiilere ve Araplara karşı yürüttükleri savaşlar, gerçekte Yahudilerin savaşlarıydı.
Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluş döneminde bile Yahudilerin rolü açıkça görülmektedir. İspanya'dan kaçan Yahudiler, Osmanlı padişahlarına sığınmışlardı. Osmanlı sarayında ekonomik işleri ellerinde tutuyor, devlet işlerini yürütüyorlardı. Böylelikle Yahudilerin bir kesimi imparatorluğun bütün işlerini yönetiyordu.
Türkiye'de İslam'ı hiç tanımayan büyük İslami tarikatlar ve gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar İslam'a son derece yüzeysel yaklaşmış ve doğal olarak İslam'ın özünden habersiz kalmışlardır. Bunlar İslam'ın başına bela olmuşlardır. İslam Peygamberi de bu tür gruplardan Yecüc ve Mecüc kavmi olarak söz etmiştir.
Şimdi dört yüz yıl boyunca Osmanlı egemenliği ve tahakkümü altında kalan Arap bölgelerinin başına neler geldiğine bakalım. Kuşkusuz kendilerine özgü bir medeniyete ve yaşam biçimine sahip olan Araplar, çöl bedevilerine dönüştürüldüler. Bu dört yüz yılın Araplara hiçbir yararı olmadı. Bu, küçümsenecek bir mesele değildir. Birkaç yüzyıl boyunca biriken sorunların üzerindeki tozu kaldırmak bile zordur.
Bunun yanı sıra, Siyonizmin saldırıları 1900 yılından sonra daha da yoğunlaşmıştır. 1886 yılında düzenlenen Osmanlı Kongresi'nde, dünyadaki Yahudilerin Türkiye Yahudileri aracılığıyla Filistin'e taşınmasına karar verilmişti. Yahudiler, Sultan Abdülhamid aracılığıyla yavaş yavaş Filistin'e yerleştirildiler.
Sultan Abdülhamid'in Siyonizme karşı olduğu söylenir. Ancak böyle bir iddia gerçeklerden uzaktır. Çünkü Yahudilere büyük yardımlarda bulunmuş ve Filistin'in birçok bölgesini para karşılığında onlara satmıştır.
Selanik'te toplanan Yahudilerin çoğu, bir süre sonra Türkleşti. Mason locaları çoğaldı ve İttihat ve Terakki adıyla bir parti kurdular. İttihat ve Terakki, İsrail kurulmadan önce faaliyet gösteren Masonik nitelikte bir partiydi. Mustafa Kemal Atatürk de bu Masonlardan biriydi.
Peki, bunlar ne yaptılar? Filistin topraklarını belirli gruplar için Yahudilere açtılar. Böylece Türkiye Cumhuriyeti de İsrail devletinin kuruluşunda kendi rolünü oynadı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Masonluk örgütündeki üyelik numarası 33'tü. O da İsraillilerin rolünü oynayan kişilerden biriydi. Bunlar İslam'ı bilinçli olarak parçalanmaya sürüklediler. Atatürk, gerçekte İslam'a ve onun özüne karşıydı.
Hatta izlediği politikaların sonuçlarını bütünüyle bildiğini gösteren, kendi imzasını taşıyan belgeler de bulunmaktadır. Siyonizmi desteklemek amacıyla her yönden kapsamlı bir saldırı başlattı.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu İslam'ı iki yönden zayıflattı. İslam, Osmanlı dönemine kıyasla daha da güç kaybetti. Türkiye'de Cumhuriyet dönemine geçildiğinde ise İslam, can çekişme ve yok oluş aşamasına girdi.
İslam'a karşı işlenen en büyük ihaneti Türkiye'nin hanesine yazabiliriz. İsrail devleti de bu şekilde kuruldu. İsrail, bölgede son derece etkili bir baskı aracıdır.
Türklerin yardımıyla Ortadoğu'da birçok devlet kuruldu. Bu devletler görünüşte İslam devletleridir; ancak gerçekte Siyonizm, Osmanlıcılık ve Kemalizm ideolojilerine hizmet etmektedirler. Avrupa ve Amerikan emperyalizmi de yaklaşık iki yüz yıldır bu devletleri desteklemektedir.”
Kaynak
Abdullah Öcalan, “Önderlik ve Halk” (رهبریت و خلق), Nebil el-Melhem ile söyleşi, s. 45 ve devamı. Farsça metinden Türkçeye çeviri.
Çeviri Notu
Paylaşılan Farsça metinde Mercidabık ve Ridaniye savaşlarının tarihleri 1571 olarak verilmiştir. Çeviride tarihsel olarak doğru yıllar parantez içinde belirtilmiştir: Çaldıran (1514), Mercidabık (1516) ve Ridaniye (1517).
Alıntıda Yahudiler, Masonluk, Osmanlı tarihi ve İsrail'in kuruluşuna ilişkin ileri sürülen iddialar Öcalan'a aittir ve tarihsel bir değer taşımamaktadır. Çeviri, Farsça metin esas alınarak hazırlanmış olup kitabın özgün baskısıyla karşılaştırılmamıştır.
Kîjan Vegotina Dîrokî ya Öcalan Rast e?
“Biratiya Tirk û Kurdan a Hezar Salî” an “Hevpeymaniya Tirk û Cihûyan”?
Werin em nîqaşên van mehên dawî yên li ser Yavuz Sultan Selim û Îdrîsê Bedlîsî bînin bîra xwe. Îro di gotara Öcalan de ev serdem, wekî yek ji bingehên dîrokî yên herî girîng ên qaşo “biratiya Tirk û Kurdan a hezar salî” tê pêşkêşkirin.
Lê belê Öcalan, di wan salên ku li Sûriyeyê bû de, heman serdem bi awayekî bi tevahî berovajî şîrove dikir. Serdema Yavuz Sultan Selim ne wekî destpêka biratiyekê, lê wekî destpêka paşveçûn û felaketên dîrokî yên neteweyên Kurd û Ereb dinirxand. Ji vê zêdetir, siyaseta Osmanî bi Cihûyan ve girê dida û ev serdem hema hema li ser “hevpeymaniyeke Tirk û Cihûyan” rave dikir.
Îro jî tê îddîakirin ku Öcalan ji bo parastina Komara Tirkiyeyê û têkoşîna li dijî Îsraîlê dewleta Kurd jî red dike, û armanca wî tenê “demokratîkkirina” Komara heyî ye.
Li vir nakokiyeke cidî heye: Öcalanê ku carekê Komara Tirkiyeyê bi lîstina rola diyarker di damezrandina Îsraîlê de û bi xizmetkirina Siyonîzmê tawanbar dikir, îro çawa dikare parastin û “demokratîkkirina” heman Komarê bixe navenda projeya xwe ya siyasî? Di raburdûyê de serdema Yavuz Sultan Selim ji bo Kurd û Ereban wekî pêvajoyeke paşveçûn û serdestiyê vedigot; îro çawa dibe ku heman mîrasa dîrokî bibe bingeha gotara “biratiya hezar salî”?
Bi kurtî, kîjan vegotina dîrokî ya Öcalan rast e? Rexneya wî ya li ser Osmanî û Komarê di salên Sûriyeyê de, an gotara wî ya îro ya “Komara hevpar” û “entegrasyona demokratîk”?
Pirsgirêk ne tenê guhertina dîtinan e. Dîtinên aktorên siyasî bê guman dikarin biguherin. Pirsgirêka esasî ew e ku ev herdu vegotinên dîrokî yên bi tevahî dijberî hev, bêyî ku xwerexneyeke cidî an hesabpirsîneke dîrokî were kirin, wekî “rastiyên naguhêr” ên heman rêberî tên pêşkêşkirin.
Nivîsa li jêr îddîayên giran ên Öcalan dihewîne ku wî di salên Sûriyeyê de li ser dîroka Osmanî, Atatürk, Masonîtiyê û avakirina Îsraîlê pêş xistine. Ev gotin ne wekî rastiyên dîrokî yên piştrastkirî, lê ji bo derxistina holê ya nakokiyên di navbera gotarên siyasî yên berê û yên îro yên Öcalan de tên neqilkirin.
Gotinên Abdullah Öcalan
“Dema ku em li dîroka Kurdistanê dinêrin, em dibînin ku serdema Yavuz Sultan Selim di vê dîrokê de qonaxeke girîng pêk tîne. Heta di dîroka Ereban de jî serdemeke girîng e. Rawestan û paşveçûna civakên Kurd û Ereb bi vê serdemê ve girêdayî ye. Bi rastî jî ev civak di şert û mercên îro de jî bi hev ve girêdayî ne.
Yavuz Sultan Selim bi Şerê Çaldîranê (1514) ket Kurdistanê, bi Şerê Merc Dabiqê (1516) ket Sûriyeyê û bi Şerê Rîdaniyeyê (1517) ket Misrê.
Di wê demê de padîşahên Osmanî ji aliyê mêtingeriyê ve li paş mabûn. Bi xuyanî Misilman bûn; lê di hundirê xwe de ramanên din hildigirtin. Cihûyên ku ji Spanyayê û herêmên Xezerê reviyabûn, bi demê re li dora padîşahên Osmanî cih girtin. Beşek ji Tirkan jî Cihûtî qebûl kir û derbasî vê olê bû.
Nîşan û belge hene ku destnîşan dikin diya Yavuz Sultan Selim Cihû bû. Di wê demê de Cihûyan li qesrên Osmanî cih girtibûn. Van kesên ku ramanên xwe li bin maskeyeke sexte ya Îslamê vedişartin, dora padîşahên Osmanî girtibûn. Ji ber vê yekê şerên ku padîşahên Osmanî li dijî Şîeyên Îranê û li dijî Ereban dimeşandin, di rastiyê de şerên Cihûyan bûn.
Di serdema damezrandina Împaratoriya Osmanî de jî rola Cihûyan bi zelalî tê dîtin. Cihûyên ku ji Spanyayê reviyabûn, xwe spartibûn padîşahên Osmanî. Di qesra Osmanî de karên aborî di destên xwe de digirtin û karên dewletê dimeşandin. Bi vî awayî beşek ji Cihûyan hemû karên împaratoriyê bi rê ve dibirin.
Li Tirkiyeyê terîqet û komên Îslamî yên mezin hene ku qet Îslamê nas nakin. Van koman bi awayekî gelekî serpêyî nêzî Îslamê bûne û bi awayekî xwezayî ji cewhera Îslamê bêxeber mane. Ev kom bûne bela serê Îslamê. Pêxemberê Îslamê jî behsa komên bi vî rengî wekî qewmê Yecûc û Mecûc kiriye.
Niha em binêrin ka çi hat serê herêmên Ereban ên ku çar sed salan di bin desthilatdarî û serdestiya Osmanî de man. Bêguman Ereb, ku xwedî şaristaniyet û şêwazeke jiyanê ya taybet bûn, kirin bedewiyên çolê. Van çar sed salan tu feyde negihand Ereban. Ev ne meseleyeke ku bê biçûkdîtin e. Rakirina tozê ji ser pirsgirêkên ku bi çend sedsalan kom bûne jî zehmet e.
Ji bilî vê, êrîşên Siyonîzmê piştî sala 1900î hîn zêdetir bûn. Di Kongreya Osmanî ya ku di sala 1886an de hat lidarxistin de, biryar hatibû dayîn ku Cihûyên cîhanê bi rêya Cihûyên Tirkiyeyê ber bi Filistînê ve bên veguhastin. Cihû bi rêya Sultan Ebdulhemîd gav bi gav li Filistînê hatin bicihkirin.
Tê gotin ku Sultan Ebdulhemîd li dijî Siyonîzmê bû. Lê belê îddîayeke wiha ji rastiyan dûr e. Ji ber ku wî alîkariyên mezin dan Cihûyan û gelek deverên Filistînê li hember pereyan firotin wan.
Piraniya Cihûyên ku li Selanîkê kom bûbûn, piştî demekê bûn Tirk. Lojeyên Masonan zêde bûn û wan bi navê Îttîhad û Teraqî partiyek ava kir. Îttîhad û Teraqî partiyeke bi xisleta Masonî bû ku beriya avakirina Îsraîlê çalakî dikir. Mustafa Kemal Atatürk jî yek ji van Masonan bû.
Baş e, van kesan çi kirin? Axa Filistînê ji bo hin koman li ber Cihûyan vekirin. Bi vî awayî Komara Tirkiyeyê jî di avakirina dewleta Îsraîlê de rola xwe lîst.
Hejmara endamtiya Mustafa Kemal Atatürk di rêxistina Masonîtiyê de 33 bû. Ew jî yek ji wan kesan bû ku rola Îsraîliyan dilîst. Van kesan bi zanebûn Îslam ber bi parçebûnê ve birin. Atatürk di rastiyê de li dijî Îslamê û cewhera wê bû.
Heta belgeyên bi îmzeya wî jî hene ku nîşan didin wî encamên siyasetên ku dimeşand bi tevahî dizanîn. Ji bo piştgiriya Siyonîzmê ji her alî ve êrîşeke berfireh da destpêkirin.
Avakirina Komara Tirkiyeyê Îslam ji du aliyan ve lawaz kir. Îslamê li gorî serdema Osmanî hîn bêtir hêz winda kir. Dema ku li Tirkiyeyê derbasî serdema Komarê bûn jî, Îslam ket qonaxa canketin û tunebûnê.
Em dikarin xiyaneta herî mezin a li dijî Îslamê hatiye kirin li ser hesabê Tirkiyeyê binivîsin. Dewleta Îsraîlê jî bi vî awayî hat avakirin. Îsraîl li herêmê amûreke zextê ya gelekî bi bandor e.
Bi alîkariya Tirkan li Rojhilata Navîn gelek dewlet hatin avakirin. Ev dewlet bi xuyanî dewletên Îslamî ne; lê di rastiyê de xizmeta îdeolojiyên Siyonîzm, Osmanîparêzî û Kemalîzmê dikin. Emperyalîzma Ewropî û Amerîkî jî nêzî du sed salan e piştgiriya van dewletan dike.”
Çavkanî
Abdullah Öcalan, “Rêbertî û Gel” (“Önderlik ve Halk”, رهبریت و خلق), hevpeyvîna bi Nebîl el-Melhem re, r. 45 û pê ve. Ji metna farisî bo tirkî hatiye wergerandin.
Nota Wergerê
Di metna farisî ya hatiye parvekirin de, salên şerên Merc Dabiq û Rîdaniyeyê wekî 1571 hatine dayîn. Di wergerê de salên rast ên dîrokî di nav kevanan de hatine nîşandan: Çaldîran (1514), Merc Dabiq (1516) û Rîdaniye (1517).
Îddîayên di vê jêgirtinê de yên derbarê Cihûyan, Masonîtiyê, dîroka Osmanî û avakirina Îsraîlê de hatine pêşxistin aîdî Öcalan in û tu nirxeke wan a dîrokî nîne. Werger li ser bingeha metna farisî hatiye amadekirin û bi çapa resen a pirtûkê re nehatiye berawirdkirin.
گێڕانەوەی مێژوویی ئۆجەلان کامیان ڕاستە؟
«برایەتیی هەزار ساڵەی تورک و کورد» یان «هاوپەیمانیی تورک و جوولەکە»؟
با ئەو مشتومڕانە بیر بهێنینەوە کە لە مانگەکانی ڕابردوودا لەسەر یاووز سوڵتان سەلیم و ئیدریسی بەدلیسی کران. ئەمڕۆ لە گوتاری ئۆجەلاندا، ئەم قۆناغە وەک یەکێک لە گرنگترین بنەما مێژووییەکانی ئەوەی پێی دەڵێن «برایەتیی هەزار ساڵەی تورک و کورد» پێشکەش دەکرێت.
لە کاتێکدا ئۆجەلان لەو ساڵانەی لە سووریا بوو، هەمان قۆناغی بە شێوازێکی تەواو پێچەوانە لێک دەدایەوە. سەردەمی یاووز سوڵتان سەلیمی وەک دەستپێکی برایەتی نەدەبینی، بەڵکو وەک دەستپێکی پاشەکشە و کارەساتە مێژووییەکانی نەتەوەی کورد و عەرەب هەڵیدەسەنگاند. زیاتر لەوەش، سیاسەتی عوسمانییەکانی بە جولەکەکانەوە دەبەستەوە و ئەم قۆناغەی بە جۆرێک لە «هاوپەیمانیی تورک و جولەکە» لێک دەدایەوە.
ئەمڕۆش ئیدیعا دەکرێت کە ئۆجەلان بۆ پاراستنی کۆماری تورکیا و خەبات دژی ئیسرائیل، تەنانەت دەوڵەتی کوردیش ڕەت دەکاتەوە و ئامانجی تەنیا «دیموکراتیزەکردنی» کۆماری ئێستایە.
ناکۆکییەکی جددی لە ئارادایە: ئۆجەلان کە ڕۆژێک لە ڕۆژان کۆماری تورکیای بەوە تۆمەتبار دەکرد کە ڕۆڵی یەکلاکەرەوەی لە دامەزراندنی ئیسرائیلدا هەبووە و خزمەتی زایۆنیزمی کردووە، چۆن ئەمڕۆ دەتوانێت پاراستن و «دیموکراتیزەکردنی» هەمان کۆمار بخاتە چەقی پڕۆژە سیاسییەکەی خۆیەوە؟ ئەو کە لە ڕابردوودا سەردەمی یاووز سوڵتان سەلیمی بۆ کورد و عەرەبەکان وەک قۆناغێکی پاشەکشە و دەسەڵاتسەپاندن دەگێڕایەوە، چۆن ئەمڕۆ هەمان میراتی مێژوویی دەبێتە بنەمای گوتاری «برایەتیی هەزار ساڵە»؟
بە کورتی، کام گێڕانەوەی مێژوویی ئۆجەلان ڕاستە؟ ڕەخنەکانی سەردەمی سووریای لە عوسمانی و کۆمار، یان گوتاری ئەمڕۆی «کۆماری هاوبەش» و «ئینتیگراسیۆنی دیموکراتی»؟
کێشەکە تەنها گۆڕینی ڕوانگە نییە. بێگومان ڕوانگەی ئەکتەرە سیاسییەکان دەکرێت بگۆڕێت. کێشەی سەرەکی ئەوەیە کە ئەم دوو گێڕانەوە مێژووییە دژبەیەکە، بەبێ ئەنجامدانی ڕەخنەی جددی لە خۆ یان یەکلاکردنەوەی مێژوویی، وەک «ڕاستییە نەگۆڕەکانی» هەمان سەرکردە پێشکەش دەکرێن.
ئەم دەقەی خوارەوە ئەو بانگەشە قورسانە لەخۆ دەگرێت کە ئۆجەلان لە ساڵانی مانەوەی لە سووریا سەبارەت بە مێژووی عوسمانی، ئەتاتورک، ماسۆنییەت و دامەزراندنی ئیسرائیل خستوونییە ڕوو. ئەم وتانە وەک ڕاستیی مێژوویی پشتڕاستکراو ناگوازرێنەوە، بەڵکو بە مەبەستی دەرخستنی ئەو ناکۆکییانە دەگوازرێنەوە کە لە نێوان گوتارە سیاسییەکانی ڕابردوو و ئێستای ئۆجەلاندا هەن.
وتەکانی عەبدوڵڵا ئۆجەلان
«کاتێک سەیری مێژووی کوردستان دەکەین، دەبینین کە سەردەمی یاووز سوڵتان سەلیم قۆناغێکی گرنگ لەم مێژووەدا پێکدەهێنێت. تەنانەت لە مێژووی عەرەبەکانیشدا قۆناغێکی گرنگە. سستبوون و پاشەکشەی کۆمەڵگاکانی کورد و عەرەب پەیوەندی بەم سەردەمەوە هەیە. بە ڕاستیش ئەم کۆمەڵگایانە لە دۆخی ئەمڕۆشدا بەیەکەوە بەستراونەتەوە.
یاووز سوڵتان سەلیم بە شەڕی چاڵدێران (١٥١٤) هاتە ناو کوردستان، بە شەڕی مەرج دابق (١٥١٦) هاتە ناو سووریا و بە شەڕی ڕەیدانییە (١٥١٧) هاتە ناو میسر.
لەو سەردەمەدا سوڵتانەکانی عوسمانی لە ڕووی کۆلۆنیالیزمەوە دواکەوتوو بوون. لە ڕواڵەتدا موسڵمان بوون، بەڵام لە ناخەوە بیری دیکەیان هەبوو. ئەو جوولەکانەی لە ئیسپانیا و ناوچەکانی خەزەر هەڵاتبوون، بە تێپەڕبوونی کات لە دەوروبەری سوڵتانەکانی عوسمانیدا جێگەی خۆیان کردەوە. بەشێک لە تورکەکانیش بوون بە جوولەکە و چوونە سەر ئەو ئایینە.
بەڵگە و نیشانەگەلێک هەن کە ئاماژە بەوە دەکەن دایکی یاووز سوڵتان سەلیم جوولەکە بووە. لەو سەردەمەدا جوولەکەکان لە کۆشکەکانی عوسمانیدا جێگەیان گرتبوو. ئەو کەسانە بیروبۆچوونەکانی خۆیان لەژێر ماسکی ساختەی ئیسلامدا دەشاردەوە و دەوروبەری سوڵتانەکانی عوسمانییان تەنیبوو. هەر بۆیە ئەو شەڕانەی سوڵتانەکانی عوسمانی دژی شیعەکانی ئێران و عەرەبەکان دەیانکرد، لە ڕاستیدا شەڕی جوولەکەکان بوو.
تەنانەت لە سەردەمی دامەزراندنی ئیمپراتۆریەتی عوسمانیدا ڕۆڵی جوولەکەکان بە ڕوونی دیارە. ئەو جوولەکانەی لە ئیسپانیا هەڵاتبوون، پەنایان بۆ سوڵتانەکانی عوسمانی بردبوو. لە کۆشکی عوسمانیدا کاروباری ئابوورییان بە دەستەوە بوو و کاروباری دەوڵەتیان بەڕێوە دەبرد. بەم شێوەیە بەشێک لە جوولەکەکان سەرجەم کاروباری ئیمپراتۆریەتەکەیان بەڕێوە دەبرد.
لە تورکیا کۆمەڵە و تەریقەتە ئیسلامییە گەورەکان هەن کە هەرگیز ئیسلامیان نەناسیوە. ئەم گرووپانە زۆر بە ڕووکەشی لە ئیسلام نزیک بوونەتەوە و بە سروشتی خۆیان لە ناوەڕۆکی ئیسلام بێ ئاگا ماونەتەوە. ئەمانە بوونەتە بەڵا بۆ سەر ئیسلام. پێغەمبەری ئیسلامیش لەم جۆرە گرووپانە وەک هۆزی یەئجووج و مەئجووج ناوی بردوون.
ئێستا با سەیری ئەوە بکەین کە بەسەر ناوچە عەرەبییەکاندا هات کە چوار سەد ساڵ لەژێر دەسەڵات و هەژموونی عوسمانیدا بوون. عەرەبەکان کە بێگومان شارستانییەت و شێوازی ژیانی تایبەت بە خۆیان هەبوو، کران بە بەدەویی بیابان. ئەم چوار سەد ساڵە هیچ سوودێکی بۆ عەرەبەکان نەبوو. ئەمە بابەتێک نییە کە بە کەم سەیر بکرێت. تەنانەت لابردنی تۆزی سەر ئەو کێشانەی کە لە ماوەی چەند سەدەیەکدا کۆبوونەتەوە، کارێکی سەختە.
لەگەڵ ئەمانەشدا، هێرشەکانی زایۆنیزم دوای ساڵی ١٩٠٠ چڕتر بوونەوە. لە کۆنگرەی عوسمانیدا کە لە ساڵی ١٨٨٦ بەڕێوەچوو، بڕیار درابوو جوولەکەکانی جیهان لە ڕێگەی جوولەکەکانی تورکیاوە بۆ فەلەستین بگوازرێنەوە. جوولەکەکان لە ڕێگەی سوڵتان عەبدولحەمیدەوە وردە وردە لە فەلەستین نیشتەجێ کران.
دەگوترێت سوڵتان عەبدولحەمید دژی زایۆنیزم بووە. بەڵام ئەم بانگەشەیە لە ڕاستییەوە دوورە. چونکە یارمەتی زۆری بە جوولەکەکان کردووە و زۆرێک لە ناوچەکانی فەلەستینی بەرامبەر بە پارە پێ فرۆشتوون.
زۆربەی ئەو جوولەکانەی لە سەلانیک کۆبوونەوە، دوای ماوەیەک بوون بە تورک. لۆژە ماسۆنییەکان زۆر بوون و پارتێکیان بە ناوی ئیتیحاد و تەرەقی دامەزراند. ئیتیحاد و تەرەقی پارتێکی خاوەن تایبەتمەندی ماسۆنی بوو کە پێش دامەزراندنی ئیسرائیل چالاک بوو. مستەفا کەمال ئەتاتورکیش یەکێک بوو لەو ماسۆنیانە.
باشە، ئەمانە چییان کرد؟ خاکی فەلەستینیان بۆ گرووپە دیاریکراوەکانی جوولەکە کردەوە. بەم شێوەیە کۆماری تورکیاش ڕۆڵی خۆی لە دامەزراندنی دەوڵەتی ئیسرائیلدا بینی.
ژمارەی ئەندامێتی مستەفا کەمال ئەتاتورک لە ڕێکخراوی ماسۆنیدا ٣٣ بوو. ئەویش یەکێک بوو لەو کەسانەی ڕۆڵی ئیسرائیلییەکانی دەبینی. ئەمانە بە ئەنقەست ئیسلامیان بەرەو پارچەبوون برد. ئەتاتورک لە ڕاستیدا دژی ئیسلام و ناوەڕۆکەکەی بوو.
تەنانەت بەڵگەنامەگەلێک بە واژۆی خۆی هەن کە نیشان دەدەن ئەو بە تەواوی ئاگاداری دەرەنجامی ئەو سیاسەتانە بووە کە پەیڕەوی کردوون. بە مەبەستی پشتگیریکردن لە زایۆنیزم، لە هەموو لایەکەوە هێرشێکی بەرفراوانی دەست پێ کرد.
دامەزراندنی کۆماری تورکیا ئیسلامی لە دوو ڕووەوە لاواز کرد. ئیسلام بە بەراورد بە سەردەمی عوسمانی، زیاتر هێزی لە دەست دا. کاتێکیش تورکیا چووە سەردەمی کۆمارییەوە، ئیسلام کەوتە قۆناغی گیانەڵا و لەناوچوون.
دەتوانین گەورەترین خیانەت کە بەرامبەر بە ئیسلام کراوە، بینووسینە ئەستۆی تورکیا. دەوڵەتی ئیسرائیلیش بەم شێوەیە دامەزرا. ئیسرائیل لە ناوچەکەدا ئامرازێکی زۆر کاریگەری فشارە.
بە یارمەتیی تورکەکان لە ڕۆژهەڵاتی ناوەڕاستدا چەندین دەوڵەت دامەزران. ئەم دەوڵەتانە لە ڕواڵەتدا دەوڵەتی ئیسلامین؛ بەڵام لە ڕاستیدا خزمەتی ئایدۆلۆژیای زایۆنیزم، عوسمانیگەری و کەمالیزم دەکەن. ئیمپریالیزمی ئەوروپا و ئەمریکاش نزیکەی دوو سەدەیە پشتیوانی لەم دەوڵەتانە دەکەن.»
سەرچاوە
عەبدوڵڵا ئۆجەلان، «ڕێبەرایەتی و گەل» (رهبریت و خلق)، وتووێژ لەگەڵ نەبیل ئەلمولحیم، ل. ٤٥ و دواتر. وەرگێڕان لە دەقی فارسییەوە بۆ تورکی.
تێبینیی وەرگێڕان
لەو دەقە فارسییەی هاوبەش کراوە، مێژووی شەڕەکانی مەرج دابق و ڕەیدانییە بە ١٥٧١ دانراوە. لە وەرگێڕانەکەدا ساڵە ڕاستە مێژووییەکان لە نێوان کەوانەدا دیاری کراون: چاڵدێران (١٥١٤)، مەرج دابق (١٥١٦) و ڕەیدانییە (١٥١٧).
ئەو بانگەشانەی لەم وەرگیراوەدا سەبارەت بە جوولەکەکان، ماسۆنییەت، مێژووی عوسمانی و دامەزراندنی ئیسرائیل کراون، هی ئۆجەلانن و بەهای مێژووییان نییە. وەرگێڕانەکە لەسەر بنەمای دەقی فارسی ئامادە کراوە و لەگەڵ چاپی ڕەسەنی کتێبەکەدا بەراورد نەکراوە.
Which of Öcalan’s Historical Narratives Is Correct?
The “Thousand-Year Turkish-Kurdish Brotherhood” or the “Turkish-Jewish Alliance”?
Let us recall the debates of recent months concerning Yavuz Sultan Selim and İdris-i Bitlisî (Îdrîsê Bedlîsî). Today, in Öcalan’s discourse, this period is presented as one of the most important historical foundations of the so-called “thousand-year Turkish-Kurdish brotherhood.”
Yet during the years he spent in Syria, Öcalan interpreted the same period in a diametrically opposite way. He regarded the era of Yavuz Sultan Selim not as the beginning of a brotherhood, but as the beginning of the decline and the historical catastrophes of the Kurdish and Arab nations. Moreover, he associated Ottoman politics with the Jews and explained this era, as it were, through a “Turkish-Jewish alliance.”
Today, however, it is claimed that Öcalan rejects even a Kurdish state for the sake of protecting the Republic of Turkey and fighting against Israel, and that his only aim is to “democratize” the existing Republic.
There is a serious contradiction here: how can Öcalan, who once accused the Republic of Turkey of playing a decisive role in the founding of Israel and of serving Zionism, today place the protection and “democratization” of that very Republic at the centre of his political project? Having once portrayed the era of Yavuz Sultan Selim as a process of decline and domination for the Kurds and the Arabs, how is it that today the same historical legacy becomes the basis of the “thousand-year brotherhood” discourse?
In short, which of Öcalan’s historical narratives is correct? His critique of the Ottomans and the Republic from his years in Syria, or today’s discourse of a “common Republic” and “democratic integration”?
The problem is not merely a change of views. The views of political actors can, of course, change. The real problem is that these two diametrically opposed historical narratives are presented as the “immutable truths” of the same leader, without any serious self-criticism or historical reckoning.
The following text contains the grave claims Öcalan made during his years in Syria about Ottoman history, Atatürk, Freemasonry and the founding of Israel. These statements are reproduced not as verified historical facts, but in order to expose the contradictions between Öcalan’s past and present political discourse.
Abdullah Öcalan's Words
“When we look at the history of Kurdistan, we see that the era of Yavuz Sultan Selim (Sultan Selim I) constitutes an important stage in this history. It is also an important period in the history of the Arabs. The stagnation and decline of Kurdish and Arab societies are linked to this period. Indeed, these societies remain bound to one another under today’s conditions as well.
Yavuz Sultan Selim entered Kurdistan with the Battle of Çaldıran (1514), Syria with the Battle of Marj Dabiq (1516) and Egypt with the Battle of Ridaniya (1517).
At that time the Ottoman sultans had fallen behind in terms of colonialism. Outwardly they were Muslims, but inwardly they harboured other ideas. Jews fleeing from Spain and the Khazar lands gradually began to establish themselves in the circles around the Ottoman sultans. Some of the Turks also embraced Judaism and converted to that religion.
There are signs and documents indicating that Yavuz Sultan Selim’s mother was Jewish. At that time Jews had established themselves in the Ottoman palaces. These people, who hid their own ideas behind a false mask of Islam, surrounded the Ottoman sultans. For this reason, the wars that the Ottoman sultans waged against the Shiites in Iran and against the Arabs were in reality the wars of the Jews.
The role of the Jews is clearly visible even in the founding period of the Ottoman Empire. Jews fleeing from Spain had taken refuge with the Ottoman sultans. They held economic affairs in their hands in the Ottoman palace and ran the affairs of state. In this way, a segment of the Jews managed all the affairs of the empire.
In Turkey there are large Islamic orders and groups that do not know Islam at all. These groups have approached Islam in an extremely superficial way and have naturally remained ignorant of its essence. They have become a scourge upon Islam. The Prophet of Islam, too, spoke of such groups as the people of Gog and Magog.
Now let us look at what befell the Arab regions that remained under Ottoman rule and domination for four hundred years. The Arabs, who undoubtedly had a civilization and way of life of their own, were turned into desert Bedouins. These four hundred years brought the Arabs no benefit whatsoever. This is not a matter to be underestimated. Even removing the dust from the problems accumulated over several centuries is difficult.
In addition, the attacks of Zionism intensified further after 1900. At the Ottoman Congress held in 1886, it was decided that the world’s Jews would be moved to Palestine through the Jews of Turkey. Through Sultan Abdulhamid II, the Jews were gradually settled in Palestine.
It is said that Sultan Abdulhamid II was opposed to Zionism. However, such a claim is far from the truth, because he gave the Jews great assistance and sold them many parts of Palestine for money.
Most of the Jews who gathered in Salonica became Turkified after a while. Masonic lodges multiplied, and they founded a party under the name of Union and Progress. The Committee of Union and Progress was a party of a Masonic character that was active before Israel was founded. Mustafa Kemal Atatürk was also one of these Masons.
So what did they do? They opened the lands of Palestine to the Jews for certain groups. In this way, the Republic of Turkey, too, played its part in the founding of the State of Israel.
Mustafa Kemal Atatürk’s membership number in the Masonic organization was 33. He, too, was one of those who played the Israelis’ role. They deliberately drove Islam towards fragmentation. Atatürk was, in reality, opposed to Islam and to its essence.
There are even documents bearing his own signature which show that he was fully aware of the consequences of the policies he pursued. He launched a comprehensive attack on all fronts in order to support Zionism.
The founding of the Republic of Turkey weakened Islam in two respects. Islam lost even more strength than it had in the Ottoman period. And when Turkey passed into the Republican era, Islam entered a stage of death throes and extinction.
We can lay the greatest betrayal ever committed against Islam at Turkey’s door. The State of Israel, too, was founded in this way. Israel is an extremely effective instrument of pressure in the region.
Many states were founded in the Middle East with the help of the Turks. Outwardly these states are Islamic states, but in reality they serve the ideologies of Zionism, Ottomanism and Kemalism. European and American imperialism, too, has been supporting these states for nearly two hundred years.”
Source
Abdullah Öcalan, “Önderlik ve Halk” (“Leadership and the People”; رهبریت و خلق), interview with Nebil el-Melhem (Nabil al-Mulhim), p. 45 ff. Translated into Turkish from the Persian text.
Translation Note
In the Persian text that was shared, the dates of the battles of Marj Dabiq and Ridaniya are given as 1571. In the translation, the historically correct years are given in parentheses: Çaldıran (1514), Marj Dabiq (1516) and Ridaniya (1517).
The claims made in the excerpt concerning the Jews, Freemasonry, Ottoman history and the founding of Israel belong to Öcalan and have no historical value. The translation was prepared on the basis of the Persian text and has not been compared with the original edition of the book.
کدام روایت تاریخی اوجالان درست است؟
«برادری هزارسالهٔ ترک و کرد» یا «اتحاد ترک و یهود»؟
بیایید بحثهایی را که در ماههای اخیر دربارهٔ یاووز سلطان سلیم و ادریس بدلیسی جریان داشت به یاد آوریم. امروز در گفتار اوجالان، این دوره بهعنوان یکی از مهمترین پشتوانههای تاریخیِ بهاصطلاح «برادری هزارسالهٔ ترک و کرد» عرضه میشود.
اما اوجالان در سالهایی که در سوریه بود، همین دوره را به شکلی کاملاً متضاد تفسیر میکرد. او دورهٔ یاووز سلطان سلیم را نه آغاز یک برادری، بلکه آغاز پسرفت و فجایع تاریخی ملتهای کرد و عرب میدانست. افزون بر این، سیاست عثمانی را با یهودیان پیوند میداد و این دوره را گویی از رهگذر یک «اتحاد ترک و یهود» توضیح میداد.
اما امروز ادعا میشود که اوجالان به نام حفظ جمهوری ترکیه و مبارزه با اسرائیل حتی دولت کردی را رد میکند و هدفش تنها «دموکراتیککردن» جمهوری موجود است.
در اینجا تناقضی جدی در کار است: اوجالان، که زمانی جمهوری ترکیه را به ایفای نقشی تعیینکننده در تأسیس اسرائیل و خدمت به صهیونیسم متهم میکرد، امروز چگونه میتواند حفظ و «دموکراتیککردن» همین جمهوری را در کانون پروژهٔ سیاسی خود قرار دهد؟ او که در گذشته دورهٔ یاووز سلطان سلیم را برای کردها و عربها روند پسرفت و سلطه توصیف میکرد، امروز چگونه همین میراث تاریخی به پشتوانهٔ گفتار «برادری هزارساله» بدل میشود؟
بهطور خلاصه، کدام روایت تاریخی اوجالان درست است؟ نقد عثمانی و جمهوری در سالهای سوریه، یا گفتار امروزین «جمهوری مشترک» و «ادغام دموکراتیک»؟
مسئله تنها تغییر دیدگاه نیست. دیدگاههای کنشگران سیاسی بیگمان میتواند تغییر کند. مسئلهٔ اصلی این است که این دو روایت تاریخیِ کاملاً متضاد، بیآنکه خودانتقادی جدی یا تسویهحسابی تاریخی صورت گیرد، بهعنوان «حقایق تغییرناپذیر» یک رهبر واحد عرضه میشوند.
متن زیر دربرگیرندهٔ ادعاهای سنگینی است که اوجالان در سالهای سوریه دربارهٔ تاریخ عثمانی، آتاتورک، فراماسونری و تأسیس اسرائیل مطرح کرده است. این گفتهها نه بهعنوان حقایق تاریخیِ اثباتشده، بلکه برای نشان دادن تناقضهای میان گفتارهای سیاسی گذشته و امروز اوجالان نقل میشوند.
سخنان عبدالله اوجالان
«وقتی به تاریخ کردستان نگاه میکنیم، میبینیم که دورهٔ یاووز سلطان سلیم مرحلهٔ مهمی در این تاریخ است. حتی در تاریخ عربها نیز دورهٔ مهمی به شمار میرود. رکود و پسرفت جوامع کرد و عرب با این دوره پیوند دارد. چنانکه این جوامع در شرایط امروز نیز به یکدیگر وابستهاند.
یاووز سلطان سلیم با نبرد چالدران (۱۵۱۴) وارد کردستان، با نبرد مرج دابق (۱۵۱۶) وارد سوریه و با نبرد ریدانیه (۱۵۱۷) وارد مصر شد.
در آن دوران سلاطین عثمانی از نظر استعمارگری عقب مانده بودند. در ظاهر مسلمان بودند، اما در باطن اندیشههای دیگری در سر داشتند. یهودیانی که از اسپانیا و مناطق خزر گریخته بودند، بهتدریج در پیرامون سلاطین عثمانی جای گرفتند. بخشی از ترکها نیز یهودیت را پذیرفتند و به این دین گرویدند.
نشانهها و اسنادی وجود دارد که حاکی از یهودی بودن مادر یاووز سلطان سلیم است. در آن دوران یهودیان در دربارهای عثمانی جای گرفته بودند. این افراد که اندیشههای خود را زیر نقاب دروغین اسلام پنهان میکردند، سلاطین عثمانی را احاطه کرده بودند. از همین رو، جنگهایی که سلاطین عثمانی علیه شیعیان ایران و عربها به راه انداختند، در حقیقت جنگهای یهودیان بود.
نقش یهودیان حتی در دورهٔ تأسیس امپراتوری عثمانی بهروشنی دیده میشود. یهودیانی که از اسپانیا گریخته بودند، به سلاطین عثمانی پناه آورده بودند. آنان امور اقتصادی دربار عثمانی را در دست داشتند و کارهای دولت را پیش میبردند. بدینسان بخشی از یهودیان همهٔ امور امپراتوری را اداره میکردند.
در ترکیه فرقهها و گروههای بزرگ اسلامیای هستند که اسلام را اصلاً نمیشناسند. این گروهها با اسلام بسیار سطحی برخورد کردهاند و طبعاً از جوهر اسلام بیخبر ماندهاند. اینان بلای جان اسلام شدهاند. پیامبر اسلام نیز از چنین گروههایی با عنوان قوم یأجوج و مأجوج یاد کرده است.
اکنون ببینیم بر سر مناطق عربنشینی که چهارصد سال زیر سلطه و چیرگی عثمانی ماندند چه آمد. بیگمان عربها که تمدن و شیوهٔ زندگی ویژهٔ خود را داشتند، به بادیهنشینان صحرا بدل شدند. این چهارصد سال هیچ سودی برای عربها نداشت. این مسئلهای نیست که بتوان آن را کوچک شمرد. حتی زدودن غبار از روی مشکلاتی که طی چند قرن انباشته شده، دشوار است.
افزون بر این، حملات صهیونیسم پس از سال ۱۹۰۰ شدت بیشتری یافت. در کنگرهٔ عثمانی که در سال ۱۸۸۶ برگزار شد، تصمیم گرفته شده بود که یهودیان جهان از طریق یهودیان ترکیه به فلسطین منتقل شوند. یهودیان به دست سلطان عبدالحمید اندکاندک در فلسطین اسکان داده شدند.
گفته میشود سلطان عبدالحمید مخالف صهیونیسم بوده است. اما چنین ادعایی از واقعیت به دور است؛ زیرا او به یهودیان کمکهای بزرگی کرد و بسیاری از مناطق فلسطین را در ازای پول به آنان فروخت.
بیشتر یهودیانی که در سالونیک گرد آمده بودند، پس از مدتی ترک شدند. لژهای ماسونی افزایش یافت و حزبی به نام اتحاد و ترقی تأسیس کردند. اتحاد و ترقی حزبی با ماهیت ماسونی بود که پیش از تأسیس اسرائیل فعالیت میکرد. مصطفی کمال آتاتورک نیز یکی از همین ماسونها بود.
خب، اینان چه کردند؟ سرزمینهای فلسطین را برای گروههایی معین به روی یهودیان گشودند. بدینسان جمهوری ترکیه نیز نقش خود را در تأسیس دولت اسرائیل ایفا کرد.
شمارهٔ عضویت مصطفی کمال آتاتورک در سازمان فراماسونری ۳۳ بود. او نیز از کسانی بود که نقش اسرائیلیها را بازی میکردند. اینان آگاهانه اسلام را به سوی تجزیه کشاندند. آتاتورک در حقیقت با اسلام و جوهر آن مخالف بود.
حتی اسنادی با امضای خود او وجود دارد که نشان میدهد از پیامدهای سیاستهایش بهطور کامل آگاه بوده است. او برای پشتیبانی از صهیونیسم حملهای همهجانبه از هر سو آغاز کرد.
تأسیس جمهوری ترکیه اسلام را از دو جهت تضعیف کرد. اسلام در مقایسه با دورهٔ عثمانی باز هم بیشتر توان خود را از دست داد. و هنگامی که ترکیه به دورهٔ جمهوری گذر کرد، اسلام وارد مرحلهٔ احتضار و نابودی شد.
بزرگترین خیانتی را که علیه اسلام صورت گرفته، میتوانیم به حساب ترکیه بنویسیم. دولت اسرائیل نیز به همین شکل تأسیس شد. اسرائیل در منطقه ابزار فشار بسیار مؤثری است.
با کمک ترکها دولتهای بسیاری در خاورمیانه تأسیس شد. این دولتها در ظاهر دولتهای اسلامیاند، اما در حقیقت در خدمت ایدئولوژیهای صهیونیسم، عثمانیگرایی و کمالیسم هستند. امپریالیسم اروپایی و آمریکایی نیز نزدیک به دویست سال است که از این دولتها پشتیبانی میکند.»
منبع
عبدالله اوجالان، «رهبری و خلق» (رهبریت و خلق)، گفتوگو با نبیل الملحم، ص. ۴۵ به بعد. ترجمه از متن فارسی به ترکی.
یادداشت ترجمه
در متن فارسیِ به اشتراک گذاشتهشده، تاریخ نبردهای مرج دابق و ریدانیه ۱۵۷۱ ذکر شده است. در ترجمه، سالهای درست تاریخی در پرانتز آمده است: چالدران (۱۵۱۴)، مرج دابق (۱۵۱۶) و ریدانیه (۱۵۱۷).
ادعاهای مطرحشده در این نقلقول دربارهٔ یهودیان، فراماسونری، تاریخ عثمانی و تأسیس اسرائیل از آنِ اوجالان است و هیچ ارزش تاریخی ندارد. این ترجمه بر پایهٔ متن فارسی تهیه شده و با چاپ اصلی کتاب مقابله نشده است.
أيّ رواية تاريخية لأوجلان هي الصحيحة؟
«الأخوّة التركية-الكردية الممتدة ألف عام» أم «التحالف التركي-اليهودي»؟
لنتذكّر النقاشات التي دارت في الأشهر الأخيرة حول السلطان سليم الأول (ياووز) وإدريس البدليسي. فهذه الحقبة تُقدَّم اليوم في خطاب أوجلان على أنها أحد أهمّ الأسس التاريخية لما يُسمّى «الأخوّة التركية-الكردية الممتدة ألف عام».
غير أن أوجلان، في السنوات التي قضاها في سوريا، كان يفسّر الحقبة نفسها تفسيرًا مناقضًا تمامًا. فلم يكن يرى في عهد السلطان سليم الأول بدايةً لأخوّةٍ ما، بل بدايةً لتراجع الأمتين الكردية والعربية وكوارثهما التاريخية. بل أكثر من ذلك، كان يربط السياسة العثمانية باليهود ويفسّر هذه الحقبة وكأنها قائمة على «تحالف تركي-يهودي».
أما اليوم فيُقال إن أوجلان رفض حتى الدولة الكردية من أجل حماية الجمهورية التركية والنضال ضد إسرائيل، وإن هدفه يقتصر على «دمقرطة» الجمهورية القائمة.
ثمة تناقض جدّي هنا: كيف يستطيع أوجلان، الذي اتّهم الجمهورية التركية ذات يوم بأداء دور حاسم في تأسيس إسرائيل وبخدمة الصهيونية، أن يضع اليوم حماية هذه الجمهورية نفسها و«دمقرطتها» في صميم مشروعه السياسي؟ وبينما كان يصف في الماضي عهد السلطان سليم الأول بأنه مرحلة تراجع وهيمنة بالنسبة إلى الكرد والعرب، كيف يتحوّل الإرث التاريخي نفسه اليوم إلى ركيزة لخطاب «الأخوّة الممتدة ألف عام»؟
باختصار، أيّ رواية تاريخية لأوجلان هي الصحيحة؟ أهي نقده للدولة العثمانية وللجمهورية في سنوات سوريا، أم خطاب «الجمهورية المشتركة» و«الاندماج الديمقراطي» الذي يتبنّاه اليوم؟
المشكلة ليست مجرد تغيير في الرأي، فآراء الفاعلين السياسيين قد تتغيّر بطبيعة الحال. المشكلة الحقيقية هي أن تُقدَّم هاتان الروايتان التاريخيتان المتناقضتان تمامًا، من دون نقد ذاتي جادّ أو مراجعة تاريخية، بوصفهما «حقائق ثابتة» للزعيم نفسه.
يتضمّن النص التالي الادعاءات الخطيرة التي طرحها أوجلان في سنوات سوريا حول التاريخ العثماني وأتاتورك والماسونية وتأسيس إسرائيل. ولا تُنقل هذه الأقوال بوصفها حقائق تاريخية مثبتة، بل بهدف إظهار التناقضات بين خطاب أوجلان السياسي في الماضي وخطابه اليوم.
أقوال عبد الله أوجلان
«حين ننظر إلى تاريخ كردستان، نرى أن عهد السلطان سليم الأول (ياووز) شكّل مرحلة مهمة في هذا التاريخ. بل إنه مرحلة مهمة في تاريخ العرب أيضًا. فركود المجتمعين الكردي والعربي وتراجعهما مرتبطان بهذه المرحلة. والواقع أن هذين المجتمعين ما زالا مرتبطين أحدهما بالآخر في ظروف اليوم.
لقد دخل السلطان سليم الأول كردستان بمعركة جالديران (1514)، وسوريا بمعركة مرج دابق (1516)، ومصر بمعركة الريدانية (1517).
في ذلك العهد كان السلاطين العثمانيون متأخرين من حيث الاستعمار. كانوا مسلمين في الظاهر، لكنهم كانوا يُضمرون أفكارًا أخرى. واليهود الفارّون من إسبانيا ومن بلاد الخزر بدأوا مع الوقت يحتلّون مكانًا في محيط السلاطين العثمانيين. كما أن قسمًا من الأتراك اعتنق اليهودية وتحوّل إلى هذا الدين.
هناك دلائل ووثائق تشير إلى أن والدة السلطان سليم الأول كانت يهودية. ففي ذلك العهد كان اليهود قد احتلّوا مكانًا في القصور العثمانية. وهؤلاء الذين أخفوا أفكارهم تحت قناع إسلام زائف كانوا يحيطون بالسلاطين العثمانيين. ولذلك فإن الحروب التي خاضها السلاطين العثمانيون ضد الشيعة في إيران وضد العرب كانت في الحقيقة حروب اليهود.
بل إن دور اليهود يظهر بوضوح حتى في مرحلة تأسيس الإمبراطورية العثمانية. فاليهود الفارّون من إسبانيا لجأوا إلى السلاطين العثمانيين، وكانوا يمسكون بزمام الشؤون الاقتصادية في القصر العثماني ويديرون شؤون الدولة. وهكذا كانت فئة من اليهود تدير جميع شؤون الإمبراطورية.
في تركيا طرق وجماعات إسلامية كبيرة لا تعرف الإسلام إطلاقًا. لقد تعاملت هذه الجماعات مع الإسلام تعاملًا سطحيًا للغاية، فظلّت بطبيعة الحال جاهلة بجوهره. وقد صارت هذه الجماعات بلاءً على الإسلام. وقد ذكر نبيّ الإسلام هذا النوع من الجماعات باسم قوم يأجوج ومأجوج.
لننظر الآن إلى ما حلّ بالمناطق العربية التي بقيت أربعمئة عام تحت السيادة والهيمنة العثمانية. لا شك أن العرب، الذين كانت لهم حضارة ونمط حياة خاصّان بهم، حُوِّلوا إلى بدو في الصحراء. ولم تعُد هذه القرون الأربعة على العرب بأيّ نفع. وهذه ليست مسألة يُستهان بها؛ فحتى نفض الغبار عن المشكلات المتراكمة عبر عدة قرون أمر عسير.
وفضلًا عن ذلك، اشتدّت هجمات الصهيونية بعد عام 1900. ففي المؤتمر العثماني الذي عُقد عام 1886 تقرّر نقل يهود العالم إلى فلسطين عن طريق يهود تركيا. وقد جرى توطين اليهود في فلسطين شيئًا فشيئًا عن طريق السلطان عبد الحميد الثاني.
يُقال إن السلطان عبد الحميد كان معاديًا للصهيونية، لكن هذا الادعاء بعيد عن الحقيقة؛ لأنه قدّم لليهود مساعدات كبيرة وباعهم كثيرًا من مناطق فلسطين مقابل المال.
وأغلب اليهود الذين تجمّعوا في سالونيك تتركوا بعد مدة. فتكاثرت المحافل الماسونية وأسّسوا حزبًا باسم «جمعية الاتحاد والترقي». وكانت جمعية الاتحاد والترقي حزبًا ذا طابع ماسوني نشط قبل قيام إسرائيل. وكان مصطفى كمال أتاتورك أيضًا واحدًا من هؤلاء الماسونيين.
فماذا فعل هؤلاء؟ لقد فتحوا أراضي فلسطين لليهود لصالح جماعات معيّنة. وهكذا أدّت الجمهورية التركية هي الأخرى دورها في تأسيس دولة إسرائيل.
كان رقم عضوية مصطفى كمال أتاتورك في التنظيم الماسوني 33. وكان هو أيضًا من الذين أدّوا دور الإسرائيليين. لقد دفع هؤلاء الإسلام عن وعي نحو التمزّق. فأتاتورك كان في الحقيقة معاديًا للإسلام ولجوهره.
بل توجد وثائق تحمل توقيعه تُثبت أنه كان يعلم تمامًا نتائج السياسات التي انتهجها. وقد شنّ هجومًا شاملًا من كل الجهات بهدف دعم الصهيونية.
لقد أضعف تأسيس الجمهورية التركية الإسلام من ناحيتين. فقد فقد الإسلام مزيدًا من قوته مقارنةً بالعهد العثماني. ولمّا انتقلت تركيا إلى عهد الجمهورية دخل الإسلام مرحلة الاحتضار والزوال.
يمكننا أن نسجّل أكبر خيانة ارتُكبت بحق الإسلام في سجلّ تركيا. وهكذا أيضًا تأسست دولة إسرائيل. وإسرائيل أداة ضغط بالغة الفعالية في المنطقة.
وبمساعدة الأتراك أُقيمت دول كثيرة في الشرق الأوسط. هذه الدول إسلامية في الظاهر، لكنها في الحقيقة تخدم أيديولوجيات الصهيونية والعثمانية والكمالية. كما أن الإمبريالية الأوروبية والأمريكية تدعم هذه الدول منذ نحو مئتي عام.»
المصدر
عبد الله أوجلان، «القيادة والشعب» (رهبریت و خلق)، حوار مع نبيل الملحم، ص 45 وما بعدها. ترجمة من النص الفارسي إلى التركية.
ملاحظة الترجمة
وردت تواريخ معركتَي مرج دابق والريدانية في النص الفارسي المتداول على أنها 1571. وقد أُثبتت في الترجمة السنوات الصحيحة تاريخيًا بين قوسين: جالديران (1514)، ومرج دابق (1516)، والريدانية (1517).
الادعاءات الواردة في الاقتباس بشأن اليهود والماسونية والتاريخ العثماني وتأسيس إسرائيل تعود إلى أوجلان، ولا تحمل أي قيمة تاريخية. وقد أُعدّت الترجمة استنادًا إلى النص الفارسي، ولم تُقارَن بالطبعة الأصلية للكتاب.